Ağıralioğlu'ndan Öcalan Açıklaması

Son Güncelleme:

Yavuz Ağıralioğlu, Öcalan'ın terör örgütü lideri olduğunu ve Kürtlerin temsilcisi olmadığını belirtti.

(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, "Öcalan terör örgütünün lideridir. Terör örgütü kurucusudur, teröristtir. Kürtlerin temsilcisi değildir. Öcalan'dan duymak istediğimiz bir söz varsa, ki bir söz duymak istemiyoruz, cezasını çekmektedir. Ama illa Öcalan'dan bir şey duyacaksak kendisini kimin kullandığını, 42 yıldır kendi milletine niçin bu kadar kötülüğü, hangi alçaklığa razı olarak yaptığını özür beyan etmesi gerektiğini falan duymak isteriz. Biz ondan nasihat, biz ondan ölçü, biz ondan ilke, biz ondan ondan demokratik olgunluğumuzla ilgili, demokratik inşa ile ilgili ilgili hatırlatma duymak istemiyoruz" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Terörsüz Türkiye ve laiklik tartışmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, basın toplantısının ardından aralarında eski CHP Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Merve Kır Müftüoğlu'nun da olduğu partiye yeni katılan üyelere rozetlerini taktı.

Ağıralioğlu, şöyle konuştu:

"Bugün açıklanan Öcalan mektubu... Bizim söylediklerimizin aslında bütün uyarılarımızın hepsinin göz ardı edilerek bir sürecin buraya taşındığını gösteriyor. 'Bu mühim bir gün' diye paylaşılıyor ekranlarda. Ben de bu mühim günün kronolojisine dair birkaç şey söylemeliyim. 'Hiç pazarlık yok' denilerek başlanan süreç, 'Silahları bırakacaksınız. Hiçbir şart ileri sürmeyeceksiniz' diye başlanan bir iletişim mimarisinin bugün finalindeyiz. 'Güya hiç pazarlık yapmayacaklar, güya hiçbir şekilde şart koşmayacaklar, sadece silahları nereye teslim edeceğini devletin söylediği yerde silahlarını teslim edip, siyasetin kendilerine söylemiş olduğu her şeyi harfiyen yerine getirecekler ve PKK'yı lağvedecekler'den, bugün Öcalan'dan üslup, Öcalan'dan dil, Öcalan'dan demokrasi ile ilgili nasihat, Öcalan'dan toplum beraberliği ve anayasayla ilgili ilke, ölçü dinlemek mecburiyetinde kaldınız. Sizin hissenize düşen şeye bakar mısınız?"

Öcalan Kürt-Türk diyecek, kardeşlik diyecek, Öcalan din otoriter diyecek, Öcalan memleketli demokrasi diyecek, demokratik inşa diyecek, negatif isyan diyecek, efendim şimdi silahları bırakmak lazım diyecek, şiddetle alınacak mesafe bitti diyecek, siz de bunları güya milletinizin huzuruna çıkarak utanmadan bir şey başarmış gibi savunacaksınız.

"Öcalan başından itibaren Kürtlerin temsilcisi değildi"

Öcalan başından itibaren Kürtlerin temsilcisi değildi, yapılmamalıydı. Öcalan başından itibaren sadece memleketimizde değil, bölgede hesabı olan her uluslararası organizasyonun maşasıydı. Başlarken de maşasıydı. Şimdi bugün de biterken de maşası. Başlarken neyin maşasıysa biterken onun maşası. Şimdi neyin çekilmesi, neyin silah bırakması, neyin demokrasisi, neyin inşası, neyin yeniden demokrasi temelinde yapılanmasını konuşuyorsa, onu başlatanların lehine yine bunu yapıyor. Biz maşalarla devletin konuşmaması gerektiğine, devletin memleketin geleceğinin müzakere edilmemesi gerektiğine, teröristlerin elindeki silah alınana kadar devletin meşru gücünün muhatabı edilmesine, silahı bırakmıyorsa hak ettiği cezanın kendisine verilmesine, bu çerçevede sürecin değerlendirilmesine alan açmıştık."

Terör örgütü ve liderinin muhattap alınmasının kabul edilemeyeceğini dile getiren Ağıralioğlu, "Siyaset aklını başına alamadı. Siyaset devletinin vakarını taşıyamadı. Siyaset milletinin uğruna bedel ödediği bu hassasiyeti, milleti için muhafaza edip milletinin karşısına haysiyetiyle, vakarıyla çıkamadı. Bizim karşımıza şimdi Öcalan'ın mektubunu yorumlamak gibi bir acziyetle görünen siyaset bizim kabul ettiğimiz, meşru gördüğümüz ve umut bağladığımız siyaset değildir. Herkes bilsin. Öcalan terör örgütünün lideridir. Terör örgütü kurucusudur, teröristtir. Kürtlerin temsilcisi değildir. Öcalan'dan duymak istediğimiz bir söz varsa, ki bir söz duymak istemiyoruz, cezasını çekmektedir. Ama illa Öcalan'dan bir şey duyacaksak kendisini kimin kullandığını, 42 yıldır kendi milletine niçin bu kadar kötülüğü, hangi alçaklığa razı olarak yaptığını özür beyan etmesi gerektiğini falan duymak isteriz. Biz ondan nasihat, biz ondan ölçü, biz ondan ilke, biz ondan ondan demokratik olgunluğumuzla ilgili, demokratik inşa ile ilgili ilgili hatırlatma duymak istemiyoruz" ifadelerini kullandı.

