Gazze'de 3 yıllık İsrail saldırılarında 74 bin 250 Filistinli hayatını kaybetti
İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı Gazze saldırıları 3 yılı geride bırakırken 74 bin 250 Filistinli öldü, 175 bin 278 kişi yaralandı. Yerinden edilen Gazze halkı çadırlarda temel ihtiyaçlardan yoksun yaşadığını ve acının üç yıldan uzun hissettirdiğini söyledi.
İsrail'in Gazze'ye yönelik 7 Ekim 2023'te başladığı şiddetli saldırılar 3 yılı geride bırakırken Gazze halkı bu sürenin çok daha uzun bir süre gibi hissedildiğini söyledi. Saldırılar nedeniyle yerinden edilen Sarah Hamdan, "Ateşkes olduğunu söyleyenler nerede? Müslüman liderler nerede? Kıyamet gününde Allah onlara soracak: 'Gazze için ne yaptınız?'" diyerek yaşadıklarını anlattı.
İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılardan 74 bin 250 Filistinli hayatını kaybetti, 175 bin 278 kişi yaralandı. Enkaz altında kalan ve henüz kayıtlara geçirilemeyen ölümler nedeniyle can kaybının çok daha yüksek olacağı tahmin ediliyor. Gazze'de önemli bir kısmı kadın, çocuklardan oluşan nüfus İsrail güçleri tarafından zorla yerinden edilme, hedef ayırt etmeyen bombardımanlar ve abluka politikalarıyla uygulanan sistematik açlık ve soykırım politikalarına maruz kalıyor. Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e yönelik "Aksa Tufanı" operasyonu ve bundan birkaç saat sonra İsrail'in Hamas'ı yok etme gerekçesiyle Gazze'ye yönelik saldırılar ile kanlı bir savaş başlatmasının üzerinden 3 yıl geçti. Ancak Gazze halkı için bu yıllar çok daha uzun sürdü. Etkileri hayatın her alanına yansıyan bu savaş, yüz binlerce insanı yerinden etti, aileleri evlerinden ve geçim kaynaklarından mahrum bıraktı ve çocukları okuldan kopardı.
"Her şeyin en fazla 2 hafta içinde sona ereceğini sanıyorduk"
Savaşın başında pek çok kişi, çatışmanın uzun sürmeyeceğine ve sona ermesi için birkaç haftanın yeterli olabileceğine inanıyordu. Ancak yaşananlar tahmin edilenlerin de ötesine geçti. Yerinden edilenlerden biri olan Mazen Al-Daghil, savaştan her açıdan etkilendiklerini söyleyerek, "Savaşın başında, uzun sürmeyeceğini umuyorduk. Her şeyin en fazla 2 hafta içinde sona ereceğini sanıyorduk. Ancak yaşananlar her şeyi yerle bir eden yıkıcı bir savaşa dönüştü. Evlerimizi, iş yerlerimizi, sevdiklerimizi ve hayatımızdaki her türlü güzelliği kaybettik" dedi. Al-Daghil, aradan geçen yıllara rağmen yaşanan acıların dinmediğini dile getirerek, "Yerinden edilmiş aileler böcek ve kemirgenlerin kol gezdiği çadırlarla, su ve gıdadan barınağa kadar temel ihtiyaçların yeterli olmadığı bir hayatla her gün mücadele veriyor" ifadelerini kullandı.
"Üç yıl, gerçek süresinden çok daha uzunmuş gibi hissettirecek kadar büyük acılara sahne oldu"
Aida Al-Sousi ise, evini terk etmek zorunda kalmadan, savaş başlamadan önce üç çocuğunu kaybettiği dile getirerek, "Bölgeyi boşaltmamız emredildi ve yerinden edilme süreci başladı. Nereye gittiğimizi bilmeden kaçtık. Geçen üç yıl, gerçek süresinden çok daha uzunmuş gibi hissettirecek kadar büyük acılara sahne oldu. Çadırlarda yaşamayı, yazın aşırı sıcak, kışın ise dondurucu soğuğun yanı sıra hastalıklar, kemirgenler ve temel ihtiyaç maddelerinin eksikliği nedeniyle hayatın en zorlu yönlerinden birini yaşadık" açıklamasını yaptı.
