Tavuklar, Keklikler ve Sülünlere Annelik Yapacak
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, keklik ve sülünleri kuluçka makinesi yerine tavuklara annelik yaptırarak yetiştirmeyi hedefliyor
Her yıl ortalama 100 bin kanatlı üreterek doğaya bırakan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, keklik ve sülünleri kuluçka makinesi yerine tavuklara annelik yaptırarak yetiştirmeyi hedefliyor.
Av Yönetimi Dairesi Başkanı Cemal Akcan, AA muhabirine Türkiye'deki biyoçeşitliliği korumak ve geliştirmenin asli görevleri arasında bulunduğunu belirterek, Efteni Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda da çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Nesli tükenme noktasına gelen türlerin üretimini yaptıklarına dikkati çeken Akcan, "Eski yaşam alanlarında doğaya yerleştiriyoruz. Bu yerleştirme çalışmaları memeli türlerde olduğu gibi kanatlı türlerde de yapılıyor. Geyik, karaca, ceylan ve endemik türlerimizden Anadolu yaban koyununun üretimini ve doğaya yerleştirmesini yapıyoruz. 2005'te Şanlıurfa'da yerleştirdiğimiz 125 ceylan, şu anda Urfa dağlarında 800 civarında olup, sahalarımızda dolaşmaktadır. Av turizminde elde edilen gelirler de kırsal kalkınmaya destek olarak o bölgelere verilmektedir" diye konuştu.
Keklik ve sülün üretimi
Kanatlı üretiminde çalışmaların keklik ve sülün ağırlıklı devam ettiğini anlatan Akcan, yıllık ortalama 100 bin kanatlı ürettiklerini aktardı.
Üretimde genellikle makinelerin kullanıldığına işaret eden Akcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeni uygulamaya geçerek, ana yardımıyla üretim yapmayı ve o hayvanların ananın verdiği bilgiler kazanarak doğaya yerleştirilmiş olmasını amaçlamaktayız. Bu çerçevede dünyada birçok yerde uygulanmakta olan, özellikle tavuk altında keklik, sülün üretimi çalışmalarına başladık. Yaban hayatı koruma konusunda çalışırken başarılı olabilmenin en önemli yollarından birisi sivil toplum örgütü, bilim kurulu ve idarenin birlikte çalışmasıdır. Bunlardan biri eksik olduğunda bir ayak eksik oluyor. Bu sebeple tüm çalışmalarımızda sivil toplum örgütlerinden, bilim kaynaklarından, üniversitelerden destek alıyoruz ve çalışmalarımızı onlarla yürütmeyi hedefliyoruz.
Üretim ve doğaya yerleştirme konusuna hassas eğiliyoruz. Urfa'da yaptığımız çalışma neticesinde üç ayağın bir arada olması bize başarıyı getirmiştir."
"Türkiye, Avrupa kıtasıyla yarışabilecek çeşitliliğe sahip"
Anadolu'nun biyoçeşitlilik açısından oldukça zengin olduğunu vurgulayan Akcan, 3 biyocoğrafik bölgenin bir arada olduğunu kaydetti.
Akcan, şu bilgiyi paylaştı:
"Bu sene üniversitelerle yaptığımız bilimsel çalışmalar neticesinde 756 yaban hayatı türümüz olduğunu tespit ettik. 'Yaban hayatı türü' derken, bunlar kuşlar, sürüngenler ve memeliler olarak kategorize ediliyor. 477 kuş türümüz var. Bitkiler olarak da tür çeşitliliğimiz çok zengin, yaklaşık 11 bin türümüz var. Bunlardan 3 bini de endemik. Avrupa kıtasına baktığınızda da orada 12 bin civarında bitki çeşitliliği var. Bu sebeple ülkemiz çok zengin biyoçeşitliliğe sahip ve bu yönüyle Avrupa kıtasıyla yarışabilen düzeydedir. Ülkemiz, kıta özelliği göstermektedir."