Kürt Siyasetinden CHP'ye Tepki

Son Güncelleme:

DEM Parti Eş Başkanı Abbas Şahin, CHP'nin kurultayının iptaline tepki gösterdi.

Haber: Ahmet ÜN – Kamera: Mehmet Mucahit CEYLAN

(DİYARBAKIR) - DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Abbas Şahin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline tepki göstererek, "Ne darbeler ne hukuksal anlamdaki kontrollerin demokrasiye ve siyasete faydası olmayacaktır. Bunu birebir yaşayan Kürt halkı olarak, Kürt siyaseti olarak, Türkiye halkları için de aynı şekilde biz düşünüyoruz. Bu atılan adımlardan bir an önce vazgeçilmeli" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin verdiği "mutlak butlan ve ihtiyati tedbir" kararına tepkiler sürüyor.

DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Abbas Şahin, "100 yıllık cumhuriyet tarihinde demokrasiler sürekli hukuksal zemin üzerinden ve darbelerle dizayn edilme süreci olarak karşımıza çıktı. Ama cumhuriyet rejiminin temelinde demokrasinin olması gerekiyor. Halkın katılımının olması gerekiyor ve hukuksal zeminin de buna göre şekillenmesi gerekiyor. Ama tam tersi bir durum söz konusu. Çünkü demokratik bir cumhuriyetten bahsetmediğimiz için 100 yıl boyunca sürekli darbeler sürecini bizler yaşadık" ifadelerini kullandı.

"ŞU AN YAŞADIKLARIMIZ BU ANA AİT BİR ÖZELLİK DEĞİLDİR"

Bu darbeler sürecinin en büyük etkileneni Kürtler, sosyalist gruplar olduğunu anlatan Şahin, şöyle devam etti:

"Fakat Türkiye'nin demokratikleşmesi noktasında çok ciddi adımlar atılamadı şimdiye kadar. Tabii ki biz bu an, şu an yaşadıklarımız bu ana ait bir özellik değildir. Birikmiş olan bazı yapılanmaların açığa çıkması olarak görüyoruz. Çünkü demokrasinin olmadığı bir cumhuriyetin demokratik cumhuriyet olamayacağını, halkın katılımının olamayacağını, sürekli dizayn ve kontrol altında tutulması gereken bir rejime dönüştürülmesi durumu söz konusu olmuştu. Fakat bundan rahatsız olmayan yapıların da artık yavaş yavaş bundan etkilenecekleri bir sürecin içerisine girdik. Ancak şunu görmek gerekiyor. Türkiye'de ciddi anlamda bir demokratikleşmenin olması sadece Kürt halkı değil, Türkiye halkları için de çok önemli olduğu alınan kararlarla ortaya çıkıyor zaten. Bunun mücadelesi verilirken, bunun mücadelesi için özgürlükler kaybedilirken, bunun mücadelesi verilirken halk iradesine, kayyumların atanması, cezaevlerine girmesi sürecini yaşadığımız zaman acıların da ortak olması Gerektiğinin kanaatine varıldığını düşünüyoruz. Artık bu saatten sonra Türkiye'nin gerçek anlamda bir demokratikleşme zemininin içerisine çekilmesi, hukuksal zeminde demokrasiyi dizayn etmekten artık vazgeçmek gerekiyor."

"HALKIN SİYASETE OLAN GÜVENİ ORTADAN KALKARSA İŞTE O ZAMAN BİZ SORUNLARI YAŞAMAYA BAŞLARIZ"

Hukukun demokrasiye göre şekillenip toplumun beklentilerini karşılaması gereken bir alan olması gerektiğini dile getiren Şahin, şunları kaydetti:

"Çünkü demokrasinin olmadığı yerde hukuk, hukukun olmadığı yerde de demokrasi olmaz. Her ikisinin olmadığı yerde de demokratik siyaset olmaz. Demokratik siyasetin temelinde halkın katılımı söz konusudur. Eğer bu tür durumlar yaşandığı zaman halkın siyasete olan güveni ortadan kalkarsa işte o zaman biz sorunları yaşamaya başlarız. O zaman otoriter rejimlere doğru evriliriz. Bunun için de hem kayyum rejimi hem hukuksal zeminin doğru noktada yeniden şekillenmesi, siyasetin demokratikleştirilmesi, hukukun evrensel boyutlara getirilmesi ve işlevsel hale getirilmesi önemlidir."

