DHA YURT BÜLTENİ - 3
Uludağ'da hazırlıklar tamam, kar bekleniyorTürkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden Uludağ'da 1 Aralık'ta açılacak yeni sezon öncesi, işletmeciler hazırlıklarını sürdürüyor.
Uludağ'da hazırlıklar tamam, kar bekleniyor
Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden Uludağ'da 1 Aralık'ta açılacak yeni sezon öncesi, işletmeciler hazırlıklarını sürdürüyor. Her yıl yerli ve yabancı turistin ilgisinin daha da arttığı Uludağ'da erken rezervasyon süresinin sonuna gelinirken, tatilciler en çok yılbaşı için rezervasyon yaptırıyor.
Kış turizminin gözde merkezlerinden olan Uludağ'da sezonun yaklaşması ile birlikte hazırlıklar sürüyor. Yerli turistlerin yanı sıra Araplar ve Avrupa ülkelerinden turistlerin de tatil için yoğun ilgi gösterdiği Uludağ'da, oteller erken rezervasyonlarla birlikte oda satışlarına başladı. Bu kış sezonunda 3 müzik festivalinin yapılması planlanan Uludağ'da yılbaşını geçirmek isteyenler aylar öncesinden yerlerini ayırtmaya başladı.
'TEK BEKLENEN KAR'Sıcak havaların kışın iyi bir kar yağacağının göstergesi olacağını belirten otel yöneticisi Harbi Türk, "Bütün oteller hazırlıklarını tamamladı sayılır. Oda çalışmaları ve genel aktivite alanlarında çalışmalar var. Tek beklenen kar. Bu havalar iyi bir kar, iyi bir kış göstergesi. Pastırma sıcaklarından sonra lodos gelir ve ardından da kar yağar. Biz otelimizi 1 Aralık tarihinde açacağız. Hazırlıklarımızı tamamladık. Satışlarımız da iyi gidiyor. Erken rezervasyon dönemlerimiz var. Son evresine girdik. Misafirlerimiz oldukça ilgi gösteriyorö dedi."ERKEN REZERVASYONLA DÜŞÜK FİYATLA ODA BULABİLİRLERöErken rezervasyon yaptırmanın önemine değinen Harbi Türk, "Erken rezervasyon, maliyet hesabına yarar. Daha indirimli, daha iyi bir fiyat almasına yarar. Yer bulmak da çok önemli. Tatilciler biraz daha elini çabuk tutup hem uygun fiyatlı oda satın alabiliyorlar hem de yer bulabiliyorlar. Fiyatlarımızda geçtiğimiz yıla oranla artış var ama çok yüksek seviyelerde değil. Bu yıl 3 müzik festivali yapılacak. Uludağ Müzik Festivali de var. Winter Fest, White Fest, bir de Uludağ Müzik Festivali eklendi. Bunlar da gençlerin ilgi gösterdiği aktivitelerö dedi.'YILBAŞI REZERVASYONLARI TEMMUZ AYINDAN BAŞLADI'Yılbaşının sezon içinde en önemli gün olduğunu belirten Harbi Türk, "Uludağ, yılbaşıyla özdeşleşmiş bir tatil yeri. Yılbaşı talepleri iyi. Hemen ardından 15 tatil dönemi rezervasyonları da iyi gidiyor. Bunda erken rezervasyonun payı büyük. Eskiden aralık, ocak aylarında misafirler dönüş yapardı. Şimdilerde temmuz ayından itibaren dönüşler olmaya başlıyor. Hem misafir portfoyünde değişiklik ve artış varö dedi.'ULUDAĞ YİNE YÜZDE 100 DOLULUK ORANINA ULAŞACAKTIR'Kayak turizmi açısından Uludağ'ın önemli bir merkez olduğunu belirten Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Erdem, "2019 yılında Türkiye turizm sektörü birçok şeyi başardı. 36 milyar dolar gibi ciddi bir rakam Türkiye ekonomisine giriş yaptı. 40 milyona yakın yabancı turist ülkemizi ziyaret etti. 2023 stratejik planlarımıza göre bu rakamın en az 50 milyona ulaşması hedeflenmektedir. Bu hedef için önümüzde 3-4 yılımız var. Bu rakamı yakalayabileceğimizi 2019 yılında ispat ettik. 2020 turizm sezonunun daha başarılı, yüzde 10-15 gibi yükselerek devam edeceğini ve bu ilkleri yeniden yaşayacağımızı tahmin ediyoruz. Türkiye'nin ilk ve önemli kayak merkezlerinden bir tanesi. Geçmişe oranla baktığımızda seyahat acentelerimiz oda satışlarını erken tarihlere alıyorlar. Anlaşmaların çoğu yapıldı. Beklentiler yüksek ama kış turizminde kar yoğun yağarsa ilgi alaka artıyor. Yağışın durumuna göre de hareketlilik değişiyor. Bu sene iyi bir kar yağarsa, uzun süreçte yağarsa Uludağ, geçtiğimiz yıl da olduğu gibi yüzde 90, yüzde 100'lük doluluk oranlarına ulaşacaktırö dedi.Görüntü Dökümü
--------Uludağ'dan arşiv drone görüntüleri-Uludağ'dan arşiv pist görüntüleri-Arşiv kayak yapan tatilcilerin görüntüleri-Dosya adı: 1111uludag-Süre: 04.57 Boyut: 554 MBHaber: Muammer İRTEM - -Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,
