Adli Kolluk Yönetmeliğine Durdurma

Son Güncelleme:

Danıştay 10. Dairesi kararında ''Yetki yönünden açıkça hukuka aykırı bulunan dava konusu yönetmelik hükümlerinin uygulanmasıyla adli makamların görev ve yetki alanının olumsuz etkileneceği, telafisi güç ve imkansız zararlara yol açabileceği sonucuna varılması nedeniyle yürütmesinin durdurulması gerekmektedir'' denildi Karara katılmayan bir üye, gerekçesinde, davalı idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulmasına karar verilemeyeceği görüşünü savundu.

Danıştay 10. Dairesi kararında "Yetki yönünden açıkça hukuka aykırı bulunan dava konusu yönetmelik hükümlerinin uygulanmasıyla adli makamların görev ve yetki alanının olumsuz etkileneceği, telafisi güç ve imkansız zararlara yol açabileceği sonucuna varılması nedeniyle yürütmesinin durdurulması gerekmektedir" denildi.


Dairenin kararında Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) adli kolluk görevi düzenlenmesine karşın bu görevi yerine getirecek teşkilatın kurulması yoluna gidilmediği belirtilerek, adli kolluk görevinin idare alanında görev yapan ve idare ajanı olan güvenlik görevlilerince yerine getirilmesi esasının benimsendiği vurgulandı.


CMK'nın 164. Maddesinde adli kolluk görevinin emniyet teşkilatına, Jandarma Genel Komutanlığına, Gümrük Müsteşarlığına ve sahil güvenlik komutanlığına bağlı güvenlik görevlilerince yerine getirileceğinin hükme bağlandığı hatırlatılan kararda, şu tespitler yapıldı:


"Ceza soruşturması veya kovuşturması sürecinde maddi gerçeğin belirlenmesine yönelik birtakım araştırma ve işlemlerin idare ajanı olan güvenlik görevlilerince yapılmasının öngörülmesi adli makamlarla ilgili idareler arasında kurulacak ilişkinin düzenlenmesini, adli makamların emir ve talimatlarını uygulayacak görevlilerin sorumluluklarının belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Yargılama sürecinin adli kolluk görevi eksiksiz biçimde yerine getirilerek tamamlanabilmesi için yapılması zorunlu böyle bir düzenlemenin de idari yöntemi belirlemekle sınırlı olması nedeniyle idare alanına ilişkin olduğunun kabulü ve idare hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde yapılması gerekir. Elbette yapılacak böyle bir düzenlemede adli makamların yargı sürecine ilişkin görev ve yetki alanına herhangi bir şekilde müdahalede bulunulamayacağı açıktır."


-"Ancak yasayla düzenlenebilir"


Kararda, CMK'nın 167. Maddesinde adli kolluk görevlilerinin nitelikleri, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri, uzmanlık dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları gibi idare alanına ilişkin konuların ve bunlarla ilgili diğer hususların yönetmelikle düzenlenmesinin öngörüldüğü hatırlatıldı.


Dairenin kararında, "Tek tek sayılıp yönetmelik düzenlenmesine bırakılan konular aynı zamanda ilgili kamu kuruluşlarında güvenlik görevlisi olan adli kolluk görevlilerinin çalışma şartlarına ilişkin olduğu gibi 've diğer hususlar' ifadesiyle de sayılanlar dışında kalan çalışma şartlarının kastedildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle yasa hükmüyle Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına idari düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Esasen yargı alanının kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği ancak yasayla düzenlenebileceği, yönetmeliklerle düzenlenemeyeceği açıktır."


Kararda, davalı idarelere adli kolluk görevlilerinin çalışma şartlarıyla sınırlı bir düzenleme yetkisi tanınmış olması karşısında öncelikle dava konusu yönetmelik hükümleri çerçevesinde adli kolluk görevlileri ve cumhuriyet savcılarına getirilen bildirim yükümlülüğünün yargılama alanına ilişkin yasayla düzenlenmesi zorunlu bir konu olup olmadığının irdelenmesi gerektiğine işaret edildi.


Bir ceza yargılama sujesi olan cumhuriyet savcısının, ceza soruşturmasını CMK'nın 160/2. maddesi hükmü doğrultusunda maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle lehe ve aleyhe delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirtilen kararda, "Cumhuriyet savcısının emir ve talimatlarını yerine getirip adli işlemler yapacak olan adli kolluk görevlileri CMK'nın 164. Maddesinde sayılmış, aynı yasanın 165. Maddesinde de cumhuriyet savcısının istemi halinde 164. Maddesine göre adli kolluk görevini yürütenler dışındaki diğer kolluk birimlerinin de adli kolluk görevini yerine getirecekleri hükme bağlanmıştır" ifadesine yer verildi.


CMK'nın 164. Maddesinin 2. fıkrasında da soruşturma işlemlerinin cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda adli kolluğa yaptırılacağının ifade edildiği kaydedilen kararda, bu yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda CMK'nın 157. Maddesine göre gizli tutulması gereken soruşturma işlemlerini yürüten adli kolluk görevlilerinin hak, yetki ve yükümlülüklerinin yargılama alanına ilişkin olduğu ve yasayla düzenlendiğinin anlaşıldığı bildirildi.


-Karşı oy gerekçesi


Çoğunluk görüşüne katılmayan bir üyenin karşı oy gerekçesinde ise idari yargılama usulü kanununun "yürütmenin durdurulması" maddesinin 6352 sayılı kanunla değişik 2. fıkrasında idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda davalı idarenin savunması alındıktan ve savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek, yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğinin hükme bağlandığı savunuldu.


Buna göre davalı idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararının verilmesinin mümkün olmadığının ifade edildiği karşı oy gerekçesinde, savunma alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilecek, istisnai durumların da aynı düzenlemenin devamında sayıldığı belirtildi.


Karşı oy gerekçesinde, "Düzenlemede (Uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemlerin yürütülmesi savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın durdurulabilir) şeklinde belirtilmiş olup, dava konusu düzenleyici işlemin yıkım, sınır dışı etme gibi uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden olmadığı da açıktır. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinin davalı idarelerin savunmaları alındıktan sonra ve işin esasına girilmek suretiyle incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluk kararına katılmıyorum" ifadesine yer verildi.


- Ankara

Kaynak: AA