"TOPLUMUN İHTİYACI DİZAYN EDİLMEK DEĞİLDİR, İHTİYACI BARIŞTIR"

Çözüm sürecinin devam ettiği bir dönemde ana muhalefet partisine "mutlak butlan ve ihtiyati tedbir" uygulanmasına ilişkin Şahin, şu sözleri dile getirdi:

"Türkiye'de bir demokratik toplum süreci başladı. Değişim, dönüşüm süreci başladı. Tam da bu noktada aslında ne kadar önemli bir yerde olduğumuzu görüyoruz. Toplumun ihtiyacı barıştır. Toplumun ihtiyacı demokrasidir. Toplumun ihtiyacı bir arada yaşamaktır. Toplumun ihtiyacı dizayn edilmek değildir aslında. Bunu iktidarın da muhalefetin de çok iyi görmesi gerekiyor. Artık hep birlikte hareket etmek gerekiyor. İktidarıyla, muhalefetiyle yeni bir gelecek oluşturulabilmesi için yapılması gereken şey çok nettir. Demokratik adımların atılması, hukuksal zemininin evrensel boyutlara getirilmesi siyasetin halklaştırılması ve elit bir kesimden çıkarılıp halka dayanması, halkın söz sahibi olduğu, söz sahibi olduğu zaman da kendini güvende hissettiği bir demokratik siyaset Türkiye'nin önünü açacaktır."

"HUKUK, SİYASETİ DİZAYN ETTİĞİ BİR YER DEĞİL"

Türkiye'deki demokratik sistem sürekli darbelerle hukuk sistemiyle dizayn edilen bir süreci takip ettiklerini söyleyen Şahin, CHP'ye uygulanan "mutlak butlan ve ihtiyati tedbir" kararının bu süreçten bağımsız olmadığı ifade ederek, "Bu neden kaynaklanıyor? Çünkü halkın iktidarıyla, muhalefetiyle ve halkıyla birlikte demokratik Taleplerinin yerine getirilmesi gerekiyor. Hukuk, siyaseti dizayn ettiği bir yer değil. Siyasetin demokratik toplumu oluştururken hukukun da buna göre şekillendiği bir zeminin oluşması gerekiyor. Halka rağmen herhangi bir siyasi çalışmanın hukuksal zeminin gerçekçi olamayacağının bilinciyle hareket etmek gerekiyor. Hukuksal zeminde siz eğer demokrasiyi dizayn etmeye çalışırsanız halkın hem demokrasiye hem hukuka hem de demokratik siyasete olan güveni olmayacağından kaynaklı olarak kendini ülkenin yönetiminde karar alıcı noktada görmediği zaman aldığı kararların tartışıldığı bir noktada güvensiz bir siyasetin hem ekonomik hem sosyal hem siyasal boyutlarının sonuçları olacaktır" diye konuştu.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NE UYGULANAN YÖNTEMLERİN ZATEN BİRÇOĞUNU BİZLER YAŞAMIŞTIK"