"Hayatımız dayanılmaz bir cehenneme dönüştü"
Ahmed Qannan da, savaştan önce bir matbaası olduğunu ancak iş yerinin yıkılmasıyla geçim kaynağını kaybettiğini söyledi. Saldırılarda arkadaşlarını, sevdiklerini ve tanıdıklarını kaybettiğini kaydeden Qannan, "7 Ekim saldırılarından önce evlerimizde yaşıyor, işimizi yürütüyor ve düzenli bir hayat sürüyorduk. Bugün, 3 yıllık savaşın ardından her şey tamamen değişti ve hayatımız dayanılmaz bir cehenneme dönüştü. Savaşın etkisi sadece yaşam şartlarıyla sınırlı değil. Çocuklar da okuldan ve normal bir yaşamdan tamamen uzak, bambaşka bir gerçeklikle karşı karşıya kaldılar" dedi.
"Çocuklarımız eğitim alamıyor ve eğitim düzeyleri oldukça geriledi"
Mohammed Rizq da Gazze'deki çocukların çocukluklarının büyük bir kısmını yitirdiğini ve günlerinin temel ihtiyaç malzemelerini bulmaya çalışmakla geçtiğini anlattı. "Çocuklarımız eğitim alamıyor ve eğitim düzeyleri oldukça geriledi" diyen Rizq, "Artık yardım amaçlı kurulan aşevlerinde ve su dağıtım noktalarında kuyruğa giriyor, yemek pişirmek üzere ateş yakmak için odun parçaları arıyorlar" ifadelerine yer verdi. Rizq, savaşın ve yerinden edilmenin yol açtığı giderek bozulan psikolojik ve sosyal krizlerin ortasında sürekli baskı ve zorlu şartların, aile içi ve komşular arasındaki ilişkileri de etkilediğini söyledi.
"Gazze için ne yaptınız"
Sarah Hamdan ise savaşın devam ettiğine dikkat çekerek, topçu ateşi ve silah sesleri nedeniyle ailesinin geceleri uyuyamadığını söyledi. Hamdan, korkunun günlük yaşamlarının bir parçası olmaya devam ettiğini vurgulayarak "Savaş her şeyi yerle bir etti. Aradan geçen zamana rağmen savaşın henüz bitmediğini görüyoruz. Her gün topçu ateşine ve ölümlere maruz kalıyor, İsrail saldırıları nedeniyle bir yerden başka bir yere kaçmak zorunda kalıyoruz. Ateşkes olduğunu söyleyenler nerede? Müslüman liderler nerede? Kıyamet gününde Allah onlara soracak: 'Gazze için ne yaptınız?'" ifadelerini kullandı.
"Çocuklarımı kucağımda taşıyarak ve ölümden korumaya çalışarak kaçtım"
Baraa Badawi de yaşadıkları sıkıntıları anlatarak, "Çok zorlu psikolojik ve sosyal şartlarla ve sonu gelmek bilmeyen krizlerle boğuşuyoruz. Ekonomik durum da çok kötü, temel ihtiyaç malzemeleri yetersiz. Çocuklarımı kucağımda taşıyarak ve onları ölümden korumaya çalışarak bir yerden diğerine kaçtım. Güvenli hiçbir yer yoktu. Eskiden huzurlu bir hayatım vardı. Evim ve işim vardı. Ama şimdi hayatım tamamen ve kötü yönde değişti. Ne ev, ne iş, ne maaş, ne mahremiyet, ne de rahatlık kaldı. Her şey yitip gitti" dedi.