TMMOB Genel Kurulu'nda kayyum ve demokrasi vurgusu
TMMOB 49. Genel Kurulu'nda Emin Koramaz kayyum uygulamalarının sistematikleştiğini, CHP'li Günaydın 'Demokrasi için her fedakarlığa hazırız' dedi. DEM Partili Doğan ise barış ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirtti.
(ANKARA) - TMMOB 49. Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, kayyum uygulamalarının sistematik hale geldiğini savunurken, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın " Demokrasi, barış uğruna ne fedakarlıkta bulunmak gerekiyorsa hepsinde de bulunacağız. Sizden korkan sizden kötü olsun" ifadesini kullandı. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise hukuksuzluk ve eşitsizliklere göz yumulmasının toplumsal sorunları büyüttüğünü belirterek, barış ve demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrılamayacağını vurguladı. Doğan, "Emek, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinden asla vazgeçmeyiz" dedi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu, Ankara'da yapılan oturumlarla çalışmalarını tamamladı. 48. Dönem Yönetim Kurulu'nun ibra edildiği Genel Kurul'da, birliğin yeni yönetimini belirleyecek seçim süreci başladı.
TMMOB'nin 49. Olağan Genel Kurulu, Kocatepe Kültür Merkezi Toplantı Salonu'nda yapıldı. Açılış ve divan seçimiyle başlayan Genel Kurul'da, Anıtkabir Çelenk Komisyonu oluşturuldu. Gündemin karara bağlanmasının ardından TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı açış konuşmasını yaptı, konuklar söz aldı. Genel kurul kapsamında Yönetmelikler, Kararlar, Mali İşler ve Bütçe ile Genel Kurul Sonuç Bildirgesi komisyonları kuruldu.
TMMOB'nin geçmiş dönemine ait Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Onur Kurulu çalışma raporları okunarak delegelerin görüşüne açıldı. Yapılan değerlendirmelerin ardından 48. Dönem Yönetim Kurulu, komisyon raporları da görüşülerek karara bağlandı. Genel Kurul'un son bölümünde, yeni dönemde görev alacak Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Onur Kurulu adayları açıklandı. Dilek ve öneriler bölümünün ardından genel kurulun ilk etabı tamamlandı.
"KAYYUM REJİMİ, CHP BELEDİYELERİNİ DE HEDEF ALAN SİSTEMATİK BİR UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜ"
Genel Kurul'un açılış konuşmasını Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz yaptı. "Hukukun siyasallaştırıldığı, parlamentonun işlevsizleştirildiği, anayasa ve yasaların siyasi iktidarın ihtiyaçlarına göre eğilip büküldüğü, tüm karar alma mekanizmalarının tek merkezde toplandığı bir ülke gerçeği ile karşı karşıyayız" diyen Koramaz, şu ifadeleri kullandı:
"Böyle bir ülkede huzur olmasının, böyle bir ülkede güven olmasının, böyle bir ülkenin olağan bir biçimde yönetilmesinin olanağı yok. Zaten yönetilemiyor da. Siyasi ömrünü çoktan tamamlayan iktidar, yargı eliyle, polis eliyle kendi tükenişine de tüm ülkeyi götürmek istiyor. Bir taraftan demokratik anayasa, Terörsüz Türkiye'ye, Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözümlere atıfta bulunurken, diğer taraftan bırakın AYM kararlarını, AİHM kararlarını dahi uygulamıyor. Anayasa'yı ve yasayı istediği gibi, işine geldiği gibi yorumluyor. OHAL döneminde HDP'li belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyumlar atanmasıyla başlatılan kayyum rejimi, bugün tüm Türkiye'de bütün CHP'li belediyeleri de hedef alan sistematik bir uygulamaya dönüştü"
"DEMOKRASİ UĞRUNA NE FEDAKARLIKTA BULUNMAK GEREKİYORSA BULUNACAĞIZ"
Genel Kurul'a katılan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da şunları kaydetti:
"Özellikle 2010 ve 2017 referandumlarıyla memlekette tek parti devletini kuranlar ama bir taraftan da sandığı işaret edenler, artık sandıkta çıkamayacaklarını görüyorlar. Taban oyları yüzde 20'nin altına düşmüş bir Cumhur İttifakı'nın bütün ceberrutluğuyla Türkiye'de barış ve demokrasi güçlerine topyekün saldırısını hep beraber görüyoruz. İnsanlara diyorlar ki ifade özgürlüğün yoktur. Bize diyorlar ki seni daha fazla Meclis'te konuşturmayacağız. Seni adaysız bırakacağız. Seni kurumsuz bırakacağız. Seni lidersiz bırakacağız. Türkiye'yi siyasetsiz bırakacağız. Tehditler ardı ardına kesilmiyor. Ben de buradan söylüyorum. Hepinizin huzurunda söylüyorum. Demokrasi, barış uğruna ne fedakarlıkta bulunmak gerekiyorsa hepsinde de bulunacağız. Sizden korkan sizden kötü olsun. İş öyle bir noktaya gelmiş ki kendisini yenecek cumhurbaşkanı adayını hapse atıyor. Cumhurbaşkanı adayının 35 yıl evvelki diplomasını iptal ediyor. Yetinmiyor. Muhalefet partilerini kimin yöneteceğine o karar veriyor. Miting yapıp yapmayacağımıza, hangi ilde dolaşıp dolaşmayacağımıza o karar vermeye yelteniyor. Bu yapılanların tamamı Türkiye'nin demokrasi birikimini tümüyle biçmeye yönelik işlerdir"
"EŞİTSİZLİK GÖZ YUMULURSA KAR TOPU GİBİ BÜYÜR"
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin "mutlak butlan" kararı üzerinden eleştirilerini sıralayan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da şu ifadeleri kullandı:
"Hepimiz şunu biliyoruz ki bir yerde bir haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik varsa, bir yerde eşitsizlik varsa ve ona göz yumuluyorsa, görmezden geliniyorsa ve yok sayılıyorsa, günün birinde o haksızlık, o hukuksuzluk, o adaletsizlik kar topu gibi büyür ve hepimizin hayatının, üstelik gündelik hayatının içine, orta yerine gelip yerleşir. İşte ne yazık ki biz bugün bunu yaşıyoruz. Bugün Türkiye'nin 31 Mart yerel seçimlerinde 1. partisi olarak sandıktan çıkmış, yine Türkiye'nin ana muhalefet partisi mutlak butlan gerçeği yaşıyor. Biz maalesef bütün bu yaşananlara; yani tazyikli suyla, biber gazıyla, balyozlarla kapıların kırılmasına, şafak vakti adı altında yapılan operasyonlara, haksız hukuksuz yere tutuklamalara, halk iradesinin bugünkü adıyla kayyum ama 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde çeşitli isimlendirmelerle yok sayılmasına ne yazık ki aşinayız. Keşke olmasaydık. Keşke Türkiye demokrasi tarihinde başka örnekleri bugün konuşabiliyor olsaydık. O yüzden barış ve demokrasi mücadelesi birbirinden ayrılamaz. Hele emek mücadelesi ikisinden asla ayrılamaz. Barışın olmadığı, demokrasinin olmadığı bir yerde ne yazık ki sömürü düzeni devam eder."
