CHP'li Günaydın, Tedbir Kararının Kurultayı Engellemediğini Öne Sürdü: Siz Önce Kurultayı Toplamaktan Memursunuz
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mutlak butlan kararının ardından CHP'de yaşanan tartışmaların çözüm adresinin kurultay olduğunu belirterek, delegenin kahir ekseriyetinin kurultay talep ettiğini söyledi. Günaydın, tedbir kararının kurultayın toplanmasına engel olmadığını söyledi.
(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, mutlak butlan kararının ardından CHP'de yaşanan tartışmaların çözüm adresinin kurultay olduğunu belirterek, delegenin kahir ekseriyetinin kurultay talep ettiğini söyledi. Günaydın, tedbir kararının kurultayın toplanmasına engel olmadığını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Bağımsız Maden İş Sendikası'nın çağrısıyla Yıldızlar SSS Holding önünde yapılan eyleme katıldıklarını belirterek, "Bizler yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi değil tüm muhalefet partileri birlikte o holdingin önündeydik ve adeta Ankara Emniyeti'nin bütün izinleri kaldırılmış. Bütün kolluk kuvvetlerini oraya yığmışlar. Polis arkadaşlara üzülmemek elde değil çünkü memlekette içişleri alanında uyuşturucu alanında, dolandırıcılık alanında, ateşli silahlar alanında suç niteliğinde bir patlama varken ve kırmızı alarm niteliğini kazanmışken emniyet kuvvetlerimizi, maden işçilerimizi ve onları destekleyen siyasetçilerin peşine takan akıl bu memleketi idare edemeyen akıldır" ifadesini kullandı.
"12 MİLYON 823 BİN KİŞİ İŞSİZ"
Günaydın, "Bu memlekette açlık sınırı 35 bin lira oldu. Yoksulluk sınırı 114 bin lirayı buldu. Bir bekar çalışanın maliyeti 45 bin TL. Bu memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. ve adamlar turuncu koltuklarda 'Türkiye Hayali, Türkiye 100 Yılı' diye atıp tutmaya devam ediyorlar. Hepiniz biliyorsunuz ki geniş anlamda işsizlik başka bir değişle yıllarca iş aradığı için artık son altı ayda iş arama umudunu kaybettiği için iş aramaktan vazgeçenlerle birlikte geniş tanımlı işsizlik yüzde 31,5 buçuğu bularak tüm zamanların rekorunu kırdı. 12 milyon 823 bin kişi bu memlekette işsiz. Çok kahredici bir rakam, 6 trilyon 700 milyon TL tüketicilerin hem banka kredi kartına hem tüketici kredilerle borcu var" ifadesini kullandı.
Günaydın, buğday fiyatında bu yıl için yapılan zammın enflasyonun altında kaldığını aktararak şöyle konuştu:
"Geçen sene 13,5 lira olan buğday fiyatını bu sene 16,5 lira yaptılar Ne kadar arttı? yüzde 22 arttı. Peki enflasyon ne? TÜİK yüzde 33 diyor. İstanbul Ticaret Odası yüzde 37 diyor. ENAG yüzde 55 diyor. Hangisini beğenirsiniz? TÜİK'i mi beğenirsiniz? TÜİK yüzde 33 diyor. Yani seninkinden 11 puan daha fazla."
Çiftçi tarlasını ekmek için mutlaka traktörüne mazot koyacak. Geçen sene Haziran'da 47 lira olan mazot bu sene 68 lira. Demek ki mazot yüzde 46 pahalanmış. Bir depo traktöre mazot koyabilmek için cebinizde 5 bin lira olması lazım. O bin lirayla depoya mazot koyacaksınız, tarlayı işleyeceksiniz, buğday üreteceksiniz. Onu 16,5 liraya satacaksınız ve para kazanacaksınız. Bir ton amonyum sülfatın fiyatındaki değişikliğe bakalım. Bu bir azotlu gübredir. 9 bin 500 liradan, 20 bin 500 yüz liraya çıkmış. Ne kadar artmış? Yüzde 115 artmış. Bunu eken adam CHP'li olsa ne olur? DEM'li olsa ne olur? AKP'li olsa ne olur? Çiftçi. Üre 17 bin 400 liradan 33 bin 900 liraya çıkmış, yüzde 94.8 artmış."
