İMO İstanbul Şubesi, Maltepe'de 5 ölümlü çökme sonrası yapı taraması çağrısı yaptı
İMO İstanbul Şubesi, Maltepe'de 8 Ekim'de 5 kişinin öldüğü bina çökmesi sonrası riskli yapı envanterinin netleştirilmesi için çağrı yaptı. Şube, eski yapı stokuna yönelik tarama çalışmalarının hızlandırılmasını ve vatandaşların katılımının teşvik edilmesini istedi.
(İSTANBUL) TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Maltepe'de 8 Ekim'de 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan bina çökmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada "Milletimizin güvenliği için riskli yapı envanterinin netleştirilmesi hayati önem taşımaktadır... Şehir genelindeki mevcut tehlike arz eden eski yapı stokunun durumunu tespit etmek amacıyla yürütülen tarama çalışmalarına hız verilmeli, vatandaşların bu çalışmalara katılımı teşvik edilmelidir." denildi.
8 Ekim sabahı maltepe Cevizli Doğu Sokak'ta 7 katlı bir binanın ilk üç katı kendiliğinden çökmüş, 5 kişi yaşamını yitirmişti. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi bölgede yapılan teknik incelemenin ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada eski yapıların durumlarının tespiti amacıyla yürütülen tarama çalışmalarının hızlandırılmasına dikkat çekildi, vatandaşların bu konuda teşvik edilmesi istendi. Açıklamada "Mühendislik tasarımı ve statik hesapları dışında, yapılara sonradan eklenen kaçak katlar, kolon kaldırılması vb. taşıyıcı sisteme yönelik izinsiz müdahaleler ve konut olarak tasarlanan alanların ağır yüklere maruz kalan işyerlerine dönüştürülmesi, ilk tasarımın güvenlik sınırlarını tamamen ortadan kaldırmaktadır." ifadeleri yer aldı.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu'nun açıklaması şöyle:
"İstanbul'da bulunan Maltepe ilçemizde 08 Ekim 2026 tarihinde herhangi bir deprem olmaksızın meydana gelen 7 katlı binanın 3 katının çökmesi, şehir genelindeki yapı stokumuzun mevcut durumunu ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerekliliğini bir kez daha gündeme getirmiştir. Olayda maalesef 5 vatandaşımız vefat etmiş, yaklaşık olarak 10 kişi yaralı olarak enkazdan çıkarılmıştır. Vefat eden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yaralı ve olaydan etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmekteyiz. Yaşanan bu hadise, yapı güvenliği konusundaki yapısal adımların ivedilikle atılması gerektiği yönündeki bu açıklamayı yapma zaruretini ortaya çıkarmıştır.
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak, teknik heyetimizin olay yerindeki ilk incelemesi, gözlemleri ve bilimsel veriler ışığında, tüm paydaşları ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz.
"MİLLETİMİZİN GÜVENLİĞİ İÇİN RİSKLİ YAPI ENVANTERİNİN NETLEŞTİRİLMESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR"
1. Yapı Stokunun Mevcut Durumu ve Doğal Ömür
İstanbul'da geçmiş on yıllarda, dönemin malzeme ve yapım teknolojisi yetersizlikleriyle inşa edilmiş çok sayıda bina bulunmaktadır. Maltepe'de yaşanan bu üzücü olay binaların sadece deprem sırasında değil, zaman içerisinde maruz kaldığı çevresel faktörler ve korozyon başta olmak üzere yapısal yıpranmalar nedeniyle de riskli hale gelebileceğini göstermiştir. Milletimizin güvenliği için riskli yapı envanterinin netleştirilmesi hayati önem taşımaktadır.
2. Kentsel Dönüşümde Uzlaşı ve Yeni Çözüm Modelleri
Kentsel dönüşüm süreçlerinin sadece ekonomik bir dinamikle değil, yapı güvenliği odaklı ve insan merkezli bir anlayışla yürütülmesi gerekmektedir. Vatandaşlarımızın, yerel yönetimlerin ve finans sektörünün ortak bir paydada buluşması; dönüşümün önündeki tıkanıklıkları aşmanın tek yoludur. Teknik ve sosyal açıdan sürdürülebilir modeller geliştirilmelidir."
İMO İstanbul Şubesi olarak "geleceğe yönelik çözüm önerileri"ne de yer verilen açıklamada, önerilerin tüm kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve özel sektör temsilcileriyle iş birliği içerisinde hayata geçirilmesinin altı çizildi. Önerilerle ilgili şu başlıklar yer aldı:
"TARAMA ÇALIŞMALARINA HIZ VERİLMELİ"
"Bina Tarama Çalışmalarının Yaygınlaştırılması bağlamında: Şehir genelindeki mevcut tehlike arz eden eski yapı stokunun durumunu tespit etmek amacıyla yürütülen tarama çalışmalarına hız verilmeli, vatandaşların bu çalışmalara katılımı teşvik edilmelidir. Bu noktada İMO İstanbul Şubesi olarak elimizden gelen tüm gayreti sunacağımızı deklare ediyoruz.
Finansal ve Sosyal Teşviklerin Güçlendirilmesi bağlamında: Riskli yapılarda yaşayan dar gelirli vatandaşlarımızın binalarını yenileyebilmeleri için uygun maliyetli krediler, kira yardımları ve kamusal destek mekanizmaları daha geniş kitlelere ulaştırılmalıdır. Bu bağlamda 2027 yılı sonuna kadar uzatılan 'yarısı bizden kampanyası'nın' şartları ve süresi tekrardan değerlendirilmelidir.
