Dha Yurt Bülteni-2

Son Güncelleme:

1)BURSA'DA 4 BİN POLİSLE UYUŞTURUCU VE TERÖR OPERASYONUBursa'da 4 bin polisin katılımıyla sabahın erken saatlerinde uyuşturucu ve terör operasyonu başlatıldı.

1)BURSA'DA 4 BİN POLİSLE UYUŞTURUCU VE TERÖR OPERASYONU


Bursa'da 4 bin polisin katılımıyla sabahın erken saatlerinde uyuşturucu ve terör operasyonu başlatıldı. Gözaltıların bulunduğu 'Narko Timsah' adı verilen operasyonun devam ettiği belirtildi.


İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, kentte bugüne kadar düzenlenen en kapsamlı operasyon için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte harekete geçti. 'Narko Timsah' adı verilen uyuşturucu, terör ve aranan şahıslara yönelik operasyonda 4 bin polis görev aldı. Eğitimli narkotik madde arama köpekleri ve drone'lerin de kullanıldığı operasyonda, önceden belirlenen adreslere baskınlar düzenlendi. Havadan helikopterle de takip edilen operasyonda ekipler, şüphelilerin evlerinin kapılarını koçbaşları ile kırarak içeri girdi.  Operasyonu yöneten İl Emniyet Müdürü Osman Ak, "Bursa'da uyuşturucuyu, satıcısını, kullananı bitireceğiz, teröre izin vermeyeceğiz. Çok geniş bir operasyon için düğmeye bastık. 4 bin polisimiz görev yapıyor" dedi.Gözaltıların olduğu operasyonun sürdüğü bildirildi.


Görüntü Dökümü


------------------------


4 bin polisin timsah arenada beklemesi ve çıkışı


Kapıların koç başı ile kırılması


Şüphelilerin gözaltına alınması


Özel Harekat ve polis ekiplerinden görüntü


Narkotik köpeğinin arama çalışması


Bebek kundağından esrar bulunmasından görüntü


Polis ekiplerinin detaylı arama çalışmları


Emniyet Müdürü Osman Ak'ın açıklamaları


Şüpheli şahıslara GBT sorgusu


Detaylar


Haber: Berktuğ ÖNCÜ - Muammer İRTEM


Kamera: Mehmet İNAN - Serkan AKKUŞ/BURSA,


========================================================


2)ADANA'DA FETÖ OPERASYONU


Adana'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan 55 kişinin evine operasyon düzenlendi.  Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri,  FETÖ/PDY soruşturması soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı alınan 55 kişinin evlerine baskın düzenledi. 55 adrese eş zamanlı giren ekipler, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Öte yandan şüphelilerden 35'nin Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma dahilinde, 20'sinin ise diğer illerin Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturma kapsamında olduğu bildirildi.


