Dha yurt bülteni-12

Son Güncelleme:

TÜRK DOKTORLAR, SURİYE'DEKİ HASTALARIN DİŞ TEDAVİSİNİ YAPTI Kilis İl Sağlık Müdürlüğü, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Uluslararası Doktorlar Birliği (AİD)'ne bağlı diş hekimleri Suriye'nin Halep'e kentine bağlı Azez ilçesinde yetim ve engellilerin diş tedavisini yaptı.

TÜRK DOKTORLAR, SURİYE'DEKİ HASTALARIN DİŞ TEDAVİSİNİ YAPTI

Kilis İl Sağlık Müdürlüğü, İHH İnsani Yardım Vakfı ve Uluslararası Doktorlar Birliği (AİD)'ne bağlı diş hekimleri Suriye'nin Halep'e kentine bağlı Azez ilçesinde yetim ve engellilerin diş tedavisini yaptı.

İHH İnsani Yardım Vakfı, AID ve Kilis İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 3 diş hekimi ile 1 pratisyen doktor Azez yetimhanesi ile Azez Akıl ve Ruh Sağlığı Merkezi'nde diş taraması yaptı. Taramanın ardından belirlenen 120 yetim çocuğun ve 25 engellinin diş tedavileri gerçekleştirildi.

AİD Konya şubesinden Diş Hekimi Mustafa Çağıran yaptığı konuşmada, "Konya AİD ailesi olarak Suriyeli kardeşlerimize yardım etmek için, basit diş tedavileri için dolgu gibi hizmetler sunmak için buraya geldik. Şu an Azez'deki akıl hastanesinde bulunan hastalarımıza hizmet vermekteyiz. Çekim dolgu gibi işlemlerle halkın hizmetindeyiz. Türkiyeli doktorlar olarak Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Burada yardım etmek için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------------
Diş tedavisi yapılırken
Doktorun konuşması
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Reşit ÇELEBİOĞLU-KİLİS-DHA)
=================================

ANAMUR'DA BİR KEZ DAHA BALON BALIĞI TUTMA YARIŞMASI DÜZENLENECEK

Mersin'in Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç, ilçede 8 yaşındaki E.B.D.'nin balon balığı saldırısına uğradığını hatırlatarak, konuya dikkat çekmek için bir kez daha balon balığı tutma yarışması düzenleyeceklerini belirtti.

Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç, meclis toplantısında gündem maddelerinin görüşülmesi öncesi Akdeniz bölgesinde varlığını gösteren balon balığı tehdidine dikkat çekti. Başkan Kılınç, Sakarya'nın Erenler ilçesinden ailesi ile birlikte tatil için Anamur'a gelen E.B.D'nin balon balığının saldırısı sonucu sol el yüzük parmağını kaybettiğini hatırlattı. 60 türden fazla balon balığının Hint ve Pasifik okyanuslarında yaşamalarına rağmen iklim değişikliğinin etkisiyle Süveyş Kanalı üzerinden Türkiye kıyılarına ulaştığını belirten Hidayet Kılınç, göçmen türlerin, denizlerde büyük tehlike oluşturduğunu ve Akdeniz kıyılarında görülmeye başlandığını ifade etti. Bunlardan en tehlikeli olanın, keskin dişleri ile özellikle balıkçı ağlarını parçalayan benekli balon balığı olduğunu ifade eden Başkan Kılınç, daha önce de bu tehlikeye dikkat çektiklerini ifade etti.
Başkan Kılınç, "1-5 Temmuz arasında Mersin Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Anamur Su Ürünleri Kooperatifi ve belediye olarak meclis salonunda bir balon balığı semineri düzenleyerek tüm balıkçıları bilgilendirdik. 25 Ağustos'ta Türkiye de ilk defa balon balığı tutma yarışması düzenleyerek bu tehlikeye dikkat çektik. Bundan sonra da gerek bakanlık, gerekse valilikle birlikte düzenleyeceğimiz çalışmalarla bu tehlikenin bertaraf edilmesi için elimizden geleni yapacağız" dedi.
Kılınç, bu konuda eşgüdüm halinde çalışılmaya ihtiyaç olduğunun altını çizerek, üreme zamanlarında bir kez daha balon balığı tutma yarışması düzenleyeceklerini sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Meclisten genel ve detay
-Başkan Kılınç'ın Balon balığı açıklaması
-Başkan Hidayet Kılınç ile röp.
-Balon balığı görüntüsü
-Balon balığı yarışmasından genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Mithat ÜNAL/ANAMUR(Mersin),

