Kredi Kartı Borçlarında Azalma

Son Güncelleme:

Merkez Bankası raporuna göre, bireysel kredi kartı borç oranı %26'ya geriledi.

(ANKARA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Finansal İstikrar Raporu'nda, bireysel kredi kartı borçlarına yönelik yapılandırma adımlarının ardından gecikmeye düşen bireysel kredi kartlarının borç oranında azalış eğilimi görüldüğü belirtilirken, ödemesi geciken toplam bireysel kredi kartı borç oranının yüzde 26 seviyesine gerilediği ancak tarihsel ortalamanın üzerinde kaldığı ifade edildi. Raporda ayrıca, yeni hesap açılışları ve yenilemelerin sonlandırılması sonrası Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının 1,5 milyar TL seviyesine kadar düştüğü kaydedildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), küresel ve yerel finansal piyasalardaki son gelişmeleri, makroekonomik dengeleri ve bankacılık sektörünün genel yapısını ele alan yılın ilk Finansal İstikrar Raporu'nu yayımladı.

Raporda, küresel ekonomik görünüm ve uluslararası piyasalardaki borçluluk durumuna ilişkin değerlendirmede, gelişmiş ülkelerdeki kamu borçlarının sürdürülebilirliğine dair duyulan endişeler ve enflasyon yapısındaki bozulmalar nedeniyle devlet tahvili faizlerinin yüksek düzeyde kaldığı aktarıldı. Küresel finansa ilişkin raporda, şu tespitlere yer verildi:

"Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelere bağlı olarak emtia fiyatları yükselmiş ve küresel enflasyon görünümünde belirsizlik artmıştır. Gelişmiş ülkelerde (GÜ) kamu borcunun sürdürülebilirliğine dair endişeler ve enflasyon görünümüne ilişkin bozulmaya bağlı olarak GÜ devlet tahvil faizleri yüksek seyretmiştir. Enerji piyasalarındaki belirsizliğin sürmesi ve gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) dış finansmana yönelik kırılganlıkları nedeniyle GOÜ devlet tahvil faizleri tarihsel ortalamasının üzerine çıkmıştır. GOÜ'lere yönelik fon akımları küresel enflasyon görünümüne ve risk iştahındaki dalgalanmalara karşı duyarlı olmaya devam etmektedir."

"KREDİ KOMPOZİSYONU TÜRK LİRASI LEHİNE GELİŞMEKTEDİR"

Raporda, toplam kredi büyümesinin önceki rapor dönemine kıyasla güçlü seyrini koruduğu ancak devreye alınan ilave makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle kredi kompozisyonunun değiştiği belirtildi.

Fonlama maliyetlerinin artmasıyla ticari ve bireysel kredi faiz oranlarında yukarı yönlü hareket izlendiği kaydedilen raporda, "TL ticari kredi büyümesindeki güçlü seyrin ve yabancı para (YP) kredi büyümesindeki düşük seviyenin etkisiyle kredi kompozisyonu Türk lirası (TL) lehine gelişmektedir. Bireysel kredilere yönelik alınan ilave makroihtiyati tedbirlerle bireysel kredi kartı (BKK) ve kredili mevduat hesabı (KMH) büyümesi yavaşlamıştır. Bankacılık sektörünün aktif kalitesi görünümü sınırlı bir bozulmaya işaret ederken bireysel kredilerde risk artışı yavaşlamıştır. Bu gelişmede ihtiyaç kredisi ve bireysel kredi kartına (BKK) yönelik yapılandırma düzenlemelerinin önemli etkisi olmuştur" denildi.

Raporda ayrıca, KOBİ kredilerinde tahsili gecikmiş alacak (TGA) oranlarının artış eğilimini koruduğu, ancak ticari kredilerin genel risk görünümünün bireysel kredilerden olumlu yönde ayrıştığı, yeni TGA ilavelerinde yavaşlama olurken TGA'dan yapılan tahsilatların ise bir miktar arttığı ifade edildi.

"REEL SEKTÖRÜN BORÇLULUĞU TARİHSEL ORTALAMASININ ALTINDADIR"

Sıkı finansal koşulların reel sektör üzerindeki etkilerine değinilen raporda, firmaların yurt dışı borç yenilemelerinin küresel belirsizliklere ve jeopolitik risklere karşın güçlü seyrini koruduğu kaydedildi.

