Dha Yurt Bülteni-2
1)ULUDAĞ'DAKİ SİLAHLI KAVGA ANI CEP TELEFONU KAMERASINDAKış turizminin önemli yerlerinden biri olan Uludağ'da dün yaşanan ve 1 kişinin hayatını kaybettiği 3 kişinin de yaralandığı silahlı kavganın yeni görüntüleri ortaya çıktı.
1)ULUDAĞ'DAKİ SİLAHLI KAVGA ANI CEP TELEFONU KAMERASINDA
Kış turizminin önemli yerlerinden biri olan Uludağ'da dün yaşanan ve 1 kişinin hayatını kaybettiği 3 kişinin de yaralandığı silahlı kavganın yeni görüntüleri ortaya çıktı. Bir vatandaşın cep telefonu ile çektiği görüntülerde özel güvenlik görevlileri ile kayak kiralama işi yapan esnaf arasındaki kavgada silahla bir çok defa ateş edilirken, bir kişinin de yaralanarak yere düştüğü görülüyor. Türkiye'nin en önemli kayak merkezlerinden olan Uludağ 1'inci Oteller Bölgesi'nde dün gece özel güvenlik görevlileri ile kayak kiralama işi yapan esnaf arasında bilinmeyen bir nedenden dolayı çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü. Yaşanan çatışmada 19 yaşındaki Yusuf Köse hayatını kaybederken 3 kişi de yaralandı. Yaralılar olay yerine gelen ambulanslarla Bursa'daki çeşitli kamu ve özel hastanelerine sevk edildi. Olayı ardından çalışma başlatan jandarma ekipleri 17 kişiyi gözaltına aldı. Jandarma Özel Harekat (JÖH) timleri olayın devamının gelmemesi için Oteller Bölgesi'nde nöbet tutarken, jandarma ekipleri de bölgede devriye atıyor.
OLAY ANI GÖRÜNTÜLERİ CEP TELEFONU KAMERASINDA
Bu arada dün yaşanan olayla ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı. Bir vatandaşın otel odasından çektiği görüntülerde yaklaşık 30 kişinin kavgaya karıştığı görülürken, tarafların silahlarla birbirine ateş ettiği görülüyor. Yaşanan çatışmada bir kişinin de yaralanarak yerde yattığı görüntülendi.
Görüntü Dökümü:
---------------------------
-Olay anı cep telefonu görüntüsü
Süre: 02.25 Boyut: 270 MB
Haber-Kamera: Serkan AKKUŞ/BURSA,
======================================================
(ÖZEL)
2)KARABURUN'DA KURULAN RES'LER, KIL KEÇİLERİNİN OTLAK ALANLARINI BİTİRDİ
İZMİR'in Karaburun ilçesinde, geçimini kıl keçileri ile sağlayan köylüler, dağlarda kurulan Rüzgar Enerji Santralleri'nden (RES) nedeniyle dertli. RES'lerden dolayı otlak alanların kalmadığını, bu nedenle yaşadıkları yerleri terk ettiklerini söyleyen çobanlar, her yıl hayvanlarını otlatacak alanlar aradıklarını, keçilerin süt veriminin düştüğünü ve hayvanların düşük yaptığını belirtti. Köylüler, bu durumun devam etmesi halinde hayvancılığı bırakmak zorunda kalacaklarını vurgulayarak, endişelerini aktardı. İzmir'in koyları ve dağları ile cenneti andıran ilçesi Karaburun'da yaşayanlar, Yarımada'da RES kurulması için verilen üretim lisanslarına tepkili. Karaburun Kent Konseyi'nce hazırlanan rapora göre, 415 kilometrekarelik Karaburun'un yüz ölçümünün yüzde 71'i, 6 firmaya RES proje sahası olarak tahsis edildi. Bunun da Yarımada'nın neredeyse tüm dağlık alanlarını kaplayacak ölçüde olduğu belirtiliyor. Yarımada'da RES yatırımı planlanmayan tek bölge ise yüzde 13'lük alana yayılan Bozdağ (Akdağ) kütlesi. İlçede bu kadar çok RES projesine onay verilmesi, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayanların kabusu haline dönüştü. Özellikle Karaburun Yarımadası'nın simgesi haline gelen kıl keçisinin yetiştiricileri, kurulan rüzgar türbinlerinden dolayı otlak alan bulma konusunda ciddi sorun yaşıyor. Kıl keçilerinden elde ettikleri kopanisti, kelle, deri tulum peynirini satarak geçimlerini sağlayan köylüler, kurulan RES'lerden dolayı hayvanların sütünün azaldığını yine gebe kalan keçilerin çok fazla düşük yaptığını anlattı.