Gökhan KESKİNCİ/ADANA,


=========================================================


3)ILDIR MAHALLESİ'NDEKİ TARİH ÇÖKÜYOR


İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı Ildır Mahallesi'nde bulunan, 1880'li yıllardan kalma tarihi yapılardan birçoğu aşırı yağışlara dayanamayarak çöktü. 2'nci derecede arkeolojik SİT alanı olduğu için yıkılamayan veya onarılmasına izin verilmeyen yapıların, önce zamana ardından yağışlara yenik düştüğünü söyleyen Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz, tarihin korunarak gelecek nesillere aktarılması için, koruma amaçlı imar planı yapılması gerektiğini belirtti. Yavuz, yıkılmayan fakat yıkılma riski taşıyan binaların çevresine şerit ve bariyer çekerek, kendilerince önlem almaya çalıştıklarını da aktardı.  Çeşme'nin 120 haneli Ildır Mahallesi'nde oturan vatandaşlar, her yağmur sonrası korku dolu anlar yaşıyor. 2. derecede arkeolojik SİT alanı kabul edilen ve 60'a yakın tarihi yapıya sahip olan mahalledeki bu binalar, zamana yenik düştü. Yağmur sonrası zaten eski olan birçok yapı çökünce, vatandaşlar panik yaşadı. Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz, SİT alanı olduğu için herhangi bir müdahalede bulunamadıklarını, ancak tarihi yapıların bu şekilde yok olmasının kendilerini üzdüğünü ifade etti. Kanunlara göre, bu yapıları onarmak için Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'ndan onay alınması gerektiğini, ancak Kurulun bu yapıların müze denetiminde kaldırılmasına izin verirken, yapılmasına izin vermediğini açıkladı. Erdem Yavuz, "Geçen haftalarda aşırı yağış sonrası bazı eski yapılarda çökmeler oluştu. Tesellimiz can kaybının yaşanmaması. Fakat bizim isteğimiz, bu tür tarihi eski yapıların bir bütün halinde ele alınarak kurul kararı ile restore edilmesi ve yarınlara taşınması. Aksi halde doğal afetler sonucu tarihimizi her geçen gün biraz daha kaybedeceğiz. Bir tarih yok oluyor" dedi.


'KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI YAPILMALI'


Yaşanan çökmeler sonucu, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını fakat benzer bir durumun yaşanması halinde can kaybının yaşanmamasının garantisinin olmadığını söyleyen Yavuz, "O nedenle bir an önce bu tür yapıların, kurulun vereceği karar doğrultusunda restore edilmesi lazım. Burayı kurtarmak istiyorsak, gelecek kuşaklara aktarmak istiyorsak acil olarak koruma amaçlı imar planı yapılmalı" dedi. Eski yapılardaki çökmeler nedeniyle, her yağmur yağdığında korku dolu anlar yaşadıklarını anlatan Yavuz, ayakta kalan ancak çökme riski taşıyan diğer yapıların çevresine şerit ve bariyer çekerek, vatandaşları bu şekilde uyarmaya çalıştıklarını söyledi. Yavuz, şöyle dedi:


"Bu şeritleri bizler çektik. Amacımız vatandaşların bu tehlikeli yapılara fazla yaklaşmaması. Sosyal medya hesaplarımızdan da bunu paylaştık. Şu anda elimizden gelen yalnızca bu kadar. Yağmur yağacak diye korku ile yaşıyoruz."


'DUVAR KARDEŞİMİN ARACININ ÜSTÜNE ÇÖKTÜ'


Mahalle sakinlerinden Ceyhan Gökalp (52) de, kardeşi Asan Deniz'in evinin yanında bulunan eski tarihi yapının duvarının çöktüğünü ve kapının ön tarafında bulunan kardeşine ait araçta hasar meydana geldiğini belirtti. Gökalp, "Kaç yıldır böyle korku ile yaşıyoruz. Benim ikizimin arabasının üstüne duvar çöktü. Allah'tan ona bir şey olmadı. Gelen yine mala gelsin" diye konuştu. Medeni Gökalp (63) de, "Mahallede çok sorun yaşıyoruz. Can ve mal kaybı yaşanacak diye endişeliyiz. Burada yıkılmak üzere olan birçok ev bulunuyor. Evler için kuruldan karar almak gerekiyor. Ama bu aşamalar çok zor ve uzun. Bu sorunların biran önce giderilmesi gerekiyor" dedi.


Görüntü Dökümü


------------------------


-Çeşme'nin Ildırı Mahallesi'nden görüntü


-Mahallede çöken eski yapılardan görüntü


-Mahalle muhtarı ve vatandaşlar ile röp.


