Antalya Barosu'ndan İç Güvenlik Paketi Kaygısı
Antalya Barosu Yönetim Kurulu, hükümetin iç güvenlik paketi çalışmalarına ilişkin polisin silah kullanma yetkisinin artacağı, valilerin savcı yetkisi kullanabileceği, telefon dinlemenin yargı denetimi olmadan genişleyeceği gibi endişelerle kaygılı olduğunu açıkladı.
Antalya Barosu Yönetim Kurulu, hükümetin iç güvenlik paketi çalışmalarına ilişkin polisin silah kullanma yetkisinin artacağı, valilerin savcı yetkisi kullanabileceği, telefon dinlemenin yargı denetimi olmadan genişleyeceği gibi endişelerle kaygılı olduğunu açıkladı.
Kamuoyunda 'İç Güvenlik Paketi' olarak bilinen ve TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edilerek genel kurula gönderilen Polis Vazife ve Salahiyat Kanunu (PVSK) ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'na ilişkin Antalya Baro Başkanlığı'ndan bir açıklama yapıldı. Yazılı açıklamada, El Kaide'ye silah ve mühimmat taşıdığı iddia edilen MİT TIR'larının aranmasıyla ilgili olarak dönemin Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık'ın, özel yetkili Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, özel yetkili savcılar Aziz Takçı ve Özcan Şişman ile Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı Yaşar Kavalcıoğlu'nun, HSYK 2'nci Dairesi'nin oyçokluğuyla aldığı bir kararla görevlerinden uzaklaştırıldığı hatırlatıldı.
HSYK başmüfettişinin, adı geçen savcıların meslekten ihraç edilmeleri istemi hakkında, soruşturma sonunda karar verileceği belirtilen açıklamada, dünya kamuoyu tarafından da yakından bilinen bu olayda güçler arası görev çatışması yaşandığı ve sonuç olarak adli kolluğun, savcıların talimatlarına karşın arama yapamadığı belirtildi. İfade özgürlüğünü kullanan ve düşüncelerini paylaşan bir gazetecinin gözaltına alındığı, eski bir milletvekiliyle 16 yaşındaki bir çocuğun tutuklandığına dikkat çekilen açıklamada, İç Güvenlik Paketi'ne göndermede bulunuldu.
TASARI KANUNLAŞIRSA NELER OLACAK?
Baro, tasarının komisyondan geçtiği şekilde kabul edilmesi durumunda sonuçlarını şöyle açıkladı:
"Polis, yargıç ve savcı kararı olmadan kişinin üstünü, eşyasını ve aracını arayabilecek. Polisin silah kullanma yetkisi artacak. Polis, savcı kararı olmadan kişiyi gözaltına alabilecek ve 48 saat gözaltında tutabilecek. Valiler, toplumsal olaylarda, belediye ve diğer kuruluşların araç ve gereçlerine el koyabilecek, kurum personeline polis zoruyla görev verebilecek ve savcı yetkilerini kullanabilecek. Telefon dinleme yetkisi, yargı denetimi olmadan, genişleyecek. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin suç kapsamı genişleyecek ve cezalar artacak. Herkes, biyometrik veri olarak adlandırılan parmak izi, damar izi ve el ayası vermek zorunda kalacaktır."
'ÇIKMAZ YOLA SÜRÜKLENMEKTEYİZ'
Açıklamada, gerek sözü edilen soruşturmalar ve İç Güvenlik Paketi'nin, gerek Hükümetçe TBMM'ye sunulan 'Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı' ve gerekse 2014 sonunda yasalaşan 'makul şüphe' ve 'adil yargılanma hakkına dair düzenlemeler' bir bütün olarak değerlendirildiğinde kaygılarının her geçen gün derinleştiği belirtildi.
Tasarıya ilişkin kaygılı olduklarını açıklayan Baro yönetimi, "Kaygılıyız, çünkü yürütme, kolluğu kendine bağlayıp en küçük muhalefeti bile bastırmaya çalışacaktır. Temel hak ve özgürlükler kullanılamaz hale gelecektir. Güçler ayrılığı ilkesinin kırıntısı bile kalmayacaktır. Bu düzenlemeler, hukuk devleti bir yana kanun devletinde bile tartışılabilecek düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerden ileri demokrasi değil, olsa olsa özgürlüklerin boğulduğu eski bir rejim çıkar. Çıkmaz bir yola sürüklenmekteyiz" denildi. - Antalya