Çanakkale El Işi Bebek Örüp Gelir Kaynağı Yarattı
El işi bebek örüp gelir kaynağı yarattıÇANAKKALE'nin Eceabat İlçesi'ne bağlı Bigalı Köyü'nde gençliğinden bu yana tarlalarda çapa yayıp, domates biber toplayarak çalışan yaşayan 73 yaşındaki Mahmure Beceren, girişimcilik ruhunu 70 yaşından sonra keşfetti.
El işi bebek örüp gelir kaynağı yarattı
ÇANAKKALE'nin Eceabat İlçesi'ne bağlı Bigalı Köyü'nde gençliğinden bu yana tarlalarda çapa yayıp, domates biber toplayarak çalışan yaşayan 73 yaşındaki Mahmure Beceren, girişimcilik ruhunu 70 yaşından sonra keşfetti. Elleriyle rengarenk ve farklı kıyafetli bebekler yapan Beceren, tanesini 20 liradan satarak gelir elde ederek gençlere örnek oluyor.
Çanakkale Kara Savaşları'nda, Atatürk'ün Anafartalar Grup Komutanı iken 19. Tümen Karargahı olarak kullandığı Bigalı Köyünde, kadınların el emeği göz nuru dökerek hazırladıkları elişi örgü bebekler geçim kaynağı oldu. Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Eceabat İlçesine bağlı Bigalı Köyünde yaşayan ve dizlerindeki rahatsızlık nedeniyle yürüyemeyen 73 yaşındaki Mahmure Beceren de o girişimci kadınlardan birisi oldu. El emeğiyle ördüğü renkli bebekleri satarak 70'inden sonra içindeki girişimcilik ruhunu ortaya çıkaran Mahmure Beceren, 4 yıldır el emeğiyle şişle örüp, içini elyafla doldurduğu birbirinden renkli bebekleri, Atatürk Evi nedeniyle ziyaretçi çeken köydeki evinin önünde satarak geçimini sağlıyor. Dizindeki rahatsızlık yüzünden yürüyemeyen Mahmure Beceren, bir bebeği 2 günde hazır hale getirip, 20 liradan sattığını söyledi.
Bebek satışıyla geçimini sağlayan Mahmure Beceren, Bigalı Köyü'nde doğduğunu ve burada yaşamını sürdürdüğünü belirterek, restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı olduğu için Atatürk Evine 2 yıldır fazla ziyaretçi gelmediği söyledi. El örgüsüyle bebek yaparak geçimini sağladığını kaydeden Mahmure Beceren, "Ayağım sakat yürüyemiyorum. Bu bebekleri şişle örüyorum. İçini elyafla dolduruyorum. Çamaşır makinesinde dahi yıkasanız hiçbir şey olmuyor, bozulmuyor. Bir bebeği 2 günde örüp, hazır hale getiriyorum. Geçen seneye kadar bu ördüğümüz bebekleri 10 liradan satıyorduk. Bu yıl ise bebeklerin boyutunu büyüttüğüm için 20 liradan satıyorum. Bu bölgede herkes bu bebekleri yapıyor. Köye ziyarete gelen olursa günde bir ya da iki tane satıyoruz. Bu bebekleri çoğunlukla doğal diye alıyorlar. Bu bebeği makineye atıyorsun, yıkıyorsun. Sonra bebeğin eline ver oynasın. Bunun hiçbir zararı yok. Bu bebekleri alanlar çok oluyor. Bebekleri örmeden önce renkleri ben seçiyorum. Yünü alıyorum. İsteğe göre yapıyorum. İlk önce bebeği ayağından yapmaya başlıyoruz. Bebeğin üzerine jile, şapka ve saçını örüyoruz. Sonra kaşını, gözünü yaptıktan sonra kolunu ve bacağını dikiyoruz. Her bebeğe farklı kıyafetler örüyorum, el emeği çok" dedi.
Örgü bebek işini yıllar önce köye dışarıdan örgüyle yapılmış bebek getiren bir kadın sayesinde öğrendiklerini anlatan Beceren, "O zaman hiçbirimiz örmüyorduk. Dışarıdan getiren bir kadın sayesinde köydeki herkes bebek örmeye başladı. Ben 4 yıldır bu işi yapıyorum. 5-6 senedir bu işi yapanlarda var. 4 sene boyunca çok satış yaptım. Dışarıya da sattım. Dışarıdan da ahbaplarım var. Onlara da satış yaptım. Bu işi yapmadan önce gençliğimizde çapa kazdık. Domates topladık. Eşim sağken 8 sene tavukçuluk yaptık. Benim bir anneannem vardı. 108 yaşında öldü. Atatürk'ü görmüş. Hep bize Atatürk'ü anlatırdı" diye konuştu.