=================================

13 YILDIR KAYIP DEDESİNİN, GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ, POLİS KAZI BAŞLATTI

Uşak'ta 13 yıl önce, 49 yaşındayken kayıplara karışan müzisyen Mehmet Yobaz'ın, o tarihte 5 yaşında olan torunu Seyhan Akduman'ın (18), dedesini, sevgilisinin öldürdüğünü söylemesi, polisi harekete geçirdi. Torunun, cesedin atıldığını söylediği arazide kazı çalışması başlatılırken, sevgili ile cinayeti birlikte işlediği iddia edilen ve gönül ilişkisi yaşadığı öne sürülen Ekrem P., gözaltına alındı.

Müzisyen Mehmet Yobaz, 13 yıl önce kayboldu. Kayıp başvurusu üzerine güvenlik güçleri Yobaz'ı aradı. Ancak aradan geçen zamana rağmen Mehmet Yobaz'ın izine rastlanmadı.

Mehmet Yobaz'ın torunu Seyhan Akduman, bu sabah emniyet müdürlüğüne giderek, dedesinin cinayete kurban gittiğini söyledi. O tarihte 5 yaşında olduğunu, dedesinin bir müzikholde garsonluk yapan Ayhan A. adlı kadınla birlikte yaşadığını anlatan Akduman, kadının Ekrem P. ile de ilişkisi olduğunu söyledi. Seyhan Akduman, Ayhan A. ile Ekrem P.'nin, dedesini, evde, baltayla gözleri önünde öldürdüklerini öne sürerek, "Beş yaşındaydım. Korktuğum için söyleyemedim. Sonra dedemin cesedini, 2. Şehitler Mezarlığı yanındaki boş arazide bulunan kuyuya attılar" dedi.
Hemen harekete geçen polis, Mehmet Yobaz'ın cesedin atıldığı öne sürülen bölgeye gitti. Toplu koınutlar yapılan bölgede, kuyuya rastlanmadı.
Aradan geçen sürede kuyunun toprak dolmuş olma ihtimali üzerine bölgede kazı çalışması başlatıldı.
Kazı çalışması sürerken, polis Ayhan A. ve Ekrem P.'yi gözaltına aldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Kazı çalışmasından görüntü
Genel ve detay görüntü
Haber- Kamera: Feyzi DAVULCU/ UŞAK,
=============================

HAYVAN SEVGİSİNİ OKULDA ÖĞRENİYORLAR

İzmir'in Konak ilçesinde bulunan Namık Kemal Lisesi, öğrencilerine hayvan sevgisini aşılamak için okul bahçesinin bir bölümünü kedi, köpek ve tavuklara ayırdı. Öğrenciler, ders aralarında hayvanları besliyor, onlarla zaman geçirip keyifli anlar yaşıyor. Okulun maskotu ise 'Namık' isimli papağan. Namık için Okul Müdürü Mustafa Dişbudak'ın odasında ağaç dallarından doğal bir ortam oluşturuldu. Sevimli papağan, öğrenci ve idareciler tarafından elle besleniyor.