"ÇİFTÇİ KAR EDEMİYOR"
Çiftçinin yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle buğday ekim alanlarının daraldığını ifade eden Günaydın, "Son 20 yılda buğday ekilen alanları 9.3 milyon hektardan 7.1 milyon hektara daraltmış. Başka bir deyişle 2 milyon 200 bin dönüm alanda çiftçi tarlasını ekmekten vazgeçmiş. Bu kabaca bir Ankara ilinin büyüklüğü demektir. Bu maliyetlerle buğday ekerse kar edemiyor, zarar ediyor" diye konuştu.
THY'DE NEPOTİZM İDDİASI
Türk Hava Yolları'nda (THY) "nepotizm ve sömürü düzeni" olduğunu öne süren Günaydın, şirket yönetimindeki bazı isimlerin siyasi iktidarla olan akrabalık ilişkilerine dikkati çekti. THY'nin bağlı ortaklık ve iştirakleriyle birlikte 18 şirketi bulunduğunu belirten Günaydın, Ahmet Bolat'ın halen SunExpress, THY Teknik ve AJet'te yönetim kurulu başkanlığı görevlerini sürdürdüğünü söyledi. Günaydın, "Sanmayın ki Ahmet Bolat bunca yıl burada yüksek maaşlar aldı, kamuoyu baskısı oluşunca kenara çekildi. Halen üç şirkette yönetim kurulu başkanlığı yapıyor ve huzur hakkı almaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Ahmet Bolat'ın yerine THY Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine getirilen Murat Şeker'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kız kardeşinin damadı olduğunu öne süren Günaydın, "Denilebilir ki yetenekli bir isimdir. Ama Cumhurbaşkanı'nın damadı yetenekli, oğlu yetenekli, kız kardeşinin damadı yetenekli. Memlekette başka yetenekli insanlar yok mu?" diye konuştu.
THY yönetiminin maaşlarına ilişkin rakamlar da paylaşan Günaydın, şirket genel müdürünün aylık 2 milyon 416 bin lira maaş aldığını öne sürdü. Günaydın, dokuz genel müdür yardımcısının kişi başı 2 milyon 194 bin lira ücret aldığını ve bu kadronun aylık maliyetinin 19 milyon 746 bin liraya ulaştığını söyledi.
Şirkette ayrıca 40 başkan bulunduğunu belirten Günaydın, bu kişilerin kişi başı aylık 1 milyon 208 bin lira gelir elde ettiğini, toplam maliyetlerinin ise 48 milyon 320 bin lira olduğunu iddia etti. Günaydın, 53 başkan yardımcısının da kişi başı 845 bin lira maaş aldığını, bu kadronun aylık maliyetinin 44 milyon 785 bin lirayı bulduğunu ifade etti.
Söz konusu maaşların net ücretler olduğunu savunan Günaydın, genel müdür, genel müdür yardımcıları, başkanlar ve başkan yardımcılarından oluşan toplam 103 kişinin THY'ye aylık maliyetinin 115 milyon 267 bin lira olduğunu öne sürdü. THY'nin maliyet sorunlarını gerekçe göstererek iç ve dış hatlarda çok sayıda uçuş iptal ettiğini belirten Günaydın, "Maliyetler uçuşlara etki ediyor da bu yüksek maaşlar etki etmiyor mu?" diye sordu.
Bazı çalışanların 40 ila 52 bin lira arasında değişen maaşlar aldığını belirten Günaydın, bu personele maaşlarının 32-33 bin lira seviyesine düşürüleceğinin bildirildiğini iddia etti. Sendikalaşmak isteyen çalışanların yeni sözleşmeleri imzalamaya zorlandığını öne süren Günaydın, kabul etmeyenlerin işten çıkarılmakla karşı karşıya bırakıldığını savundu.
