Çin, uzay veri merkezi projesi için 2 bin 800 uyduya onay verdi
Çin, uzay tabanlı veri merkezi projesi kapsamında 2 bin 800 uyduya onay verdi; 12 uydu halihazırda yörüngede. Uzmanlar, ABD-Çin rekabetiyle hızlanan bu projelerin egemenlik mücadelesine dönüşebileceği, olası saldırı ve zincirleme çarpışma riski uyarısında bulundu.
ELİF GÜLTEKİN KARAHACIOĞLU/ DAMLA DELİALİOĞLU DEMİRTAŞ - Yapay zekanın artan işlem gücü ihtiyacı, veri merkezlerinin uzaya taşınmasına yönelik projeleri hızlandırırken uzmanlar, uzayda kurulacak bilgi işlem altyapılarının ülkeler arasındaki teknoloji rekabetini kontrol ve egemenlik mücadelesine dönüştürebileceğine dikkati çekiyor.
Anadolu Ajansının (AA) "Verinin Uzay Yolculuğu" başlıklı dosya haberinin üçüncü bölümünde, uzaya taşınması planlanan veri merkezlerinin uluslararası gerilimlerin bir parçası haline gelme ihtimali ile konunun hukuki ve güvenlik boyutları ele alındı.
ABD ve Çin'in uzay tabanlı veri merkezlerine yönelik çalışmalarını hızlandırması, gelecekte küresel dijital altyapının kontrolünün kimde olacağı sorusunu gündeme taşıdı.
Bu sistemlerin uluslararası gerilimlerin bir parçası haline gelmesi, olası saldırıların hedefi olması ve artan uzay trafiğiyle birlikte zincirleme çarpışma riskinin büyümesi, konunun hukuki ve güvenlik boyutlarına ilişkin tartışmaları beraberinde getiriyor.
"Küresel dijital altyapının bir sonraki katmanının sahibi kim olacak?"
Uzay hukuku alanında çalışmalar yapan avukat Joao Lupi, veri merkezlerinin uzaya taşınması halinde doğabilecek uluslararası rekabeti AA muhabirine değerlendirdi.
ABD ile Çin arasında uzay ve teknoloji rekabetinin çoktan başladığını belirten Lupi, SpaceX, Google ve NVIDIA'nın bu alandaki çalışmalarını hızlandırdığını anlattı.
Lupi, Çin'in de bu alanda hızla ilerlediğini belirterek "Three-Body Computing Constellation" projesi kapsamında 2 bin 800 uydu için onay verildiğini ve bunlardan 12'sinin halihazırda yörüngede bulunduğunu söyledi.
Pekin'in 2026-2030 planında uzay tabanlı veri merkezlerini öncelikli uzay altyapıları arasında konumlandırdığını belirten Lupi, bu alandaki asıl rekabetin "ticari bir yarıştan" ziyade "kontrol meselesiyle" ilgili olduğunu ifade etti.
Lupi, "Küresel dijital altyapının bir sonraki katmanının sahibi kim olacak? Yörüngedeki hakim bilgi işlem altyapısını işleten taraf, işlem gücü hizmetlerini belirli aktörlere sunma ya da bu hizmetlerden mahrum bırakma imkanına sahip olabilir." ifadelerini kullandı.
"Veri merkezleri jeopolitik gerilimlerin bir parçası olacak"
Uzaydaki çatışma dinamiklerinin yeni olmadığını kaydeden Lupi, uyduların halihazırda iletişim, navigasyon, istihbarat ve enerji üretiminin yanı sıra "komuta-kontrol" sistemlerinin temelini oluşturduğunu hatırlattı.
Lupi, uzaya taşınan veri merkezlerinin ise yeni bir "veri ekonomisi" oluşturarak yargı yetkisi, egemenlik ve dijital özerklik gibi kavramları beraberinde getirdiğini belirtti.
