Yeni Uzay Ekonomisi Paneli
SAHA 2026 Fuarı'nda 'Yeni Uzay Ekonomisinde Girişimcilik ve KOBİ Fırsatları' paneli düzenlendi.
SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında "Yeni Uzay Ekonomisinde Girişimcilik ve KOBİ Fırsatları: Yatırım Dinamikleri ve Ekosistem Modelleri" başlıklı panel düzenlendi.
Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayisi kümelenmesi SAHA İstanbul tarafından İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Fuarı devam ediyor.
Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortağı olduğu etkinlik kapsamında, ODTÜ Teknopark Genel Müdürü Serdar Alemdar moderatörlüğünde "Yeni Uzay Ekonomisinde Girişimcilik ve KOBİ Fırsatları: Yatırım Dinamikleri ve Ekosistem Modelleri" paneli gerçekleştirildi.
Panelde konuşan SPACELIS Kurucusu ve Genel Müdürü Güler Koçak, uzay ekonomisi dendiği zaman anahtar kelimenin dayanıklılık olduğunu belirterek, hem fonlama, hem şirketlerin destek görmesi, şirketlerin çokluğu ve özel sektörün değer görmesi gibi konuların son 5 yılda Türkiye'de ilerleme kaydettiğini söyledi.
Koçak, gelecek 10 yıl içerisinde uzayda binlerce takım uydu, yenilikçi uydu ve haberleşme/gözlem uydusu olacağını aktararak, bunların hepsinin özellikle ileri malzeme ile yapılmış yenilikçi enerji teknolojilerine ve güneş panellerine ihtiyacı olduğunu belirtti.
Türkiye'nin bu noktada çok kritik bir durumda olduğuna dikkati çeken Koçak, "Çünkü bizim çok yetişmiş bilim insanlarımız, lider kadınlarımız, mühendislerimiz ve endüstri liderlerimiz var. Bunların hepsinin bir araya gelip yıkıcı teknolojileri desteklemesi gerekiyor. Aksi takdirde bildiğimiz paneller üzerine çalışırız ve kimse ileri malzeme veya yenilikçi teknoloji çalışmazsa, yıkıcı bir şey ortaya konulamaz. Bu yüzden derin teknolojinin uzun süreli desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin hem uzay programı hem de diğer milli stratejileri buna yönelik." diye konuştu.
Koçak, uzay alanında küresel olarak Türkiye'nin konumunu çok iyi gördüğünü anlatarak, Türkiye'nin astronot göndermeye yeni başladığını ancak geleceğinin çok olumlu olduğuna işaret etti.
"Ne kadar çok ortamda bulunulursa o kadar çok ortaklık kurgusu tasarlanabilir"
QUBITRIUM Kurucusu Kadir Durak ise kuantum fiziğinin günlük deneyimlere pek uymadığını, oradaki fiziğin bambaşka bir fizik olduğunu söyledi.
Durak, uzay teknolojilerinde ürün geliştirmenin kolay olmadığını belirterek, "Uzaya gönderilecek ürünler titreşim ve şok testlerinden geçer. Gönderdiğimiz uydu fırlatma esnasında 20 G'ye kadar sarsılıyor, bu, F-16'ların maksimum kapasitesi olan 9G'nin çok üzerinde, çılgınca bir titreşim." dedi.
Space Renaissance International Ortaklıklar Direktörü Gülin Dede de yurt dışındaki Türk araştırmacıların, bilim insanlarının, şirket sahiplerinin ve politika üretenlerin bazen yalnızlık hissi duyuyor olabileceğini fakat Türkiye ne zaman yurt dışına açılımlar yapmaya başlasa o masalarda ve ortamlarda bir Türk bilim insanıyla karşılaşma şansının olduğunu kaydetti.
Dede, ne kadar çok ortamda bulunulursa o kadar çok ortaklık kurgusu tasarlanabileceğine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Özellikle startuplar, uzayı roket ve uydu ekseninden çıkarıp bir ötesine taşıyan çok yenilikçi icraatlarda bulunuyorlar ve bunların benimsenmesi için politika gerekli. Bu politikalar Birleşmiş Milletler seviyesinde üretiliyor. Mesela dayanıklılığa değinildi, şöyle ki Birleşmiş Milletler'in Uzay 2030 ajandasının dört tane noktası var. Şimdi bu yeni teknolojilerde görüyoruz ki bir ihtiyaç haritası da olmuş. Eğer bu ihtiyaç haritasına dönük bilgilendirme politikacılarımız kanalıyla oralarda, o zeminlerde desteklenirse hem de yatırım kanalları olarak dönüştürülüp bu konulara ilgi duyan araştırmacılarımızın iş kurması şeklinde teşvik edilebilirse tabii ki bunların olumlu geri dönüşleri olacaktır."