Şirketlerin finansal kaldıraç oranları ile döviz cinsi açık pozisyonlarının ihracat rakamlarına oranının geçmiş yıllar ortalamasının altında kaldığı aktarılan raporda, "Sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğu tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam etmektedir. YP krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaşırken, TL finansman tabana yaygın bir görünüme sahiptir. Reel sektörün finansal varlıklarında TL'nin payı ağırlığını korurken, fon hesaplarındaki büyüme devam etmiştir. Halka açık firmaların karlılık ve likidite durumuna ilişkin göstergelerde ise bir miktar gerileme görülmüştür" denildi.

"BANKALARIN DIŞ BORÇ YENİLEME ORANLARI YÜKSEK KALMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"

TCMB'nin likidite adımları sayesinde piyasa faizlerinin politika duruşuyla uyumunun korunduğu vurgulanan raporda, mevduat hesaplarında TL tercihinin güçlü olduğu, YP mevduata yönelimin ise sınırlı kaldığı paylaşıldı. Bankacılık sektörünün likidite, karlılık ve sermaye yapısına ilişkin şu değerlendirmeler yer aldı:

"Likit aktif oranı tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde seyrederken, likidite karşılama oranının (LKO) yasal sınırların üzerinde kalması, bankaların kısa vadeli nakit çıkışlarını karşılama kapasitesinin güçlü olduğuna işaret etmektedir. Bankaların yurt dışı finansman koşullarındaki olumlu görünüm korunurken jeopolitik risklerin yurt dışı borçlanma koşullarına etkisi sınırlıdır. Bankacılık sektörünün dış borç yenileme oranları yüksek kalmaya devam etmektedir. Nitekim, yılın ikinci çeyreğinde yapılan sendikasyon kredi işlemlerinde maliyetler bir miktar gerilerken yenileme oranları yüzde 100'ün üzerinde gerçekleşmiştir. Mart ayından itibaren artan fonlama maliyetleri net faiz marjındaki yükselişi yavaşlatmıştır. Kredi risk maliyetleri karlılık üzerinde aşağı yönlü etkide bulunurken, ücret ve komisyon gelirleri sektör karlılığını desteklemektedir."

"HANEHALKI BORCUNUN GSYİH'YE ORANI 2026 YILI İLK ÇEYREĞİNDE YÜZDE 10,1 OLDU"

Hanehalkı gelişmelerinin incelendiği bölümde, Türkiye'deki hanehalkı finansal borcunun GSYİH'ye oranında son dönemde ılımlı bir artış yaşandığı bilgisi paylaşıldı. Bu oranın Türkiye'deki ailelerin borçluluk oranının benzer nitelikteki ülke gruplarına ve geçmiş dönem ortalamalarına göre oldukça düşük bir seviyede kalmayı sürdürdüğü ifade edildi. Hanehalkı borçluluk verilerine ilişkin raporda şöyle denildi:

"Türkiye'de hanehalkı borcunun GSYİH'ye oranı 2026 yılı ilk çeyreğinde yüzde 10,1 ile emsal ülke değerleri ve uzun dönem ortalamasının belirgin altında kalmaya devam etmektedir. 2024 yılı son çeyreğine kadar gerileyen borçluluk oranı 2025 yılından itibaren ılımlı düzeyde artmıştır. Özellikle teminatsız bireysel krediler kaynaklı borçluluk artışı milli gelir büyümesinin üzerinde gerçekleşmiştir. Sıkı parasal duruş ile makroihtiyati araçların hanehalkı borcunun büyümesindeki dengeleyici rolü devam etmektedir."

"ÖDEMESİ GECİKEN TOPLAM BKK BORCUNUN ORANI YÜZDE 26 SEVİYESİNE DÜŞTÜ"

Raporda, hanehalkı borç kompozisyonunda kısa vadeli ve teminatsız kredilerin payındaki artış eğiliminin durduğu, ihtiyaç kredisi, kredili mevduat hesabı (KMH) ve bireysel kredi kartlarında (BKK) üç aylık büyüme hızlarının yıllık büyümelerin altında kalarak yavaşladığı, konut kredisinde ise büyümenin hızlandığı kaydedildi.