1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması'nın, uzayın barışçıl amaçlarla kullanılmasını gerektirdiğini ve yörüngede kitle imha silahlarının bulundurulmasını yasakladığını anımsatan Lupi, ancak uzaydaki uyduları devre dışı bırakmak, bozmak ya da imha etmek için tasarlanmış uydusavar silah sistemlerini (ASAT) yasaklayan bağlayıcı bir anlaşma bulunmadığını ifade etti.
Lupi, ABD, Rusya, Çin ve Hindistan'ın son 20 yılda yaklaşık 20 ASAT testi gerçekleştirdiğini bildirerek şunları kaydetti:
"Ticari veri merkezleri bu yörünge ortamının bir parçası haline geldiğinde, kaçınılmaz olarak stratejik hesaplamaların ve jeopolitik gerilimlerin içine çekilecekler. Neredeyse tüm uydu takımları hem sivil hem de askeri kullanıcılara hizmet verdiği için uluslararası insancıl hukukun gerektirdiği şekilde saldırılar yönlendirilirken sivil nesneler ile askeri hedefler arasındaki ayrım giderek bulanıklaşacak."
Uzaydaki veri merkezlerinin kinetik uydusavar silahlar, eş yörüngeli sistemler, yönlendirilmiş enerji ve elektronik harp yöntemleriyle hedef alınabileceğini belirten Lupi, böyle bir saldırıya verilecek hukuki karşılığın ise saldırının niteliği ve şiddeti, kaynağının tespiti ve uluslararası hukukta "silahlı saldırı" eşiğini aşıp aşmadığı gibi unsurlara bağlı olduğunu söyledi.
Lupi, veri merkezlerinin uzaya taşınmasıyla yetki alanı, veri koruma, siber güvenlik ve yapay zeka düzenlemelerine ilişkin ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının eş zamanlı olarak devreye girdiğini ancak mevcut hukuki çerçevede hala önemli boşluklar olduğunu belirtti.
"Uzay araçlarının zincirleme çarpışma riski var"
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) Jet İtki Laboratuvarı (JPL) araştırmacısı Prof. Dr. Slava G. Turyshev de uzayın boş bir alan olmadığını, alçak ve orta Dünya yörüngelerinde çok sayıda uzay aracı ve uzay enkazı bulunduğunu anlattı.
Uzay araçlarından birine büyük bir enkaz parçasının çarpmasının "Kessler etkisi" olarak bilinen zincirleme çarpışma riskini beraberinde getirebileceğine dikkati çeken Turyshev, böyle bir durumda ortaya çıkan çok sayıdaki parçanın yörüngedeki diğer uzay araçları için de tehlike oluşturabileceğini ifade etti.
Turyshev, gelecekte on binlerce hatta milyonlarca uzay aracının yörüngeye yerleştirilmesine yönelik planların bulunduğuna işaret ederek bu ölçekte sistemlerin güvenli biçimde işletilebilmesi için uluslararası bilgi paylaşımı ve işbirliği mekanizmalarının oluşturulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Uzayda veri hakları tartışması
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Havacılık ve Uzay Güvenliği Projesi Direktör Yardımcısı ve Savunma ve Güvenlik Departmanı Kıdemli Araştırmacısı Clayton Swope da kendi ülkelerinde kayıtlı uzay araçları için yasal çerçeveler geliştiren bazı ülkeler bulunduğunu aktardı.
Swope, uluslararası hukuk açısından uzay araçlarının uzayda nasıl davranacağına ve bazı durumlarda sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğuna ilişkin yasaları olan ülke sayısının çok az olduğunu belirtti.
Uzayda "veri hakları" tartışmasına da değinen Swope, "Veriler ve gizlilikle ilgili hakların hatta bu tür bilgilerin fikri mülkiyet korumasının, yeryüzünde değil, uzayda faaliyet gösteren bir veri merkezinde nasıl uygulanacağı konusunda bir değerlendirme yapılması gerekeceğini düşünüyorum." dedi.