"10. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu"
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ: "Asrımızda imanını, fikrini, amelini, davasını, dünyanın nimetleriyle, güzellikleriyle, makamla, şöhretle, parayla, başka türlü imkanlarla değişmeyen bunun yerine zindanları, sürgünleri, her türlü murakabeyi kabul edip imanına sahip çıkan Bediüzzaman Hazretleri, Allah'ın Resulü'nü bu çağda örnek alan büyük bir liderdir, dava ve iman adamıdır" "Kur'an ile sünnet arasına duvar örmek isteyenler taşeronlardır. Art niyetli insanlardır. Onlar Allah ve Resulü'nün yolundan değil, Allah ve Resulü'nün lanetlediklerinin yolundan giden bir anlayışı temsil ederler"
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Asrımızda imanını, fikrini, amelini, davasını, dünyanın nimetleriyle, güzellikleriyle, makamla, şöhretle, parayla, başka türlü imkanlarla değişmeyen bunun yerine zindanları, sürgünleri, her türlü murakabeyi kabul edip imanına sahip çıkan Bediüzzaman Hazretleri, Allah'ın Resulü'nü bu çağda örnek alan büyük bir liderdir, dava ve iman adamıdır" dedi.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından Sinan Erdem Salonu'nda düzenlenen "Hakikat Arayışında Nübüvvetin Rolü: Risale-i Nur Perspektif" konulu "10. Uluslararası Bediüzzaman" Sempozyumu, Mısırlı Hafız Mahmut Tuhi'nin Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Sempozyumun açış törenine katılan Bozdağ, Bediüzzaman Said Nursi'nin büyük bir alim, düşünür, irfan ve iman sahibi, dava adamı olduğunu belirterek, imanının ve davasının sadece söylediklerinden ibaret olmadığını, esas davasının, "söylediği, yazdığı, inandığı gibi yaşamak ve başkalarının da yaşamasını temin etmek" olduğunu bildirdi.
"Bediüzzaman, imanının, fikirlerinin ve ilminin gereğini, her zaman yaşantısıyla, sözleriyle, eserleriyle yerine getirmiştir" diyen Bozdağ, hayatının her anında inandıklarının gereğini yaptığını dile getirdi.
Bozdağ, Bediüzzaman'ın imanından, irfanından, ilminden, ahlakından, haysiyetinden, onurundan, davasından, insanlığından ve Müslümanlığı'ndan hayatının hiçbir anında asla taviz vermediğini kaydederek, bu nedenle yaşamı boyunca pekçok zorluğa maruz bırakıldığını söyledi.
Bediüzzaman'ın inandığı gibi konuştuğu, yazdığı ve yaşadığı için zindandan zindana gönderildiğini, hapis ve sürgün edildiğini, hayatının her anının gözetçilerle çevrelendiğini, yanına gelen ve gidenlerin fişlendiğini anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:
"Adeta her tarafını, 'etrafa buradan nur yayılmasın' diye karanlık duvarlarla ören karanlık bir zihnyetle yaşamıştır. Ama onun sahip olduğu iman, ilim, gerçekleştirdiği amel ve davası bu karanlık duvarları yıkmayı başarmış, oradan Türkiyemizin dört bir yanına ve bugün bu salonu şereflendiren dünyanın dört bir yanında olduğu gibi her tarafa bu aydınlık ulaşmıştır. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerine 'Kanunun neresinden ceza verelim' diye bakanları, 'Onu nasıl yakalarız, cezalandırırız?' diye gece gündüz düşünenleri, bütün dertleri ona dair olan herşeyi milletin gözünden gönlünden uzak tutmak için uğraşanları, ona ceza verenleri, zindanda bekletenleri, sürgüne gönderenleri, sürgünde olanları bugün hatırlayan yok. Onlar kimdir? İsimleri nedir? Bugün bilen yok. Ama Bediüzzaman hazretlerini bu salon gibi nice salonlar, yeryüzünde milyonlar hatırlıyor, seviyor. Zira bir insanı Allah sevdi mi kullarına sevdirir."
"Hazreti Peygamberi'in davasını satın almak isteyenler vardı"
Hazreti Muhammed'in hayatına değinen Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Allah Resulü'ne, hayatı boyunca yaptığı mücadaleler çerçevesinde baktığınız zaman, o nuru yok etmek isteyenleri görürsünüz. Peygamber Efendimizi ve etrafındakileri yok etmek isteyenleri ve onlara dünyayı zindan etmek isteyenleri görürsünüz. Onlara dünyayı zindan edenleri görürsünüz. Abluka altına alanları, işkenceye maruz bırakılanları, öldürülenleri, şehit edilenleri, sürgüne gidenleri, hicret etmek zorunda kalanları görürsünüz. İşte bütün zulüm yolları netice vermeyince, 'Dünyayı istiyorsan gel sana dünyalık, zenginlik istiyorsan zenginlik verelim, başka şey istiyorsan insanların istediklerini, uğruna pekçok şeyi feda edecekleri ne varsa onu verelim" diyerek davasını satın almaya kalkışan insanları görürsünüz."
