Diyadin: Gençlerbirliği Modernize Edilmeli

Son Güncelleme:

Gençlerbirliği Teknik Direktörü Diyadin, kulüp dinamiklerinin güncellenmesi gerektiğini vurguladı.

Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin, kırmızı-siyahlı kulübün efsane başkanı İlhan Cavcav döneminden gelen temel yönetim anlayışının bugünün futbol şartlarına göre "güncellenerek" sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Sezonun kritik döneminde başkent temsilcisinde görev alan Diyadin, AA muhabirine, Gençlerbirliği'nin kendine özgü kulüp dinamiklerine sahip olduğunu, İlhan Cavcav döneminin "kopyalanmadan" örnek alınabileceğini dile getirdi.

Futbolun geliştiğini ve değiştiğini vurgulayan Diyadin, İlhan Cavcav'ın Gençlerbirliği tarihindeki yerine dikkati çekerek "Futbol aklı sözü çok kullanılıyor. İlhan başkan dönemi gibi deniliyor ama dönem değişti. İlhan Bey bu kulüp için farklı, kendine münhasır bir isim. 38 yıl bir kulüp yönetmek, istikrarın da istikrarı. İlhan Cavcav'ı tabii ki örnek alınabilir ama kopyalama olmaz. O temel taşlarından bugüne uygulayabileceğiniz şeyleri alabilirsiniz. Ben geldiğimde 1988'deki Türkiye'deki futbol gelirleri ve ekonomik şartlarla bugünkü bir değil. Sosyal medya yoktu, federasyon gelirleri yoktu. O dönemle bu dönem bir değil. Ama Gençlerbirliği'ni yıllarca taşıyan temel özellikleri sürdürmek ve üzerine güncellemek gerekir. Gençlerbirliği'nin kendine has oturmuş dinamikleri var. Bunu İlhan başkandan alabilirsiniz. Onun hassasiyetlerinin çok avantajlı olduğu özellikleri vardı, onlar devam ettirilebilir ama muhakkak gelişim de göstermek lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Ligde düşen takımların belli olacağı son 2 haftada görevi kabul etmesine de değinen Diyadin, Gençlerbirliği ile arasında güçlü bir aidiyet bağı bulunduğunun altını çizdi.

Gençlerbirliği'ne bundan önce de zor dönemlerinde hayır demediğini anlatan "Bu kulübe 'yok' deme şansımız yok. Burayı sahiplenme duygumuz çok yüksek. Çok rahat dönemlerde böyle bir şey bize gelmedi, böyle zorlu dönemlerde oluyor. Kendi kulübümüz. Ben 19-20'li yaşlarda Gençlerbirliği'ne transfer olarak gelmiştim. Daha sonra 10 yıl aralıksız oynadım, Gençlerbirliği'nde takım kaptanı oldum. Fenerbahçe, Göztepe gibi takımlarda da oynadım. Antrenörlüğe de altyapıdan başlayarak Oftaş, ASAŞ ve rezerv takımda çalıştım. 38 yıl içinde tabii ki başka takımda da teknik adamlık yaptım ama hem Ankara'da yaşadım hem de İlhan başkanın elinde büyüdük. O bağ her zaman vardı dışarıda çalışırken de arardık. 'Şu oyuncuyu al başkanım' derdik, o da alırdı. O bağ sürekli devam etti. A takımda da 2-3 kez teknik adamlık yaptık. Bu 38 yıl böyle dolu dolu Gençlerbirliği ile geçiyor." ifadelerini kullandı.

Kulüp Başkanı Arda Çakmak'ın kendisiyle devam etmek istedikleri yönündeki açıklamaları üzerine Diyadin, Gençlerbirliği ile ilişkisinin sözleşme üzerinden değerlendirilemeyeceğini aktararak "Gençlerbirliği ile mukaveleler üzerinden devam edip etmememin çok anlamı yok. Ediyorsak ediyoruzdur, etmiyorsak etmiyoruzdur. Sözleşme kağıt üzerinde olsa bile olmamız gerekiyorsa oluruz, olmamamız gerekiyorsa olmayız." dedi.

Onyekuru ve Niang değerlendirmesi

Diyadin, Onyekuru ve Niang başta olmak üzere bazı oyunculardan beklenen verimin alınamamasının hem sportif hem de ekonomik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ligin 10 haftasında kırmızı-siyahlı ekiple çalıştığını hatırlatan Diyadin, "Bu oyunculardan verim alınamadı. Bunlar kulüplerde oluyor, sadece burada olmuyor, başka kulüplerde de bu tip verim alamadığınız oyuncular oluyor. Gençlerbirliği özelinde, maliyetleri yüksek olduğu i verim almak zorundasınız. Bazı oyunculardan benden öncekiler de ben de çok verim alamadık. O da bizi zor duruma düşürdü. Çünkü son iki hafta geldiğimde sayı olarak azaldık. Son maça çıkarken 3-4 oyuncumuz da sarı kart sınırındaydı. Lig 2-3 hafta daha devam etse belki ciddi sıkıntıya düşebilirdik." yorumunu yaptı.

