Ceo Club Bankacılar Zirvesi

Son Güncelleme:

Finansbank Genel Müdürü Güzeloğlu: "Biz ticari kurumlarda boyut için yaptığımız rekabetin faturasını bir anlamda dönüp tüketicilerden kazandıklarımıza kestik. Aslında bu ekonomi açısından faydalı bir şeydir. Çünkü kaynağı tüketenden alıp, düşük fiyatla üretene aktarıyorsunuz" Şekerbank Genel Müdürü Uluşahin: "Önümüzdeki dönemde en büyük risk Fed veya Avrupa'nın piyasaya verdiği likiditenin geri çekilmesidir"

Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, "Biz ticari kurumlarda boyut için yaptığımız rekabetin faturasını bir anlamda dönüp tüketicilerden kazandıklarımıza kestik. Aslında bu ekonomi açısından faydalı bir şeydir. Çünkü kaynağı tüketenden alıp, düşük fiyatla üretene aktarıyorsunuz" dedi.


Güzeloğlu, Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist dergilerinin öncülüğünde düzenlenen CEO Club Bankacılar Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, bir banka için yüzde 15 sermaye getirisinin nasıl bir sermaye getirisi olduğunun sorgulanması gerektiğini belirterek, "Yüzde 8 civarında gerçekleşecek bir enflasyon var. Bunun üzerine de yüzde 4 bir büyüme bekliyoruz. Dolayısıyla yüzde 12 civarında ekonominin büyümesini bekliyoruz" dedi.


Ekonomi büyürken birtakım değerlerin de büyümesinin gerektiğini ifade eden Güzeloğlu, "Bu değerlerin başında ekonomideki kredi geliyor. Büyüyen ekonomilerde kredinin ekonominin büyüklüğüne oranının en azından sabit kalması lazım. Dolayısıyla bankacılık sektörünün en az ekonomi kadar, hatta daha da üzerinde kredi hacmini büyütmesi lazım. O zaman yüzde 12'den daha fazla bir kredi büyümesi beklememiz lazım" ifadelerini kullandı.


Güzeloğlu, bankacılık sektörünün yüzde 12'den daha fazla bir kredi büyümesini nasıl getireceğine ilişkin şunları kaydetti:


"Bütün dünyada bankacıların kredilerinin sermayelerine belli bir oranı olması ve kredilerinin bu oranın üzerine çıkmaması beklenir. Sebebi de çok basittir; çünkü daha fazla yukarıya çıkarsanız daha fazla risk alıyorsunuzdur. Herhangi bir olası ekonomik daralmada alacağınız zararlar sermayenizi tüketir ve banka iflasa sürüklenir. Bunu engellemek için kredinin sermayeye oranını bütün regülatörler belli bir seviyede tutar.


Gerçek anlamda 12 olması telaffuz edilmesine rağmen, Türkiye'de regülatörün istediği oranlar yüzde 15'lerin üzerinde bulunuyor. Böyle bir ortamda bir bankanın sermayesini yıldan yıla en az yüzde 12 ve üzerinde büyütmesi lazım. Hatta Türkiye'nin reel olarak yüzde 4 büyümesini istiyorsak bankaların sermayesini minimum yüzde 16 büyütmesi lazım. Türkiye'de bankaların kazançlarının tamamını sermayeye geri ekliyor. Bankacılık sermaye getirisini yüzde 15'in altına itecek her şey Türkiye ekonomisini yüzde 4'ün altında büyümeye iter. Önümüzdeki sene muhtemelen yüzde 15'in altında kalırız."



"Dünyadaki faiz hareketi bankaları ters etkiliyor"



Bankaların sermaye getirisini yüzde 15'in altına iten birkaç neden olduğuna işaret eden Güzeloğlu, "Faizlerin dünyada yükseldiği ortamda bankalar olarak bilançolarımıza baktığımızda çok uzun vadeli aktifleri kısa vadeli pasiflerle fonluyoruz. Dolayısıyla pasifler hızla fiyatlanıp yukarı doğru çıkıyor, aktiflerin fiyatı yerinde kalıyor. Dolayısıyla marjlar daralıyor. Biz bunu 2013 içerisinde ciddi şekilde görüyoruz. Faizlerin bu seviyede kaldığını görürsek 2014'te de bir miktar göreceğiz muhtemelen. Faizlerin yükselmesi bankalar için iyi bir şey değildir. Dünyadaki faiz hareketi bankaları ters etkiliyor. Faizler yükseldiği dönemde bankalar bundan ciddi zarar görür. Bu sene de bu zararı yaşıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.