======================
Torununun darp edip, parasını çektiği yaşlı kadına komşuları bakıyor
Edirne'nin Keşan ilçesinde yalnız yaşayan Zehra Tufan (86), kız torunu G.Y.'nin (23) zorla evine girdikten sonra darp ederek, kendisinden habersiz aldığı maaş kartından emekli maaşı ve nakit avans çektiği iddiasıyla polise şikayetçi oldu. Yakalanarak, gözaltına alınan G.Y., savcılıktaki ifadesinin ardından hakkında 'uzaklaştırma kararı' verilerek, serbest bırakıldı. Yaşlı kadın torununun kendisini rahatsız etmeye devam ettiğini ve 3 aydır emekli maaşı alamadığı için komşularının yardımıyla geçindiğini belirterek, apartmanda huzursuzluk olduğu için bazı komşularının taşınmasını istediğini söyledi.
Olay, Yukarı Zaferiye Mahallesi İlyas Bey Caddesi'ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre, yalnız yaşayan Zehra Tufan'a zorla kapıyı açtırarak evine giren torunu G.Y., kendisinden para istedi. Olumsuz yanıt alan G.Y., yaşlı kadını darp ederek, kendisinden habersiz maaş kartını ve şifresinin yazılı olduğu kağıdı aldı. Tufan'ın yardım çığlıklarını duyan komşuları, durumu polise bildirdi. G.Y., olay yerine gelen polis ekiplerince yakalanarak, gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen G.Y., savcılıkta hakkında 'uzaklaştırma kararı' verilerek, serbest bırakıldı. Olaydan bir süre sonra maaşını almak için bankaya giden Zehra Tufan, 2 bin 400 lira emekli maaşı ile nakit avans hesabından 1500 lira çekildiğini öğrendi. Yapılan incelemede yaşlı kadının emekli maaşı ve hesabındaki nakit avansın torunu G.Y. tarafından ATM'den çekildiği belirlendi. Yaşlı kadın yeniden polise giderek şikayetçi olurken, torununun 'uzaklaştırma kararı'na rağmen akşam saatlerinde binaya gelerek zemin kattaki dairesinin penceresine vurarak, kapıyı açmasını istediğini ve kendisini rahatsız etmeye devam ettiğini iddia etti. Polisin yeniden gözaltına aldığı G.Y., ifadesinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. 2 aydır emekli maaşı alamadığı için komşularının yardımıyla geçindiğini belirten Tufan, apartmanda huzursuzluk yaşandığı için bazı komşularının taşınmasını istediğini söyledi.'KORKUDAN TİTRİYORUM'Yaşadıklarını gözyaşları içerisinde anlatan Zehra Tufan, torunundan böyle bir davranış beklemediği için evine aldığını ancak kendisini darp ederek, maaş kartını izinsiz aldığını belirterek, "Ben artık 'beni gelin bekleyin' demekten bıktım. Perdeleri çekiyorum, kapıları kapatıyorum inşaat tarafından geliyor, cama vuruyor. Hep saklanıyorum. Muhtar geldi, komşulara tembih etti. 'Eğer bir şey olursa beni arayın, yakalattırırım' dedi. Ama komşular da bıktı. Bir kere değil, iki kere değil. 'Çık bu evden biz rahatsız oluyoruz' diyorlar. Doğru, benimle mi ilgilenecekler? Kapıyı açmaya korkuyorum. 'Öldüreceğim seni, konuşmayacaksın, kimseye söylemeyeceksin burada ne olduğunu' dedi. Artık ne kapıyı ne camı açmıyorum. Yattığımda korkudan titriyorum. Maaşımı da almışlar. 5 kuruşum yok. Komşular ekmek getiriyor. Faturalar da geldi. Ama param yok" dedi.'GİDECEK BAŞKA BİR YERİ YOK'Komşusu Metin Gölemen ise torununun Zehra Tufan'ı zor duruma düşürdüğünü ifade ederek, "Şu an yemek için ekmek almaya parası yok. Gece, gündüz ağlıyor. Elimizden geleni yapıyoruz. Torunu geldiği sürece apartmandan bazı komşular onu istemiyor. Ama yapacak bir şeyi yok. Yöneticiyle görüştük, çıkarmayacaklar apartmandan. Zaten gidecek başka bir yeri yok" diye konuştu.Görüntü Dökümü
------------Olay yeri olan apartmanın gör.-Zehra Tufan'ın kapıda gör.-Zehra Tufan'ın evinin içinden gör.-Zehra Tufan'ın ailesinin duvardaki fotoları-Zehra Tufan'ın gözyaşı dökmesi-Zehra Tufan röp.-Metin Gölemen röp.-DetaylarHaber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-
==========================
Nemrut yolunda otomobil devrildi: 6 yaralı
Adıyaman'ın Kahta ilçesindeki Nemrut Dağı'nı görmeye giden ailenin içinde olduğu otomobil, kontrolden çıkarak şarampole devrildi. Kazada aynı aileden 3'ü çocuk 6 kişi yaralandı.
