AfD Saksonya-Anhalt'ta eyalet başkanlığını hedefliyor
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde seçimi açık ara kazanan AfD, ilk kez bir eyalet hükümetine başkanlık etmek istiyor. Parti, Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılması, AB'nin yeniden yapılandırılması ve göç politikasında köklü değişiklikler talep ediyor.
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimde açık ara birinci çıkan Almanya için Alternatif (AfD), ülkenin göç, dış politika, ekonomi ve Avrupa Birliği (AB) politikalarında köklü değişiklikler yapılmasını istiyor.
AfD'nin Saksonya-Anhalt'taki seçim başarısı, partinin ilk kez bir eyalet hükümetine başkanlık edip edemeyeceğinin yanı sıra Almanya'nın federal düzeydeki siyasi geleceğinde üstlenebileceği rolü ve savunduğu politikaları gündeme taşıdı.
AfD'nin Saksonya-Anhalt eyalet başbakanı adayı Ulrich Siegmund, "Tam olarak ulaşmak istediğimiz şeyi başardık. Bu eyalette tarih yazdık." derken parti eş başkanı Alice Weidel, "Bu, tarihi bir sonuç ve çok açık bir hükümet kurma görevidir." ifadesini kullandı.
AA muhabiri, seçim başarısıyla Almanya'da yeniden gündeme gelen AfD'nin dış politika, AB, Rusya-Ukrayna Savaşı, göç ve ekonomi konularındaki yaklaşımını parti programı ve yöneticilerinin açıklamalarından derledi.
Dış politikada "Alman çıkarları" vurgusu
AfD'nin 2025 Federal Seçim Programı'nda dış politikanın "Alman çıkarlarına dayalı gerçekçi bir politika" çerçevesinde yürütülmesi gerektiği belirtiliyor. ABD, Rusya ve Çin ile ilişkilerin ise ülkenin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesi isteniyor.
Programda, uluslararası sistemin çok kutuplu hale geldiği değerlendirmesine yer verilerek, "Almanya, artık yabancı çıkarların nesnesi olmamalıdır." ifadesi kullanılıyor. Almanya'nın egemenliğini güçlendirmesi ve ulusal çıkarlarını daha kararlı biçimde izlemesi gerektiği savunuluyor.
Rusya'ya yönelik yaptırımların derhal kaldırılmasını istiyor
AfD'nin seçim programında, Avrupa'da istikrarlı barış düzeninin bütün Avrupa devletlerinin meşru güvenlik çıkarlarını gözeten dengeli işbirliğine dayanması gerektiği savunularak, "AB ve NATO'nun doğuya doğru genişlemesini reddediyoruz." ifadesine yer veriliyor.
Programda, enerji yoğun sanayi yapısı nedeniyle uygun fiyatlı enerji arzının Alman ekonomisinin en hassas noktalarından biri olduğu belirtiliyor.
Rusya'nın "onlarca yıl boyunca güvenilir tedarikçi ve uygun fiyatlı enerji arzının güvencesi" olarak nitelendirildiği programda, "Rusya'ya yönelik ekonomik yaptırımların derhal kaldırılması ve Kuzey Akım doğal gaz boru hatlarının onarılması" isteniyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin programda ise "Ukrayna'nın geleceğini NATO ve AB dışında tarafsız bir devlet olarak görüyoruz." değerlendirmesi yapılıyor.
Parti eş başkanı Alice Weidel de açıklamasında, "Rusya'dan gelen ucuz enerji, 'Made in Germany'nin başarısının sırrıydı. Buna yeniden ihtiyacımız var." ifadelerini kullanmıştı.
AfD, Ukrayna'ya silah gönderilmesine de karşı çıkıyor. Parti eş başkanı Tino Chrupalla, AfD Federal Meclis Grubunca yayımlanan açıklamasında, "Ukrayna savaşı bizim savaşımız değil. Silah sevkiyatları Almanya'nın çıkarına değildir." ifadelerini kullanarak silah yardımlarının durdurulması çağrısında bulunmuştu.
"ABD'nin çıkarları, Almanya ile diğer Avrupa ülkelerinin çıkarlarından giderek daha fazla ayrışıyor"
AfD'nin seçim programında ABD ile iyi ilişkilerin Almanya ve Avrupa açısından özellikle ekonomik, teknolojik ve bilimsel işbirliği bakımından büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Bununla birlikte, "ABD'nin jeopolitik ve ekonomik çıkarları, Almanya ile diğer Avrupa ülkelerinin çıkarlarından giderek daha fazla ayrışıyor." yorumu yapılıyor.