THY'nin Türkiye'nin bayrak taşıyıcı şirketi olduğunu vurgulayan Günaydın, "Türk Hava Yolları yalnızca bir anonim ortaklık değildir. Kamu payı itibarıyla aynı zamanda bir kamu şirketidir. Hepimizin gururudur. Türk Hava Yolları nepotizmin ve cep doldurmanın aracı olmamalıdır" ifadelerini kullandı.
"KURULTAYIN ÖNÜNDE HUKUKİ ENGEL YOK"
Basın toplantısı sonrasında bir gazetecinin sorusu üzerine CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı ardından parti içinde yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Şu söyleniyor; tedbir kararı varken kurultay yapılamaz. Bunu açıklayan arkadaşların hukukla bir alakası olmadığını ben biliyorum. Ben bir ceza hukukçusuyum. Tedbir kararı size asli ve temelli işleri yaptırmaz. Tam tersine, ivedi ve durumun gerektirdiği işleri yapmakla sizi memur eder. Dolayısıyla siz önce kurultayı toplamaktan memursunuz."
Üç organ tanımlanmış tüzüğümüzde. Genel Başkan toplayabilir, Parti Meclisi toplayabilir ve delegeler toplayabilir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilgili mahkeme kararlarından sonra bin 135 kurultay delegesi vardır. Bu bin 135 kurultay delegesinin ilk günde 700'den fazlası, ikinci günde ise neredeyse 900'ü kurultay için imza vermiştir. Halen noterlerde imza verme süreci devam etmektedir. Dolayısıyla delegenin kahir ekseriyetinin, Ahmet ya da Mehmet'in genel başkan olmasından öte, CHP'de bu sorunun kurultay eliyle çözülmesi yönünde bir iradesi vardır. Bu iradeye saygı duymak hepimizin ortak görevidir. Bu imzalar genel merkeze teslim edilecektir. Genel merkezin bu teslim sonrasında kurultay kararını açıklamasını bekleriz. Açıklamazsa gösterilen hukuk yollarında yürümeye devam edilir.
İkinci mekanizma ise Parti Meclisi'dir. Parti Meclisi 60 kişilik bir organdır. Ancak ilgili mutlak butlan kararıyla birlikte geriye dönüldüğü için oralarda istifalar vardır. Mehmet Ali Çelebi'nin bile yedek kurultay delegesi olduğu bir tablodan bahsediyoruz. Bu çerçevede 57 kişilik bir Parti Meclisi bulunmaktadır. Bu Parti Meclisi oturur, karar verir. Bu Parti Meclisi'nin gündemine önerge eklenebilir. Bu Parti Meclisi'nden de kurultay kararı çıkabilir. İkinci organ Parti Meclisi'dir. Bunun için elbette ilgili önergeler verilecektir.
Üçüncü çağrıcı organ ise Genel Başkan olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla yurttaşın kahir ekseriyeti, delegenin kahir ekseriyeti ve ben inanıyorum ki Parti Meclisi'nin de kahir ekseriyeti kurultay istediğine göre, "Ben yapamam" demenin bir anlamı yoktur. Parti kurultayını yapsın, doğrusu yanlışı ortaya çıksın.
'Bu delegelerle olmaz' diyenlere soruyorum; mahkeme kararını da mı beğendiremiyoruz size? Hangi kurultay delegesini istiyorsanız diyoruz, mahkeme kararı çıkıyor. O mahkeme kararı bazı kurultay delegelerini dışarıda bırakıyor. Kalanlarla yapalım diyoruz, onlar da 'kirli' diyorlar. Sen mi karar vereceksin kimin kirli, kimin doğru olduğuna?
Dolayısıyla CHP'nin kurultay delegesi 81 ilden gelir ve gereğini yapar. Bu çerçevede de bu sorun çözülür. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bugünkü mücadelesini parti içi bir sorun olarak görmekten daha yanlış bir şey yoktur. 4-5 Kasım 2023'te yapılan kurultay, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu yetkili olmasına rağmen, adli yargı makamları tarafından; ilk derece mahkemesinde reddedilmesine karşın, Bölge Adliye Mahkemesi marifetiyle mutlak butlan kararıyla sakatlanmıştır. İki buçuk yıl sonra bir partinin kurultayının mutlak butlana uğratılması, bugün CHP'ye, yarın ise tüm siyasal sisteme yönelebilecek büyük bir tehdittir.