Kaza, gece saatlerinde Nemrut Dağı yolunda meydana geldi. Mehmet Doğan'ın kullandığı 02 KA 477 plakalı otomobil, tarihi Arsemia Kalesi yakınında sürücüsünün kontrolünden çıkarak şarampole devrildi. Kazada, sürücü ile araçta bulunan eşi Sevgi (35), kardeşi Mahmut (33), çocukları Busenur (14), Beyaznur (3) ve Halil Doğan (1) yaralandı. Yaralılar, ihbar üzerine gelen sağlık ekipleri tarafından Kahta Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Acil serviste tedaviye alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.Görüntü Dökümü
------------Acil servis görüntüsü-Ambulansın gelişi-Yaralıların acile taşınması-Genel ve detay görüntülerGÖRÜNTÜ BOYUTU: 280 MB
Haber-Kamera: Haci BOZKURT-ADIYAMAN-DHA)
===================
Ağzıyla kullandığı dokunmatik kalemle çektiği videolarla fenomen oldu
Antalya'da 4 yıl önce break dans yaptığı sırada düşerek boyundan aşağısı felç olan Emre Kara (31), yatağa bağlı kalsa da pes etmedi. Kara, telefonun dokunmatik kalemini ağzıyla kullanarak çektiği videolarla fenomen oldu. Kara'nın video izleme kanalının, 33 bin 400 abonesi var.
Antalya'da yaşayan Ürkiye ve Mehmet Kara çiftinin en küçük oğlu Emre, Akdeniz Üniversitesi Doğalgaz Isıtma Sıhhi Tesisat Bölümü'nden mezun oldu. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası'nda sahne görevlisi olarak çalışan Emre Kara, müziğe ilgisinden dolayı 2013 yılında break dansa merak sardı. Kara, bir süre sonra Ankara ve İstanbul'da dans yarışmalarına katıldı. 2015 yılında break dans yaptığı sırada, boynunun üstüne düşen Kara'nın, omuriliğindeki C4 ve C5 kemiği kırıldı. Boynundan aşağısını kullanamayan Emre Kara, sadece başını hareket ettirse de yaşam sevincini kaybetmedi.Yatağa bağımlı kalan Kara, bir gün ağabeyi Emrah Kara'dan telefonunu önüne koymasını, dokunmatik kalemi ise dudaklarının arasına yerleştirmesini söyledi. Ağzıyla kalemi hareket ettirmeyi başaran Kara, Youtube'a girerek video izlemeye başladı. Youtube'da kendi kanalını açan Emre Kara, oynadığı çeşitli oyunları buraya yüklemeye başladı. Kara'nın çektiği videolar, binlerce kişi tarafından beğenildi. Kısa sürede fenomen olan Emre Kara, beyin takip cihazı alarak yeni videolar çekmek istiyor.YOĞUN BAKIMIN EN UZUN MİSAFİRLERİNDEN BİRİ OLDUEmre Kara, "Break dans yaptığım sıralarda hep beton zemine düşüyordum ama hiçbir şey olmuyordu. Bir gün mindere düştüm ve boynum kırıldı. Olacağı varmış. C4 ve C5 kemiklerim kırıldı. 2 gün hastanede platin sırası bekledim. Ameliyat oldum. 34 gün yoğun bakımda kaldım. Yoğun bakımın en uzun misafirlerinden biri bendim. Burnumdan besleniyordum. Çok şükür o zor günleri atlattım" dedi.AĞZIYLA TELEFON KULLANARAK FENOMEN OLDUŞu an makineye bağlı kalmadığını belirten Kara, evindeki havalı yatakta yatarak yaşamını sürdürdüğünü anlattı. Kara, "Omzumdan aşağısını hala hissetmiyorum. Daha öncesinde 'bağlasan durmaz' dedikleri tarzda bir hayatım vardı. Yatmaktan artık çok sıkıldım. Dokunmatik kalemli bir telefonum vardı. Bir gün ağabeyimden telefonumu istedim. Telefonun