Mescid-i Aksa'da Provokasyon Eleştirisi

Son Güncelleme:

Yeniden Refah Partisi, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları uluslararası hukuka aykırı buldu.

(TBMM) - Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, "Ulusal Güvenlik Bakanı İthamar Bengiver'in fanatik Yahudilerle birlikte Mescid-i Aksa'ya yönelik polis eşliğinde baskınlar düzenleyip Harem-i Şerif'in avlusunda provokatif eylemlerde bulunması, uluslararası hukukun hiçe sayılması ve açık ihlali anlamına gelip kabul edilebilir bir durum olmadığı ortadadır. İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa'ya giren fanatik Yahudilerin İsrail bayrakları açarak eylem düzenlemeleri, tek kelimeyle egemenlik ihlalinden başka bir şey değildir" dedi

Yeniden Refah Partili Bekin, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bekin, şunları kaydetti:

"Siyonist Netanyahu'nun Kanal 12'ye yaptığı vahim açıklamalarını içeren video, Tel Aviv'in Gazze Şeridi'ndeki askeri işgali genişletmeye yönelik sinsi planını gün yüzüne çıkarmış oldu. Siyonist Netanyahu hükümeti, Ekim 2025'te ABD'nin aracılık ettiği ateşkes sonucu Gazze işgalini yüzde 53'e çekeceğini kabul etmiş olmakla birlikte, Gazze işgalini aşamalı olarak yüzde 60'a çıkardığı gözlerden kaçmamıştır. Siyonist Netanyahu'nun bununla sınırlı kalmayıp İsrail ordusuna Gazze Şeridi üzerindeki işgalin yüzde 70'e çıkarılması talimatını vermesi, Gazze Şeridi'nin adım adım Filistinlilerden arındırılmasına yönelik planın önemli ayağı olduğunu görmek gerekir düşüncesindeyiz."

Keza Netanyahu hükümetinin, Oslo Antlaşması'ndan bu yana ilk kez işgal altında tutulan Batı Şeria'da yer alan Cenevi Mülk strateji kampı yakınlarındaki jeostratejik alana askeri üs kurmak üzere el koyması, işgalci varlığını genişletmeyi amaçlayan son hamle olduğunu görmemiz mümkündür. Son olarak Ulusal Güvenlik Bakanı İthamar Bengiver'in fanatik Yahudilerle birlikte Mescid-i Aksa'ya yönelik polis eşliğinde baskınlar düzenleyip Harem-i Şerif'in avlusunda provokatif eylemlerde bulunması, uluslararası hukukun hiçe sayılması ve açık ihlali anlamına gelip kabul edilebilir bir durum olmadığı ortadadır. Son olarak İsrail polisi eşliğinde Mescid-i Aksa'ya giren fanatik Yahudilerin İsrail bayrakları açarak eylem düzenlemeleri, tek kelimeyle egemenlik ihlalinden başka bir şey değildir.

"TRUMP'IN ASIL AMACI KUDÜS'ÜN STATÜSÜ İLE İLGİLİ OLASI TEKPİLERİ ORTADAN KALDIRMAK"

Bilindiği üzere Ürdün, 1994 yılında İsrail ile imzaladığı Vadi Araba Anlaşması gereğince Kudüs'teki dini işlerden sorumlu ülke olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda Mescid-i Aksa, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı'na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nin himayesinde yer almaktadır. Bu arada ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin ve Trump'ın damadı Jared Corey Kushner tarafından desteklenen ve ABD Başkanı Trump'ın da sıcak baktığı iddia edilen plana göre, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı'na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nin himayesinde bulunan Mescid-i Aksa'nın statüsünün değiştirilerek siyonist İsrail hükümeti tarafından oluşturulacak yeni bir kanun tarafından yönetileceği ve fanatik Yahudilerin daha rahat buraya girip dini ritüellerini yerine getirebilecekleri çok inançlı bir merkez haline dönüştürülmesi amaçlanmaktadır.

Her ne kadar bu iddia bazı ABD yetkilileri tarafından yalanlansa da bu planın sinsice yürütülmekte olduğu ve İsrail ile İbrahim Antlaşması yapan ülkelere de bu konunun üstü örtük şekilde tartışıldığı iddia edilmektedir. Sonuç olarak Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan gibi ülkeleri İbrahim Antlaşması'na zorlayan ABD Başkanı Donald Trump'ın asıl amacının, Kudüs'ün statüsü ile ilgili olası tepkileri ortadan kaldırmaya yönelik olduğu bilinen bir gerçek olsa gerek."

Kaynak: ANKA