Programda, seyir füzeleri, insansız hava araçları (İHA) ve diğer füzelerden oluşan uzun menzilli ABD silah sistemlerinin Almanya'ya konuşlandırılmasına karşı çıkılıyor.
AfD, bağımsız ve hareket kabiliyetine sahip Avrupa askeri ittifakı kuruluncaya kadar Almanya'nın NATO üyeliğinin ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatındaki (AGİT) aktif rolünün ülkenin güvenlik stratejisinin temel unsurları olmayı sürdürmesini savunuyor.
Mevcut AB yapısının değiştirilmesini savunuyor
AfD'nin seçim programında AB'nin ulus üstü federal devlete dönüştürülmesi sürecinin ilerletildiği iddia edilerek Brüksel kaynaklı "demokrasiden uzaklaşma, merkezileşme, aşırı düzenleme ve planlı ekonomi"nin yaşandığı savunuluyor.
Parti, mevcut AB'nin yerine egemen devletlerden oluşan ve "Avrupa Ulusları Birliği" olarak adlandırılan yeni bir Avrupa ekonomi ve çıkar topluluğunun kurulmasını istiyor.
Bu modelde ortak pazarın korunması, Avrupa'nın dış sınırlarının yasa dışı göçe karşı güvence altına alınması, güvenlik politikasında stratejik özerklik sağlanması ve Avrupa kültürleri ile kimliklerinin korunması, ortak çalışma alanları olarak sıralanıyor. Diğer yetkilerin ise ulus devletlere bırakılması gerektiği vurgulanıyor.
AfD, Almanya'nın avro sisteminden çıkmasını ve yeniden ulusal para birimine geçmesini istiyor. Programda bu geçiş sırasında gerekli görülmesi halinde avronun da kullanılmasına devam edilebileceği belirtiliyor.
Weidel, 23 Ağustos 2026'da Alman kamu yayıncısı ZDF'ye verdiği röportajda ise Almanya'nın avro ve Schengen sistemlerinden çıkmasını savunarak ülke sınırlarının kapatılacağını söylemişti.
Göç politikasında "geri göç" uygulaması
AfD, Almanya'nın sınırlarını yeniden kontrol etmesini ve ülkede "kalma hakkı bulunmayanların" sınır dışı edilmesini istiyor. Partinin "geri göç" olarak adlandırdığı politika, sınır dışı işlemlerinin hızlandırılmasını, gönüllü dönüşlerin teşvik edilmesini ve koruma gerekçesi ortadan kalkanların oturumlarının yeniden incelenmesini kapsıyor.
Weidel, 23 Ağustos 2026'da ZDF'ye yaptığı açıklamada, Almanya'da yaşayan yaklaşık 1,3 milyon Suriyelinin tamamının ülkelerine gönderileceğini söylemişti. Almanya Federal Siyasi Eğitim Merkezi ise AfD'nin resmi programında göçmen kökenli Alman vatandaşlarının "geri göç" kapsamına alınmasına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını ancak bazı parti yöneticilerinin daha ileri açıklamalar yaptığını belirtiyor.
AfD'nin Müslümanlara ve İslam'a yaklaşımı
AfD'nin seçim programında anayasal düzeni ve temel hakları kabul ederek ülkeye uyum sağlayan Müslümanların toplumun "değerli üyeleri" olduğu belirtilse de "siyasal İslam'ın yer yer şiddete eğilimli biçimi", Almanya'daki Hristiyan-Batı kültürü için "en büyük tehlike" olduğu iddia ediliyor.
Programda, cami inşası ve işletilmesi ile İslami kuruluşların yabancı devletlerce finanse edilmesinin, minare inşasının ve ezanın açıktan okunmasının yasaklanması ve imamların Almanya'da yetiştirilmesi gerektiği savunuluyor. AfD, ayrıca kamusal alanda burka ve peçeye, kamu kurumları ile okullarda başörtüsü takılmasına karşı çıkıyor ve devlet okullarında İslam dersi verilmesini reddediyor.
Nükleer santrallerin yeniden açılması gerektiğini savunuyor
AfD, devletin piyasaya müdahalesinin en aza indirilmesini, gelir ve şirket vergilerinin düşürülmesini ve dayanışma vergisinin kaldırılmasını istiyor.
Enerji alanında nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilmesini, kömür santrallerinin kullanımının sürdürülmesini ve karbon emisyonu vergisinin kaldırılmasını savunan AfD, Almanya'nın Paris İklim Anlaşması'ndan çıkması gerektiğini ifade ediyor.