Şam'da Bakır Ustaları Umudu Şekillendiriyor

Son Güncelleme:

Suriye'de bakır işleme ustaları, mermi kovanlarını sanat eserlerine dönüştürerek umut sunuyor.

Suriye'nin başkenti Şam'daki bakır işleme ustaları, savaşın ve yıkımın sembolü haline gelen, bir kısmı İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma top mermisi kovanlarını sanat eserlerine dönüştürerek acının izlerini umuda dönüştürüyor.

Bakır işleme sanatı, Şam'ın kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Memlük ve Osmanlı dönemlerinde gelişen bu zanaat, yüzyıllar boyunca kentin tarihi çarşılarında, özellikle Hamidiye Çarşısı'nda ün kazandı.

"Bir kovan üzerinde çalışırken hüzün hissediyorum"

Bakır işleme ustalarından Enes el-Mısri, AA muhabirine, mesleği küçük yaşlarda babasından öğrendiğini ve yaklaşık 25 yıldır bakır üzerine oyma ile işleme sanatıyla uğraştığını söyledi.

Ailesinin geçmişte Hamidiye Çarşısı'nda faaliyet gösterdiğini belirten Mısri, daha sonra kadim Şam surları içinde yer alan ve kentin 7 tarihi kapısından biri olan Babu'l Cabiye'ye taşındıklarını ifade etti.

Son yıllarda özellikle eski top mermisi kovanlarını işlemeye başladığını aktaran Mısri, bir eseri tamamlamanın yaklaşık bir hafta sürdüğünü belirtti.

Eserlerinde Şam yasemini motifleri, bitkisel desenler, Kur'an-ı Kerim ayetleri, Arap hat sanatı örnekleri ve geleneksel süslemelere yer verdiğini anlatan Mısri, top mermisi kovanı üzerinde çalışırken farklı duygular yaşadığını dile getirdi.

Mısri, "Bir mermi kovanı üzerinde çalışırken hüzün hissediyorum. Çünkü bunlar bir zamanlar insanları öldürmek ve yıkım yaratmak için kullanılıyordu. Ben ise onları, insanların baktıklarında kötü anıları geride bırakabilecekleri sanat eserlerine dönüştürmeye çalışıyorum." ifadelerini kullandı.

Suriyeli zanaatkar, bir zamanlar çocukları, kadınları ve sivilleri hedef almak için kullanılan mermi kovanlarını bugün sanat eserlerine dönüştürdüklerini belirterek "İnsanlar bunlara baktığında ölümü ve yıkımı değil güzelliği ve yaşamı görsün istiyoruz." dedi.

"Benim mesajım barış"

Suriye halkının savaş ve yıkımdan değil barış ve bir arada yaşamaktan yana olduğunu vurgulayan Mısri, "Benim mesajım barış. Şam halkı da Suriye halkı da nerede olursa olsun barışı sever. Dünyanın her yerinde barışın hakim olmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.

Yaptığı çalışmaların savaşın hafızasını yaşatma açısından taşıdığı anlamı da değerlendiren Mısri, savaşın geride bıraktığı acıların unutulmasının mümkün olmadığını ancak eserleriyle insanların geleceğe umutla bakmasına katkı sunmayı amaçladığını dile getirdi.

"Biz insanlara umut verecek bir şeyler sunmaya çalışıyoruz"

Bir zamanlar bombardıman ve ölüm amacıyla kullanılan mermi kovanlarını bugün farklı bir anlam taşıyan sanat eserlerine dönüştürdüklerini belirten Mısri, "Acılar unutulmaz. Savaşın bıraktığı yaralar insanların yüreğinde yaşamaya devam eder. Ancak biz eserlerimizle insanlara umut aşılamaya çalışıyoruz." dedi.

Yaşadıkları acılarla özdeşleşen bu görüntüyü değiştirmeyi amaçladıklarını ifade eden Mısri, şunları kaydetti:

"Savaş araçlarını güzellik ve umut sembollerine dönüştürmeye çalışıyoruz. Böylece insanın acılarını aşabileceğini ve daha güzel bir gelecek inşa edebileceğini göstermek istiyoruz."

"Acının içinden umut doğabileceğini göstermek istiyoruz"

Mesleğini dedesinden ve babasından devralan 58 yaşındaki bir diğer bakırcı ustası Basil Bakbo da bakırcılığın Suriye'nin en köklü zanaatlarından biri olduğunu söyledi.

Bakbo, bu mesleğin yıllar içinde geleneksel kahve cezveleri, kahve dökme kapları ve mangalların üretim ile satışının ötesine geçerek antika eserlerin toplanması, restore edilmesi, işlenmesi ve yeniden satışını da kapsayan daha geniş bir alana dönüştüğünü ifade etti.

Suriye'de yıllarca süren savaşın yol açtığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok kişinin evlerindeki eski eşyaları satmak zorunda kaldığını belirten Bakbo, bu şekilde İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma çok sayıda mermi kovanı ile tarihi ve antika eserin kendilerine ulaştığını söyledi.

Bakbo, bu eserleri yalnızca ticari bir ürün olarak görmediklerini belirterek, "Bunlar geçmişin sessiz tanıkları. Koruyabildiğimiz her parça, gelecek nesillere aktarılması gereken bir kültürel mirastır." dedi.

Atölyelerinde Osmanlı döneminden kalma bakır eserler de bulunduğunu aktaran Bakbo, bazı parçaların 250 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu kaydetti.

Bakbo, uzun yıllardır Suriyelilerin evlerinde bulunan eski top mermisi kovanlarını değerlendirme fikrinin yeni olmadığını, geçmiş kuşakların da benzer çalışmalar yaptığını belirtti.

Bir zamanlar savaşın sembolü olan bu nesneleri farklı bir anlamla yeniden hayata kazandırmak istediklerini ifade eden Bakbo, şu ifadeleri kullandı:

"İnsanlar bize bazen bu parçalarla çalışırken ne hissettiğimizi soruyor. Biz savaşın ya da yıkımın güzelleştirilmesini istemiyoruz. Tam tersine, ölüm ve acıyı temsil eden bir nesneyi güzelliğin ve yaşamın sembolüne dönüştürmeye çalışıyoruz. Acının içinden umut doğabileceğini göstermek istiyoruz."

Kaynak: AA