kalemini ağzımla kullanıp kullanamadığımı denedim. Kullanabildiğimi farkedince, telefonda oynadığım oyunda da denedim ve başarılı oldum" diye konuştu.'BENİ DURDURABİLECEK KİMSE TANIMIYORUM'Kara, "'Benden Youtuber olur mu?' diye düşündüm. Çeşitli videolar izledim. Nasıl olacağımı keşfettim. Yarı profesyonel youtube kanalı açtım. Emeklerimin karşılığında 33 bin 400 abonem var. Benim için çok büyük bir başarı ama hedeflediğim rakam bu değil. İlk önce 100 bin, sonra milyonlara ulaşmak istiyorum. Kendimden başka beni durdurabilecek kimse tanımıyorum" dedi.ŞEBNEM FERAH'LA TANIŞMAK İSTİYOREmre Kara, kendisi gibi yatağa bağlı kalan kişilere tek engelin kendileri olduğunu vurguladı. Şebnem Ferah hayranı olduğunu belirten Kara, ünlü şarkıcının fotoğraflarıyla odasını donattığını söyledi. Geçirdiği kaza sonrasında Şebnem Ferah'ın 'Emreciğime! Her şey daha güzel olacak Sevgilerle!' yazılı 'Od' albümünü kendisine gönderildiğini anlatan Kara, "Defalarca Şebnem Ferah'a ulaşmayı denedim ama ulaşamadım. En büyük isteklerimden biri Şebnem Ferah'la tanışmak" dedi.Hedeflerine daha ulaşmadığını vurgulayan Kara, "Beyin takip cihazı diye bir şey buldum. Baş hareketleriyle bilgisayarları kullanma programları var. Onlara ulaşmaya çalışıyorum ama çok pahalı ürünler. Youtube'dan yüklü miktarda gelir elde ettikten sonra o cihazı almak istiyorum" dedi.EN BÜYÜK DESTEK AİLESİNDENBaba Mehmet Kara ise, "Emre kaza geçirdikten sonra arkadaşları hiç yalnız bırakmadı. Yatağa, tekerlekli sandalyeye bağlı kalan kişiler, Emre'yi örnek alsın. Emre boynundan aşağısını hareket ettiremese de hayata tutundu" dedi. Anne Ürkiye Kara da "Emre'nin günlük ihtiyaçlarına yardımcı oluyorum. Çok zor günler yaşadık. Ama bu günümüze çok şükür. Emre gibi olanlara acil şifalar diliyorum" dedi.Görüntü Dökümü
------------Emre Kara'nın kaza yapmadan önceki break dans yaptığı görüntüler-Emre Kara'nın odasına annesi ve babasının girmesi yemek yedirmesi-Emre Kara'nın yüzünden detay-Ellerinden detaylar-Telefon koyulacak masanın Emre'nin önüne yerleştirilmesi-Emre Kara'nın ağzıyla dokunmatik kalemi kullanarak telefon kullanmasından detaylar-Emre'nin odasından detaylar-Emre'nin telefonla yazı yazması ve Şebnem Ferah'ın imzalı DVD'si-Emre'nin televizyon izlemesinden detaylar-DHA Muhabiri Aslı Duran'ın anonsu-Emre Kara'nın röportajı-Mehmet ve Ükriye Kara'nın röportajı709MB/// 6.30'
Haber: Aslı DURAN Kamera: Yılmaz KILIÇKAYA/ANTALYA,
===================
Engelli sporcu, Badminton Avrupa Şampiyonası'na hazırlanıyor
Van Büyükşehir Belediyesi'nin bedensel engelli milli badminton oyuncusu Şükrü Gül (35), kazandığı başarılarla tarih yazıyor. İdol olarak gördüğü sporculara karşı büyük başarılar elde eden Gül, 2011- 2018 yılları arasında 2 Türkiye birinciliği ve 6 Türkiye ikinciliği elde etti. Uluslararası badminton turnuvasında da dünya 3'üncüsü olan Gül'ün hedefi, 5-11 Ekim 2020 tarihleri arasında İrlanda'da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'ye madalya gururunu yaşatmak.