Mühendislik Kontrolleri ve Denetim bağlamında: Mevcut binaların taşıyıcı sistemlerine yönelik izinsiz müdahalelerin önüne geçilmeli; ruhsatlandırma, tadilat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz yer alması güvence altına alınmalıdır."
"ADALETİN TECELLİSİ İÇİN İLLİYET BAĞI DOĞRU TAYİN EDİLMELİ"
Açıklamada, "Hukuki ve Teknik Sorumluluk Sınırları ile İlliyet Bağı"na ilişkinse şu görüşler yer aldı:
"İşbu açıklamaya vesile olan yapı ve benzer nitelikteki yapılarda meydana gelen çökme vakaları ve sonrasında başlatılan adli süreçler, mühendislik mesleğinin icrası, sorumluluğu ile ceza hukuku arasındaki sınırların doğru çizilmesi gerekliliğini bir kez daha gündeme getirmiştir. Kamuoyuna yansıyan iddialarda, söz konusu yapının orijinal projesinin ötesinde kaçak kat ilavelerine ve taşıyıcı sisteme yönelik izinsiz müdahalelere maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Bu vaka özelinden hareketle, ileride meydana gelebilecek benzer nitelikteki tüm olası hasar ve göçmelerde, adli süreçlerin maddi gerçeğe ve hukukun temel ilkelerine uygun yürütülmesi, ceza hukuku doktrininde yer alan 'illiyet bağı' unsurlarının doğru tayin edilmesi ve teknik sorumluluk sınırlarının evrensel hukuk normlarına göre belirlenmesi, adaletin tecellisi açısından büyük önem arz etmektedir.
Mühendislik tasarımı ve statik hesapları dışında, yapılara sonradan eklenen kaçak katlar, kolon kaldırılması vb. taşıyıcı sisteme yönelik izinsiz müdahaleler ve konut olarak tasarlanan alanların ağır yüklere maruz kalan işyerlerine dönüştürülmesi, ilk tasarımın güvenlik sınırlarını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Ceza hukuku doktrini açısından, yapıya projesi dışındaki bu tip harici, kontrolsüz ve kusurlu müdahaleler, ilk tasarım ile meydana gelen sonuç arasındaki nedensellik bağını kesen temel unsurlardır. Yargılama süreçlerinde, teknik sorumluların ilk tasarım anındaki rollerini aşan bu tip ruhsatına aykırı ve ruhsatsız yapı yapanların ve bu ruhsatsız yapılaşmaya zamanında müdahale etmeyen idari denetim mekanizmalarının, sorumluluk sınırları teknik bir hassasiyetle ayrıştırılmalıdır. Aksi bir yaklaşım, sorumluluğun gerçek faillere yükletilmesini engelleyerek maddi gerçeğe ulaşılmasına engel olacaktır.
Ülkemiz tarihi boyunca yapı güvenliği ve deprem yönetmelikleri sürekli gelişmiş, her yeni yönetmelik ile dönemin imkan ve teknolojisine göre yapı güvenliği artırılmıştır. Hukukun evrensel ilkelerinden olan 'kanunların ve mevzuatın zaman bakımından uygulanması' ilkesi gereği; meslektaşlarımızın faaliyetleri, yapının inşa edildiği tarihte yürürlükte olan mer'i kanun, yönetmelik, malzeme standartları ve denetim imkanlarına göre değerlendirilmelidir. Meslektaşlarımızın, geçmiş yılların mühendislik kabullerinin ve yapının inşa edildiği dönemde yürürlükte olan teknik mevzuata göre geçerli olan uygulamalarının, bugünün standartları ve bilimsel verileri esas alınarak yargılanması hukuk açısından kabul edilemez.
Teknik kusur durumunun ve sorumluluk paylarının ancak çok yönlü, zaman alan bilirkişi incelemeleriyle netleşebileceği bu tür karmaşık olaylarda, teknik personelin peşinen suçlu ilan edilmemesi esastır. Meslektaşlarımızın gerekli teknik inceleme yapılmaksızın doğrudan sorumlu kabul edilerek tutuklu yargılanmaları, itibar kaybı ile telafisi imkansız olan mesleki ve insani mağduriyetler yaratmaktadır. Bu doğrultuda, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı çerçevesinde, yargılamaların adli kontrol hükümleriyle tutuksuz olarak yürütülmesi, savunma hakkının adil bir şekilde tesis edilmesini sağlayacak ve adaletin doğru tecelli etmesine hizmet edecektir."
"KAYBEDECEK ZAMANIMIZ YOK"
"Şüphesiz ki adalet, suçlunun cezalandırılması kadar suçsuzun korunmasıyla da tecelli eder." ifadelerine de yer verilen açıklamada "Son olarak Maltepe'de yaşanan bu üzücü olay, İstanbul'un yapısal geleceğini inşa ederken kaybedecek zamanımızın olmadığını bizlere bir kez daha hatırlatmıştır. Güvenli yaşam alanları oluşturmak, hiçbir kurumun, kuruluşun, şirketin ya da kişinin tek başına altından kalkabileceği bir yük değildir; topyekün bir uzlaşı ve kararlılık gerektirmektedir. İMO İstanbul Şubesi olarak, sahip olduğumuz teknik birikim ve akademik altyapıyla İstanbul'daki riskli yapı envanterinin bir an önce çıkartılması da dahil olmak üzere tüm teknik çalışmalara gerekli desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtir; Maltepe halkına ve tüm İstanbullulara geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." denildi.