Genel Seçime Doğru
MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, partisinin 7 Haziran'dan bugüne ortaya koyduğu duruşun "Cumhuriyet tarihinin en büyük, asil duruşu" olduğuna inandığını söyledi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, partisinin 7 Haziran'dan bugüne ortaya koyduğu duruşun "Cumhuriyet tarihinin en büyük, asil duruşu" olduğuna inandığını söyledi.
Adan, Türkiye Kamu-Sen İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin "bütün partileri bir araya getirecek" bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyduğunu savunarak, "Bunların hepsini kaybetmiş, muhtarları toplayarak oy toplayan bir cumhurbaşkanı Türkiye'yi kutuplaştıran bir cumhurbaşkanı var" ifadesini kullandı.
MHP'nin koalisyon konusundaki görüşlerine değinen Adan, Anayasa'nın ilk 4 maddesinin korunması ve 4 eski bakanın yargılanmasını şart koştuklarını aktararak, "Yolsuzlukların üzerine gidilmesine itiraz edilmiş. Devlet başkanının bağımsızlığına itiraz edilmiş. Çözüm Süreci denilen bu alçak sürecin ortadan kaldırılmasına itiraz edilmiş. Anayasa'nın ilk 4 maddesine itiraz edilmiş. Alçakça iftira etmişler; 'MHP herşeye hayır diyor' ikliminin oluşmasına öncülük yapmışlardır" dedi.
Adan, MHP'nin 7 Haziran'dan bugüne ortaya koyduğu duruşun "Cumhuriyet tarihinin en büyük, asil duruşu" olduğuna inandığını dile getirerek, "1 Kasım seçimlerinin hırsızın, arsızın, bölücünün nefesinin kesildiği, birliğimizin tartışılmadığı büyük Türkiye'ye vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.
Atila Kaya
MHP Genel Başkan Yardımcısı Atila Kaya da Türkiye'de "adaletin olmadığı, hukukun üstünlüğü prensibinin askıya alındığı, gazetelerin basıldığı bir dönem yaşandığını" iddia ederek, şöyle devam etti:
"Bundan 2 bin 500 yıl önce Batılı bir bilgin, 'Adaleti çekip aldığınızda büyük krallıkla zorbalıktan başka nedir ki?' diyor. O dönem krallıklar dönemi olduğu için adaleti onun temeli olarak görüyor. Kendi kültürümüze döndüğümüz zaman bunun örnekleri var, 'Bir devlet küfürle batmaz, zulümle batar' deniliyor. Zulüm demek, adaletin olmadığı yer demektir. Batı'da da Türk kültüründe de doğu dünyasında da adalet devletin temeli olarak kabul edilen bir anlayış. Bu iktidarın uygulamalarına baktığımızda yargı bağımsızlığının olmadığı, hukukun üstünlüğü prensibinin bir tarafa atılmak suretiyle parlamenter rejimin bekleme odasına alındığı başkanlık hevesleriyle toplumun bütün kesimlerinin baskı rejiminin kurulduğu bir süreçten geçiyoruz."