ÖĞRENCİLERİN EN YAKIN ARKADAŞLARI "BOZOK", "ŞÜKELA" VE "NAMIK"
Konak'ta bulunan Namık Kemal Lisesi yönetimi, öğrencilere hayvan sevgisini aşılamak için oldukça ilginç bir uygulamayı hayata geçirdi. Okulda beslenen kedi, köpek, tavuklar için bahçenin bir bölümünde düzenleme yapıldı, kafesler oluşturuldu. Yine okul koridoruna da akvaryumlar konuldu. Doğal yaşam alanını andıran okulun en çok sevilen hayvanı ise 'Namık' isimli papağan. Namık için Okul Müdürü Mustafa Dişbudak'ın odasında ağaç dallarından oluşan özel bir alan yaratıldı. Okulun maskotu haline dönüşen papağan, öğrenciler ve idareciler tarafından elle besleniyor. Öğrenciler, kedilere ve köpeklere kuru mama verirken, Namık'ı ise elma, ceviz, çiğdem gibi gıdalarla besliyor. Okul Müdürü Mustafa Dişbudak, daha önce okulda zaten kedi ve köpeklerin olduğunu, ilk bakılan 'Black' adlı köpek öldükten sonra okul bahçesine gömüldüğünü, yine 21 yıl boyunca okulda bakılan Pamuk'un da kedi sevgisini okula aşıladığını söyledi. Bugün bu sevginin  5 kedi, 3 köpek, 3 Tokat tavuğu ve 1 papağanla büyüyerek devam ettiğini belirten Mustafa Dişbudak, "Ben geldikten sonra 'Okulun bahçesi geniş, bir köpek sahiplenelim' dedim. Çok fazla dışarda gezen hayvan var. Bir çoban köpeği aldık, okula getirdik. Okul için bu kadar olumlu olacağını düşünmemiştim. Öğrencilerimiz çok güzel sahiplendi. Köpeğe 'Bozok' ismi konuldu. Bozok eski sahibinin evine gitmek isterken iki büyük trafik kazası geçirdi. Bel kemiği kırıldı. Öğrencilerimiz, Bozok'un tedavisi için çok yoğun mesai harcadılar, birebir ilgilendiler. Şimdi durumu çok iyi" dedi.
'ÖĞRENCİLERİN HAYATA BAKIŞI DEĞİŞTİ'
Okulun en sevilen canlılarından olan Namık'ı da geçen yıl sosyal medyaya gördüğünü ve sahiplendiğini anlatan Dişbudak, "Afrika papağanları strese girdikleri zaman tüylerini döküyorlar. Bunun da bütün tüyleri dökülmüştü. Aldık ve burada bakmaya başladık. Namık okulun maskotu oldu" diye konuştu. Bu uygulama ile lisenin hayvan sevgisi ile anılır hale geldiğini kaydeden Okul Müdürü Mustafa Dişbudak, bu durumun kendilerini mutlu ettiğini, bir çok öğrencinin hayvanlar sayesinde hayata bakışlarının değiştiğini söyledi. Dişbudak, "Öğrencilerden bazıları aileleri ile birlikte hafta sonları buraya hayvanları beslemeye geliyor. O nedenle okulumuzu cumartesi ve pazar günleri de açık tutuyoruz. Benim odam da hep açık, öğrenciler gelir Namık'a bakar, besler, sever. Hep birlikte çok güzel bir aile olduk" dedi.
OKUL MÜDÜRÜ DİŞBUDAK'TAN UYARI
Ancak okulda hayvan beslemenin zaman zaman dezavantaja dönüştüğünü savunan Mustafa Dişbudak, şunları söyledi:
"Birçok hayvan sever, kuruma ulaşıyor ve mahallede sahipsiz köpek, kedileri okula bırakmak istediklerini söylüyor. Ancak biz, öğrencilerimiz çok sevdikleri ve beraber yaşamayı öğrenebilmeleri için böyle birşey yapıyoruz. Sıkıntımız şu, çok sayıda hayvan okula bırakılırsa, o zaman hayvanların sadece bakımları değil, tedavileri, aşıları, diğer bütün işleri ile ilgilenmek zorunda kalacağız. O zaman da asıl işimiz olan eğitim ve öğretimi, aksatmak durumunda kalacağız. Namık Kemal Lisesi mevcut hayvanları ve öğrencileri ile birlikte çok güzel bir aile. Bu ailenin sayısı artmamalı. Artarsa da içeri de artmalı. Diğer türlü biz İzmir içerisindeki tüm hayvanlara ev sahipliği yapamayız. Mümkün değil. Hayvanlar canlı. Bunlar 2- 3 ay alınıp misafir edildikten sonra çoluğumuzun, çocuğumuzun heveslerini aldıktan sonra sokağa bırakılacak canlılar değil. Biz evladımızı sokağa bırakabiliyor muyuz? Mümkün değil, böyle bakmak lazım. Hayvanları yeri kesinlikle sokaklar olmamalı. Hayvanlarımız sayesinde Namık Kemal Lisesi yaşayan bir okul oldu. Hayvan severler bizim okulumuzu bir barınak olarak lütfen görmesinler."
ÖĞRENCİLER ÇOK MUTLU
9'uncu sınıf öğrencisi Asel Öksüz (14), bahçede hayvanlara baktıklarını, bunun kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, "Bir an önce teneffüs olsun da onları sevelim diye can atıyoruz. Her gün onları beslemek bize büyük bir keyif veriyor. Biz çok mutlu oluyoruz. Hayvanları sevmeyenler bile okulumuza geldikten sonra hayvanları seviyor" dedi. 10'uncu sınıf öğrencisi Cansu Atalar (15) da, "Hayvanları çok seviyorum. Okula geldiğimde bu kadar hayvan sevgisinin olduğunu görünce mutlu oldum" diye konuştu. 12'nci sınıf öğrencisi Alperen Ayhan ise "Ben 12'nci sınıf öğrencisiyim ve hayvanların etrafımızda olması beni moral ve motivasyon olarak etkiliyor. Dokunduğunuz canlının kalp atışını duyuyorsunuz ve bu sizi huzura kavuşturuyor. Açıkçası bu çok güzel bir şey" derken, İlayda Bel (17) isimli öğrenci de, can dostlar sayesinde hayvan sevgisini öğrendiklerini kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Okulda müdürün odasında bakılan papağandan görüntü
-Okul müdürünün papağanı elleri ile beslemesi
-Öğrencilerin papağanı sevmesi
-Okul bahçesindeki kedi ve köpeklerden görüntü
-Öğrencilerin hayvanları beslemesi ve sevmesi
-Okul müdürü ve öğrencilerle röp.
-Anons
-Genel ve detay görüntü
Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