Güzeloğlu, diğer bir konunun da Merkez Bankası'nın politikalarının kısmi etkisi olduğunu dile getirerek, Merkez Bankası'ndaki munzam karşılıklar ve politikaların bankalara getirdiği bir yük olduğunu söyledi.


Son 10 seneye bakıldığında bireysel bankacılıkta büyüme trendi görüldüğüne dikkati çeken Güzeloğlu, şunları kaydetti:


"Bu büyüme ile beraber tüketiciler ciddi miktarda borçlanıyor ve faiz yükünün altına giriyor. Bankaların hepsi bilançolarını büyütmenin peşinde. Bilançoyu büyütmenin en akılcı yöntemi büyük kredilerle ve devlet kağıtlarıyla büyümektir. Burada kurumsal kredilerde rekabet çok yoğun ve fiyatlar rasyonel seviyelerde değil.


Kurumlara bizim verdiğimiz fiyatlar son 10 senedir gerçekten irrasyonel sevilerde bulunuyor. Ticari kurumların normalde bu fiyatları almaması lazım. Biz ticari kurumlarda boyut için yaptığımız rekabetin faturasını bir anlamda dönüp tüketicilerden kazandıklarımıza kestik. Aslında bu ekonomi açısından faydalı bir şeydir. Çünkü kaynağı tüketenden alıp, düşük fiyatla üretene aktarıyorsunuz."


Son 2 senede tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemelerle bankacılıkta elde edilen karlılıkların ciddi şekilde aşağılara çekildiğini ifade eden Güzeloğlu, "Önümüzdeki sene bunun etkisini göreceğiz. O zaman ya kurumlara yönelik bankacılıkta rasyonellik geri gelir ve anlamlı seviyelere gelen fiyatlarla bankalar sermaye getirilerini toparlamaya başlar ve yüzde 15'in üzerinde sermaye getirisi görmeye başlarız ya da bankacık sektöründe önümüzdeki 5 sene içerisinde konsolidasyonlar görmeye başlarız. Çünkü eğer yüzde 4-5 büyüme hedefi varsa Türkiye'nin yüzde 15'in altında sermaye getirisi olan bir bankacılık sektörüne tahammülü olamaz" ifadelerini kullandı.



"Bankacılık söylendiği gibi berbat bir sektör değil"



Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de KDV'yi her aldıkları mal için ödediklerini, ancak diğer sektörler gibi mahsup edemediklerini belirtti.


Bankaların munzam maliyetlerinin bulunduğunu ifade eden Ateş, "172 milyar lira Merkez Bankasına yatan munzam karşılık yekünü var. Bunun içinde muhtelif oranlarda altın, döviz ve Türk Lirası var. Bunların toplam maliyetini yüzde 4 gibi düşündüm. Sistem içinde organize piyasa olan bankacılığın katkısı gerçekten yadsınamaz. Bunları toplayıp karınız ile orantılandığımızda yüzde 60'ların üzerinde vergi yükü çıkıyor. Bu arada bankacılıkta temettüyü son zamanlarda hiç duymuyorum. Yabancı bankalar da temettü dağıtmıyor. Bankacılık esas itibariyle söylendiği gibi berbat bir sektör değil."



- "Risk, Fed veya Avrupa'nın piyasaya verdiği likiditeyi geri çekmesidir"



Şekerbank Genel Müdürü Meriç Uluşahin de bu yıl yüzde 4'lere yaklaşan bir büyüme beklentilerinin olduğunu anlatarak, "Bizim görüşümüze göre önümüzdeki dönemde en büyük risk yurt dışındaki Amerika kaynaklı özellikle Fed veya kademeli olarak Avrupa tarafından gelecek piyasaya verilen likiditenin geri çekilmesidir. Paranın ülkeden çekiliyor olması muhtemelen büyüme rakamlarımız üzerine de baskı kuracak" diye konuştu.


Uluşahin, Türkiye'nin komşu ülkelere göre güvenli bir liman olduğunu ve oradan geçen para trafiğine aracılık etmesi dikkate alındığında yüzde 3,5'lerin altında bir büyüme oranının beklenmemesi gerektiğini aktararak, ortalama yüzde 5'lik büyümeyi destekleyen bir plan açıklanabileceğini, ancak likidite çekilmesine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. - İstanbul

Kaynak: AA