Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Abdest nasıl alınır?
İslam aleminde heyecanla beklenen bir zaman olan günlerin en değerlisi Cuma günü geldi! Duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Cuma namazı için camilere akın edilir. Sokaklara taşan cemaat, imamın okuyacağı 25 Ekim Cuma hutbesi huşu içinde dinleyecek. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattir? İşte, Cuma hutbesi metni ve detaylar...
Bir cuma gününe daha gelmenin sevinci ve heyecanı ile Cuma namazı vakti için hazırlıklara başlandı. İslam aleminin haftalık bayramı olan Cuma gününde, Müslümanlar camileri dolduracak ve hatta birçok yerde sokaklara taşacak. Diyanet tarafından 25 Ekim Cuma hutbesi konusu ise 'Gün Birlik ve Dayanışma Günüdür' şeklinde belirlendi. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır, kime farzdır, sünnetleri nelerdir? Abdest nasıl alınır? Cuma hutbesi metni ve Cuma namazı hakkında merak edilenler haberimizde.
CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, KAÇ REKATTIR?
Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Cuma namazı dört rekat ilk sünnet, iki rekat farz ve dört rekat son sünnet olmak üzere on rekattır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dini konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar.
Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekat Cuma namazı kıldırır. İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekat Cumanın farzı kılınır. Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.
Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.
CUMA NAMAZI KİMLERE FARZDIR?
Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:
1. Müslüman olmak,
2. Akıllı olmalı,
3. Ergenlik çağına gelmiş olmak,
4. Erkek olmak,
5. Hür ve serbest olmak,
6. Mukim olmak (misafir olmamak),
7. Sağlıklı olmak,
8. Kör olmamak,
9. Ayakları sağlam olmak.
ABDEST NASIL ALINIR?
Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafında abdest nasıl alınır şöyle anlatılmış; Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da hilallenerek/ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Malikî mezhebine göre farz, diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şehadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dâhil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir.
CUMA HUTBESİ METNİ
Diyanet'in sitesinde yayımlanan 25 Ekim Cuma Hutbesi metni şu şekilde:
DUALARIMIZ MEHMETÇİĞİMİZ İÇİN
Aziz Kardeşlerim!
Bu mübarek saatte, bu icabet ve bereket vaktinde bir
tanıdığımdan bahsedeceğim size. "Vatan" deyince gerisini
unutuveren bir delikanlıdan...
Siz de bileceksiniz; adını Fahr-i Kâinat'ın adıyla
anıp "Mehmetçik" dediğimiz kahramandır o… Bazılarınız
onu tarih sayfalarından tanırsınız. Güçlü, atılgan, zeki,
becerikli ve gözü pekti. Daima ön safta olmak isterdi.
Durmazdı, durmak nedir bilmezdi. Cepheden cepheye
koşarken arkasında bazen bir bacağını, bazen bir kolunu,
bazen bir gözünü bırakır, ama vatan sevgisini daima
ileride, en önde tutardı. "Vatan sağ olsun!" derdi, "Yeter
ki vatan sağ olsun!"
Kıymetli Müslümanlar!
Peygamberimiz buyuruyor ki, "Allah, sadece kendi
yolunda cihad etmek ve kelime-i tevhidi doğrulamak
üzere sefere çıkan kimseyi cennete sokmaya veya
çıktığı evine sevap ve ganimet ile döndürmeye kefil
olmuştur."1 Mehmetçiğimiz bu muştuyla yine yürüdü.
Mevsimlerden en çok baharı, aylardan en ziyade
Ağustos'u severdi ama şu Ekim günlerinde de yürüdü.
Terörden bunalanlara barış, huzuru kaçırılanlara huzur,
yüreği tutuşanlara serinlik dağıtmak üzere…
Barış Pınarı dedi yürüyüşünün adına. Yanında da
arkadaşları, eşten dosttan tanışları, kardeşleri…
Kimimizin evladı, kimimizin kardeşi… Bizim
çocuklarımız, hepimizin ciğerpareleri…
Aziz Müminler!
Mehmetçik, geceleri gündüze, gündüzleri geceye
sığdırmak için zamanı ve mekânı unutmuş koşuyor…
Mehmetçik, teriyle ve kanıyla dünya tarihini yeniden
yazıyor. Onun koruduğu sınırlarımızda, yalnızca
ülkemizin değil, bütün insanlığın kaderi hercü mercden
kurtuluyor.