"DEM Partinin siyasal geleneğine baktığımız zaman mücadelelerle geçen bir siyasal zemini vardır, geçmişi vardır ve bunun mücadelesini verdi yıllar boyunca" diyen Şahin, "Verirken de çok ciddi anlamda bedeller ödedi. Faili meçhullerden tutalım da ciddi anlamda uzun süreli cezaevleri, özgürlüklerin kısıtlandığı bir noktada hareket edildi. Buna rağmen Kürt halkı demokratik siyasetten vazgeçmedi. Kürt halkı aynı zamanda bir arada yaşamaktan da vazgeçmedi. Şimdi baktığımız zaman şu an Cumhuriyet Halk Partisi'ne uygulanan yöntemlerin zaten birçoğunu bizler yaşamıştık ve bu yaşadığımız şeylerin de Türkiye toplumuna hiçbir getirisi olmayacağı gibi tamamen toplumu geriye götürecek bir yapılanma olduğunu her zaman söylemiştik. Birebir de etkilenenlerdeniz zaten bizler" ifadelerini kullandı."

"ATILAN ADIMLAR BİR BÜTÜN OLARAK ÜLKENİN GELECEĞİNİ KARANLIKLARA GÖTÜRÜYOR"

Şu anda atılan adımların doğru olmadığını kaydeden Şahin, "Gerçekten de aklı selim bir şekilde yaklaşıp hem hukuksal zeminin hem siyasal zeminin hem de demokratik zeminin ortaklaştırılıp halkın beklentilerini karşılarken aynı zamanda ülkenin geleceğini de düşünmek gerekiyor. Çünkü bu atılan adımlar sadece halk sadece iktidar sadece muhalif muhalefet değil, bir bütün olarak ülkenin geleceğini karanlıklara götürüyor. Biz biliyoruz yani kayyum atamalarından biliyoruz. Siyasetçilerin cezaevlerine girdiği dönemleri biz biliyoruz ki hala bizim siyasetçilerimiz cezaevlerinde. Yani baktığımız zaman bunu birebir yaşayan bir siyasi parti olarak, gelenek olarak ama biz şunu her zaman önümüze koyduk" dedi.

"NE DARBELER NE HUKUKSAL ANLAMDAKİ KONTROLLERİN DEMOKRASİYE VE SİYASETE FAYDASI OLMAYACAKTIR"

Şu an atılan bu adımlardan vazgeçilmesi çağrısında bulunan Şahin, "27 Şubat'ta bir çağrı yapıldı Sayın Öcalan tarafından. Bu çağrının içeriğinde ne vardı? Türkiye'deki farklı kimliklerin bir arada kendi statüsüyle ve kendi kimliğiyle kendini ifade ettiği bir yaşamı ortaya koymak ve bunu örgütlemekti. Tam da işte bugünlerde buna ihtiyaç var aslında. Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ıyla, Ermenisiyle, Alevisiyle, Sünnisiyle hep birlikte kendisini rahat ifade edebildiği, yeni bir anayasal zemininin oluşturulduğu, demokratik bir anayasal zemininde demokratik cumhuriyetin oluşturularak siyasetin önüne açılıp toplumun da buna göre şekillendirilmiş verilmesi gerektiğini ve bundan sonraki süreci de buna göre değerlendirmek gerekiyor ve hiçbir zaman demokratik siyasetten geri adım atmamak gerekiyor. Ne darbeler ne hukuksal anlamdaki kontrollerin demokrasiye ve siyasete faydası olmayacaktır. Bunu birebir yaşayan Kürt halkı olarak, Kürt siyaseti olarak, Türkiye halkları için de aynı şekilde biz düşünüyoruz. Bu atılan adımlardan bir an önce vazgeçilmeli. Aklıselim yaklaşıp ve süreci hep birlikte nasıl götürebiliriz? İktidarıyla muhalefetiyle ülkenin geleceğini Orta Doğu'da yaşananlara baktığımız zamanki bunu en iyi ortaya koyan Sayın Öcalan'dı. Onun çağrılarını da dikkate alaraktan yeni bir süreci hep birlikte başlatabiliriz. Hem hukuksal zeminde hem siyasal zeminde hem de demokratik zeminde" şeklinde konuştu.

Kaynak: ANKA