Özgür Özel: 'Sandık ve Kurultay İstiyoruz'

Son Güncelleme:

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sokağın sesine yanıt vererek sandık ve kurultay talep etti.

(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine ilişkin, "Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. Bugün dedim ki, sokağı görüyor musunuz, milleti duyuyor musunuz? Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye'nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sola tüm dostlar yan yana duruyor. 'Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye'nin meselesidir' diyor ve sizden bir şey bekliyor. Bir soru aldım, 'Siz ne diyorsunuz?' diye cevabım nettir, 'Tavizim yoktur biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz'" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Merkez bahçesinde "Parti İrademize Sahip Çıkıyoruz" eyleminde yaptığı konuşmada, "Evlerinden bizleri izleyenlere, dinleyenlere, gönlü burada olanlara, canı sıkkın olanlara sesleniyorum" diyerek, şöyle konuştu:

"Tarihin en büyük kuşatması, en büyük saldırısı ama sen inanırsan tarihin en büyük fırsatıyla karşı karşıyayız. Bakın bu meydana, sendikasıyla, sivil toplum örgütleriyle, sanatçısıyla, sporcusuyla, gazetecisiyle, yazarıyla tüm görüşlerden demokratlarıyla bu meydan, milletin ayağa kalkmak istediğini, bir mücadeleyi sahiplendiğini ve bir mücadelenin arkasında durduğunu göstermektedir. Bu meydan teslim olmazsa Türkiye teslim alınamaz. Buradan ilan ediyorum, öyle birileri bizi bir başımıza bırakıp da yalnızlaştırıp da hedefe koyup da aklınca itibarsızlaştırıp da bu mücadelenin belini kıracağını sandılar. Geçen sene 19 Mart darbesiyle Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu, Türkiye'yi gelecekte yönetecek kadroları hedef aldılar. Onları bırakmamızı, onlara sahip çıkmamamızı, onlara atılan iftiralara susmamızı, hatta onların yokluğunu kendimizce fırsat görmemizi beklediler. Biz, bu milletin her zorluğu görmüş ama asla birbirine sırtını dönmemiş, birbirine menfaat ilişkisiyle bağlı olmayan, kardeşlik hukukuyla bağlı olan, sevgiyle bağlı olan, birbirini seven evlatlarıyız, kadrolarıyız. Biz kimseyi geride bırakmadık, bundan sonra da geride bırakmayacağız."

"BU BUTLANA KARŞI BURADA KALMAYA, DİRENMEYE, MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDİYORUM"

Ben yıllarca arkadaşlarımızla, arkadaşlarımız için büyük mücadeleler içerisinde oldum. On yaşında Manisa'dan, iki öğretmenin evladı olarak bir elimde beyaz valizle İzmir'e, devlet parasız yatılı bursuyla okumaya gittim. O zamanlar adı 'leyli meccani' yani devletin karşılık beklemeden yatılı okuttuğu çocuklardan biriydim. O günlerde altı yıl, 10 yaşımdan 17 yaşıma kadar yatakhanelerde devlet parasız bursuyla büyüdüm. Sonrasında da hiç yatakhanelerden, misafirhanelerden ayrılmadım. Hep hayatım oralarda geçti. Meslek örgütümün misafirhanesinde yıllarca bir yatak, bir dolapla yaşadım. Milletvekili oldum, misafirhanelerde devam ettim. Geçen sene Saraçhane'de büyük saldırıya karşı Ekrem Başkan'ı aldıkları gece ve onun yerine kayyum atamaya kalktıklarında bu sefer valizle gittim Saraçhane'de bir kanepe buldum, bir oda buldum ve günümü gecemi orada geçirdim. Kaderde hep bir yatak, bir dolap, bir valiz var. 10 yaşında başlayan 'leyli meccani' Saraçhane ile devam etti. En son dün yaşananlardan sonra dedim ki: 'Baba evini terk edemem, buradan çıkamam, burada yatacağım.' Bu sefer bizim 'leyli meccani', 'leyli butlani' oldu. Bu butlana karşı burada kalmaya, direnmeye, mücadele etmeye devam ediyorum."

Özel, daha sonra parti otobüsünden çalınan "Yiğidim Aslanım" türküsüne yurttaşlarla birlikte eşlik etti.