'HAYVANLARI OTLATACAK MERA ARIYORUZ'
9 yaşından itibaren çobanlık yaptığını söyleyen Yusuf Arıcı (60), Karaburun'un Yaylaköy Mahallesi'nde yaşadıklarını, burada hayvanlara rahatlıkla baktıklarını ancak RES'ler kurulduktan sonra yaşadıkları yeri terk ederek, daha merkezi konumda olan Karareis Mahallesi'ne göç ettiklerini söyledi. 4 yıldır kış aylarında bu mahalleye, yaz aylarında ise ilçeden daha uzakta olan Bozdağ Mahallesi'ne giderek hayvanlarını otlatabilecek meralar aradıklarını söyleyen Yusuf Arıcı, "Bizim geçim kaynağımız hayvancılık. Bir taraftan birileri Hazine arazilerini kiralıyor. Diğer taraftan RES'ler kuruluyor. Meralarımız kısıtlandı. Bizim köyümüz 15- 20 aile hayvancılık ile geçimini sağlıyor. 7- 8 sürü var, bu sürülere bakanların 14- 15 okuyan çocuğu var. Bu hayvanlar olmasa, biz bu çocukların geleceklerini nasıl kurtaracağız? Otlak alanlar sürekli daralıyor, meralar kısıtlı. O nedenle köyü terk ettik" dedi. Bu şekilde devam ederse, en kısa zamanda hayvancılıktan vazgeçeceklerini de belirten Yusuf Arıcı, "Zaten yem fiyatları aldı başını gitti. Mera da yok. Nerede barınacağız, ne yapacağız? Hayvanları nerede doyuracağız? Önceki yıl 760 keçi vardı, bu yıl sayı 500'lere kadar düştü. Çünkü meralar azaldı, bu nedenle bakamıyoruz. 200'ün üzerinde oğlak var ama bakamayacağımız için bunları mayıs veya haziran aylarında satacağız. Çünkü onları otlatmak için mera yok" diye konuştu.
'AHIRIMIZIN ÖNÜNE KADAR RES DİKTİLER'
Yusuf Arıcı'nın amcasının eşi olan ve o da kıl keçisi yetiştiriciliği ile geçimini sağlayan Necla Arıcı (59), RES'lerden çıkan tozların otlara ve ağaçlara bulaştığını, bunu yiyen hayvanların ise hastalandığını söyledi. Necla Arıcı, "Bizim hayvanlarımız hasta oluyor. Meralar azaldı. Şimdi meraları kiralıyorlar, bizim hayvanlarımızı otlatacak alanlarımız kalmadı. Biz de mecburen ekmek parası için evimizi, yurdumuzu terk ediyoruz. Yaylaköy'den Karareis'e geldik. RES'ler çalışıyor. Yağmur yağmadığı zaman çok fazla toz oluyor" dedi. Yemlerin çok pahalı olduğunu ve alamadıklarını belirten Arıcı, "Dağlara RES'leri diktiler, ahırlarımızın önüne kadar direk diktiler. Biz nereye gidelim? Devlet bize yer göstersin, oraya gidelim. Ne yapalım, hırsızlığa mı gidelim? Nereye gideceğiz? Biz de isteriz evimizde yuvamızda oturmayı. Çocuklarıma hasretim ben. Onlar okusun diye biz burada çile çekiyoruz. Köy yerinde 500 lira kira ödüyoruz. Buradan çıkıyoruz, çadırda kalıyoruz. Bir naylonun içerisinde yaşıyoruz" diye konuştu.
