Başbakan Yardımcısı Bozdağ." Bu Ülkenin Milletin İradesiyle Oluşmuş Meclisine, Milletin İradesine...

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Bu ülkenin milletin iradesiyle oluşmuş meclisine, milletin iradesine göre çıkmış hükümetine karşı bir suç isnadı varsa bu demokrasiye karşı bir suçtur."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Bu ülkenin milletin iradesiyle oluşmuş meclisine, milletin iradesine göre çıkmış hükümetine karşı bir suç isnadı varsa bu demokrasiye karşı bir suçtur. Bunların doğrudan soruşturulması bir ayıp değildir. Bunların doğrudan soruşturulması demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak adına son derece önemlidir" dedi.


Bozdağ, TRT Haber'de katıldığı "Özel Gündem" programında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Özel yetkili mahkemelere ilişkin yapılan yeni düzenlemenin yargıda izin sistemini güçlendirdiği yönünde iddiaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Bozdağ, izin sisteminin genişlediğini, darbe teşebbüsü ile ilgili suçlarla ülkenin bütünlüğü ve terör suçları dışında kalan konularda bir izin sistemi getirildiğini söyledi.


Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları kaydetti:


"Bunun nedeni şu, bir defa güvenlik güçlerimiz terörle mücadele ediyor, bir takım ithamlara maruz kalıyorlar. Bunlarla ilgili ithamların ikinci bir gözden geçirilmesinin bir sakıncası yok. Yani idare diyelim ki bir itham yapılıyor, soruşturma yapıyor savcı, izin gerekiyorsa izin talebinde bulundu, o ilgili kamu görevlisinin bağlı bulunduğu izin vermeye yetkili makamın bunu bir de o gözle değerlendirilmesinde fayda var, bir sakınca yok.


Acaba bu doğru mu eğri mi, değerlendirdi, izin vermediği zaman zaten idari yargının incelemesine tabi. Dava konusu olduğu zaman idari yargı onu iptal edecektir veya onaylayacaktır. Her halükarda bu izin mekanizması da yargı denetimine tabi. Dolayısıyla kaçırılan bir şey yok, burada terörle mücadele yaparken. Bu mücadelede görev yapan güvenlik birimleriyle ilgili bir iddia olduğu zaman onu Cumhuriyet savcısı, soruşturmasıyla gözden geçiyor zaten. İzin gerekiyorsa, izin verecek makamın da bir incelemesine fırsat veriliyor. Bu inceleme olumsuz olursa idari yargı denetliyor."


Yolsuzlukla ilgili suçların da bu kapsama gireceği yönündeki eleştirilere ilişkin Bozdağ, bunun yanlış bir yorum olduğunu, yolsuzlukla ilgili suçları düzenleyen özel bir yasa bulunduğunu, yasada rüşvet, zimmet, istihkak gibi kamuoyunun bildiği yolsuzluk suçlarının doğrudan soruşturmaya tabi, özel kanuna tabi olduğunu bildirdi.


Kendilerinin genel hükümler getirdiklerini, ama özel kanunda herhangi bir suçla ilgili doğrudan soruşturma usulü varsa Cumhuriyet savcılarının ona uyacağını, ona göre soruşturma yapacağını belirten Bozdağ, "Şu anda yolsuzluk suçları diye kamuoyunun bildiği ve bu isim altında kamuoyuna takdim edilen suçlarla ilgili özel kanun hükümleri var ve bu suçlara ilişkin doğrudan soruşturma yetkisi veren düzenlemeler var. Bunlarla ilgili herhangi bir izin sistemi söz konusu değil, ama maalesef sanki böyle bir izin sistemi bunlarla alakalı getiriliyormuş gibi de bir algı yaratılmak isteniyor, bu da fevkalade yanlış" şeklinde konuştu.


-"Anayasaya aykırı bir düzenleme değil"


"Düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülebilir mi, CHP'nin bununla ilgili hazırlığının olduğu konuşuluyor" şeklindeki soru üzerine de Bozdağ, "CHP, alışkanlıklarından vazgeçmez, hemen hemen çıkardığımız her kanunla ilgili CHP Anayasa Mahkemesine gitmeyi adet haline getirdi. Adetlerinden vazgeçeceklerini ben tahmin etmiyorum. Bu düzenlemeyle ilgili de CHP sözcüleri konuşurken Anayasa Mahkemesi'ne götüreceklerini söylediler" dedi.