Edremit'e bağlı Eminpaşa Mahallesi'nde yaşayan ve geçirdiği bir kaza sonucu sağ ayak bileğinden sakatlanarak protez kullanmaya başlayan Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BSYO) Antrenörlük Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi Şükrü Gül, Bedensel Engelliler Federasyonu'nca bugüne kadar düzenlenen badminton turnuvalarında yurt içi ve dışında büyük başarılara imza attı. 1 çocuk babası olan Gül, 2011-2018 yılları arasında düzenlenen yarışmalarda 2 kez Türkiye birincisi, 6 kez de Türkiye ikinciliği elde etti. 2016'da Antalya'da 12 ülkeden 152 sporcunun katılımıyla düzenlenen Uluslararası Para Badminton Enes Cup turnuvasında çiftlerde dünya 3'üncüsü olan Gül'ün hedefi Avrupa'da Türkiye'ye milli gururu yaşatmak. 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları için 10-16 Şubat ile 18-23 Şubat 2020 tarihleri arasında Brezilya ve Peru'da düzenlenecek elemelere YYÜ'ye bağlı BSYO salonunda hazırlanan Gül, daha sonra 5-11 Ekim 2020'de İrlanda'da yapılacak olan Badminton Avrupa Şampiyonası'na katılacak. YYÜ 'de görevli Dr. Öğretim Üyesi Fatih Eriş nezaretinde çalışmalarını aralıksız sürdüren Gül, geçmiş yıllarda kendi imkanlarıyla şampiyonalara katıldığını, ancak bu yıl ilk kez Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Avrupa Şampiyonası'na katılacağını belirtti.YURT İÇİ VE DIŞINDA ŞAMPİYONLUKLARI VARMilli sporcu Şükrü Gül, "Türkiye Bedensel Engelliler Federasyonu'nun milli sporcusuyum. Bu spora 2011 yılında Hatay'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası'na katılarak başladım. 2011 ile 2018 yılları arasında 2 kez Türkiye ikinciliğim, 6 Türkiye ikinciliğim var. 2016'da Antalya'da düzenlenen Enes Cup'ta da 12 ülkeden 152 sporcu arasında çiftlerde dünya üçüncülüğü derecem var. Şimdi de, 2020'de Brezilya ve Peru'da düzenlenecek olan eleme havuz maçlarına, Van Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle katılacağım. Ondan sonraki süreçte ise Van'dan Türkiye'yi temsilen İrlanda'da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası'na katılacağım" dedi.BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN DESTEĞİYLE ŞAMPİYONAYA KATILACAKBadmintona 2011 yılında engelli bir arkadaşının tavsiyesiyle başladığını dile getiren Gül, "YYÜ Beden Eğitimi Bölümü'ne engelli kontenjanıyla başvurdum. Şu an YYÜ'de antrenörlük 4'üncü sınıfta okuyorum. Van YYÜ'nün bu konuda benim için en büyük desteği Dr. Öğretim Üyesi Fatih Eriş hocamın salon konusunda bana yardımcı olması. Bu konuda üniversite yönetimine de teşekkür ediyorum" diye konuştu."ŞÜKRÜ BİZİM İÇİN BİR ÖRNEK"YYÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Dr. Öğretim Üyesi Fatih Eriş ise YYÜ'de yaklaşık 20 yıldır badminton takımını çalıştırdıklarını kaydederek, "Şükrü sporcumuz engelli olmasına rağmen normal sporcularla birlikte antrenman yapıyor. Çalışmalarda hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Şükrü'nün bizimle beraber olmasından gayet mutluyuz. Takım arkadaşları da gayet mutlu. Üniversite olarak malzeme anlamında destekliyoruz. Şükrü bizim için bir örnek. Ondan sonra birçok engelli kardeşimiz geldi ve böylece engellilerin de sporda neler yapabileceğini göstermiş oluyoruz. Türkiye ve dünya dereceleri var. Çok başarılı bir sporcu. Daha başarılı olabilmesi için büyük destekler görmesi gerekir" dedi.Görüntü Dökümü
------------Tek başına çalışma yapan engelli sporcu Şükrü Gül-Üniversitedeki arkadaşıyla badminton oynayan Gül-Genel ve detaylar-Engelli Milli Sporcu Şükrü Gül ime röportaj-YYÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Dr. Öğretim Üyesi Fatih Eriş ile röportaj-Gül'ün badminton çalışmalarından detaylarHaber-Kamera: Behçet DALMAZ/VAN, -
======================
Hayatını atına borçlu
Kars'ta yaşayan ve geçirdiği akciğer rahatsızlığı nedeniyle hayata küsen Selçuk Başkaya (30), 2009 yılında bindiği 'Ejder' isimli atı sayesinde sağlığına kavuştuğunu söyledi. Evde ameliyat gününü beklerken binmeye karar verdiği atının huysuzlandıktan sonra kayalık alanlara koştuğunu, vücudundaki iltihapların akmasına sebep olduğunu söyleyen Başkaya, atı sayesinde yeniden hayat bulduğunu kaydetti.
