Han el-Ahmer'de Sürgün Tehdidi
İsrail, Han el-Ahmer köyündeki Filistinlileri bir kez daha sürgün etmeyi planlıyor.
İsrail'in 1950'lerde güneydeki Negev'den işgal altındaki Batı Şeria'da Kudüs ile Eriha kentleri arasındaki Han el-Ahmer köyüne sürgün ettiği bedevi Filistinliler, bir kez daha sürgün tehdidiyle karşı karşıya.
Kudüs ile işgal altındaki Batı Şeria'nın bağlantısını kesip Batı Şeria'yı kuzey-güney şeklinde ikiye bölerek Filistin Devleti'nin kurulmasının önüne geçmeyi amaçlayan İsrail, Kudüs'ün doğusunda, Ayrım (Utanç) Duvarı'nın Batı Şeria tarafında yaşayan Filistinli bedevi toplulukları yıllar önce hedef tahtasına koydu.
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bu bedevi toplulukların en önemlilerinden biri olan Han el-Ahmer'in boşaltılması için talimat verdiğini duyurdu.
Kfar Adumim ve Maale Adumim gibi büyük yasa dışı Yahudi yerleşimleriyle çevrili olan bölgenin tepelerine, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler de yasa dışı kaçak yerleşimler kurarak buralardan köye yönelik saldırılarını sıklaştırdı.
"Bir daha zorunlu göç filan yok"
İsrail'in ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarına rağmen Han el-Ahmer sakinleri, ne yapılırsa yapılsın köylerini terk etmeyeceklerini söylüyor.
Onlardan biri olan Muhammed Ebu Dahuk, AA muhabirine, İsrail'in ailesini 1950'lerde Negev Çölü'ndeki Tel Arad'dan o zaman Ürdün'ün kontrolünde olan Batı Şeria'ya sürdüğünü, kendisinin, çocuklarının ve torunlarının Han el-Ahmer'de doğduğunu belirterek "5 neslimiz burada yaşadı." dedi.
Ebu Dahuk, İsrail'in hem 1948 topraklarında hem işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da her gün yıkımlar yaptığına dikkati çekerek buna rağmen "Bir daha zorunlu göç filan yok. Evlerimizi yıksalar bile biz burada kalacağız, direneceğiz, güneşin altında kalacağız ama hiçbir yere göç etmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Kudüs'ten Eriha'ya kadar olan bölgelerdeki Filistinlileri sürerek yasa dışı yerleşimleri genişletip buraları İsrail bölgesi haline getirme amacı güttüğünü vurgulayan Ebu Dahuk, şunları kaydetti:
"Yerli halkı ortadan kaldırıp yerine ithal bir nüfus yerleştirmek istiyorlar, yani bir etnik temizlik yapıyorlar. Biz, bu toprağın sahipleriyiz.
Biz Filistinli sakinler, işgalden önce bu toprağın sahipleriydik. Hiçbir işgal baki kalmaz, tarih buna şahittir. Kararlıyız, evlerimizi yıksalar bile güneşin altında oturmaya devam edeceğiz."
"Bu süreç, Batı Şeria'nın işgal edildiği 1967'de başladı"
Filistinlilerin yerinden edilmesinin sadece mevcut İsrail hükümetinin değil İsrail devletinin politikası olduğuna dikkati çeken Han el-Ahmer halkı, Batı Şeria'nın işgalinden bu yana İsraillilerin kendilerini yerinden etmeye zorladığını belirtiyor.
Ayrıca Han el-Ahmer, İsrail'in E1 ismini verdiği Kudüs ile Batı Şeria'nın bağlantısını kesip Batı Şeria'yı ikiye bölmeyi amaçlayan yasa dışı yerleşim projesinin önündeki engellerden biri olarak dikkati çekiyor.