'HAYVANLARIN SÜT VERİMİ DÜŞTÜ'
Evli ve 2 çocuk babası olan Özgür Aynalı (32) da, çocukluğundan itibaren yaptığı bu işin, şimdilerde çok zor bir hal aldığını; çünkü dağların bir kısmını taş ocaklarının, diğer kısmını ise RES'lerin kapladığını söyledi. Yem fiyatlarının yüksek olduğunu ve alamadığını, bu nedenle yem yemesi gereken oğlakların henüz annelerini emdiklerini kaydeden Özgür Aynalı, "Hayvanlarımızı otlatacak yerimiz kalmadı. Devlet destek veriyor ama yem yüksek. Oğlaklara yem vermem lazım ama yem fiyatları yüksek ve alamıyorum. Böyle olunca oğlaklar annelerinden emdiği ile idare ediyor" dedi. Çevrede bulunan mermer ocağından taş kestiklerini ve oradan çıkan tozun hayvanları etkilediğini vurgulayan Aynalı, şöyle dedi:
"Toz ota bulaşıyor, hayvan bunu yiyince zehirleniyor. Eğer bunu fark etmezsek hayvan ölüyor, fark edersek ilaçlar ile kurtarıyoruz. RES'ler otlak alanları çok fazla azalttı. Gidebileceğimiz yer neredeyse kalmadı. Bulduğum yere geliyorum, burada da siteler var. O sitelerde yaşayanlar rahatsız oluyor, şikayet ediyor. Çok sıkıntıdayız. İzmir dışından geliyorlar, dağlara RES kuruyorlar, taş ocağı açıyorlar. Bu nedenle hayvanlarımızdan gerekli verimi alamıyoruz. Sütleri çekiliyor, gebelikte azalmalar oluyor."
Görüntü Dökümü
------------------------
-Karaburun kıl keçilerinden ve oğlaklardan görüntü
-Çobanlardan ve ahırlardan görüntü
-RES'lerden görüntü
-Çobanlar ile röp.
-Genel ve detay görüntü
Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,
========================================================
3)TARİHİ MEDRESEDE TAŞ SERGİSİ
ATATÜRK Üniversitesi Oltu Meslek Yüksekokulu Gemoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Volkan Çil, Erzurum'un çeşitli bölgelerinden topladığı aksesuar, süs eşyası, maden ve inşaat sektöründe kullanılan 68 ayrı taşı tarihi Yakutiye Medresesi'nde sergiledi. 3 aylık çalışma sırasında her biri sektörleri için değerli olan taşları topladığını beliten Volkan Çil, süs, peyzaj ve yapı mimarisinde kullanılacak taşları ekonomiye kazandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Oltu Meslek Yüksekokulu Gemoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Volkan Çil, Erzurum ve ilçelerindeki değerli taşları tanıtmak için bir çalışma başlattı. 3 ayda 10 bin kilometre yol kateden Dr. Volkan Çil, 68 ayrı taş çeşidini tespit ederek topladı. İl merkezi ve ilçelerdeki arazinin bir bölümünü gezen Çil, maden cevheri, yarı değerli süs taşları ve yüzey kaplamada kullanılan taşları tek tek topladı. Taşların kullanıldığı alanlarla ilgili de ayırım yapan Çil, süs eşyası olarak kullanılabileceklerden değişik hediyelik eşyalar üretti. Çil, Erzurum ekonomisine büyük katkı sağlayacağına inandığı taşları tarihi Yakutiye Medresesi'nde sergiye açtı.
Erzurum yöresine mait maden ve cevherleri, yarı değerli süs taşları ve yüzey kaplama taşlarını tespit ederek ekonomiye kazandırmayı amaçladıklarını belirten Dr. Öğretim Üyesi Volkan Çil, "Kısa süre içende 68 çeşit bulguyla karşınızdayız. Bazıları ülkemizin bir çok şehrinde olan bazıları ise sadece Erzurum'da görülen taşları tek tek topladık. Sadece ABD'de bulunan gökkuşağı obsidyeni dediğimiz taşı da Erzurum'da keşfettik. Bu taş dekoratif veya takı lmalzemesi yapılabildiği gibi masajlarda kullanılan en ideal spa taşıdır" dedi,
Çalışmaları kapsamında yaklaşık 10 bin kilometrelik yol katettiğini söyleyen Çil, 3 aylık süre zarfında gezemediği noktaları da havaların ısınmasıyla birlikte inceleyeceğini bildirdi. Devam edecek çalışma sonunda 68 olarak belirledekleri taş çeşidinin de artacağına dikk çeken Çil, bulunan taşların ekonomik değerinin hayli fazla olduğunu bildirdi.