-Genel ve detay görüntü


Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,


=========================================================


4)ÖĞRENCİLERİN YAĞMURDA TRAKTÖR RÖMORKUNDA YOLCULUĞU


Adana'nın Yüreğir ilçesinde yağmur yağmasına rağmen otostop çektikleri traktörün römorkunda okullarından evine giden öğrenciler dikkat çekti. Yüreğir ilçesi kırsalındaki Yakapınar Mahallesi'nde bulunan D-400 karayolunda yağmura rağmen otostop çeken öğrenciler, bir traktör romörkunda evlerinin yolunu tuttu. Ceketlerinin kapşonlarıyla yağmurdan korunan yaklaşık 10 öğrenci, okul servisine kayıtlı olmadıklarını kaydetti. Traktörün sürücüsü ise yağmurda öğrencilerin hallerine dayanamadığı için onlara yardım ettiğini kaydetti.


Görüntü Dökümü


-------------------------


Traktörün römorkunda taşınan öğrenciler


Muhabirin şoföre soru sorması


Haber-Kamera: Nuri pir-Eser PAZARBAŞI/ADANA,


========================================================


5)TIR'IN RÜZGARLIĞINA GİZLENEN 30 KİLO EROİN ELE GEÇİRİLDİ


Van'ın Edremit ilçesinde, polisin şüphe üzerine sürücüsünü durdurduğu TIR'da, dedektör köpek 'Alfa' ile arama yapıldı. TIR'ın kupasının üzerindeki rüzgarlığa gizlenen 30 kilo 340 gram eroin ele geçirilirken, 2 kişi gözaltına alındı. Van İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Edremit'in Kurubaş Mahallesi'nde oluşturulan uygulama noktasında, yol kontrolü yaptı. Ekipler, şüphe üzerine sürücüsü durdurulan TIR'da arama yapıldı. Narkotik köpek 'Alfa'nın da kullanıldığı aramada; TIR'ın kupasının üzerindeki rüzgarlığa gizlenen, 58 paket halinde, 30 kilo 340 gram eroin ele geçirildi. Olayla ilgili 2 kişi, gözaltına alınırken, soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.


Görüntü Dökümü


-------------------------


-Tır'ın durdurulması ve arama yapılması


-Tır üzerinde bulunan kupanın sökülmesi


-Dedektör köpek 'Alfa' ile yapılan aramalar


-Eroninin kupadan çıkarılması


-Detaylar


Orhan AŞAN/VAN,


=========================================================


6)26 YILDIR KIZLARINI ARIYORLAR


İzmir'in Bayraklı ilçesinde, o dönem 15 yaşında olan ve 26 yıl önce hava almak için evden çıkıp, ortadan kaybolan kızları Zeliha Çolak'tan bir daha haber alamayan Ömer Çolak ve Ayfer Çolak çifti, evlatlarının bulunmasını istedi.


Manavkuyu Mahallesi 278/2 sokakta yaşayan emekli TIR şoförü Ömer Çolak ile eşi Ayfer Çolak'ın kızı Zeliha Çolak, 1993 yılında evde temizlik yaparken, hava almak istediğini belirterek, dışarıya çıktı. Eve dönmeyen kızlarının hayatından endişe eden Ömer Çolak, polise kayıp başvurusunda bulundu. Kızlarından bir daha haber alamayan Ömer Çolak, telefon kayıtlarından, evlerinin bir numaradan 23 kez aradığını öğrendi. Gözüyaşlı baba kızının kaçırılmış olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak, yaptığı araştırmada evlerini arayan kişinin A.Y. olduğunu ve İstanbul'da yaşadığını öğrendi. A.Y., kendisini bulup kızını soran Ömer Çolak'a, Zeliha'nın yanına geldiğini, ancak ailesinin yanına dönmesi için otobüse bindirdiğini söyledi.


