Aso 19. Gündem Toplantısı

Son Güncelleme:

TÜBİTAK Başkanı Altunbaşak: "Biz projelerin bütçesine değil ülkeye faydasına bakıyoruz.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Yücel Altunbaşak, projelerin bütçesine değil ülkeye faydasına baktıklarını belirterek, "50 milyonluk, 100 milyonluk destek istiyorsanız Türkiye'nin önünü açacak projeler yapın" dedi.


Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) 19. Gündem Toplantısı'nda konuşan Altunbaşak, TÜBİTAK ve destekleri hakkında bilgiler verdi.


Altunbaşak, ülkelerin gelirlerinden Ar-Ge'ye ayırdıkları payın büyük önem taşıdığını belirterek, son rakamlara göre Türkiye'de bu oranın yüzde 0,92 olduğunu hatırlattı.


Türkiye'de Ar-Ge personel sayısının da artmakta olduğuna işaret eden Altunbaşak, "10 yıl önce 10 bin kişiye düşen Ar-Ge personel sayısı 6 idi. Şimdi 2 katından çok artarak 14 oldu. Gelişmiş ülkelerin 3 katı altındayız ama onlardan 3 kat daha hızlı koşuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.


Altunbaşak, patent başvurularının da  son 10 yılda yaklaşık 4 kat arttığını, bilimsel yayın sayısında benzer bir artışın söz konusu olduğunu dile getirdi.


Son 2 yılda sanayiden gelen proje başvurularının 2 kat arttığını belirten Altunbaşak, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması için her yıl proje sayısında yüzde 22 oranında artış olması gerektiğini, TÜBİTAK'ın ise yüzde 25 hedefine odaklandığını ifade etti.


Son dönemde sanayicilere ve girişimcilere yönelik projeler geliştirdiklerini dile getiren Altunbaşak, "Birinin bir fikri varsa, bunu hayata geçirmek ve kazanca çevirmek adına destek olalım dedik. Bu desteği ABD'de 50 sene önce kurmuşlar. Biz 50 sene geriden geliyoruz ama geç de olsa dünyadaki hemen hemen tüm programların örnekleri artık Türkiye'de var."


"Bütçeye değil faydaya bakıyoruz"


Türkiye'de üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğine dikkati çeken Altunbaşak, "Biz projelerin bütçesine değil ülkeye faydasına bakıyoruz. 50 milyonluk 100 milyonluk destek istiyorsanız Türkiye'nin önünü açacak projeler yapın. Öncelikli alanlarımızda yüzde 60'a kadar proje desteğimiz var. Bunun için proje bütçesi 10 milyonun üzerindeyse muhakkak işe üniversite ve KOBİ'de dahil olacak" ifadelerini kullandı.


TÜBİTAK'ın 6 bin yüksek lisans öğrencisine ayda yaklaşık 2 bin lira destek sağladığını belirten Altunbaşak, bu öğrencilerin tez konusunu sanayiyi ilgilendiren alanlardan seçtiklerinde 150 lira da ek destek verdiklerini vurguladı.


Altunbaşak, TÜBİTAK'ın kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık sağlanıp sağlanmayacağının sorulması üzerine, TÜBİTAK'ın mevzuatı gereği hiç bir konuda ayrımcılık yapmadığını, pozitif ayrımcılığın sadece KOBİ'ler konusunda uygulandığını söyledi.


"Değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorundayız"


ASO Başkanı Nurettin Özdebir de, Türkiye'nin yüksek katma değer içeren bilgi ve teknoloji yoğun üretimde daha fazla ilerlemesi gerektiğini ifade etti.


Özdebir,  Türkiye'de bilgi ve teknoloji yoğun sektörlerde yaratılan katma değerin milli gelire oranının 2010 yılında yüzde 22 olduğuna dikkati çekerek, "Bilgi ve teknoloji yoğun sektörlerin milli, gelire katkısında 20 yılda meydana gelen yüzde 70'lik artış memnuniyet verici görülebilir. Ama bazı karşılaştırmalar yaptığımızda bu artışla yetinemeyeceğimiz görülmektedir" dedi.


Türkiye'de yüksek teknolojiye dayanan sanayi üretiminin milli gelire katkısının 2010 yılında binde 5 olduğunu hatırlatan Özdebir, şunları kaydetti:


"Dünyada bu oran 2010 yılında yüzde 2,2 olarak gerçekleşti. Burada dünya ortalamasının oldukça altındayız. Türkiye'nin imalat sanayi ihracatı içinde yüksek teknolojili ürünlerin payı 2010 yılında yüzde 3,4 idi. Bu oran ABD'de yüzde 28,5, Kore'de yüzde 27, Çin'de ise yüzde 33. Bir televizyonun ekranını, tüm elektronik aksamını ithal edip Türkiye'de monte edip televizyon olarak ihraç ettiğimizde önemli bir katma değer yaratmıyoruz."


Özdebir, Türkiye'nin küresel ekonomiyle, değer zincirinin alt halkalarında düşük katma değer yaratarak entegre olmuş durumda olduğunu belirterek, değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorunda olunduğunu, günümüzde sanayide yüksek katma değerin, bilgi ve teknoloji yoğun ürün üretilen sektörlerde gerçekleştiğini ifade etti.


Özdebir, şöyle devam etti:


"Bu sektörler, temel bilimler ve matematik donanımlı, sorunları tespit etme ve çözüm üretebilme becerisine sahip, değişen koşullara uyum sağlayabilen yaratıcı bireyler istiyor. Çünkü inovasyon ancak bu becerilere sahip bireylerle mümkün. Biz ise, bu becerilere ve donanıma sahip yeterli sayıda bireyler yetiştiremediğimiz için küresel ekonomiyle, değer zincirinin alt halkalarında düşük katma değer yaratarak entegre olmuş durumdayız. Bu durumu değiştirmek, beceri açığını kapatarak inovasyona yönelmek ve değer zincirinin üst halkalarına tırmanmak zorundayız."


Patent sayısının, ülkelerin inovatif kapasitesi hakkında bilgi verdiğini bildiren Özdebir, Türkiye'de 2011 yılında  228'i yabancılar tarafından olmak üzere 4 bin 113 patent başvurusu yapıldığını ve bu sayıyla Türkiye'nin 173 ülke arasında 27'inci sırada yer aldığını belirtti. - Ankara

Kaynak: AA