İhtiyaç kredilerinde ortalama vadelerin uzun dönem ortalamasının oldukça altında yatay seyrettiği, BKK'da ise taksitli harcamaların etkisiyle vadelerin uzama eğiliminde olduğu ve tarihsel ortalamasının üzerine çıktığı belirtilen raporda, kart borçlarına yönelik yapılandırma adımlarının etkileri ise raporda şöyle açıklandı:

"Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 2025 Temmuz ayında ve 2026 Ocak ayında dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş BKK borç bakiyelerine yönelik yapılandırma imkanları getirmiştir. Finansal koşulların sıkı seyrettiği mevcut dönemde söz konusu düzenlemelerin etkisi ile 2025 yılı ikinci yarısından itibaren asgari oranın üzerinde ödenmekle birlikte gecikmeye düşen BKK borç oranında azalış eğilimi gözlenmiştir. Diğer yandan, ödemesi geciken toplam BKK borçunun oranı mevcut Rapor döneminde yüzde 26 seviyesine düşmekle birlikte tarihsel ortalamasının üzerinde kalmaya devam etmektedir."

"TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN TAŞIT KREDİ BAKİYESİ BANKALARI GEÇTİ"

Konut piyasasında reel olarak bir süredir gerileyen fiyatlar ve demografik ihtiyaçların konut satışlarını desteklediği kaydedilen raporda, BDDK'nın ocak ayında hanede ilk konut alımına ilişkin kredi değer oranında sağladığı esneklik ile konut kredileri ve ipotekli konut satışlarında ılımlı bir canlanma olduğu aktarıldı. Taşıt kredisi kullanımlarında zayıf seyrin sürdüğü, taşıt satışlarının yılın ilk çeyreğinde gerilediği ancak uzun dönem ortalamasının üzerinde kaldığı vurgulanan raporda, şu ifaelere yer verildi:

"Konut ve taşıt kredilerinde uygulanmakta olan makroihtiyati tedbirler bankacılık sektörü üzerinden kredi kullanımını yavaşlatırken, tasarruf finansman şirketleri üzerinden taşıt ve konut finansmanının artışına yol açmıştır. Bu kapsamda, 2026 yılı mart ayı itibarıyla tasarruf finansman şirketlerinin toplam konut finansmanı içindeki payı yaklaşık yüzde 10 olmuştur. Taşıt kredilerinde ise tasarruf finansman şirketlerinin 2025 yılı eylül ayından itibaren bankacılık sektörü kredilerini geride bıraktığı görülmektedir."

"KKM HESAPLARI 1,5 MİLYAR TL'YE KADAR GERİLEDİ"

Hanehalkının finansal varlık tercihlerinde TL mevduat ve yatırım fonlarının öne çıktığına dikkati çekilen raporda, ailelerin finansal varlıklarının yaklaşık yüzde 60'ının bu enstrümanlarda değerlendirildiği bildirildi.

Geçmiş yıllarda finansal varlıklar içinde dörtte bir oranında pay sahibi olan KKM hesaplarının, vadelerin uzatılmaması ve yeni hesap açılışlarının durdurulması politikasının ardından sembolik seviyelere indiği bilgisi verilen raporda, KKM'deki son durum şöyle aktarıldı:

"2023 yılında finansal varlıklar içinde yüzde 25 pay alan KKM hesapları ise 2025 yılı ağustos ayında hesap açma ve yenileme işlemlerinin de sonlandırılmasıyla 1,5 milyar TL'ye kadar gerilemiştir. Ayrıca, şubat ayı sonundan itibaren belirginleşen jeopolitik riskler sonrasında fon varlıkları içinde yer alan DBS'lerde gözlenen değer kaybı ile para piyasası fonlarında dalgalı bir hareket görülmektedir. Değerli metal fiyatlarında son yıllarda gözlenen hızlı artışların sonucunda kıymetli maden mevduatının payı yüzde 15,2'ye ulaşmıştır. Hanehalkının toplam finansal varlıklarının GSYİH'ye oranı mevcut Rapor döneminde yükseliş eğilimini sürdürerek uzun dönem ortalamasına yaklaşmıştır. Sıkı parasal duruş ve destekleyici adımlar sayesinde hanehalkı finansal varlıkları içinde TL mevduat payı yüzde 30'un üzerinde seyretmektedir."

Kaynak: ANKA