Kızının kaybolmasının üzerinden 26 yıl geçtiğini ve ölmeden önce kızını görmek istediğini söyleyen anne Ayfer Çolak, "1993 yılında kızım evde temizlik yaparken, kardeşine hava almak istediğini söyleyip evden çıkmış. Bir daha kendisinden haber alamadık. Polise gittik, kızımı bulamadık. Kızım kaybolmadan önce evimizin telefonu aranıyordu ama telefondan ses gelmiyordu. Ben kızımın kaçırıldığını düşünüyorum. Ben yıllardır kızıma hasretim. Kaç bayram geçti kızım olmadan. Ölmeden önce kızımı görmek istiyorum. Kendi gittiyse de yine görmek istiyorum. Ne olursa olsun her şeyiyle kabul edeceğim. Yeter ki geri dönsün. Kaybolduğunda 15 yaşındaydı, şimdi yaşıyorsa 41 yaşında. Kızım, Zeliham, ne olur evine dön, 52 bayram geçti sensiz. Yetkililerden kızımı bulmalarını istiyorum" dedi.


Yıllardır kızına ulaşmaya çalıştıklarını belirten baba Ömer Çolak ise, "O dönem ben şoför olduğum için şehir dışındaydım. Eşim beni arayıp kızımızın kaybolduğunu söyledi. Çok aradık ama bulamadık. Evin telefonunu arayan kişiyi buldum. Kızımın kendi isteğiyle yanına geldiğini ama geri gönderdiğini söyledi. Ben o kişinin kızımın hayatından sorumlu olduğunu düşünüyorum. Yıllar geçti kızımıza hasretiz. Kızım yaşıyor ve bizi duyuyorsa ne olur geri dönsün. 26 yıl geçti üzerinden, çalmadığımız kapı kalmadı. 65 yaşındayım. Yıllardır ne yüzünü gördüm ne de sesini duydum. Kızımın bulunmasını istiyorum" diye konuştu.


Görüntü Dökümü


-----------------------------


Ayfer Çolak ile röportaj


Ömer Çolak ile röportaj


Genel ve detay görüntü


Haber: Mehmet CANDAN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR, (DHA


=========================================================


7)ALMANYA'DA 6 HAFTA ÖMRÜNÜN KALDIĞI SÖYLENEN HASTA, İZMİR'DE HAYATA TUTUNDU


Türkiye'den 21 yıl önce kaçıp yerleştiği Almanya'da kendisine yeni yaşam kuran üç çocuk babası Canan Bağana (46), kolon kanseri oldu. Hastalığının son evresinde olduğu ve 6 hafta ömrünün kaldığı söylenen Bağana, Alman doktorların uçak yolculuğu yapabileceğine dair izin vermemesine rağmen Türk pilotun yardımı sayesinde maceralı bir süreçle geldiği İzmir'de ameliyat oldu. Bağırsaklarındaki tümörler temizlenen Bağana'nın sağlığında olumlu gelişmeler yaşandı. Bağırsaklarının tekrar çalışmaya başlaması üzerine, sıvı gıdalar almaya başlayan Canan'ın ilk yaptığı kana kana ayran içmek oldu.


Türkiye'de yaşamını sürdürdüğü sırada çalışmak için Almanya'ya gitmek isteyen Canan Bağana, vize alamayınca iki arkadaşıyla yasadışı yollardan Yunanistan'a geçti. İki yıl Yunanistan'da yaşayan Bağana, daha sonra yakınlarının da girişimleriyle gittiği Almanya'da evlendi, kendisine yeni bir hayat kurdu. Fabrikada işçilik yapan sonra da inşatlarda çalışan Canan Bağana'ya, 2016 yılında kolon kanseri teşhisi konuldu. 2016 ve 2017 yılında iki kez ameliyat olan Bağana'nın rahatsızlığı yaklaşık 6 ay önce bir kez daha nüksetti.


6 HAFTA ÖMÜR BİÇİLDİ


Son olarak tedavisi sonrasında 4 ay önce Almanya Bremen'deki hastanede ameliyata alınan Canan Bağana'nın vücuduna kanserli hücrelerin yayıldığı görülünce, müdahale edilmedi. Almanya'daki kurallar gereği ailesine 6 hafta ömrü kaldığı söyleyen Canan Bağana, hastanenin bodrum katında kendisinin durumunda olan hastalar içini düzenlenmiş özel odaya alındı. Burada ömrünün kalan bölümünü isteklerine yapıp geçirebileceği söylenen Bağana'nın, Türkiye'ye gitme isteği ise Alman doktorların uçak yolculuğuna izin vermemesi üzerine gerçekleşmedi.