Zaten dün bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na verdiğimiz önergede hem Yeni Yol Grubu'nun hem İYİ Parti Grubu'nun hem de DEM Parti Grubu'nun yaptığı konuşmalarla mesele açık bir şekilde ortaya konmuştur. Bu bir CHP meselesi değil, demokrasi meselesidir. Bunun da çözümünün yolu hukuk içerisinde ve barış içerisinde olacaktır. CHP'de bir iç kavga bekleyenler sükütuhayale uğrayacaklardır."
"İFTİRALARA KARNIMIZ TOK"
Günaydın, tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in son verdiği ifadeye ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine şu yanıtı verdi:
"Adalet Bakanı hakkında, bir hukukçunun normal yaşamında edinemeyeceği mal varlığını her türlü kanıtıyla birlikte ortaya koyduğumuz günün ertesinde Adalet Bakanı, bu iddialara cevap vermek yerine, 'Zaten Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'nın Manisa'da bir benzin istasyonunda Özgür Özel ile buluşmasını biliyoruz. Yakında Muhittin Böcek bunu itiraf edecek' dedi."
Soralım. Bağımsız bir gözlemci olarak bakın bu meseleye. Adalet Bakanı, Muhittin Böcek'in aylar sonra bu konuda bir ifade vereceğini nereden biliyordu? Adalet Bakanı bunu söyledi. Adalet Bakanı'nın bunu söylediği günün bir gün öncesinde Muhittin Böcek duruşmaya çıktı ve 'Böyle bir şey söylemem, böyle bir şey olmadı' dedi. 2 Nisan tarihinde yazılı ifadesini kamuoyuyla paylaştı. 'Bugüne kadar çok aday oldum. Hiçbirinde para vermedim. Bu konuda bana iftira atanlar şerefsizdir, alçaktır' dedi.
Sonra adamın gelinini, oğlunu ve şoförünü gözaltına aldınız, tutukladınız. Sonra mal varlığına çöktünüz. Ardından hükmen tutuklu hale getirdiniz. Yani ilk derece mahkemesi karar verdi. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay karar verene kadar tutuksuz yargılanmaya devam etmek yerine, 'Hayır, tutuklu yargılansın' dediniz ve adamı iftiraya zorladınız.
Üstelik bu iftiralar da tek seferde olmadı. İftirasını yaptı, ifadesini verdi. 'Yetmez' dediniz, 'Bir tane daha ver.' Yetmez dediniz, bir tane daha ver.
Ne oldu? Muhittin Böcek hatırlayamıyor da aklına geldikçe yeni ifade mi veriyor? Yoksa 'Bu da yetmez. Çıkmak istiyorsan hele bir kere daha ifade ver. Şimdilik gelinini çıkaralım, sonrasına bakalım' mı deniyor?
Arkadaşlar, yargısal süreçler bu kadar kirletilemez. Ben hayatının uzun bir bölümünü ceza avukatı olarak geçirmiş bir insanım. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarını çok iyi bilirim. Bu işler nasıl yürür çok iyi bilirim. Bu süreçleri kirletmeye kimsenin hakkı yok.
Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Genel Başkanı'na yapılan saldırılar, hepimizin bilinciyle ve aklıyla karşılayacağı şeylerdir. İftiralara karnımız tok."
Günaydın, mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM'de grup toplantısı yapma kararına ilişkin soruya da, "Bu parti içi bir meseledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ilgilendiren bir mesele değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'de zaten 'bu konu benim konum değil' demiştir. İç yönetmeliğimiz açıktır. İç yönetmeliğimizde grup yönetim kurulu üyelerine verilen yetkiler açıktır. Önümüzdeki salı günü de bu yetkiler doğrultusunda tecelli edecektir" dedi.