Kadro planlamasının ekonomik olarak da kulübü zorladığına değinen Diyadin, "Verim alamadığımız oyuncuların Gençlerbirliği'ne maliyeti, takım bütçesinin yüzde 40'ına yakın. Hiç oynamayan oyuncuların kulübe maliyeti toplam bütçenin yüzde 40'ına yakın olduğu zaman bu ekonomik anlamda çok taşınabilir olmaktan çıkıyor. 15-20 transferin içinde verim alamadığınız 3-4 tane olabilir, her zaman olacaktır. Ancak mali külfetlerinden dolayı bu konu doğal olarak konuşuluyor. Bunları minimize etmek gerekiyor." diye konuştu.

"Bu süreci herkes yaşadı"

Diyadin, Gençlerbirliği'nin gelecekte benzer sıkıntıları yaşamaması için bu sezonki süreçten doğru derslerin çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Kulüp yönetimi ve kadro planlamasında ekip çalışmasının önemine dikkati çeken Diyadin, "Bu süreci herkes yaşadı. Buradan kulüp muhakkak sonuçlar çıkaracaktır. Bununla ilgili olumlu anlamda neler yapılabilir, bunların hepsinin bir ekip ve denetlemeyle olması gerektiğini düşünüyorum. Bir kişiye bağlı yönetme ya da transfer yapmayı çok uygun bulmuyorum. Bu teknik adam da olabilir, ben de olabilirim. Bu da kulübe tecrübe oldu, bundan sonra herhalde öyle yapılır." ifadelerini kullandı.

İlk dönemdeki ayrılık süreci

Diyadin, sezon içindeki ilk ayrılık sürecinin kendisi ve kulüp adına tecrübe olduğunu dile getirdi.

Diyadin, kulüpten ayrılmasına dair "Bir anda gittik. Olmaması gerekendi tabii. Şimdi gülerek söylüyoruz ama o anda öyle söyleyemiyorsun. Sonu güzel olduğu için hayat böyledir, olumlu bağladığınızda birçok şeyi unutup es geçebiliyorsunuz. Bu hepimiz adına bir tecrübe oldu. Camianın içinden bireylerin, hepimizin bu tip şeyleri sağlıklı yönetmesi gerektiğini düşünüyorum." şeklinde görüş belirtti.

"Şapkayı Gençlerbirliği diye koymamız gerekiyor"

Gençlerbirliği taraftarının bu sezon takıma önemli destek verdiğini dile getiren Diyadin, doğru adımlar atılması halinde tribün ilgisinin daha da artacağını söyledi.

Kırmızı-siyahlı camianın birbirini yakından tanıyan bir yapıya sahip olduğunu anlatan Diyadin, taraftar artışına değinerek şöyle devam etti:

"Bugün 14-15 bin taraftar varsa doğru pozisyon alınabilirse bu sayının 20 binleri bulacağını düşünüyorum. Ankara'da Gençlerbirliği çok konuşuluyor. Küçük çocuklarda da Gençlerbirliği formaları görüyorum. Bu, doğru kullanıldığı zaman başka bir yere evrilebilir. Herkesin kişisel düşünceleri olabilir. Yönetimsel, teknik konular olabilir, muhalefet olur. Ne yaparsak yapalım bunun üstüne gelip şapkayı Gençlerbirliği diye koymamız gerekiyor. Gençlerbirliği'nin alt liglerde oynamasının hiç kimseye faydası yok. Bu kulüp 103 yıllık bir kulüp, dün kurulmadı, bir geçmişi var. Nasıl kurulduğu belli, bu camiadaki kişilerin eğitim seviyeleri belli, ekonomik güçleri olmayabilir ama insan kalitesi çok yüksektir. Gençlerbirliği'ni şöyle düşünmemiz gerek, hep küçük hesaplar değil büyük fotoğrafı düşünmemiz gerek."

"Hepsine vefa duygum olması doğal"

Diyadin, Trabzonspor ve Fenerbahçe başta olmak üzere kariyerinde yer alan kulüplerle ilgili aidiyet ve vefa duygusu taşımasının doğal olduğunu ifade etti.

Trabzon'da doğduğunu ve Trabzonspor altyapısında yetiştiğini hatırlatan Diyadin, "Trabzonspor'a vefa duygum vardır. Fenerbahçe'de 2 yıl oynadım, sevildiğimi biliyorum. Futbol oynamaya doymuştum ama Fenerbahçe'de oynamaya doymamıştım. Göztepe'ye futbolcu olarak gittim, şampiyon olduk ve Süper Lig'e çıktık. Daha sonra teknik adam olarak gittim, orada da 1. Lig'de şampiyon olduk. Bunlara benim hem vefa hem aidiyet duygusu duymam insan olarak normal." değerlendirmesinde bulundu.

Kariyerinde forma giydiği kulüplerin kendisi için özel olduğunu aktaran Diyadin, "Ben 20 tane kulüpte oynamadım. Oynadığım üç-dört kulüp var. Hepsinde bir şeyler olmuş; başarmışız, oynamışız, sevilmişiz. Hepsini topladığın zaman ne dersen; Gençlerbirliği tabii ki. Onlardan bahsettiğim zaman olayı başka yere çekmeye gerek yok." diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: AA