Yakutiye Medresesi'ndeki taş sergisini gezerek Dr. Öğretim Üyesi Volkan Çil'den bilgi alan Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almas, "Erzurum'da bulunan süs taşları ve madenlerimiz sergileniyor. Bu sergiyi görenler şaşırıyor. Biz istiyoruz ki bu çalışma bir ışık olsun ve bir sektör haline gelsin, istihdam alanı oluşsun. Burada sergilenen taşlar, süsleme, peyzaj, iç ve dış cephe kaplamaları gibi çalışmalarda kullanılıyor. Biz burayı tüm sektöre, tüm dünyaya anlatmak istiyoruz" diye konuştu.
Sergide yeralan 68 taş türünü davetlilere tek tek anlatan Dr. Öğretim Üyesi Volkan Çil, hazırlanacak projeyle okullarda da tanıtım yapmayı planladıklarını kaydetti.
Görüntü Dökümü
----------------------
-Medresenin içinden görüntü
-Sergilenen taşlardan genel ve detaylar
-Davetlilerin sergiyi gezmesi
-Volkan Çil'in taşları tanıtması
-Volkan Çil'le röp
-Kültür ve Turizm Müdürü Cemal Almaz ile röp
Haber-Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,
========================================================
4)MODİFİYE MOTOSİKLETİNİ EVİNİN SALONUNA PARK EDİYOR
MANİSA'nın Yunusemre ilçesinde yaşayan 35 yaşındaki Halil İbrahim Koldaş, çocukluk hayali olan ve 3 yıl önce 4 bin liraya satın aldığı motosikleti 7 bin lira harcayarak modifiye ettirdi. Motosikletindeki mavi boyanın içerisinde 924 ayar gümüş tozu var. Türkiye'de yapılamayan boya işlemi İngiltere'de gerçekleştirildi. Koldaş, görenlerin hayran kaldığı motosikletinin zarar görmemesi evinin salonuna park ediyor ve sadece yağmursuz günlerde kullanıyor. Manisa'da kablo üretimi yapan bir fabrikada işçi olarak çalışan Halil İbrahim Koldaş, 3 yıl önce çocukluk hayalini gerçekleştirerek ikinci el bir motosiklet satın aldı. Evli olan Koldaş, 4 bin liraya satın aldığı motosikletini, 7 bin lira harcayarak modifiye ettirip, adeta baştan yarattı. Koldaş, görenlerin hayranlıkla baktığı, ışıl ışıl parlayan motosikletine yağmurlu havalarda binmiyor. Motosikletine gözü gibi bakan Koldaş, kullanmadığı zamanlarda 3 katlı bir apartmanın zemin katındaki 90 metrekarelik evinin 20 metrekarelik salonuna park ediyor.
'TÜRKİYE'DE SADECE BENDE VAR'
Motosikletine olan ilgiden memnun olduğunu belirten Koldaş,
"18 yaşıma girdiğim anda hemen motosiklet ehliyetimi aldım. Ancak çocukluk hayalim olan motosiklete kavuşmam uzun sürdü. Ehliyeti almamdan 14 yıl sonra ikinci el bir motosiklet alabildim. Sonrasında ise hayalimdeki gibi modifiye etmeye karar verdim. Her yerini tek tek söküp, işlemden geçirdim. Eski parçaları değiştirdim. Bazı parçaları krom kaplama yaptırıp, boyattım. Her parçasında emeğim var, diyebilirim. Fabrikadaki mesaimi tamamlayıp, eve geldiğimde, bazı günler sabahlara kadar uyumadan motosikletimle ilgilendim. Motosikletim şuan sıfır ayarında. Jantlara 1000 lira verdim. Krom kaplama, nikelaj işlemlerini İzmir'de yaptırdım, onlar için de 3 bin lira harcadık. En önemlisi de boyası. Motosikletimdeki mavi boyanın içerisinde 924 ayar gümüş tozu var. Motosikletimdeki boya işlemi Türkiye'de yapılmıyor. Motosikletimin parçalarını söküp, boyanması için İngiltere'ye yolladım. 6 ay bekledim parçalarımın gelmesini. Bu da 3 bin lira tuttu. Ben de bu sırada Türkiye'deki az önce bahsettiğim diğer işleri yaptım. Yani motosikletimi bu seviyeye getirmem 6 ay zamanımı aldı" dedi.
