CHP: Ormanlar Gelecek Kuşakların Mirasıdır

Son Güncelleme:

CHP'li Erhan Adem, 21 ildeki orman alanlarının sınır dışı edilmesine karşı çıkarak hukuki ve vicdani hesap sorulacağını ifade etti.

(ANKARA) - CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Erhan Adem, Cumhurbaşkanı Kararı ile 21 ilde belirlenen bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin "Türkiye'nin ormanları idari kararlarla daraltılacak alanlar değil, gelecek kuşaklara bırakılması gereken ortak mirastır. Hiç kimse ormanları siyasi kararlarla tasarruf edilecek mülk zannetmesin. Bu ülkenin doğası da geleceği de birkaç imzayla gözden çıkarılamaz. Bu karar derhal geri çekilmeli, aksi halde milletin vicdanında da hukuk önünde de bunun hesabı sorulacaktır" dedi.

Resmi Gazete'de 27 Şubat'ta yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 21 ilde sınır ve koordinatları belirlenen bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı. CHP PM Üyesi Adem, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Resmi kararla Adana'dan Trabzon'a, İzmir'den Artvin'e kadar 21 ilde belirlenen alanların orman vasfı dışına çıkarılması, yalnızca teknik bir sınır değişikliği değildir. Bu karar doğrudan doğruya ülkenin doğal varlıklarının statüsünü değiştiren, ekolojik dengeleri etkileyen ve kamu yararı açısından ciddi soru işaretleri barındıran bir adımdır. Dayanak gösterilen yasal düzenleme, bilimsel açıdan korunmasında fayda görülmeyen alanların sınır dışına çıkarılabileceğini öngörse de uygulamanın kapsamı ve ölçeği bu işlemin istisnai olmaktan çıkıp sistematik hale geldiğini göstermektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı kararlarıyla bugüne kadar yaklaşık 50 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığı bilinmektedir."

"Telafi mekanizmaları kağıt üzerinde kalıyor"

Yetkililer, çıkarılan alanların iki katı büyüklüğünde yeni orman alanı tesis edileceğini belirtse de geçmiş veriler bunun pratikte gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır. Resmi istatistiklere göre 2003-2025 döneminde yaklaşık 800 bin hektar ağaçlandırma yapılmışken aynı süreçte 1 milyon 470 bin hektar orman alanı kaybedilmiştir. Bu tablo, telafi mekanizmalarının kağıt üzerinde kaldığını açıkça göstermektedir. Üstelik yapılan mevzuat değişiklikleriyle orman alanlarının madencilikten turizme, enerjiden çeşitli yapılaşmalara kadar birçok faaliyete açılmasının önü genişletilmiştir. Bu yaklaşım, ormanı korunması gereken doğal varlık olmaktan çıkarıp ekonomik tahsis alanı olarak gören bir anlayışın sonucudur.

"Kamu otoritelerini bilimsel şeffaflık içinde hareket etmeye davet ediyoruz"

Bugün sınırlarımızın hemen yanı başında savaşların yıkıcı etkilerini konuşurken barış zamanında alınan bu tür kararlarla doğaya verilen zararların da en az savaş kadar yıkıcı olabileceğini görmek zorundayız. Çünkü savaşlar şehirleri yıkar, yanlış çevre politikaları ise bir ülkenin geleceğini, havasını, suyunu, toprağını ve canlı yaşamını yok eder. Ormanlar yalnızca ağaç değildir. Orman iklim güvenliği, su kaynakları, tarım dengesi, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı demektir. Bu nedenle kamu otoritelerini, bilimsel şeffaflık içinde hareket etmeye, alınan kararların gerekçelerini, etki analizlerini ve gerçek karşılıklarını toplumla paylaşmaya davet ediyoruz.

"Hiç kimse ormanları siyasi kararlarla tasarruf edilecek mülk zannetmesin"

Doğayı korumak bir tercih değil, anayasal ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin ormanları idari kararlarla daraltılacak alanlar değil, gelecek kuşaklara bırakılması gereken ortak mirastır. Hiç kimse ormanları siyasi kararlarla tasarruf edilecek mülk zannetmesin. Bu ülkenin doğası da geleceği de birkaç imzayla gözden çıkarılamaz. Bu karar derhal geri çekilmeli, aksi halde milletin vicdanında da, hukuk önünde de bunun hesabı sorulacaktır."

Kaynak: ANKA