Önlem Alırsak Sonuçta Karlı Çıkarız
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (Tüsiad) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ekonomide ve AB'ye Uyumda Türkiye'nin Mukavemetini Artıracak Tedbirlerin, Sonrasında Süreçten Kazançlı Çıkmanın Temellerini Oluşturacağını Belirtti.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ekonomide ve AB'ye uyumda Türkiye'nin mukavemetini artıracak tedbirlerin, sonrasında süreçten kazançlı çıkmanın temellerini oluşturacağını belirtti.
Yalçındağ, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) ve TÜSİAD'ın ev sahipliğinde bu yıl 17. düzenlenen Kalite Kongresinin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de 1980'li yıllarda başlayan kalite hareketinin günümüze kadar aldığı mesafenin kayda değer olduğunu, özellikle küreselleme ile beraber firmaların rekabet avantajı sağlayabilmek için belirli stratejiler geliştirmek durumunda kaldığını söyledi.
Çeşitli araştırmalarda rakipleri ile girdikleri yarışta rekabet üstünlüğünü sürdürebilmek için firmalarda kalite kavramının öncelik sıralamasında ilk sırayı aldığının görüldüğünü ifade eden Yalçındağ, "Firmalarımızın toplam kalite uygulamaları giderek yaygınlaşsa da toplam kalite yönetiminin ülke çapında uygulanması ve içselleştirilmesi yolunda çabalara olan ihtiyaç sürüyor" dedi.
Kalite hedefinin firmanın yönetim anlayışının temelinde yer alması ve kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanmasının büyük ölçüde liderlik kavramına gelip dayandığını belirten Yalçındağ, "Şüphesiz kalite yönetiminin başarısı üst düzey yönetimin konuyu sahiplenmesini gerektirir. Liderlerin kalite anlayışını benimsemeleri, uygulama kararını vermeleri, bu hususta hedefler belirlemeleri ve çalışanların firmanın kalite vizyonuna katılımları büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, sağlıklı bir kalite alt yapısını oluşturan şirketlerin, ürün ve hizmetlerinde yenilikçi olma ve rekabet avantajlarını geliştirme yolunda güç kazanacaklarının açık olduğunu, Ulusal Kalite Ödülü'nün kuruluşların sadece toplam kalite uygulamalarında referans olmakla kalmadığını, ulusal, bölgesel ve küresel pazardaki rekabette fark yaratacak özelliklerini öne çıkarmak için yol da gösterdiğini anlattı.
Toplam kalite yönetimi sürecinin etkili çalışmasının kuruluşları Avrupa Kalite Ödülü'nde de başarıya taşıdığını gördüklerini ifade eden Yalçındağ, bu yıl Avrupa Kalite Ödülü'nde finalist 11 kuruluşunun 4'ünün Türkiye olduğunu, iki kuruluşun kendi kategorilerinde Avrupa Kalite Büyük Ödülü'ne, birinin de Avrupa Kalite Başarı Ödülü'ne hak kazandığını anımsattı.
KÜRESEL SARSINTIDAN EN AZ HASARLA ÇIKMANIN YOLU
Arzuhan Doğan Yalçındağ, dünya ekonomisinin, ABD'de yaşanın yüksek riskli aşarı borçlanma ile uluslararası mali sistemi ciddi şekilde sarsan bir krizle karşı karşıya anlatarak, küresel sarsıntıdan en az hasarla çıkmanın yolunun, iyi düşünülüp tartışılmış bir yol haritasına sahip olmaktan geçtiğini daha önceden de dile getirdiklerini söyledi. Yalçındağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ekonomide ve AB'ye uyumda Türkiye'nin mukavemetini artıracak tedbirler, sonrasında süreçten kazançlı çıkmamızın temellerini oluşturacak. Bu çerçevede sadece bugünün sorunlarını çözmeye değil, geleceğe yatırım yapmaya da odaklanmak gerekiyor. Geleceğe yatırımın en önemli unsurlarından biri insana yatırım yapmak. Bu bağlamda toplam kalite yönetiminin önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Kalite kongresinin bu yıl ki teması olan 'Kaliteli çalışmak, kaliteli yaşamak' iş ve özel yaşamın giderek birbiriyle bütünlenmesi sürecine dikkat çekiyor. İş yaşamının yaşam kalitesine etkileri günümüzde çok daha yoğun hissediliyor."
Gelişen iletişim olanakları ve teknoloji, küresel rekabet, daha iyi eğitim imkanlarıyla yetkinliklerin artması, daha çok kadın iş gücü gibi faktörlerle iş ortamı ve kurallarının yeniden tanımlandığını ifade eden Yalçındağ, küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin hızının şirketlerde stratejik yönetimi öne çıkarırken şirketleri yeni yönetim metotlarına ve rekabet ortamında süreçleri yönetecek lider arayışına yönelttiğini söyledi.
Yalçındağ, şirketin başarısı ve rekabet üstünlüğünde en önemli etkenlerden birinin de çalışanlar arasında çeşitliliğin sağlanması olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"İş yaşamında farklılıkların önünün açılması, başta kadınlar olmak üzere tüm kesimlere yönetimde fırsat eşitliği sağlanması, bir yandan daha geniş demokrasi ve insan haklarına saygı, diğer yandan sürdürülebilir kalkınma ve saklı yeteneklerin katma değerini iyi kullanabilen bir iş gücü piyasası açısından önem taşıyor. Bu doğrultuda uygulanan programların başarısı, bu konunun kuruluşlar içinde bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasıyla mümkün. Bu ise organizasyonel süreçlerin ve kurum kültürünün yeniden tasarlanması anlamına geliyor. Türkiye'nin bir çok büyük kuruluşunun üst yönetimlerinde kadınların görev yapması bu anlamda dikkat çekici olmakla birlikte, hem iş dünyasında hem de kamu yönetiminde ve siyasette daha alınacak çok yol var. Bu bağlamda KalDer'in organizasyonuyla başlatılan 'Yönetim kadının da hakkıdır' başlıklı bildirgeyi önemli bir girişim olarak görüyor, tüm kuruluşları fırsat eşitliğinin hayata geçirecek adımları atmaya davet ediyorum. Fırsat eşitliğinin, kaliteli bir çalışma yaşamının ve genel olarak yaşam kalitesinin olmazsa olmaz bir parçası olduğuna inanıyorum."
Yalçındağ, konuşmasının ardından KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Kaylan ile birlikte Avrupa Kalite Ödülleri'nde finalist olan kuruluşlara altın rozet verdi.
Yalçındağ kongre sırasında gazetecilerin işten çıkarmalardaki artışa ilişkin bir soru üzerine de "Her gün ekonomi ile ilgili bir şey söyleyemem, söyledim. Her gün bir şey söyletmeye çalışmanız sorunda spekülasyona neden oluyor. Bir şey söylemeyeceğim" dedi.