Selim ilçesine bağı Kekeç köyünde yaşayan Selçuk Başkaya, 2009 yılında askere gitmeye hazırlanırken rahatsızlandı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde muayene edilen Başkaya'nın akciğerlerinde iltihaplanma olduğu belirlenerek tedaviye alındı. Bir yıl hastanede kaldığı sürede 3 kez ameliyat geçiren Başkaya, doktorlarından izin alarak köyüne gitti. Akciğerlerindeki rahatsızlığının artması üzerine yeniden hastaneye giden Başkaya'yı muayene eden doktorlar 4'üncü kez ameliyat edileceğini iletti. Ameliyat gününe kadar hastanede olmak yerine evine dönen Başkaya, bahçede dolaşan 'Ejder' isimli atını görünce binmek istedi. Tedavi süreci boyunca ayrı kaldığı atına binen Başkaya, bir süre köy çevresinde gezdi. Bu sırada huysuzlanan at, köydeki kayalıklara doğru koşmaya başladı. Başkaya'nın dizginleyemediği at, yaklaşık 20 dakika boyunca koştu. Kayalık bölgesinde bir süre koşturan at daha sonra sakinleşince Başkaya, köydeki evine dönmeyi başardı. Evin önünde güçlükle atından inen Başkaya, baygınlık geçirdi. Oğlunun vücuduna takılı tüpün de yerinden çıktığını gören anne Menice Başkaya sinir krizi geçirdi. Acılar içinde kıvranan Selçuk Başkaya, Selim Devlet Hastanesi'nde yapılan müdahalenin ardından Kars Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Doktorların ağrı kesici iğne yaptıkları Başkaya, köyüne dönerek at binmeye devam etti. Yaklaşık 2 ay süreyle köyünde ata binen Başkaya, ameliyat için Erzurum'daki Araştırma Hastanesi'ne gitti. Başkaya'yı muayene eden doktorlar, yapılan tetkiklerin ardından akciğerindeki iltihaplanmanın geçmesine şaşırarak, yurtdışına tedavi olmaya gidip gitmediğini sordu. Köyde başından geçenleri dinleyen doktorlar, Başkaya'nın iyileştiğini belirterek evine geri gönderdi.Yeni bir ameliyata gerek kalmadan evine dönen Başkaya, büyük sevinç yaşadı. 'Ejder' ve 'Poyraz' isimli atlarıyla vakit geçiren Başkaya, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Hastaneye gittiğimde bana ciğerimdeki rahatsızlığı söylediler. Bir yıllık sürecin ardından geri döndüğüm evimde öleceğimi düşünürken karşımda atımı görünce duygulandım. 'Öyle de öleceğim böyle de öleceğim' dedim ve Ejder isimli atıma bindim. Atım çok uysaldı. Onun bazı şeyleri hissettiğine de inanıyorum. Ata biner binmez at beni alıp hızlıca kaçtı. Hiç beklenmedik bir hamle yaptı. Uzun süre beni sırtında götürdü, sonra kayalık bir alana gitti orada da beni iyice sarstı. Sonra at tekrar geri döndü ve beni evimin önüne getirdi ve tekrar uysallaştı. Attan indiğimde kan ter içinde kalmıştım. Annem halimi görünce ağlamaya başladı. Sonra baktılar ki vücudumdaki tüm iltihap akmış. Ondan sonra rahatlık hissettim ve yavaş yavaş ata binmeye devam ettim. O günden sonra hep ata bindim ve bir daha rahatsızlık geçirmedim."Kontrol için tekrar hastaneye gittiğini ve doktorların ameliyat için tetkikleri yaptıklarında şaşırdıklarını anlatan Başkaya, "Doktorlar bana 'Sen ne yaptın yabancı bir ülkeye mi gittin tedavi için' dediler. Ben de 'yok at bindim' dedim. Onlar da bana 'git ata binmeye devam et' dediler. Ben de gelip çocukluk sevdam olan cirite başladım. O günden bu yana cirit sporu yapıyorum. Atsız yapamıyorum. Ben hayatımı ata borçluyum. Taş düşürmede, bel fıtığında benim gibi akciğer konusunda rahatsızlık çekenlere ata binmelerini tavsiye ederim. Ben çok faydasını gördüm" dedi."At beni hayata bağladı" diyen Başkaya, "Eski günlerim aklıma geldiğinde hüzünlenip ağlıyorum. Ama iyi ki de ata binmişim. Şimdi atsız yapamıyorum. Günde 2-3 saatimi atımla geçiriyorum. At sevgisi ayrı bir aşktır. Bu anlatılmaz, tarifi olmayan bir duygu. Ata binince de huzur ve mutluluk hissediyorum. Bazen stresli olduğumda ata binip dolaşıyorum ve rahatlıyorum. O anda inanın her şeyi unutuyorum. Ciritte attan bazen düşüyorum bu bile bana keyif veriyor" diye konuştu.Görüntü Dökümü
--------------Selçuk Başkaya ve atı poyraz-Ahırdan görüntüler-Attan detaylar-Başkaya'nın ata bakması-Muhabir Bedir Altunok'un anonsu-Selçuk Başkaya'nın konuşması-Atın dışarı çıkarılması-Atın şaha kalkması-Selçuk Başkaya'nın 2 yıl önce oynadığı cirit görüntüleri-Başkaya'nın bu atın yanında konuşması-DetaylarHaber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,
===================
Belediyeden kovuldu, kendi işinin patronu oldu
Adana Büyükşehir Belediyesi'nde sözleşmeli memur olarak çalışırken işine son verilen Halime Büyükgüzel (33), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'nın (KOSGEB) 145 bin TL desteğiyle 450 bin TL'ye mal olan meyve- sebze kurutma merkezi açarak kendi işinin patronu oldu.