Ağıralioğlu, şöyle devam etti:

"Öcalan'dan illa bir şey duyacaksak, 42 yıldır Kürtlere sebep olduğu acılara özür. 42 yıldır dağlarda ırzını, hukukunu çiğnediği kadınlara özür, Kürtlerden özür. Kürtlerin başına gelmiş en büyük bela Öcalan'dır. Kürtlerin başına gelmiş en büyük bela PKK terör örgütüdür. Önce Kürtlerden özür. Kardeşliğimizi yaşatmak için 42 yıldır aslanlar gibi evlatları ölüyor bu milletin, onlardan özür. Uğruna bin yıl mücadele etmişiz topraklarda kalmak, tutunmak için, bu topraklardaki varlığımızı zayıflatmak için tarihten özür. Sebep olduğu acılara, kullanıldığı, aparatı olduğu bütün operasyonlara ve buradaki varlığımızı ortadan kaldırmaya çalışan her alçaklığın aparatı olduğu için tarihten özür. Çocuklarımızdan özür, gelecekten özür. Öcalan'dan illa bir şey duyacaksak bunları duyacağız. O yüzden süreci hassasiyetle izlemeye devam edeceğiz. 'Pazarlık yok'tan gelinen süreç anayasaya, 'Pazarlık yok'tan gelinen süreç kimlik tanımına, 'Pazarlık yok'tan gelişen süreç Kürtler, Türkler 21 atfına döndü. Türk milleti ayrılmaz bir bütündür. 85 milyon ailedir. Bu toprakları kavim, mezhep sayarak yönetemezsiniz. Bu toprakları millet diyerek yönetirsiniz. Biz demokratik adil bir ülkeyiz. Ülkemizi inşa etmek için pek çok şeye ihtiyacımız var. Öcalan'a ihtiyacımız yok."

Terörsüz Türkiye'ye evet, teröristlerle müzakereye hayır diyerek buraya geldik. Terörsüz Türkiye'yi sağlamak için mücadele ettik. Sanki daha önce terörlü Türkiye için mücadele ediyormuşuz gibi konuşulmasını verdiğimiz şehitlere, ödediğimiz bedele hakaret sayalım. Bizim evlatlarımız terörsüz Türkiye için öldüler. 42 yıldır terörsüz Türkiye olsun diye ölüyorlar, vuruluyorlar. Şehit ve gazi oluyorlar. 42 yıldır bu millet bu kadar pahalı bedele kardeşliğimiz baki olsun, terörsüz bir ülkede yaşasın evlatlarımız diye bu bedeli ödüyoruz biz. Dolayısıyla sanki daha önce terörsüz Türkiye istemiyormuşuz gibi de ilk defa aklımıza gelmiş gibi...

Devletin Öcalan'la eşitlenmesini, siyasetin Öcalan'la eşit şartlarda konuşmasını, Meclis'in siyasetin Kandil'le, İmralı'yla eşitlenerek müzakere edilmesini, siyasete ve devlet, millet varlığımıza hakaret sayıyorum. Dolayısıyla olan biten milletin gözünün önünde oldu bitti. Milletin vicdanına şikayet ediyorum. Bizim hissemize düşenlere biz razıyız."

"Bu seçimde de bir laik-dindar tartışmasını kaldıramayız"

Ağıralioğlu son günlerde bir ilahi üzerinden yapılan tartışmalara işaret ederek, şunları söyledi:

"Memleketin seçim sathında 'laik-antilaik', 'dindar-laik' tartışmasına yine düşürüleceğine dair bir kaygıyı da taşıyoruz. Ramazan ayındayız. Ramazan bereket aydır. Bu topraklardaki varlığımızın, inanç koordinatlarımızın en coşkun hissedildiği zamanlardır Ramazan ayı. Ramazan ayında memleket ile ilgili manevi iklimimizi kuvvetlendirecek hassasiyetlerin, laiklik karşıtı gibi sunulmasını da o hassasiyetlere itiraz edenlerin laik-dindar tartışmasına konu edilmesini de doğru bulmayız. Seçim süreci geliyor. Endişemiz, korkumuz memlekette illa her seçimi bir çatışmayla atlatıyoruz. Bu seçimde de bir laik-dindar tartışmasını kaldıramayız. Memleketin, memleketin sorunlarını çözecek ciddi siyasete ihtiyacı vardır."

"Hacılarınızın hacca gidip gidemeyeceğini dert edin"

Bir ilahiden bu kadar münasebetsiz münakaşa çıkarmaya da gerek yoktur. Hacılarınızın hacca gidip gidemeyeceğini dert edin. İlahi der, söylenen işte, Kabe'nin hacıları diye diline herkesin dökülen, sağdan soldan herkesin terennüm etmeye, diline düşmeye nakaratı ve coşkusu itibariyle imkan veren böyle ilahi üzerinden dindar-laik tartışması yapmak yerine onun da size hatırlatacağı bir şeyler vardır. Onu da hatırlatayım ben size. Hacılarımız hacca gidemez hale geldiler. Yüksek enflasyon altında ve faiz altında eziliyorlar. Şimdi hürmetsizlik olur diye, ilahiyi çekilen ızdıraplara uygun hale dönüştürürüm ben, 'Hacca gidemiyoruz vallah. Hu diyemez hale getirdiniz bizi billah. Enflasyon faizi altında ölüyoruz ya Allah. Bizim idarecilerimize iman, istikamet, ahlak, feraset ver ya Rabbi' falan. Böyle bir şey haline dönüştürürüm. Hacılarınızı hacca gidemeyecek hale dönüştürdünüz."

Kaynak: ANKA