Heidegger'in Kulübesine Yolculuk: Dijital Çağda Felsefi Bir Soluk
MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın yeni kitabı, Heidegger felsefesi üzerinden modern dünyanın sorunlarına ışık tutuyor. Yazar, dijitalleşme, yalnızlaşma ve eğitim gibi konuları ele alırken, doğayla iç içe bir yaşam çağrısı yapıyor.
Uzun zamandır okuduğum kitapları yazmak istiyordum. Bölgemizdeki savaşlar ve siyasi gerginlikten uzaklaşmak için kendimi kitaplara verdim. Hepimiz kaotik dünyada yeni bir arayış içindeyiz: İnsanlık nereye koşuyor, dijital dünya bize ne getirecek? Küresel çağın insanı yalnızlaşıyor ve teknolojinin esiri oluyor. Son okul saldırıları gösterdi ki asıl tehdit altında olan çocuklar; onları teknoloji canavarlarına teslim ediyoruz. Peki ne yapacağız? Dijitalleşmeye karşı çıkarak mı yoksa alternatif bir çıkış mı bulacağız?
Bir süredir bu soruları felsefi boyutuyla ele alan 'Heidegger'in Kulübesine Yolculuk' kitabını okuyorum. Yazarı MİT Başkanı İbrahim Kalın. Önceki kitapları dikkate alınınca bu kitabı yazması şaşırtıcı değil ama çok ilginç. Bunca sorun arasında entelektüel üretimi sürdürmesi övgüye değer. Kitabın dili akıcı, anlatımı samimi ve Heidegger'in Nazi geçmişine yaklaşımı objektif. Kitap, varlık felsefesi üzerine düşünmeye itiyor ve doğayla iç içe bir yaşama çağrı yapıyor. Kalın, Heidegger'in kulübesi üzerinden hayata yeni pencereler açıyor; şehir-köy ilişkisinden küreselleşmeye, komşuluktan üniversite eğitimine değiniyor.
Özellikle komşuluk, konuşmak ve üniversite üzerine söyledikleri dikkat çekici: 'Konuşmadan komşu olunur mu?' diye soruyor ve 'Konuşmak ve komşu olmak aynı fiilden gelir; aynı tele konan kuşlar gibi insanlar da ancak konduklarında birbirleriyle konuşmaya başlarlar.' Üniversiteye ilişkin ise 'Üniversitenin asli karakteri evrensel hakikat arayışına rehberlik etmektir; amacı meslek sahibi yapmak değil, kim olduğumuzu göstermektir' diyor. Modern tüketim kültürünün üniversiteye biçtiği role dikkat çekerek 'Her dersini ilk dersi gibi aşkla ve son dersi gibi mesuliyetle veren kaç hoca var?' sorusunu soruyor. Kalın'ın kendi hikâyesi de ilginç: Heidegger'in kulübesinden MİT başkanlığına uzanan bir entelektüel.