Kişisel Gelişim Uzmanı Gözünden "Kerbela"
"Kerbela'nın gözyaşları" kitabının yazarı Reca: "İnsanlık ve en mühimi Müslümanlar olarak kötülüğe odaklanmamız gerekirken, iyiler olarak birbirimize zarar veriyoruz" "Bu hadiseyi aşırı ...
Kişisel gelişim alanında yazdığı kitaplarla tanınan ve son olarak Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin'in şehit edildiği Kerbela olayına ilişkin biyografik roman türündeki "Kerbela'nın Gözyaşları" kitabını hazırlayan Ömer Faruk Reca, farklı mezheplerden insanların iyilikte buluşarak, ortak noktalar yakalayabileceğine inandığını söyledi.
Reca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, farklı mezheplerden insanların birbirlerini ve duygularını daha iyi anlayabilmesine katkıda bulunmak için "Kerbela'nın Gözyaşları" kitabını hazırladığını belirtti.
Alevilerin ve Sünnilerin, pek çok ortak noktada buluşabileceğine işaret eden Reca, "Bizler insanlık ve en mühimi Müslümanlar olarak, tek bir şeye, kötülere odaklanmamız gerekirken, tam tersine iyiler olarak birbirimize zarar veriyoruz" dedi.
İyiler birbirini tanımadıkları için birbirlerine düşman kesildiğini ifade eden Reca, "Oysa İmam Hüseyin'i katleden zihniyet neyse, Hz. Osman'ı katleden zihniyet de odur. Hazreti Ali'yi katleden zihniyet neyse Hazreti Osman'ı katleden zihniyet de odur. Bu zihniyetler yakın zamanlarda ülkemizde boş durmadılar, cemevlerini kullanıp halkımız arasında nifak sokmaya çalıştı. İşte bu kitap böyle bir arayışın, böyle bir ızdırabın gözyaşıdır" ifadelerini kullandı.
"İbretlik vesika gibi algılamalıyız"
Hazreti Hüseyin ve 71 yareninin şehit edilişinin, ızdırap verici bir olay olduğunu ifade eden Reca, olayın bugünkü kuşaklara aktarılış biçimine ise itirazları ve eleştirileri bulunduğunu dile getirdi.
Yaşanan olaylara dayanamayanların lanetler okuduğunu anlatan Reca, "Bu lanet okuyuşlar bizden öncekilere bir şey kazandırmadığı gibi bize de bir şey kazandırmaz. Bu lanet okuyuşlar kesinlikle dışarılara taşmamalı" değerlendirmesinde bulundu.
Böyle bir tarihi destandan insani ibretler çıkarılması gerektiğini dile getiren Reca, şunları kaydetti:
"Bu hadiseyi aşırı ağıtsal bir hikaye geleneği gibi değil, önümüze ışık tutan ve bizlere doğru yolu gösteren ibretlik bir vesika gibi algılamalıyız. Çünkü hikaye anlatmak, hikaye nakletmek ya da hikaye anlatıcısını dinlemek eski İran, yani Pers geleneğiydi. Bugün Kerbela olayını anlatanların ataları bir zamanlar 'Babil'in Yaratılış Destanı'nı anlatıyordu. Ondan sonra gelenler Şehname'yi anlatmaya başlamış, Zerdüşt ağıtlarını okumuşlardı. İslamiyet ile içerik değişti ancak format aynı kaldı sanırım. Zira Kerbela hadisesi bir 'anlatıcı' üslupla adeta Hint geleneklerinin ağıtsal argümanlarına dönüştürüldü. Anlatıcılar bu sefer İmam Hüseyin'in şehit edilmesini aynı tarzda, yani 'Babil'in Yaradılış Destanı', 'Şehname' ve 'Zerdüşt Ağıtları' tarzında anlatmaya başladı. Peki bu tarz bize ne kaybettirir? Bu tarz aşırı melankolik bir ağıt olduğundan fantastik bir tutumdur, kin ve nefret tohumları saçar." - İstanbul