"BİZİM PUSULAMIZ SON DERECE NET"
Kürt meselesini çözen bir Türkiye'de bu süreçten kazanacak olan yalnızca Kürtler olmayacak. Bu yol ayrımıyla sözlerimi noktalamak istiyorum. Bu yol ayrımında şunu bilmeliyiz ki evet, yine Sayın Başkan Koramaz'ın ifade ettiği gibi Cumhuriyet çok önemli bir kazanım, çok değerli bir kazanım. ve Türkiye'nin en kritik, en tarihsel kazanımı. Ancak cumhuriyeti demokratikleştirmek, demokratik bir cumhuriyete kavuşmak da bunun için bizim vereceğimiz ortak mücadele ile ancak mümkün olur. Bu, emeğin, barışın, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin mücadelesidir. Kime yönelirse yönelsin, kime yapılırsa yapılsın, kime yapıldığına bakmaksızın el ele tutuşup mücadele edilmesiyle mümkün olur. Ben bunu başaracağımıza inanıyorum. Biz DEM Parti olarak bunu başaracağımıza inanıyoruz. Çünkü bizim tarafımız, rotamız, pusulamız son derece net. Kimi tevatürler var, biliyoruz. O yüzden bunu sıkça tekrar ediyoruz ve altını çiziyoruz. Hakkımızda başka algılar yaratmak isteyenler bilmeliler ki onlarca yıldır sürdürdüğümüz emek, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinden asla vazgeçmeyiz"
"TÜRKİYE KARANLIK TÜNELİN İÇİNDE"
"Bugün bir çare arıyorsak, dünyayı, ülkemizi yeniden yaşanabilir bir yer haline getirmek istiyorsak, kaybettiğimiz yerde aramamız lazım" diyen Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, "90'lardan bugüne yaşanan bu uluslararası karşı devrimin temel nedeninin bizlerin yenilgisi olduğunu bir kenara not etmenizi öneririm kendi adıma. Bunun üzerine düşünmek, bunun üzerine tartışmak Türkiye'de önemli bir ihtiyaçtır diye düşünüyorum. İkincisi, ben açıkçası bir savunma sürecinde olduğumuzu düşünmüyorum. Bundan 3 yıl önce, 5 yıl önce, 10 yıl önce; demokrasiyi savunmamız lazım, Cumhuriyeti savunmamız lazım, laikliği savunmamız lazım. Bunları konuşuyorduk, tartışıyorduk. Arkadaşlar, kabul edin. Türkiye artık bir karanlık tünele doğru sürüklenmiyor. Biz o karanlık tünelin içindeyiz. Türkiye'yi o karanlık tünele soktular. Bir karşı devrim süreci yaşandı ve Türkiye artık bir karanlık tünelin içerisinde. Artık seçme ve seçilme hakkının bile elinden alındığı bir şeyi tartışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu."
"BU ANLAYIŞ CHP'YE KAYYUM ATADI"
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da, devlet aklı tartışmalarına değinerek, "'Devlet ne yapıyorsa doğrudur' meselesine bizi ikna etmeye çalışıyorlar. Bugünkü devlet aklı, milyonlarca işçiyi açlık sınırının altında çalıştıran bir akıldır. Bu anlayış CHP'ye kayyım atadı. Bu devlet anlayışı 10 Ekim katliamı, Suruç ve Roboski anlayışıdır. O yüzden hiç kimse bize bu devlet anlayışını yutturmaya kalkmasın. Buna karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
Genel Kurul'da Can Atalay'ın cezaevinden gönderdiği mesaj okunurken, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Alpay Azap, Sol Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tonbul ile TKP İl Başkanı Banu Ünver'de konuşma yaptı.
YENİ YÖNETİM İÇİN PAZAR GÜNÜ SANDIK KURULACAK
TMMOB'nin yeni yönetim kadrosunu belirleyecek seçimler ise hafta sonu yapılacak. Delegeler, 7 Haziran Pazar günü 09.00-17.00 saatleri arasında TMMOB Teoman Öztürk Sosyal Tesisleri'nde kurulacak sandıklarda yeni yönetimi belirlemek üzere oy kullanacak.