CHP sözcülerinin düzenlemede, darbe suçlarıyla ilgili doğrudan soruşturmaya ilişkin hükme karşı olduklarını, onun dışındaki kısımlara fazla itirazlarının bulunmadığını ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti:


"Eğer o düzenleme olmamış olsaydı o zaman CHP belki Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyebilirdi, oraya karşı. Ama o da önemli bir suç, bu ülkenin milletin iradesiyle oluşmuş meclisine, milletin iradesine göre çıkmış hükümetine karşı bir suç isnadı varsa bu demokrasiye karşı bir suçtur ve demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak da herkesin görevidir. Bunların doğrudan soruşturulması bir ayıp değildir, bunların doğrudan soruşturulması demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak adına son derece önemlidir.


Silahlı terör örgütüne ilişkin suçlar doğrudan soruşturulmayacak mı- O zaman bunlar doğrudan soruşturulması gereken suçlardır. CHP, maalesef orada siyasi yaklaşıyor. Sadece şu anda devam eden yargılamalarda sanık olan kişilerle ilgili bir düzenleme yapılmış olsa, belki ona da 'olabilir' diyebilirdi ama bu da ayrıcalıklı bir durum olurdu. Çünkü siz bir kural koyarken, o kuralla ilgili şu anda yargılanan kişilerle ilgili bir istisnai hüküm koyduğunuzda işte o zaman ayrıcalıklı bir yasal düzenleme yapmış olursunuz ki esas anayasaya aykırıyı olan o olurdu. Anayasa Mahkemesi inceleyecektir, elbette Anayasaya göre bir değerlendirme yapacaktır. Ama bizim gördüğümüz, bu düzenleme Anayasaya aykırı bir düzenleme değil, Anayasa Mahkemesi'nin kararını da hep beraber göreceğiz."


- Suriye yönetimi ve Esed büyük bir çarpıtma kampanyasını sürdürüyor-


Bozdağ, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in düşürülen askeri uçağa ilişkin


'Keşke uçağı düşürmeseydik' yönündeki söylemlerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine "Esed, yaptığı açıklamalarla benim tahminim kamuoyu oluşturmak istiyor" dedi.


Bozdağ, şöyle devam etti:


"Keşke düşürmeseydik', 'kendi karasularımızdaydı', 'uluslararası sularda olsa özür dilerdik' veya 'İsrail'in kullandığı koridordan geçiyordu o yüzden böyle oldu' ifadelerine baktığınızda bunların hepsi bir kamuoyu oluşturmaya dönük yaklaşımlardır. Çünkü İsrail uçaklarının o koridoru kullanması yeni bir vaka değil, sürekli kullanıyorlar. Eğer Suriye yönetimi İsrail uçaklarıydı diye vurduysa şimdiye kadar pek çok İsrail uçağının böyle bir nedenle düşürülmesi icap ederdi. Çünkü, o koridoru biliyoruz ki Suriye yönetimi de biliyor ki kullanıyorlar. Şimdiye kadar onlara dönük bir hareketin olduğuna dair kamuoyunda bir bilgi yok. Eğer olsaydı duyardık. O yüzden de bunu ben doğru bir açıklama olarak görmüyorum, kamuoyunu bilgilendirme olarak görüyorum."


Radar sistemlerinden dolayı 'Biz kendi sularımızda vurduk' ya da 'bilmeden vurduk' açıklamalarının da doğru bir yaklaşım olmayacağını savunan Bozdağ,


"Radar sistemleri var. Radar sistemlerinde gelen uçakları görme imkanları var. Bizim uçağımızda da zaten kendini tanıtan her türlü bilgiler var. Ona göre görmemesi, tanımaması mümkün değil. Gerekli ikazlar zaten bizim kendi radarımızdan bizim kendi uçağımıza yapılıyor. Onlar da duyulabilir. O yüzden de


'biz fark etmedik, bilmedik, görmedik' demesi mümkün değil. Ellerindeki teknoloji fark etmeye, görmeye, bilmeye müsait bir teknoloji. O teknolojiyle bunu söylemesi fevkalade yanlış" dedi.