'MOTOSİKLETİM SAYESİNDE TAKİPÇİ SAYIM ARTTI'
Motosikleti sayesinde sosyal medyada takipçi sayısının arttığını belirten Koldaş, "Motosikletimle çarşıda gezerken insanların çok dikkatini çekiyor. Gelip birlikte fotoğraf çektirmek istiyorlar. Bu sayede iyi bir çevre yaptım. Motosiklete verdiğim emeğin karşılığını, insanların vermiş olduğu olumlu tepkilerle alıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. İlgi gösterenlere sosyal medya hesaplarımı veriyorum, takipçi sayım da arttı. Motosikletimin modifiye olması nedeniyle trafik polisleri ile uğraşmak zorunda kalıyorum ama onlar da yasa dışı bir şey olmadığını görünce bir şey demiyorlar. Motosiklet kullanan arkadaşlarına tavsiyelerde de bulunan Koldaş, şöyle devam etti: "Kasksız motosiklete binilmesine ve hız yapılmasına karşıyım. Motosiklet zevk işi. Çok daha dikkatli binilmeli. Motosikletine modifiye yapma gibi hayali olan arkadaşlarımız asla hayallerinden vazgeçmesin. Zaten bu kadar emek verip modifiye yaptığı zaman motosikletinin kıymetini daha iyi bilir, hız da yapmazlar. Kıyamazlar çünkü motosikletlerine. Kazaların da önüne geçilmiş olur. Benim de eşim motosiklete binmemi istemiyor. Zaman zaman onunla da bu yüzden tartışıyoruz. Ama yapacak bir şeyim yok, bu benim için bir tutku."
Görüntü Dökümü
------------------------
-Halil İbrahim Koldaş'ın motosikletini temizlesinden görüntü
-Motosikletten görüntü
-Motosikletin oturma odasındaki görüntüsü
-Halil İbrahim Koldaş ile röp.
-Genel ve detay görüntüler
( Haber - Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,
=============================================================
5)6000 SAYILI KANUN MAĞDURLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR
TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) hizmet eden, ancak yaş sorunu nedeniyle sivil memurluğa geçip, sivil memur olarak emekli edilen ve kamuoyunda '6000 sayılı kanun mağduru uzman çavuşlar' olarak da bilinen, uzman erbaşlar çözüm bekliyor. TSK'da 25 yıl görev yaptıktan sonra sivil memurluğa geçirilip 3 aylık sivil memur statüsünde emekli edilen Orhan Fikri Kaya, "Yıllarca terörle mücadele ettik. Ömrümüz vatan uğruna operasyonlarda geçti ama sonunda mağdur edildik. Bir an önce mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" dedi.
TSK 1992 yılında 3269 sayılı kanuna göre uzman erbaş alımı yaptı. Hazırlanan yasada 'Uzman erbaşlar 45 yaşına kadar çalışabilir' maddesi yer aldı. O dönemde göreve başlayan uzman erbaşlar 45 yaşına geldiğinde görev sürelerinin dolmasıyla emekli olamayanlar çıkarılan 6000 sayılı kanunla sivil memurluğa geçirildi. Burada emeklilik için günlerini dolduran uzman erbaşlar sivil memur statüsünden emekli edildi. Yıllarca asker üniformasıyla TSK'da görev yapan uzman erbaşlar emekli olduklarında ise uzman erbaşlık haklarından yararlanamadı. 2016 yılında ise yasada düzenleme yapılarak 'Uzman erbaşlar 45 yaşına kadar çalışabilir' maddesi 52 yaş olarak değiştirildi. Daha önce sivil memurluktan emekli edilen uzman erbaşlar ise bu yasanın dışındı tutuldu.