Adana Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Daire Başkanlığı'nda sözleşmeli memur olarak görev yapan Halime Büyükgüzel'in iş akdi, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri sonrası belediyenin MHP'den CHP'ye geçmesinin ardından feshedildi. Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans mezunu Halime Büyükgüzel, tazminat alacakları için belediyeye dava açtı. İşe dönüş davası açmayan Büyükgüzel, çiftçilik yapan ailesinin ürünlerine değer katmak için meyve-sebze kurutma tesisi kurmaya karar verdi.Büyükgüzel, ailesinin İmamoğlu ilçesindeki Çörten Mahallesi'ndeki çiftliğine kuracağı tesis için proje hazırladı. Hazırladığı projesini KOSGEB'e sunan Büyükgüzel, 145 bin TL destek aldı. Meyve kurutma, dinlendirme, iklimlendirme, yıkama makineleri satın alan Büyükgüzel, projesini toplam 450 bin TL maliyetle tamamladı. Gıda, İçecek ve Tarım Politikaları Araştırma Derneği'nin (GİFT) Adana'da yaptığı bir çalıştay sonrasında aralarında Almanya, Yeni Zelanda gibi ülkelerden katılımcıların da bulunduğu tarım heyetine tesisi gezdirerek ihracat potansiyeli hakkında bilgiler aldı.Kovulduğu belediyeden tazminatını alamamışken KOSGEB'in desteğinin ilaç gibi geldiğini kaydeden Büyükgüzel, kadın istihdam temelli kooperatifleşmenin önünü açarak yurt dışına kuru meyve-sebze ihraç etmeyi hedeflediğini söyledi. Şu anda tesiste 5 kişiyi istihdam ettiğini ancak işleri büyüterek bu sayıyı artırmaya çalışacağını anlatan Büyükgüzel, geleneksel olarak dışarıda kurutulan sebze ve meyvelerin toz ve sinek gibi etkenlere maruz kaldığını, tesiste ise el ve yabancı madde değmeden meyvelerin organik olarak kurutulduğunu aktardı.HEDEFİMİZ ÜLKEMİZE DÖVİZ KAZANDIRMAKKurutma işleminin 22 gün sürdüğünü ve gramaj olarak ürünün yüzde 75'inin kaybolduğunu anlatan Büyükgüzel, şunları söyledi: "Şu an örnek olarak başladığımız yaş hurmanın fiyatı halde 2.5 TL'ye satılırken, kurusu 50 TL'den başlıyor. Bu da büyük bir katma değer. Hem dilimli hem de tüm olarak kurutuyoruz. İç piyasada da yer alacağız ama hedefimiz ülkemize döviz kazandırmak. Okul kantinlerine girmeyi çok istiyoruz. Çocuklarımız sağlıksız cipsler yerine meyve cipsleri yemeli. Bu üretimi de kendi topraklarımızda, kendi bölgemizde büyütmek istiyoruz. Narenciye ürünleri, şeftali, elma, nar ve mevsimine göre sebzeler kurutulabilir. Herkes emek veriyor, iş yapıyor; mutlaka emeklerinin karşılığını almalı. Devletimizin üretim konusunda çok fazla imkanı var. Ben belediyede işten çıkartıldım ama şimdi kendi işimi kurdum. Herkes benim gibi şanslı olmayabilir. İşe dönüş davası açan arkadaşlarım oldu. Kimse emekçinin, işçinin ekmeğiyle uğraşmasın."Görüntü Dökümü
------------Halime Büyükgüzel ile röp-Kurutulmuş meyveler -Dron çekimleri-Ağaçtan hurma toplanması-Genel ve detaylarSÜRE: 04'59" BOYUT: 552 MB
Haber: Nuri PİR-Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,
====================
'Konservatuar'a dönüştürdüğü okulda öğrencilerin hayalleri değişiyor
Samsun'un Asarcık ilçesindeki Kılavuzlu Şehit Niyazi Kaya Ortaokulu'nda müzik öğretmeni Hakan Turgut'un derslerinde gitarla tanışan öğrenciler için müzik, tutkuya dönüşüyor. Konservatuarı andıran sınıflarda öğrencilerin çoğu aldıkları eğitimlerle gitar çalmayı öğreniyor, mezun olduktan sonra müzikle ilgili bölümlere yönelip, eğitimlerini sürdürüyor.
