Uygulamayı yükle! YÜKLE

Rektörler Komitesi Toplantısı

Son Güncelleme:

Rektörler Komitesi, Anayasa Taslağında Yer Alan Yükseköğretime Girişteki Kılık-kıyafetle İlgili Bölümü Değerlendirmek Üzere Toplandı. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç Başkanlığında Toplanan Rektörler, Anayasada Kılık-kıyafet Serbestliğini Öngörecek Bir Düzenleme Yapılmasının Hukuken Mümkün Olamayacağını Açıkladı.

Rektörler Komitesi, Anayasa taslağında yer alan yükseköğretime girişteki kılık-kıyafetle ilgili bölümü değerlendirmek üzere toplandı. YÖK Başkanı Erdoğan Teziç başkanlığında toplanan rektörler, anayasada kılık-kıyafet serbestliğini öngörecek bir düzenleme yapılmasının hukuken mümkün olamayacağını açıkladı.


Toplantının ardından Teziç, komitenin kararını okuyarak şunları kaydetti: "Yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası günümüze değin pek çok değişikliğe uğradı ve uğramaya devam etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasası'nın tamamını değil ancak devletin temelini oluşturan (cumhuriyet, laiklik, Atatürk milliyetçiliği, bölünmezlik, insan haklarına dayalı demokratik sosyal hukuk devleti olması) hükümleri dışında kalanları değiştirilebilir. Kanunlardan farklı olarak anayasanın değiştirilmesinde


teklif ve karar aşamalarında TBMM'de aranan nitelikli çoğunluklar aslında değişikliğin partiler arası bir uzlaşma ile yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu uzlaşma gerçekleştirildiği takdirde anayasa toplum sözleşmesi niteliğini kazanarak bir güven ortamının oluşmasını da sağlar. Demokratik bir süreç içinde anayasa değişikliği metninin ortaya konabilmesi için demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin değişiklik sürecinde birlikte hareket etmeleri gerek siyasi, gerekse


hukuki bir zorunluluktur. Bu bakımdan demokratik bir ortamda anayasa değişikliği yapılmak isteniyorsa hazırlık çalışmaları aşamasında siyasi partilerin öncelikle değişiklikle ilgili temel esasları görüşmeler yoluyla belirlemeleri isabetli ve inandırıcı olacaktır. Anayasa değişikliğinin yalnızca bir siyasi partinin inisiyatifinde hazırlanıyor olması sürecin demokratikliğine gölge düşürmektedir. Bu aşamada sürecin demokratikliğinden söz etmek mümkün değildir. Bu açıdan usul esası da belirler ilkesini


hatırlamakta yarar bulunmaktadır. 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde TBMM'de çoğunluğu elde eden AK Parti'nin hazırlattığı Anayasa Değişiklik Taslağı'nın katılımcı demokratik yollara başvurularak tamamlanacağı vaatleri inandırıcılıktan uzaktır. Taslağın hazırlanma şekli ve usulü toplumda tedirginlik ve güvensizliğe yol açmıştır. Anayasa değişikliğinin Türk toplumunda oluşan endişe ve tedirginliğe giderecek bir güven ortamı içinde yapılması gelecekte bu metnin uygulanabilirliği ve benimsenmesi açısından büyük


önem taşımaktadır. Bu bakımdan anaysa değişikliği girişimine bir an önce ara verilerek 21 Ekim 2007 günü yapılacak halk oylaması ve devamında öngörülen 11. cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili hukuki belirsizliğin de açıklığa kavuşturulmasından sonra siyasi partilerin katılımı ile yeni bir sürecin başlaması isabetli olacaktır."


Teziç, üniversitelerin öğretime başlaması sebebiyle bazı konularda tereddütler olduğunu belirterek, yüksek öğretim kurumlarında uygulanmakta olan türban yasağının yüksek mahkemelerin ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (İHAM) kararları ile oluşan hukuki bir durum olduğunu söyledi. Teziç, söz konusu hukuki durum ortaya çıkarken, Türk yüksek mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Atatürk ilke ve devrimleri ile birlikte oluşturduğu laiklik tanımı ve yorumunun İHAM tarafından Avrupa norm ve


değerleriyle de uyumlu bulunduğunu ifade etti.


(DUY-MAY-ÖK-Y)

Kaynak: İHA