HAYATA KAÇTI, YAŞAMA TUTUNDU


İnternet üzerinden yaptığı araştırmalar sonrasında İzmir'de bulunan genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın'a muayene olmak isteyen Bağana, ilk olarak Almanya'daki evine çıktı. Ardından Almanya'daki havalimanında, görevlilerin kurallara uygun olmadığı için izin vermemesine rağmen, Türk pilotun yardımıyla ve kendisini uçağa kabul etmesi üzerine, İzmir'e gelebildi. Maceralı bir yolculuktan sonra geldiği İzmir'de, Prof. Dr. Ünal Aydın'ın ilk kontrollerini ve testlerini yaptığı üç çocuk babası Canan Bağana, ameliyata alındı. 25 gün önce geçekleştirilen ameliyatta, vücudundaki tümörler temizlendi, damardan beslenmekten kurtuldu, sondası çıkartıldı, sağlığında olumlu gelişmeler yaşandı. Tedavisi sonrasında bağırsaklarının tekrar çalışmaya başlaması üzerine, Canan Bağana, sıvı gıdalarla beslenmeye başladı. Yaşama tutunmanın mutluluğunu yaşayan Bağana'nın sağlığındaki düzelmeden sonra ilk isteği ise kana kana ayran içmek oldu.


Şimdilerde sıvı gıdalarla beslenmesi süren, hastane içerisinde dolaşan, çevresindekilere yaşama azmini ve hayatta kalma macerasını anlatan Canan Bağana, "Maceralı bir şekilde gittiğim Almanya'da mutlu bir evliliğim, üç çocuğum oldu. 2016 yılında kolon kanseri teşhisi konuldu. Ameliyatla, 25 santimlik bağırsağım alındı. Bir yıl sonra 2017 yılında bağırsakta daralma tespit edildi. Ağırlarım vardı. Yine ameliyat oldum, kemoterapi gördüm. 2018 yılında rahatsızlığım tekrarladı. Ameliyata aldılar, çıktıktan sonra kanserli hücrelerin vücudumu sardığı söylendi. Bana 6 hafta ömür biçmişlerdi ve bunun 5 haftalık bölümü de geçmişti. Ben Ünal Aydın'ın beni kontrol etmesini istedim. Doktorlar bana kesinlikle uçabilir izni vermedi. Havalimanına gittim. Burnumda hortum vardı. Yürüyen hayalet gibiydim. Görevliler izin vermedi ama sordukları Türk pilot beni uçağa kabul edince İzmir'e gelebildim. Burada ameliyatla vücudum temizlendi. Şimdi kendimi çok iyi hissediyorum" dedi.


CANAN'IN HAYATI FİLM GİBİ


Canan Bağana'nın ameliyatını yapan Prof. Dr. Ünal Aydın, "Canan'ın hikayesi film konusu gibi. Genç bir adam. Genç insanlarda kanser daha travmatik, agresif oluyor. Ameliyatlarla hayata tutunmaya çalışmış. Ancak Canan bu tedavilere devam ettiği sırada kanser agresif ilerlemiş. 1.5 yıl içinde tüm bağırsaklarının tıkanmasına neden olmuş. Yediklerinin bağırsaklara geçişi olmuyor. Bundan dolayı beslenip sağ kalması mümkün değil. Port takılmış. Damar yoluyla beslenmeye başlanmış. Damardan 5.5 ay beslenmek zorunda kalmış. Avrupa'da kurallar net ve belirgin. Canan'ı rahat ettirme adına özel bir odaya alıyorlar. Ancak Canan bilinçli, güçlü. 110 kilo iken mücadeleye başlamış, 69 kiloya kadar düşmüş. Halen bilinci yerinde. Türkiye'de bize geldiği zaman ayakta duramıyordu. Filmlerini çektik. İkinci bir şans verip ameliyatla bağırsaklarındaki tümörleri temizledik. Yeniden yaptık. Ekibimiz için Canan için duygusal zamanlardı. Bağırsakları çalışmaya başladığını gördüğümüz zaman gerçekten duygulandık. Canan çorbasını içebildi. İlk isteği ayran içmekti, keyifli şekilde kana kana ayranını içti. Kanser tedavisi agresif mücadele gerektiriyor. Canan da hayatta kalmak için ciddi bir mücadele ortaya koydu. İnşallah kanserle mücadelesini başarılı bir şekilde devam ettirecek" dedi.


