Namık Tan'a göre ABD ara seçimleri İran'a müdahale olasılığını önemli ölçüde uzaklaştırdı
Namık Tan, ABD ara seçimlerinin ardından İran'a askeri müdahale ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını ancak önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Ona göre Trump'ın içeride hareket alanı daralacak, dışarıya taşması ise beklenmeli.
(ANKARA) - YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan, ABD'de yapılan ara seçimlerin sonuçlarına ilişkin, " İran'a yeni bir askeri müdahale olasılığının ise ortadan kalkmamış olsa da önemli ölçüde uzaklaşmış olduğu söylenebilir" değerlendirmesinde bulundu.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan, ABD'de yapılan ara seçimlerin sonuçlarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "ABD ara seçimlerinde Demokrat mavi çırpıntı mı, dalga mı, tsunami mi olacak sorusu yanıtını buldu: Hem Senato'da hem Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk Demokratlara geçti. Artık Trump için soru her şeyi yakarak, her kurumu yıkarak mı tarihe geçmeye kalkışmak yoksa 'golf oynayarak' mı kalan iki yılını doldurmak. Trump'ın sandığa çeyrek kala İsrail'e yıllık 3.8 milyar dolar yardımı keseceği duyurması da Cumhuriyetçilerin acı yenilgisine çare olmadı" dedi. Tan, şunları kaydetti:
"Aynı Trump'ın, başta Michigan senatör adayı Mısır asıllı Müslüman Abdul El Sayed için, kullandığı İslam dinini aşağılayan ve terörizmle eşitleyen söylemi Ankara'dan herhangi bir tepkiyle karşılaşmadı. 11 Eylül 2001'deki El Kaide'nin dörtlü kitlesel terör saldırısından bu yana İslam dininin çeyrek yüzyılda Senato'da temsil olanağına kavuşması ise her şeye rağmen ABD'de demokrasinin işlediğini ve tarihin tekerleğinin yine ileri döndüğünü ortaya koydu. Bu yıl 250. yaşına basan dünyanın en eski demokrasisi ABD'de üç anti-demokratik uygulamanın mutlaka reform gerektirdiği bir kez daha anlaşıldı: Nüfus büyüklüğü gözetilmeksizin her eyaletten iki temsilcinin gönderildiği Senato'nun yapısı, seçim kampanyalarının finansmanı ve başkanı seçen seçmenler kurulu.
"İLERİCİ KANAT, ORTAYOLCULUĞA KARŞI SINAVI GEÇTİ"
Özellikle güncel dönemki gibi 'hırsızın evin içinde olduğu' durumlarda ABD'nin bu üç kendine özgülüğünün demokrasiyi içinden çökertebilme sakıncası barındırdığı görüldü. Trump'ın seçmene 'sanki benim adım pusulada yazılıymış gibi oy kullanın' çağrısı, Başkan'ın haliyle olmadığı, bu ara seçimi tam da bir Trump referandumuna çevirdi. İklim bunalımı küresel bakımdan en yakıcı bir biçimde öne çıkmışken, ekoloji konuları bu kampanyada ne Demokrat ne Cumhuriyetçi kanatlarda neredeyse hiç zemin bulamadı. Bu seçim ruhunu, yönelimini, kimliğini ve belki başkan adayını da arayan Demokrat Parti için de kuşkusuz en öğretici 'kamuoyu yoklaması' oldu: İlerici kanat ortayolculuğa karşı sınavı geçti. Hem yeni nesil yerleşik çehrelere nöbet devir-teslim zamanının hem iki yıl sonrası için kitleleri ikna edecek karizmatik, dinamik yeni bir başkan adayı çıkarma vaktinin geldiğini gösterdi.
Adına ister 'satın alma gücü' ister 'hayat pahalılığı' veya 'enflasyon' denilsin, ekonominin özellikle Hürmüz Boğazı'nda düğümlenmesiyle, ABD'nin çekilmekte olduğu veya bulaşmak istemediği Orta Doğu adeta Trump'ın kabusuna dönüşerek kendi kendini ABD siyasetinin tam göbeğine davet etti. Geçim, barınma, sağlık, eğitim, tarım: Siyasetin sözkonusu geleneksel konuları toplumu ikiye bölen kültürel/dinsel kimlik, yasadışı göç ve güvenlik konularının yeniden önüne geçti: Demokratlar eski sorulara yeni yerel yanıtlar üretmeyi de başardı.
"İÇERİDE MANEVRA ALANI SIKIŞACAK TRUMP'IN DIŞARIYA TAŞMASI BEKLENMELİDİR"
Demokratlar Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Teksas, Kansas, Güney Karolina gibi seçim bölgesi eyaletlerden senatörleri kendi taraflarına çevirerek uluslararası anlaşmaları ve Yüksek Mahkeme üyeleri, büyükelçiler gibi bürokratik atamaları onaylamak gibi yetkileri olan Senato"nun dengesini kalıcı biçimde altı yıllığına değiştirdi. Kalan iki yıllık başkanlık süresini kapsayan yakın geleceğe dönük olarak: Trump'ın yenilgisi hem Senato hem Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin çoğunluğu yitirmesi, onu kurumsal açıdan kısıtlayacak olmakla birlikte, aynı zamanda kendi yetki alanındaki dış politika ve savunma alanlarında çok daha saldırganlaştırabilir; öfkesini yönelteceği ilk iki hedef Ukrayna ve NATO olabilir. İçeride manevra alanı sıkışacak Trump'ın dışarıya taşması beklenmelidir. Buna karşılık İran'a yeni bir askeri müdahale olasılığının ise ortadan kalkmamış olsa da önemli ölçüde uzaklaşmış olduğu söylenebilir."