Bosphorus Enstitüsü Yıllık Semineri
Eski TÜSİAD Başkanı Yılmaz: "Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin mutlu sona bağlanması, ancak AB’nin yönetişim konusunda kendisini yeniden yapılandırmasına bağlı" "Türkiye artık AB için ekonomik açıdan sorun değil fırsat tarafından bakılması gereken bir ülke"
Eski Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı ve Bosphorus Enstitüsü Bilim Kurulu Üyesi Muharrem Yılmaz, " Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin mutlu sona bağlanması, ancak AB'nin yönetişim konusunda kendisini yeniden yapılandırmasına bağlı" dedi.
Yılmaz, TÜSİAD'ın girişimiyle 2009 yılında Fransa'da kurulan Bosphorus Enstitüsü'nün yıllık semineri çerçevesinde düzenlenen "Hangi Siyasi Avrupa İçin Hangi Ekonomik Yönetişim?" başlıklı oturuma katıldı.
Oturumdaki konuşmasında Yılmaz, Türkiye'nin AB üyelik sürecine değindi.
Muharrem Yılmaz, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin mutlu sona bağlanmasının, ancak AB'nin yönetişim konusunda kendisini yeniden yapılandırmasına bağlı olduğunu dile getirerek, "Bu doğrudan ilişkiyi görmemiz lazım. AB'nin yeniden yapılanma çabaları içinde, bu sürecin içinde de keşke daha etkin şekilde bulunabilsek" diye konuştu.
Türkiye'nin eski Türkiye olmadığına işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:
"Türkiye bu yola çıktığı zaman 4 bin dolar kişi başı geliri olan, yüzde 2,5'un üzerinde nüfus artış hızı olan bir ülkeydi. Aslında AB standartlarından epey uzaktı. Ama bugün memnuniyetle ifade edebiliriz ki, Türkiye 10 bin doların üzerinde kişi başı gelire sahip ve yüzde 2'ler civarına nüfus artış hızı da düşmüş vaziyette. Yeni hükümetin koyduğu hedefler çerçevesinde de 2023 yılında Türkiye belki 25 bin kişi başı gelir seviyesine ulaşamasa bile orta gelir tuzağını aşacak, 16-17 bin dolarları aşan bi seviyeye gelmesini de umut ediyoruz."
Türkiye'nin artık AB için ekonomik açıdan sorun değil fırsat tarafından bakılması gereken bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin özellikle son zamanlardaki "jeopolitik istikrar unsuru" görevinin daha da iyi farkedilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
Muharrem Yılmaz şöyle devam etti:
"Her uluslararası krizde Türkiye'nin bölgesi için istikrar örneği, önemli bir örnek olduğu konusu da her kriz döneminde daha iyi anlaşılıyor. Türkiye AB'nin ihtiyacı olan kritik kütleyi sunan bir ülke konumunu koruyor, bu konumu da her geçen gün artmakta. AB'nin Türkiye'ye bu bakımdan da değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. AB üyelik sürecinin hızlandırılmasının herkes için iyi olacağını düşünüyorum."
Yılmaz, Türkiye'nin 17 yıldır içinde bulunduğu Gümrük Birliği Anlaşması'na değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu 17 yıllık süreçle birlikte ekonomilerimiz birbirine entegre olmuş vaziyette. Bu süreçte büyük hayal kırıklıkları da yaşıyoruz. AB sadece kendisi ve ABD için değil, batı dünyası için çok önemli bir proje üzerinde ilerlemekte; Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP). TTIP sadece bir serbest ticaret anlaşmasından öte, dünya ekonomisinin yeniden yapılandırılması, standartlarının yeniden oluşacağı bir aşama. Ama 17 yıldır entegre olduğunuz bir AB, böyle bir adım atıyor ve dışında kalıyorsunuz. Masada yeriniz yok. Bu kabul edilebilir bir şey değil, bu bizi çok üzüyor."
Yılmaz, AB'nin yapılanmasında Türkiye'ye haksızlık noktaları bulunduğu görüşünü dile getirerek, "Dolayısıyla AB'nin siyasi ve ekonomik yeniden yapılanması ile ilgili sürecin çok hızla tamamlanması gerektiğini düşünüyorum" dedi. - İstanbul