=================================

ÜZERİNE BASTIĞI DEMİR KAPAK TERS DÖNDÜ, 2 METRELİK KUYUYA DÜŞÜP YARALANDI

Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde yürüyüşe çıkan Ramazan Porsuk (56) üzerine bastığı demir kapağın ters dönmesi sonucu yaklaşık 2 metrelik kuyuya düştü. Bacağı kırılan ve kafa travması şüphesiyle tedaviye alınan Porsuk, "Biraz spor yapayım diye yürüyüşe çıktım. Kuyunun kapağına basınca döndü ve içine düştüm" dedi.
Nakliye işiyle uğraşan Ramazan Porsuk sabah Camikebir Mahallesi Denizli Caddesi'nde yürüyüşe çıktı. Kaldırımda yürüyen Porsuk, saat 09.30 sıralarında içme suyu vanasının üzerinin kapatıldığı demir kapağa bastı. Kapak ters dönerken, dengesini kaybeden Ramazan Porsuk yaklaşık 2 metrelik boş kuyuya düştü. Dizlerinin üzerine kuyuya düşen ve başını duvara vuran Ramazan Porsuk, o sırada yoldan geçen kamyon şoförü ve çevredekilerin yardımıyla çıkarıldı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Porsuk yapılan ilk müdahalenin ardından götürüldüğü Dinar Devlet Hastanesi'nde tedaviye alındı. Sağ bacağında kırık olduğu belirlenen ve kafa travması yaşadığından şüphelenilen Ramazan Porsuk daha sonra Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.
'ÜZERİNE BASINCA DÖNDÜ'
Ramazan Porsuk, "Biraz spor yapayım diye yürüyüşe çıktım. İçme suyu şebekesinin kapağı, devamlı geçtiğimiz yer, birden ters döndü. Düştüm. Oğluma telefon açıyordum kamyoncu bir arkadaş görmüş, o geldi yardımcı oldu. Daha sonra vatandaşlar da yardımcı oldu. Kamyoncu görmese bayılsak ölüp gideceğiz. Kuyunun kapağına basınca döndü ve içine düştüm. Şükür kafama çarpmadı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Ramazan Porsuk'un düştüğü kuyunun görüntüsü
Ramazan Porsuk'un hastaneye getirilmesi
Ramazan Porsuk'un yaşadıklarını anlatması
: Düştüğü kuyudan çıkarılan Ramazan Porsuk'a sağlık ekiplerinin müdahalesi
HABER- KAMERA: Tahsin BAYTAR/DİNAR (Afyonkarahisar), -
=================================