Köy konseyi yetkililerinden İyd Hamis el-Cahalin de Han el-Ahmer'deki Filistinlileri zorla yerinden etme çabasının sadece mevcut İsrail hükümeti ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile ilgili olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Bu süreç, Batı Şeria'nın işgal edildiği 1967'de başladı. Ordu, Kudüs'ün doğusundaki tüm Bedevilere buranın askeri bölge olduğunu söyledi. O zamanlar ordu hayvanları öldürüyor ve evleri yıkıyordu; ancak o vakitler ne kamera vardı ne de gazeteci."
Cahalin, "1974'te ordudan bir yetkili gelip Bedevilere buranın askeri alan olduğuna dair belgeler verdi. 4 yıl sonra ise bu toprakları yerleşimcilere vermeye başladılar. 1978'de Maale Adumim, 1980'de ise Kfar Adumim kurulmaya başlandı. Üzerimizde büyük bir baskı kuruyorlar." diye konuştu.
Çok sayıda İsrailli yetkilinin işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin toprakları gasbedilerek kurulan yasa dışı yerleşimlerde yaşadığını vurgulayan Cahalin, köyün önemli bir konumda bulunduğunu şu sözlerle izah etti:
"Kfar Adumim ve Maale Adumim arasındaki bölgeyi Yahudi yerleşimleriyle birbirine bağlayarak bir koridor oluşturmak, Kudüs'ün doğusunu tamamen kapatmak ve Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı kesmek istiyorlar.
Smotrich, Ben-Gvir ve (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun asıl fikri bu koridoru tamamen temizlemektir."
Cahalin, bu nedenle Filistin topraklarını gasbeden silahlı İsraillilerin saldırılar düzenleyip hayvanlarını çaldığını, okula girip öğretmen ve öğrencileri taciz ettiğini kaydederek "Askeri, polisi arıyorum, onlar da gelip yerleşimcilere arka çıkıyor. Çünkü polis de yerleşimci, asker de yerleşimci." diye konuştu.
"Plan, Filistin halkını bir bütün olarak sürgün etmek ve etnik temizlik yapmak"
İsrail Meclisi Milletvekili Ofer Cassif, AA muhabirine, Smotrich'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama talebine karşı Han el-Ahmer'i tahliye kararının sadece bir bahane olduğunu belirtti.
Cassif, "Plan, Filistin halkını bir bütün olarak sürgün etmek ve etnik temizlik yapmaktır." ifadesini kulandı.
İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını "yerleşimci terörizmi" şeklinde tanımlayan Cassif, şunları söyledi:
"Onlara Yahudi-Naziler diyorum çünkü yaptıklarıyla, halkımın 80-90 yıl önce yaşadıkları arasında hiçbir fark görmüyorum. Ancak şunu da eklemeliyiz ki tüm bu terör eylemleri sadece yerleşimciler tarafından yapılmıyor. Bu, hükümetin resmi politikası.
Hükümet bu terörizmi finanse ediyor, destekliyor, teşvik ediyor ve aynı zamanda varlığını inkar ediyor. Elbette işgal güçleri de bu işin tam içinde. Bugün, üniformalı işgal güçleri ile yerleşimciler arasında tam bir simbiyoz var. Sabahları yerleşimci, akşamları asker olarak görünebilirler, aynı kişiler. Bu sadece yerleşimcilerin terörizmi değil devlet terörizmidir."
Cassif, bu konuda uluslararası topluma yardım çağrısında bulunarak iki devletli çözümün hala tek gerçekçi ve adil çözüm olduğunu vurguladı.
İran meselesinin gölgesinde "Batı Şeria'da, Lübnan'da etnik temizlik var, aynı zamanda Gazze'de de bir soykırım devam ediyor." diyen Cassif, sözlerini "Kısa vadede karamsarım ama uzun vadede oldukça iyimserim. Filistin halkı özgürlüğüne kavuşacaktır. Buna şüphe yok ama bu olabildiğinde çabuk gerçekleşmeli." diyerek tamamladı.