Bu öyle bir insanlık mücadelesi ki, "Gevşemeyin,
üzülmeyin. Eğer iman etmişseniz üstün olan
sizlersiniz."2 buyuran Yüce Kitabımız, barış yolunda
kahraman ordumuza umut oluyor. Bu öyle bir iman ve
vatan aşkı ki, Kur'an bu aşkla toprağa düşen canları şöyle
anlatıyor: "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü
sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allah'ın lütuf ve
kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde
Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.
Değerli Kardeşlerim!
Hiç şüpheniz olmasın ki, Cenâb-ı Hakk'ın
yardımıyla, hainlerin oyunları bozulacak, zalimlerin
tuzakları ayaklarına, hileleri başlarına dolanacaktır.
Mehmetçik siperleri tuttukça, bütün düşmanlarımızın da,
onların içimize saldıkları zavallıların da hayalleri
hakikatlerimize; tuzakları imanımıza çarpacak,
kışkırttıkları terör selinin içinde kendileri boğulacaktır.
Ordumuz barış uğruna ilerledikçe, ay yıldızlı bayrağımızın
gölgesinde masumlar, kadınlar, çocuklar güven ve huzura
kavuşacaktır.
Aziz Müminler!
Mehmetçik ki, bir sancağın gölgesinde, alnında
yıldızlar parlayan cevherimiz, hazinemizdir… Mehmetçik
ki, vatan, bayrak, millet ve devlet uğruna tek yürek olan
kahramanlık destanımızdır… Mehmetçik, dünyanın iyiliği
için cephede, insanlık adına siperdedir. Ve onlar omuz
omuza, sırt sırtayken; mazlumların ve hakları ellerinden
alınanların imdadına koşarken yerde ve gökte, uzakta ve
yakında bütün dualarımız onlaradır, onlar içindir. Teri
damladığında merhamet, kanı döküldüğünde rahmet olsun
diye… Onlar içindir Fetihler, Fatihalar, Yasinler… Ve
âminler onlar içindir…
Âmin! Ey varlığın Aziz ve Kerîm olan Rabbi! Ey
âlemlerin Rahman ve Rahim olan Rabbi!.. Yücelerden
yüce olan bâbına geldik, rahmetini istemeye cenâbına
geldik. Adını andık ve huzuruna durduk. Askerimiz için
yardım diliyor, ordumuza zafer istiyoruz. Canlarını koru
meşakkatten, afetten; bedenlerini koru yorgunluktan ve
gafletten…
Ey dünyada orduları celal ile var eden var, ey
ahirette şehitlere cemalini ihsan eden Allah'ım! Varlığına
inandık, birliğine inandık; Sana sığındık ve Sana
güvendik. Gayrı, İslam ümmetini birbiriyle sınandırma
İlahi, fitne ateşinde masumları yandırma İlahi. Terör
elindeki mazlumları kurtar karanlık düşüncelerden,
uyandır gaflettekileri sabahı olmayan gecelerden… Bu
yolda dostlarımızı yerindirme, düşmanları sevindirme.
Rahmetini kesme kahraman ordumuzdan, bereketini alma
cennet yurdumuzdan. Tasasını çektiklerimizden emin eyle
bizleri; karanlık yollarda rehber-i din eyle bizleri.
Hezimete uğrat terörün uşaklarını ve efendilerini ve
zalimlerin kendilerine kırdır yine kendilerini.
Ey bütün noksanlardan münezzeh olan Allah'ım!
Şehitlerimize ikramını, gazilerimize dermanını eriştir.
Acısı olanların acısını dindir, umudumuzu zafere eriştir.
Duamızı Kâbe'de edilen dualara say. Rahmetini kesme
üzerimizden diye yalvarıyoruz; merhametini esirgeme
bizden diye yalvarıyoruz… Ezanımızı dindirtme ya Rab!
Vatanımızı böldürtme ya Rab! Bayrağımızı indirtme ya
Rab! Başımızı eğdirtme ya Rab; Mehmetçiklerin ayağına
taş değdirtme ya Rab! Bir an evvel zafer bulup şanla
dönsünler; en kısa zamanda huzurla dönsünler.
Devletimizi kuran, bu toprakları bize vatan kılan, şehit ve
gazilerimizin ruhları şâd olsun. Âmin, ve'l-hamdülillahi
Rabbi'l-Âlemin…