TÜRKİYE'NİN İLK KİTLESEL ÜRETİMİ "YAYIN BALIKLARI" GÖLLERE BIRAKILIYOR

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü'nde, yaklaşık 6 yıllık Ar-Ge çalışması sonucu Türkiye'de ilk defa laboratuvar ortamında kitlesel üretimi yapılan 20 bin yayın balığı yavrusu, 7 göle bırakılıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Antalya'nın Kepez ilçesindeki Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü'nce Türkiye'de ilk defa laboratuvar ortamında kitlesel yayın balığı üretimi yapıldı. Gölhisar Gölü'ndeki doğal ortamdan 2013 yılında alınan anaç yayın balıklarından yaklaşık 6 yıllık çalışma sonucu kitlesel ilk üretimi yapan enstitü, ilk balık bırakma işlemini de Gölhisar Gölü'nde gerçekleştirdi. Ekonomik değeri yüksek olan yayın balıklarından Gölhisar Gölü'ne 2 bin adet bırakıldı. Diğer balıklar ise Aydın Kemer Baraj Gölü, Ankara Hirfanlı Baraj Gölü, Bursa İznik Gölü, Eskişehir Yenice Baraj Gölü, Kütahya Porsuk Baraj Gölü ve Manisa Demirköprü Baraj Gölü'ne bırakılacak.
'NESLİ TÜKENEN TÜR HALİNE GELDİ'
Yayın balığı üretiminin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu belirten Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, aşırı kullanım ve av baskısı gibi nedenlerle kaynakların giderek, sürdürülebilir olmaktan çıktığını belirtip, "Dışarıdan takviye edilmezse kırsalda yaşayan köylümüz, balıkçılarımızın hayatını sürdürebileceği bir ekonomik kaynak azalmış oluyor" dedi.
Bakanlık olarak gençleri köyde tutmak, tarımsal işlerle uğraşmasını sağlamak gibi amaçlarla ülke çapında balıklandırma yapıldığını belirten Doç. Dr. Kanyılmaz, "Yayın balığı bu noktada son derece önemli; çünkü kaynaklarımızda giderek nesli tükenen tür haline geldi. 2010 yılında yıllık avlanan miktar 1 ton civarındayken, 2017 yılında bu miktar 360 tona düştü. Dolayısıyla buradan üstümüze almamız gereken ders kaynakların takviye edilmesi" diye konuştu.
10 MİLYONA YAKIN EKONOMİK GETİRİ
Yayın balığı üretiminin çok zor olduğuna değinen Kanyılmaz, "Enstitüdeki arkadaşlarımız Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü'müzün organizasyonu ve finansal desteğiyle endüstriyel üretimini başardılar. Ekonomiye vereceği değerin halkımıza anlatılması amacıyla bugün ilk balıkları göle bırakıyoruz. Bu sene 20 bin civarında balık farklı illere gönderilecek ve bulunduğu yörelerdeki ekonomimize de büyüyen balıkların 10 milyon lira civarında bir gelir getireceğini öngörüyoruz" dedi.
'70 SANTİMETRE ALTINDAKİLERİ TUTMAYIN' UYARISI
Üreticileri, yavru yayın balıkları tutmamaları konusunda da özellikle uyaran Doç. Dr. Kanyılmaz, "Balıkçılarımızdan rica ediyoruz 70 santimetrenin altındaki yayın balıklarını tutmasınlar. Yayın balıkları hızlı büyüyen ve gelişen bir tür. Ekosistemdeki özellikle zayıf, hasta balıkları yiyerek ete dönüştürüyor. Zamanından önce avlanmasınlar, av yasaklarına uysunlar. Yaptığımız işin karşılığını yine kendileri görecek" diye konuştu.
KİTLESEL ÜRETİMDE İLK
Enstitü olarak 1981'den beri öncelikle sazan üretiminde öncü olduklarını belirten Enstitü Müdürü Serkan Erkan ise 37 yıldır devam eden sazan üretiminin yanı sıra 1980'li ve 1990'lı yıllarda alabalık, 2000'li yılların başından itibaren akvaryum balıkları üretiminde de öncü olduklarını söyledi. Yayın balığı üretim çalışmalarının ise 2013'te başladığını belirten Erkan, "Yayın balığının üretimi biraz sıkıntılıydı, anaç temini, Ar-Ge çalışmaları tamamlandı ve 2019 yılı itibariyle kitlesel üretimde ilki başardık ve 20 bin adet üretim gerçekleşti" dedi.
Anaç balıkların 2013 yılında Gölhisar Gölü'nde doğal ortamından alındığını ve üretilen balıkların da ilk defa Gölhisar Gölü'nde gerçekleştiğini belirten Erkan, "Tam kontrollü yöntemle üreten var ama kitlesel olarak ilk olarak kurumuz başardı. Üretme aşamasında yavruların hayatta kalmasıyla ilgili genel bir sorun vardı ama Ar-Ge çalışmalarıyla çözüldü. Önümüzdeki yıldan itibaren yayın balığında da aynı sazan balığı gibi ülkesel bazda balıklandırma planımız var"  dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------
Merkezden dış plan
Balıklardan görüntü
-Röp: Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz,
Enstitü Müdürü Serkan Erkan
Tesisten genel detay
balıklardan detay
Haber: Mehmet ÇINAR- Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA-DHA)


Kaynak: DHA