'BİZ BU VATAN İÇİN HİZMET ETTİK'
TSK'da 1992 yılında göreve başlayan ve 2013 yılında 45 yaşını doldurduğu için sivil memurluğa geçirilen Tüm Uzmanlar Federasyonu'na bağlı '6000 sayılı kanun mağdurları grubu Başkan vekili eski Uzman Çavuş Orhan Fikri Kaya, 6000 sayılı kanunla sivil memurluğa geçirilip özlük haklarını kaybetmiş 3 bin uzman çavuştan biri olduğunu belirterek, şöyle dedi:
"TSK'da 1992 yılında uzman erbaş alımı başladı. '45 yaşına kadar çalışabilir' maddesine göre 45 yaşına geldiğimizde emekli olmamıza birkaç ay kala sivil memurluğa geçirildik ve uzman erbaş özlük haklarımız elimizden alındı. TSK'da 1992'de göreve başladım. Yıllarca Şırnak'ta görev yaptım. Terörle mücadele kapsamında sayısız operasyonlara, çatışmalara katıldım. Başımın üzerinden sayısız kurşun geçti. Bununla ilgili psikolojik sorunlar da yaşadım. Doğu bölgesinde görev yaptım. Ömrüm böyle geçti. 2013 yılına kadar da Suriye sınırında Karkamış'ta görev yaptım. 45 yaşını doldurduğumuz için o tarihte emekli olmamıza 3 ay kala sivil memurluğa geçirildim. Zorunlu olarak uzman çavuşlukla ilişkim kesildi. 3 ay sivil memur olarak çalışıp emekli edildim. 25 yıllık askerlik geçmişim ise silindi. Ömrümün en güzel dönemini uzman çavuş olarak geçirdim. Biz bu noktada mağdur edildik, haksızlığa uğradık. 2016 yılında ise TBMM bu hatanın farkına vardı ve daha fazla mağduriyet yaşanmaması için 45 yaş 52 yaşa yükseltildi. Ancak yasadan önce mağdur edilen uzman erbaşlar bu yasaya dahil edilmedi. Aynı dönemde göreve başlayan iki uzman erbaş aynı görevi yapıyor, aynı çatışmalara giriyor. Emekli olmaya gelince biri iki ay önce göreve başladı diye uzman erbaş olarak emekli oluyor. Diğeri ise sivil memurluğa gönderilip haksızlığa uğruyor. Hiçbir haktan yararlanamıyoruz. Siyasi liderlere seslenmek istiyorum; Biz bu vatan için hizmet ettik. Biz bu hizmetlerimizin karşılığını istiyoruz. Uzman erbaş özlük haklarımızı istiyoruz. Yıllarca görev yapıp 3 aylık vasıfsız memur olarak emekli edildik. Bu bize yapılmış çok büyük bir haksızlık ve aynı zamanda cezadır."
Görüntü Dökümü
------------------------
Orhan Fikri Kaya ile röportaj
Haber-Kamera: Mehmet CANDAN/ İZMİR,
===========================================================
6)TARİH OLAN ISMARLAMA TERZİLİĞE 70 YAŞINDAKİ USTALARLA DİRENİYOR
Hazır giyimin yaygınlaşmasıyla birlikte tarih olan ısmarlama terzilik mesleğini dedesinden devralan Göksel Yidirim, 35 yıldır Kapalıçarşı'daki dükkanında bu mesleği sürdürüyor. Terzilerin artık yalnızca tamir işini yaptığını belirten Yıldırım, "65-70 yaşlarında olan ustalarımla ısmarlama terzilik geleneğini devam ettiriyoruzö dedi.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hazır giyim ve giysilerdeki seri üretimin yaygınlaşması ısmarlama terziliği bitirme noktasına getirdi. Terziye giderek beden ölçüsü veren, üzerine göre kıyafet diktiren kişi sayısı gün geçtikçe azaldı. Bursa'da 35 yıldır terzilik yapan Göksel Yıldırım, değişen ve gelişen teknolojik şartlara rağmen ısmarlama terziliğe ısrarla devam ediyor. Deneyim ve tecrübelerine güvendiği 70 yaş ve üzeri ustalarla bu geleneği devam ettiren Yıldırım, ustalarından çok şey öğrendiğini ifade etti. Terziliğin göründüğü kadar basit bir meslek olmadığını dile getiren Göksel Yıldırım, "Atölyemiz yaklaşık 35 senedir var. O zaman genç olan, şimdi yaklaşık 65-70 yaşlarında olan ustalarımla bu işleri devam ettiriyoruz. Yaş itibariyle her yıl bir ustamızı kaybetsek de şimdi 70 yaş üzerinde olan 4-5 ustamla ısmarlama terzilik işlerini devam ettiriyoruz. Genç usta yetişmiyor. Tasarım ve terzilik arasında birçok okul açıldı. Gelen arkadaşları deniyoruz. Terziliği insanlar makinenin başına oturup bir şeyler dikmek olarak görüyorlar. Terzilik kumaşı eline alıp, masaya yatırıp kalıplandırmayla ve onu bir pantolon, ceket, gömlek olarak meydana getirmekle oluyor. Biz bunları tam yapana terzi diyoruzö dedi.
'USTALARIMDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM'
Değişen modaya 70 yaşındaki ustalarla ayak uydurduklarını dile getiren Yıldırım, "Ben ustalarımdan çok şey öğreniyorum. Onlarda benden çok şey öğreniyor. Bizim avantajımız bu. Kalıplar dünyada değişiyor. Gençlerin stilleri değişiyor. Bundan 15-20 yıl önce yaptığımız takım elbiseler, pantolonlar şimdi tamamen farklı vaziyette. Ben ustalarıma bunları sağlıyorum. Onlar da kendi işçilikleriyle bu güzel görüntüyü veriyorlarö ifadelerini kullandı.
TEKNOLOJİYE AYAK UYDURAMADILAR
Üretimi artırmak ve zamandan tasarruf etmek için atölyeye son model makineler aldığını belirten Yıldırım, "Eski ustalarımın hepsi yeni makineleri bırakıp, kenara ayırdığımız eski makinelerle çalışmaya devam ettiler. Biz kendimizi ve makinelerimizi yenileyince zamandan ve adetten kazanacağımızı düşündük fakat tam tersi oldu. Biz de ustalarımızın alışkan olduğu makinelere dönmek zorunda kaldıkö diye konuştu.
54 YILLIK ÇIRAK
Çıraklığa 9 yaşında başladığını söyleyen atölyenin en genç ustası Behat Taş ise, "Şu anda 63 yaşındayım fakat ustalarımın yanında hala çırak gibiyim. İşimizi severek yapıyoruz. Yetişme tarzımız terzilikten başladığı için başka bir meslek göz önüne almadık. 54 yıldır bu işi yapıyorum, Allah uzun ömür verirse 50 yıl daha bu işi yapabilirimö dedi.
Görüntü Dökümü
-----------------------------------
-Terzi atölyesinden görüntüler
Kumaş dikimi ve ütü görüntüleri
-Röportajlar
-Genel detaylar
Süre: 05.09 Boyut: 577 MB
Haber: Semih ŞAHİN/Kamera: Muammer İRTEM/BURSA,
==================================================
7)MAVİ BERELİLERDEN 45 YIL SONRA KOMANDO MARŞI
1954 ile 1980'li yıllar arasında Kayseri'de Kayseri Hava İndirme Tugayında Komanda olarak vatani görevini yapan askerlerden oluşan Erciyes Mavi Kartalları Dayanışma Yardım ve Kültür Derneğinin üyeleri 45 yıl sonra Bursa'nın İnegöl ilçesinde bir araya gelerek komanda marşını askerliğin ilk günündeki gibi yüksek sesle söyleyerek dağları inlettiler. Erciyes Mavi Kartalları Dayanışma Yardım ve Kültür Derneğinin üyeleri, İnegöl'ün kırsal İsaören mahallesinde ikamet eden ve babasını geçtiğimiz gün kaybeden Hamit Efe'yi ziyaret edip, taziyede bulundular. Merhum için dua eden 20 kişilik eski komando bölüğü, İstiklal marşını ve Komando marşını yüksek sesle bağırarak söylediler. 45 yıl önce vatani görevini yaparken seslendirdikleri Komando marşını, ilk günkü gibi adeta dağları inleterek söyleyen mavi bereli erler, büyük alkış aldılar.
İsaörenspor lokalinde düzenlenen taziye de edilen duanın ardından askeri nizamda İstiklal marşını okuyan eski komandolar, komando marşını da okuduktan sonra vedalaştılar.
Taziye programıyla alakalı konuşan Erciyes Mavi Kartalları Dayanışma Yardım ve Kültür Derneği Başkanı Erkan Hiçyılmaz, "Bu gün dernek üyelerimizle beraber İsaören mahallesine geldik. Kayseri Hava İndirme Tugayı ikinci tabur birinci bölükten İnegöllü olan Hamit Efe kardeşimizin babası Necmi Efe'nin vefatının üzerine taziye ziyaretine geldik. Allah rahmet eylesin. O dönemin komanda arkadaşlarımız Bursa ve İstanbul bölgesinde yaşayan arkadaşlarımızla buradayız.ö dedi. Babası vefat eden Hamit Efe, "Allah hepsinden razı olsun. Çok teşekkür ederim " dedi.
Görüntü Dökümü
-----------------------------------
-Genel görüntü
-Taziye dualar
-Açıklamalar
-İstiklal marşı ve komando marsı
SÜRE 2.33 BOYUT 286 MB
HABER-KAMERA : Yavuz YILMAZ/İNEGÖL,