İKÇÜ'nün baklava ve hilal şeklindeki su hasadı toprak nemini 2 katın üzerinde artırdı
İKÇÜ'de 3 yıldır süren projede, baklava ve hilal şeklindeki su hasadı toprak nemini 2 katın üzerinde artırdı, fidan gelişimini hızlandırdı. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen çalışmada Nisan-Ekim arasında 2 kat daha fazla su tutuldu.
İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen öncülüğünde 3 yıldır yürütülen, yağmur suyunu toprakta tutan 'baklava' ve 'hilal' şeklindeki su hasadı yöntemlerinin, geleneksel dikim yöntemlerine göre toprak nemini 2 katın üzerinde artırdığı ve fidanların gelişimini hızlandırdığı belirlendi.
İKÇÜ Orman Fakültesi ile İzmir Orman Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Eşen, 'su hasadı' yöntemleriyle, iklim değişikliklerinden doğan kuraklık etkilerini azaltmaya yönelik hazırladıkları Ar- Ge projesi ile geleneksel yöntemlere göre toprağın iki kat daha fazla nem tuttuğunu belirtti. Çalışmanın 3 yıldır devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Eşen, su hasadı yönteminin, normal çukurlara fidan dikilen geleneksel yöntemlere göre 2 kattan daha fazla toprak nemi tuttuğunu ve fidanların 2 kattan fazla büyüme hızının olduğunu söyledi. Prof. Dr. Eşen, "Baklava ve hilal şeklinde olan su hasadı yöntemleri, yağan yağmurun, özellikle eğimli sahalarda hızla, toprağa süzülmeden ve depo edilemeden, toprak boyunca akarak sahayı terk etmesini engellemek için tasarlanmış bir sistem. Yüzyıllardan beri çeşitli medeniyetler tarafından bu yöntemin versiyonları kullanılmış. Biz bunları sistematik ve bilimsel bir açıdan yeniden hayata geçirmeyi amaçladık. Böylece küresel iklim değişiklikleriyle beraber orman yangınları, uzun süren şiddetli kuraklık, sıcak, dalgaları gibi sorunların yanı sıra ani ve bardaktan boşanırcasına yağışlar ile yaşanan sel sorunlarının etkilerini azaltmaya çalıştık" dedi.
'KURAKLIĞIN ETKİSİNİ ERTELEMİŞ OLUYORUZ'
Su hasadının, yağmurun yağdığı toprak üzerinde geometrik şekiller kurarak yapıldığını belirten Prof. Dr. Eşen, "Toprak setleriyle beraber bir nevi mikro havuzlar oluşturuyoruz. Bunlar hilal ve baklava dilimi şeklinde olabiliyor. Bu sistemler yağan yağmurun, akıp gitmesine engel olarak mikro havuzlarda tutuyor. Böylece su, kaybolup gitmeden süzülerek toprağın nemini arttırıyor ve nemi hasat etmiş oluyoruz. 'Yağmur hasadı' ya da 'su hasadı' buradan geliyor. Dolayısıyla bu yapılar içerisinde diktiğimiz fidanlar, daha fazla toprak nemi buluyor. Kuraklığın etkisini ertelemiş oluyoruz. Ağaç yetiştirmenin zor olduğu alanlarda dahi fidanların yaşama oranlarını arttırıyor ve büyümelerini hızlandırıyor. Bu yapılar aynı zamanda sonbahar geldiği zaman gelen yağışlarla beraber sistemin tekrar yağmurla şarj edilmesini hızlandırıyor. Geleneksel sistemlere yani normal çukur dikerek fidan dikilen yöntemlere göre iki kattan daha fazla toprak nemine, fidan büyümesinde ve yaşamasında başarı görüyoruz. Yağışların ardından su hasadı yönteminin uygulandığı ve geleneksel yöntemlerin uygulandığı alandan örnekler alarak incelediğimizde Nisan- Ekim ayları arasında 2 kat daha fazla suyun kaldığını görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.
'TOPRAK NEM İÇERİĞİNDE 2 KATA YAKIN VERİM ALMAMIZ BÜYÜK BİR BAŞARI'
İKÇÜ Orman Fakültesi'nde araştırma görevlisi Muhammed Ali Aydın ise "Projemiz aynı zamanda doktora tez çalışmam kapsamında yürütüyorum. 3 yıl boyunca her yıl belli aralıklarla periyodik ölçümler yapıyoruz. Bu ölçümler kapsamında fidan çapı, fidan boyu, fidan yaşam oranı, gürbüzlük indeksi ve en önemli aldığımız verilerden birisi de her ayın 15'inde toprak nem içeriğini tespit ettik. Bu veriler ışığında 3'üncü yılında olmamıza rağmen toprak nem içeriğinde 2 kata yakın verim almamız bizim için büyük bir başarı gösteriyor" diye konuştu.