21 Eylül Dünya Alzheimer Günü
Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Emre: "Amiloid sıvısını görüntüleme ile elimize bir alzheimer aşısı geçecek olursa hastalığı çok erken dönemde yakalama şansımızı olacak. Şu an uygulamaya doğrudan yansımasa dahi bu bizim için ileriye yönelik olarak çok ama çok önemli bir gelişme"
Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Emre, "Amiloid sıvısını görüntüleme ile elimize bir alzheimer aşısı geçecek olursa hastalığı çok erken dönemde yakalama şansımızı olacak. Şu an uygulamaya doğrudan yansımasa dahi bu bizim için ileriye yönelik olarak çok ama çok önemli bir gelişme" dedi.
Türkiye Alzheimer Derneği tarafından 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Emre, dünya çapında ortalama yaşam süresinin artmasına bağlı olarak nüfusun giderek yaşlandığını ve ortalama yaşlılık döneminin uzadığını söyledi.
Dünyada yaklaşık 35 milyon, Türkiye'de ise 350-400 bin alzheimer hastası olduğunun tahmin edildiğini belirten Emre, 65 yaş üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 5'inde hastalığın görüldüğünü ifade etti.
Alzheimerin beyin hücrelerinin yıkılmasıyla başlayan bir hastalık olduğunu, bu yüzden de hastalığın en belirgin özelliğinin unutkanlık olduğunu anlatan Emre, şöyle devam etti:
"Hastalıkta oluşan hücre ölümü, neredeyse insanların doğal yaşlanma sürecine benzeyen bir hücre kaybıdır. O yüzden çözülmesi çok kolay olan bir hastalık değil. Ancak anlaşılmasında bayağı yol katettik. Hastalığın yüzde 5'i genetiktir. Yapılan bir araştırmada, hastalığın belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde kendini göstermeye başladığı görülüyor. Klinik belirtiler, unutkanlık ortaya çıkmadan, bunama tanısı konmadan 15-20 sene önce hastalığın yaptığı yıkım belirtileri ortaya çıkmaya başlıyor. İlk ortaya çıkan, beyinde 'amiloid' denilen anormal proteinin birikmeye başlamasıdır. Ancak sadece amiloide bakıp teşhis koymak mümkün değil. Diğer şikayetler uyuyorsa, klinik bulgular da uyuyorsa bunu söylemek mümkün. Amiloid sıvısını görüntüleme ile elimize bir alzheimer aşısı geçecek olursa hastalığı çok erken dönemde yakalama şansımızı olacak. Şu an uygulamaya doğrudan yansımasa dahi bu bizim için ileriye yönelik olarak çok ama çok önemli bir gelişme. Ayrıca beyin omurilik sıvısını alarak orada hastalığa ait belirtileri saptayabiliyoruz. Bu da erken dönem teşhiste bizim için güçlü bir silah. Bazen genç yaşta başlayan ya da ailesinde olduğu bilinmeyen hastalarda erken dönemde teşhis koymakta zorluk çekiyoruz. Beyin omurilik sıvısını alıp da orada oluşan bazı değişiklikleri görürsek teşhis netleşiyor. Bu yöntem alzheimer aşısı gerçek olursa çok erken dönem hastaları saptamak için de kullanılabilecek bir yöntem."
Emre, hastalığa ilişkin çeşitli çalışma ve araştırmaların devam ettiğini aktardı.
Gönüllü parmak izi verisi toplama uygulaması
Dernek faaliyetlerinden de bahseden Emre, İstanbul emniyeti ile alzheimer hastalarına yönelik gönüllü parmak izi verisi toplama uygulamasını başlatacaklarını söyledi.
Alzheimer hastasının en yakın emniyet müdürlüğüne götürülüp parmak izinin verilmesiyle kişinin kayıtlarının arşivde bulunacağını anlatan Emre, bu sayede hastanın kaybolma ya da diğer kötü olasılık durumlarında parmak izinden kim olduğunun saptanabileceğini sözlerine ekledi.
Türkiye Alzheimer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Başar Bilgiç de hastalıkla ilgili Türkiye'de doktora ulaşma konusunda şu an bir sorun olmadığını ancak ehil ellere ulaşmanın zor olduğunu ifade ederek, bunun da uygun hastayı uygun hekime yönlendirecek bir sağlık sisteminin kurulmasıyla çözülebileceğini belirtti.
Bilgiç, gelecekte sistemin oturması ve servis sağlayıcıların sayısının artmasıyla bunun da belli bir oranda düzene gireceğini söyledi.
Hastalığın çok önceden klinik belirtileri olmadan başladığını dile getiren Bilgiç, orta yaştayken riskleri azaltmak için şu önerilerde bulundu:
"Özellikle kalbimize ya da kalp damar sistemimize iyi gelecek herşey bizi alzheimer hastalığından koruyor. Günlük 20-30 dakikalk yürüyüşler yapmak, diyetimizi biraz değişirtirmek ve yediklerimize dikkat etmek hastalık risklerimizi azaltıyor. Özellikle lifli yeşil gıdalar, katı yağların az olduğu, kırmızı et yerine balığın daha çok olduğu diyetlerin bizi koruduğunu söyleyebilirim. Boş orutmak yerine özellikle stratejik düşünmeye yöneltecek beyin egzersizleri bizi hastalıktan kısmen koruyor. Kilo, tansiyon ve şekerin kontrol altında olması. Eğitim düzeyi yüksekse kişilerin bu hastalığa yakalanma olasılıkları düşük. Bu yüzden Türkiye'de ya da tüm dünyada eğitim düzeyini artırmak hastalığa karşı savaşta verilecek global bir yanıt."
Konuşmaların ardından, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, önce Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Emre'nin daha sonra da hastaların parmak izini aldı.
Toplantı, gündüz yaşam evinde bulunan hastaların, yakınlarının ve sağlık görevlilerinin balon uçurması ve şarkı söylemesinin ardından sona erdi. - İstanbul