Asarcık ilçesi Kılavuzlu Şehit Niyazi Kaya Ortaokulu'nda okul müdürü de olan müzik öğretmeni Hakan Turgut, 5'inci sınıftan itibaren öğrencilerine gitar çalmayı öğretiyor. Turgut'un derslerinde gitarla tanışan öğrenciler için müzik, tutkuya dönüşüyor. Turgut, 7 yıl önce atandığı okulda yakından ilgilenip müzik derslerine girdiği öğrencilerini gitar sahibi de yapıyor. 140 öğrencisi bulunan okulda 80'e yakın öğrenci gitar çalıyor. Konservatuarı andıran sınıflardaki öğrencilerin çoğu ise, aldıkları eğitimlerle gitar çalmayı öğrenmeden okuldan mezun olmuyor.VELİLERİ EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ OLDUÖğrencilerine gitar çalmayı öğretip müzikle ilgili hayaller kurmasını sağlayan Hakan Turgut, en büyük destekçilerinin veliler olduğunu söyleyerek, "Başlangıçta ben çalarken öğrencilerimiz bizi izliyorlardı ve 'Öğretmenim çok güzel çalıyorsun, keşke bizde çalabilsek' diyorlardı. Bizde öğrencilerimize gitar almaya çalıştık ve sayımız arttı. Bizim okulumuzdan öğrencilerimiz mutlaka bir enstrüman çalarak mezun oluyor. Biz bu çabalarımız ile Samsun İlkadım Güzel Sanatlar Lisesi'ne 10 öğrencimizi yerleştirdik. Bizim bu projedeki en büyük şansımız öğrencilerimizin ailelerinin de bize destek olması oldu. Biz öğrencilerimizin gitar almak istediğini velilerimizle paylaştığımız zaman onlarda bize çok destek oldular" dedi.'HAYALLERİ CUMHURBAŞKANINA GİTAR ÇALABİLMEKGitar çalmaya başlayan öğrencilerin olumlu yönde etkilediğini dile getiren Turgut, "Sanatın bireyler üzerindeki etkisi zaten tartışılmaz bir konudur. Öğrencilerimiz burada gitar çalarken şarkı da söylemeye başladılar ve çocukların özgüvenleri yerine gelmeye başladı. Daha sonra öğrencilerimiz kendi aralarında bir grupta kurdular. Bizim en büyük hedeflerimizden biriside Samsun'da valimize kendimizi gösterebilmek daha sonra ise Ankara'ya gitmek. Külliyede öğrencilerimin en büyük hayali bir gün Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gitar çalabilmekö diye konuştu.'GİTAR ÇALARKEN MUTLU OLUYORUM'Gitar çalarken çok mutlu olduğunu anlatan 6'ıncı sınıf öğrencisi Furkan Elveren de, "Okulda 3'üncü sınıftan itibaren gitar çalmayı öğrenmeye çalıştım. Daha sonra ise Hakan hocam bana gitar çalmayı öğretti. Hayalim Samsun'daki Güzel Sanatlar Lisesi'ne gidip müzik öğretmeni olmak. Gün içerisinde boş zamanlarımda hep gitar çalmaya çalışıyorum. Gitar çalarken çok mutlu oluyorum. Bundan sonrada çalmaya devam edeceğimö şeklinde konuştu.'GİTAR ÇALARAK RAHATLIYORUM'Gitar çalabilmeyi öğrenen ve ilerde müzik öğretmeni olmayı hayal ettiğini dile getiren Resul Kırımlı ise, "Daha sonra öğrenmek isteyip gönül verdik gitar çalmaya. Bizimde gitarımız olsun istedik. Aldıktan sonrada çok fazla çalışarak çalmayı öğrendik. Ben genelde kendimi mutsuz hissettiğimde gitar çalarak rahatlıyorum. Gitar çalmak beni çok mutlu ediyor, bana çok huzur veriyor. İleride bende müzik öğretmeni olup öğrencilerime gitar çalmayı öğretmek istiyorumö dedi.Görüntü Dökümü
-------------Röportajlar-Okul duşından detaylar-Öğretmen ve öğrencilerden detyalar-Öğrencilerin şarkı söylemesi-Öğrencilerin gitar çalması
Haber-Kamera: Hüseyin KALAY/ASARCIK(Samsun),
=================