Görüntü Dökümü


----------------------------


-Canan Bağana ile röportaj.


-Prof. Dr. Ünal Aydın ile röportaj.


-Canan Bağana'nın kontrollerinden görüntü.


-Canan Bağana'nın çorba içmesinden ve ilk ayran içmesinden görüntü.


Haber: Taylan YILDIRIM, kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR


=========================================================


8)ÇİLEKTEN PARA KAZANAMAYAN ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ MUZ GÜLDÜRDÜ


Aydın'ın Sultanhisar ilçesindeki çilek yetiştiricilerinden Gürhan Ergül, para kazanamayınca arayışa girerek bölgede daha önce görülmeyen muz üretimini denedi. Diğer çiftçilerin yetişmez demesine rağmen geri adım atmayan Ergül, ürünün kilosu 4-5 liradan sattıklarını söyledi.


Sultanhisar'ın kırsal Atça Mahallesi'ndeki üreticilerinden Gürhan Ergül (67), oğulları Gökhan Ergül (42) ile Mehmet Ergül (37) ile birlikte 2014 yılında 3 bin metrekarelik alana muz serası kurdu. 600 muz fidanı dikerek işe koyulan Ergül ailesi, geçen yıl ortalarında ilk hasadını yapmanın sevincini yaşadı. Çilek üreticileri olarak para kazanamayınca alternatif ürünler aramaya başladıklarını belirten


Gürhan Ergül, Alanya ziyaretinde bir ziraat mühendisi arkadaşının Sultanhisar'da muz yetiştirebileceklerini söylemesi üzerine işe koyulduğunu belirterek, şöyle dedi:


"Arkadaşım, ziraat mühendisi olan arkadaşlarıyla birlikte Atça'ya gelerek, seralarımızda toprak ve havayla ilgili araştırma ve incelemelerde bulundu. Bize, muz yetişebileceğini söyledi. İlk etapta, 3 bin metrekarelik kapalı ve 11 metre yüksekliği olan seramıza 600 muz fidanı diktik. Seramıza kurduğumuz elektronik bir ortamda diktiğimiz muz fidanlarını takip altına aldık. Fidanlarımız beklediğimizden de iyi bir şekilde büyümeye ve gelişmeye başladı. İşe başladığımızda, diğer çiftçi arkadaşlarımız bize gülmüşlerdi. 'Burada hiç muz yetişir mi' demişlerdi. Hiç aldırmadan işimize devam ettik. Bu yıl ilk hasadımızda, kurduğumuz muz seramızdan ağaç başına 25 kilo ürün almayı beklerken, ağaç başına 40 kilo ürün aldık. İnşallah önümüzdeki hasat dönemlerinde bu miktar 50-60 kilo olacak. Ürünü kilosu 4-5 liradan satıyoruz."