Askeri uçağın uluslararası sularda vurulduğunu, dengesini kaybettikten sonra Suriye karasuları düştüğünü kaydeden Bozdağ, "Türkiye bu konuda elindeki bilgileri açıkladı. Kendi bilgilerimize güvendiğimiz için biz uluslararası, buradaki hava sahasını takip eden ülkelerin elinde bilgiler varsa bu bilgilerin de kamuoyuyla paylaşılmasını istedik. O noktada Türkiye ortaya koyduğu görüşlerin doğruluğunu eldeki verilerle teyit etmiş durumdadır. Suriye yönetimi ve Esed büyük bir çarpıtma kampanyasını sürdürüyor" diye konuştu.


-Başkanlık sistemi tartışmaları-


Başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine de Bozdağ, Türkiye'de başkanlık sisteminin yeteri kadar bilinmediğini, birileri tarafından da bilinmesinin istenmediğini söyledi.


Başkanlık sisteminin esasında yasamanın, yürütmenin birbirinden tam ayrı ve bağımsız olduğu sistemin adı olduğunu vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu:


"Biz Türkiye'de diyoruz ki kuvvetler ayrılığı vardır, nedir yasama ile yürütme birbirinden ayrıdır ama Türkiye'nin uygulamasına bakıyorsunuz, bu doğru mu derseniz neden doğru değil- Yasama milletvekillerinden oluşuyor, hükümet milletvekillerinin çoğunluğundan çıkıyor yani çoğunluk grubu hükümeti oluşturuyor, o zaman hükümet meclise hakim olmuş oluyor. Hükümet komisyonda veya genel kurulda bir kanunun görüşmesine oturmasa, meclis o kanunu görüşemiyor. Denetim mekanizmasına baktığınızda gensoru olsun, meclis soruşturması, genel görüşme, meclis araştırması bunların tamamı oylamalarla oluyor, çoğunluğun iradesi ile oluyor. Hükümet grubunda çoğunluk olduğuna göre hükümet grubu bunu istemediği zaman etkin bir denetim imkanı var mı, yok. Parlamenter sisteminde eğer koalisyonsa koalisyon grubu, eğer tek başına iktidarsa tek başına iktidar, aynı zaman yürütmeye hakim olduğu gibi yasamaya da hakim oluyor ve anayasada birbirinden ayrı azıyor fakat uygulamasına bakarsanız yasama yürütme, yürütmede birleşiyor.


Biz diyoruz ki yasama ve yürütmenin de yürütmede birleşmesi yanlıştır. Koalisyonla da olsa yanlıştır, tek başına iktidarla da olsa yanlıştır. Bunlar birbirinden ayrı olsun, ayrı olursa birbirini denetlemek daha iyi olur, birbirinden ayrı olduğunda etkin bir denetim mekanizması ortaya çıkacak."


Başkanlık sisteminin "her şeye hakim tek adamlığa" da izin vermediğini anlatan Bozdağ, sistemin, sadece başkana yürütme konusunda hakimiyet verdiğini, yasama konusunda hakimiyet vermediğini ifade etti.


Başkanlık sistemine ilişkin dünyada birçok uygulama bulunduğuna işaret eden Bozdağ, "Bu konuyu farklı anlatanlar sanki Türkiye'ye başkanlık sistemi gelince eyalet sistemi gelecek, federasyon olacak, Türkiye paramparça olacak gibi bir hava vermek istiyorlar. Bu da bir karartma kampanyası. Çünkü eyalet sistemi ve federasyon, başkanlık sisteminin özelliği değil Amerika'nın uygulaması, tercihidir. Bazı kötü örnekler de var halbuki o ülkelerde sistemin adı başkanlık, ama özelliklerinin hiçbirisinden başkanlık özelliğini taşımıyor. Başkanlık sisteminin gerçek özelliğini kurduğunuzda orada diktatörlük olmaz" dedi.


(Bitti)


Muhabir: Zeynep Akyıl - Sarp Özer


Yayıncı: Tolga Özgenç - ANKARA

Kaynak: AA