"BİR KEZ DAHA İKTİDARLARINI KORUMAYA NİYETLENEN BİRİLERİNİN KUMPASI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Özel, daha sonra şunları kaydetti:

"Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla, bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayan, hem de o kurultayla ilgili yürüyen davaları perişan olmuş, şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları, 'Hani görmüştün?' 'Görmedim, duydum.' 'Kimden duydun?' 'Kimden duyduğumu unuttum.' ifadeleriyle, sırf AK Parti'nin işine gelsin diye talimatlandırılmış bir heyeti, AK Parti'nin yargı kolları başkanı tarafından verilen düzenli talimatlarla gün gün adım adım takip ederek Türkiye'nin kurucu partisine, ülkeye demokrasiyi getiren, demokratik seçimi getiren partiye yıllar sonra butlan kararı vererek, kendilerinin de savunamadıkları, sahip çıkamadıkları bir vicdansızlıkla adaleti katlettikleri bu kararı verdirerek Cumhuriyet Halk Partisi'ni karıştırmaya, akılları sıra partiyi bölmeye, kendi içinde meşgul etmeye ve bu fırsattan istifade bir kez daha iktidarlarını korumaya niyetlenen birilerinin açık tezgahı, açık oyunu, açık kumpası ile karşı karşıyayız."

Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız. Milletin, halkın gücüyle, sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte büyük bir mücadeleyi başlattık."

Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine değinerek, şöyle devam etti:

"Dünün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu, ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki; 'Sokağı görüyor musunuz, milleti duyuyor musunuz? Bu partinin baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye'den 65 baro isyan ediyor. Türkiye'nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri; en sağdan en sola tüm dostlar yan yana duruyor. 'Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir' diyor ve sizden bir şey bekliyor. Bir soru aldım: 'Siz ne diyorsunuz?' diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz."

"BUNLAR ACIMASIZLAR, BUNLAR BİR ŞEYDEN ANLAR: KUVVETTEN, GÜÇTEN, MEYDANDAN, KALABALIKTAN ANLAR"

İki şeye ömür vermeye, gerekirse can vermeye razı olmuşum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk'ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi; bu milletin önüne seçim sandığı gelecek. Bu iktidar değişecek. Herkes şunu bilsin, zaman zaman diyorum: Evde oturma, pijamayı çıkar, kumandayı bırak, geleceğine sahip çık. Sözüm meclisten dışarı ama bu iktidardan rahatsız olan, bu iktidarın değişmesini isteyen, maaşı yetmeyen, geleceğinden endişe eden, evladının geleceğinden endişe eden herkese diyorum ki, çare sendedir, çare senin çaresizlik hissetmende değil, bizimle birlikte mücadele etmendedir. Buradan sesimizin erdiği herkese, sözümüze değer veren herkese sesleniyoruz: Eğer bu kahraman insanlar bu partinin bahçesini, bu baba ocağını, bu sokakları, bu meydanları böyle doldurmasalar, bugün İstanbul'da 39 ilçe sel olup akmasa, bugün Manisa'dan Mersin'e, Trabzon'dan Edirne'ye bu millet bu mücadeleye sahip çıkmasa, bunlar bizi ezerler, bizi yok ederler. Bunlar acımasızlar, bunlar bir şeyden anlar: kuvvetten, güçten, meydandan, kalabalıktan anlar.

"BENDEN DE SİZE SÖZ, BU MÜCADELEYİ YARI YOLDA BIRAKAMAYIZ"

Bu meydanın gücüyle sandığı da getireceğiz, emekçinin hakkını da alacağız, emeklinin hakkını da alacağız, gençlerin de umudu olacağız. Her çağrıldığınızda meydanlarda dolup taşmaya var mısınız? Sizin gücünüzü bir araya getirmek şart. İcabında tüketimden gelen gücü kullanmaya var mısınız? İcabında hayatı durdurmaya var mısınız? İcabında direnişe var mısınız? Boykotsa boykot, grevse grev, sonuna kadar direniş var mısınız? İşte bu sesler, geleceği kurtaracak olan sestir.

Sözüm yarım kalmasın, araya bayram girer ama resmi tatil biter, o günler gelir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin hangi delegesi olursa olsun, son delegesi, önceki delegesi, hangi üyesi olursa olsun, en son kaydolanı 108 yaşında olanı… Bayramdan sonra, benim taviz yok dediğim en kısa zamanda, en uygun zamanda 'olur' denilen o kurultay için harekete geçiyoruz. Önce kurultay sandığını kurtaracağız, AK Parti'nin kara düzeninden sonra seçim sandığını kurtaracağız, bu ülkenin geleceğini kurtaracağız. Var mısınız? Söz mü? Benden de size söz, bu mücadeleyi yarı yolda bırakamayız. Benden de size söz, bu yürüyüş durmaz. Çünkü bu yürüyüş, mağdurların, mazlumların, iyi insanların, yoksul insanların, çalışkan ve dürüst insanların haysiyet yürüyüşüdür; onur yürüyüşüdür, iktidar yürüyüşüdür..."

(SÜRECEK)

Kaynak: ANKA