Hálá Kız Doğduğu İçin Öldürülen Bebekler Var

Son Güncelleme:

1935 Yılında Yapıldığında Adı Diyarbekir Durağı Olan, 1937'de Tren Yoluyla Kente Gelen Atatürk'ün Terasından Halka Seslendiği Diyarbakır Garı'ndayız. Hava Söylenene Göre 42 Derece, Ama Biz Çok Daha Fazlasını Hissediyoruz.

1935 yılında yapıldığında adı Diyarbekir Durağı olan, 1937’de tren yoluyla kente gelen Atatürk’ün terasından halka seslendiği Diyarbakır Garı’ndayız. Hava söylenene göre 42 derece, ama biz çok daha fazlasını hissediyoruz.


Sıcağa rağmen Diyarbakır’da ışıltılı bir gün. Sabah ilk konuklarımız olan Çamaşır Evleri ve Ça Ça çocukları, bu ışıltının önemli bir nedeni. Soracaksınız şimdi, nasıl çocuklar bunlar diye.


Diyarbakır Belediyesi’ne bağlı DİKASUM’un (Diyarbakır Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) zorunlu göç nedeniyle köylerini terk edip kente yerleşen yoksul aileler için açtığı üç Çamaşır Evi var. Hasırlı, Benüsen ve Aziziye mahallelerinde açılan bu Çamaşır Evleri, makineleri olmayan, olsa da deterjana verecek para bulamayan aileler için.


Çamaşır bir araç


Çamaşır, tamamen kadın işi gibi görüldüğünden başlangıçta pek olumlu duygular uyandırmıyor bende ama açıklıyorlar: O kadını evden çıkarmak için bir araç.


Çünkü o sayede köyünde üretimin içinde olup kentte dört duvar arasına sıkışan, ayrıca dil sorunu yaşayan Kürt kadınlar evlerinden çıkıyorlar. Bir yandan çamaşırlarını yıkarken, bir yandan aile planlaması, güvenli annelik, sosyal haklar, kadının insan hakları, aile içi şiddet gibi konularda bilgileniyorlar. Çocuklarını da merkezin kreşine bırakıyorlar.


Koruma altına alınan, eğitim gören şanslı Çamaşır Evi Çocukları onlar. Ulaşılması gereken daha binlerce çocuk var. "Ça Ça" çocuklarına ise bir grup gönüllünün oluşturduğu sivil toplum örgütü, 2003 yılından bu yana kol kanat geriyor. Açılımı "Çocuklar Aynı Çatı Altında" olan dernek, miniklere psiko-sosyal çalışmalar, gönüllü abi abla programı ve sanat atölyeleriyle ulaşıyor.


Biz de sevgi istiyoruz


İşte o çocuklar, "insan hakları" deyince çok güzel cevaplar veriyorlar Uluslararası Af Örgütü ekibine. "Kızların burada bir önemi yoktur. Onlar başlık parası için büyütülür, evde hizmet ederler. Hálá kız doğduğu için öldürülen bebekler var" diyen çocukların yaşı, şaşırmayın, 9-11. Dokuz yaşındaki kız, "Bir arkadaşım erkekle konuştu diye babası okuldan aldı, noolur ki sanki erkek arkadaşımızla konuşsak" diye soruyor. Bir başkası şöyle diyor: "Kızlara mal da verilmiyor, kimsenin gözu malda değil ama ayrım yapmasınlar bizi de sevsinler!"


Dün Diyarbakır Garı’ndaki kadın sayısı çok azdı. Ancak Diyarbakır’da çok güçlü bir feminist lobi var. Yıllardır namus cinayetlerine karşı mücadele veren KAMER çevresindeki kadınlar, Türkiye’den pek çok kadınla birlikte toplantıdaydı ama bir kısmı da garda bizimle oldu.


DİKASUM’lular Çamaşır Evleri projesiyle haftada 2200 kadınla yüzyüze geldiklerini söylüyorlar. Üç çamaşırhane daha açılıyormuş; bir de yine kadınlara yönelik Sümerpark merkezini açacaklar. Danışma merkezlerinde bugüne kadar 1700 kadına destek olmuş, 561’ine iş olanağı sağlamışlar. İstanbul ya da Ankara’daki kadınların söylediklerini söylüyorlar: "Şiddet gören kadınlar için, istihdamda kota uygulanmalı" diyorlar mesela. Ama onlar bir adım ileri gitmişler ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı "kadın bütçesi" konusunda ikna etmişler. Belediye önümüzdeki dönem bütçenin bir bölümünü kadın çalışmalarına ayırıyor.


Ben bunun İstanbul’da gündeme bile geldiğini hatırlamıyorum, o yüzden tüm kentlerin belediye başkanlarının örnek almasını diliyorum.

Kaynak: DHA