Devletten alternatif ürün yetiştiren çiftçilere destek primi vermesini istediğini belirten Ergül, muz serası kuracağını söyledi. Ergül, "Eğer devletimiz bize destek primi verirse, bizim burada 3-4 bin metrekare daha tarla ve arazimiz var. Buraları da kapalı seraya dönüştürüp, muz serası yapmayı düşünüyoruz. Atça'da kurduğumuz seramızda artık bu bölgede de muz yetiştirilebileceğini gösterdik. Hasadını yaptığımız muzlarımızı, bölgemizde bulunan sarartma odalarına gönderiyoruz. Ardından toptancılar vasıtasıyla iç piyasaya veriyoruz. Şimdilik durum iyi. Tüm bölgemiz üretici ve çiftçilerimize de kapalı seralarda muz üretiminde bulunmalarını tavsiye ediyoruz. Muz üretiminde fazla insan gücüne de gerek olmuyor. Bu da biz üreticilerin maliyetini de düşürüyor" dedi.


Sultanhisar Ziraat Odası Başkanı Bilal Tarhan, Çilek üretimi ile tanınan bölgemizde muz üretilmesi de çok güzel bir olay. Ben bölge çiftçilerimi de muz üretmeye davet ediyorum. Bölgemizde inşallah muz üretimi de yaygınlaşacaktır" dedi.


Görüntü Dökümü


----------------------------


Muz serasından görüntü


Muz ağaçlarından görüntü


Gürhan Ergül'ün açıklamaları


Yetiştirilen muzlardan görüntü


Muz serasından görüntü


Haber- Kamera: Bahattin ALBAYRAK/ SULTANHİSAR (Aydın),


=========================================================


9)ZEKERİYA TURANBAYBURT: KENTİN ULAŞIM SORUNU BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLMELİ


İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt, kentteki ulaşım sorununun yerel yönetimler tarafından ivedilikle çözülmesi gerektiğini vurgulayarak, "Adana, bir ana plana göre dizayn edilmeli" dedi.


Kentte yaşayan insanların rahat hareket edebilmeleri ve yaşamın daha kolaylaşması adına şehrin ulaşım sorunun çözülmesinin hayati önem taşıdığını belirterek Zekeriya Turanbayburt, ilk olarak Adana'da bulunan metronun daha işlevsel hale getirilerek kentin trafik yoğunluğunun önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Turanbayburt, metronun kapasitesinin çok altında çalıştığını bu durumun hem ulaşımı hem de kentin ekonomisini etkilediğini dile getirdi.


ANA PLANA GÖRE HAREKET EDİLMELİ


Sorunun üzerine acil bir ana plan üzerinden hareket edilerek gidilmesi gerektiğini vurgulayan Turanbayburt, şöyle konuştu:


"Kentin bir ana plan üzerinden yapılandırılması gerekir. Biz buna master planı da diyoruz. Şehir merkezine gelen insanların burada rahat yürüyebilmeleri ve kaldırımları kolay kullanabilmeleri için araç trafiğinin düzenli ve dikkatli akması gerekiyor. Fakat kentimizde hem trafik hem de kaldırım işgali problemi fazlasıyla mevcut. İşin kısası kentteki yerel yönetimlerin ivedilikle kentin nefes alması için ulaşımın her evresinde problemleri çözmesi gerekiyor. Sorunlar üzerine köklü çözümlerle gidilmeyip acil eylem planıyla hareket edildiği müddetçe köprü, alt üst geçit, kavşak düzenlemeleri bir fayda sağlamayacaktır. Köprü, üst geçit, kavşak düzenlemesi yapılmamalı demiyoruz; vurgulamak istediğimiz ulaşım planı dahilinde, mevcut ve gelecekteki gereksinimleri değerlendirerek, toplu taşımayı teşvik eden çözümler çerçevesinde, bütünlükçü bir anlayışla yapılmasıdır. Ayrıca aceleyle karar verilen estetik yoksunu çalışmalar kent kimliğimize zarar vermektedir."


Görüntü Dökümü


----------------------------


İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Zekeriya Turanbayburt'un konuşması


Trafikten detay görüntüler


Haber-Kamera: Can ÇELİK/ADANA,


=========================================================

Kaynak: DHA