Balkanlar NATO ve AB Entegrasyonu Paneli
Türk Atlantik Konseyi ve Hariciye Merkezi tarafından düzenlenen panelde, Balkanlar'ın Avrupa-Atlantik entegrasyonu, bölgedeki güvenlik sorunları ve stratejik rekabet tartışıldı. Uzmanlar, Bosna Hersek'e NATO ve AB yardımlarının önemini vurgularken, Balkan ülkeleri arasındaki eşitsizlik ve ABD'nin bölgeye yönelik farklı yaklaşımları ele alındı.
Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ve Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği kapsamında "Balkanlar ve Avrupa-Atlantik Entegrasyonu: İstikrar, Genişleme ve Stratejik Rekabet" paneli yapıldı.
Ankara'da TÜSİAD'ın ev sahipliğinde düzenlenen panelde, Balkanlar'ın Avrupa-Atlantik entegrasyonu ve bölgedeki gerilimler ele alındı.
Emekli Büyükelçi Hakan Okcal'ın moderatörlüğündeki panele, Bosna Hersek Atlantik Konseyi Başkanı ve Mostar Üniversitesinden Prof. Dr. Dijana Gupta, Johns Hopkins Üniversitesinden Prof. Dr. Edward P. Joseph ve emekli Büyükelçi Elena Poptodorova konuşmacı olarak katıldı.
Gupta, NATO'nun ve Avrupa Birliği'nin (AB) Bosna Hersek'e yaptığı yardımların öneminden bahsederek, güvenlik, barışın korunması, ekonomi ve yatırımın ülkesi için kritik olduğuna dikkati çekti.
ABD ve NATO karargahlarının gelişiyle ve Türkiye, Fransa, Almanya gibi ülkeler sayesinde Bosna Hersek'te modern silahlar üretmek için destek aldıklarını belirten Gupta, buna rağmen NATO'nun daha fazla projesine ihtiyaçları olduğunu vurguladı.
Gupta, "Bence bizim için en önemli hedef, büyük ölçekli bir NATO'nun kurulmasından sonra Bosna Hersek'e yatırım semineri düzenlemek olacaktır." dedi.
Balkan ülkeleri arasındaki "eşitsizlik"
Prof. Dr. Edward P. Joseph, NATO liderlerinin Balkanlar'dan bahsederken savunma sanayi üretiminden bahsettiklerini ifade ederek, "Zirvenin kilit mesajı; acil noktası, Avrupa'nın kendi kendine yeterliliğidir. ABD'nin Avrupa'ya zorla yüklediği bu yük paylaşımı ve Avrupa'nın bu ciddi Rus tehdidi varken, kendi kendine yeterli olacağı iddiası var. Bu, kıtayı tehdit ediyor ve bence ABD'yi de tehdit ediyor." diye konuştu.
Balkanlar'da "kendi kendine yetebilirlik" durumunun söz konusu olmadığını dile getiren Joseph, Avrupa'nın "stratejik özerkliğe sahip olabileceğini" savunduğunun, buna rağmen Balkan ülkelerinin hala ABD'ye bağımlı olduğunun altını çizdi.
Balkan ülkelerinin eşit durumda olmadığını, yalnızca Sırbistan'ın nüfusunun bile bölgedeki diğer ülkelerin nüfusuna oranla fazla olduğunun altını çizen Joseph, bu eşitsizlik durumunun Balkanlar'daki mevcut sorunun çözülememesinin asıl sebebi olduğunu söyledi.
Joseph, "Sırbistan'ın tek sorun olduğunu söylemiyorum. Burası Balkanlar, hepsi katkıda bulunan faktörler ve gerilimleri artırmaya yardımcı olan liderler var ancak Sırbistan'la aradaki fark, bu ülkelerin her birinin liderlerinin NATO'ya katılmaya kararlı olması ve sadece Sırbistan'ın olmamasıdır." dedi.
ABD yönetiminde Balkanlar'a yönelik düşünce farklılığı
Poptodorova da konuşmasında, önceki zirvelere katılmış biri olarak bunun muhtemelen en zor NATO zirvelerinden biri olduğunu düşündüğünü söyledi.
Bunun sebebinin; ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, NATO'yu yeniden dengelemek ve NATO 3.0'ı kurmak için "iyi niyetle mi hareket ettiğini yoksa Avrupa güvenliğinden tamamen mi çekildiğinin" tam olarak anlaşılmamasından kaynaklandığını belirten Poptodorova, "Başkan Trump yönetiminde, iki farklı düşünce ekolü olduğunu biliyoruz. Biri bunun devam etmesini isterken, diğeri Amerika Birleşik Devletleri'nin çekilmesini istiyor." dedi.
Poptodorova, temelde Balkanlar'ın tartışıldığını ancak bugünkü modern tabirle "Güneydoğu Avrupa'nın, Batı Balkanlar'ın" tartışılmadığını vurgulayarak, yine de ABD'nin bölgeyle olan ilişkisinin çıkarlar yoluyla devam ettiğini kaydetti.