Bugün de bu tarz insanların bulunduğunu dile getiren Bozdağ, bu kişilere karşılık Hazreti Peygamber'in, "Güneş sağ elime, ayı da sol elime koysalar Allah beni öldürünceye ya da muzaffer oluncaya kadar ben bu yoldan asla vazgeçmem" dediğini aktardı.
"Bediüzzaman Hazretleri, büyük bir lider, dava ve iman adamıdır"
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Bediüzzaman Saidi Nursi'nin, Hazreti Muhammed'i örnek aldığını ifade ederek, şöyle devam etti:
"Asrımızda imanını, fikrini, amelini, davasını, dünyanın nimetleriyle, güzellikleriyle, makamla, şöhretle, parayla, başka türlü imkanlarla değişmeyen bunun yerine zindanları, sürgünleri, her türlü murakabeyi kabul edip imanına sahip çıkan Bediüzzaman Hazretleri Allah'ın Resulu'nü bu çağda örnek alan büyük bir liderdir. Dava ve iman adamıdır. Hepimizin böylesine büyük iman ve dava adamlarını doğru anlamaya, anlatmaya, onların yaşadıkları gibi doğru yaşamaya ihtiyacımız var. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri eserlerinde 'Nübüvvet' konusunu işlerken genelde peygamberlik müessesini, özelde ise Hazreti Muhammed efendimizin peygamberliğini ele almıştır."
"Bediüzzaman, büyük zorluk ve çilelere göğüs germiş büyük alim"
Bekir Bozdağ, Hazreti Peygamber'in Veda Hutbesi'nde, "Ey müminler. Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarılıp, uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve peygamberin sünnetidir" dediğini hatırlatarak, Bediüzzaman Said Nursi'nin fikirleri, eserleri, yaşantısı, ahlakı ve pek çok güzel hasletleriyle hayatı boyunca Hazreti Peygamber'in Kur'an ve sünnet emanetine sımsıkı sarıldığını, ümmetin onları doğru anlayıp yaşaması için gecesini gündüzüne katmış, büyük zorluk ve çilelere göğüs germiş büyük alim, veli, dava ve iman insanı olduğunu söyledi.
"Kur'an ile sünnet arasına duvar örmek isteyenler taşeronlar var"
Bugün bakıldığında İslam corafyasının dört bir yanında birbirinden farklı pek çok anlayışın ortaya çıktığını ve bundan Müslümanlar'ın zarar gördüğünü vurgulayan Bozdağ, Kur'an-ı Kerim ve sünnete aykırı edilen sözleri reddeden Müslümanlar'ın dünyanın her yerinde olduğu sürece bu karanlıkların etrafı kuşatamayacağının altını çizdi.
Bozdağ, son zamanlarda "Kur'an bize yeter" diyerek kitap yazan, sünnete ilişkin "ileri geri konuşanlar" olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Bilmemiz gerekir ki Allah Resulü olmadan Kur'an'ı hiç kimse doğru anlayamaz ve anlatamaz. Kur'an-ı Azimüşşan olmadan da ne peygamberlik müessesini ne da Allah'ın resulü Hazreti Muhammed'i doğru anlama, anlatma şansımız vardır. Kur'an ile sünnet arasına duvar örmek isteyenler taşeronlardır. Art niyetli insanlardır. Onlar Allah ve Resulü'nün yolundan değil, Allah ve Resulü'nün lanetlediklerinin yolundan giden bir anlayışı temsil ederler. O nedenle Kur'an ve sünnet arasına hiç ama hiçbir duvarı örmemeli, örülmesine, örmek isteyelere de asla izin vermemliyiz. İslam, öldürmeyi değil yaşatmayı emreder. İnsanın ölümünü alemin ölümü kabul eder. İslam'ın üstünlük ölçüsü insanların rengi, dili, cinsiyeti, ailesi, soyu, zenginliği, doğduğu yeri, makamı, gücü değildir. Üstünlüğü yegane ölçüsü takvadır."
Irkçılık, renk ve mezhep için bir Müslüman'ın ölmeye, öldürmeye gitmesinin düşünelemeyeceğini, canlı bomba olup masum insanların arasında kendisini patlatmasının kabul edilemeyeceğini anlatan Bozdağ, İslam'ın adının, Allah'ın Resulü'nün, barış dininin, terörle anılmasına uğraş verilmesinin kabul edilemeyeceğini, bunları yapanların Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'den nasibini almadığını sözlerine ekledi.
Programda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajı da okundu.
Erdoğan mesajında, "Sempozyuma nazik davetlerinizden dolayı teşekkür ederim. Sempozyumun, davetlilerin manevi iklimine derinlik kazandırması temennisiyle, iştirak eden herkese en derin muhabbetlerimi ve selamlarımı sunarım" ifadelerini kullandı. - İstanbul