Reformlar Meyve Vermeye Başladı
Dünyanın önde gelen sigorta şirketlerinden Allianz Group, Avrupa bölgesini değerlendiriyor.
Belçika, Yunanistan, Portekiz ve İspanya'nın notları geçen yıla göre gelişme gösterirken, Almanya, Avusturya ve Lüksemburg listenin en tepesinde yer alıyor. Buna karşın Euro bölgesindeki 17 ülkeden 10'unun genel notlarında düşüş yaşanıyor.
14 göstergeye dayanan Allianz Euro Monitor, Euro bölgesindeki makroekonomik dengesizlikleri ölçüyor. 2012 yılı sonuçları, her şeyden önce çevre ülkeler için moral verici bir resim çiziyor. Allianz SE baş ekonomisti Prof. Dr. Michael Heise, raporun sonuçları hakkında yaptığı açıklamada "Belçika dışında sadece Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in geçen yıla göre genel notlarında bir iyileşme kaydettiği görülüyor. Sonuçlar şunu gösteriyor: reformlar zaman almakta ancak "sorunlu ülkeler" doğru yolda ilerliyor. Bu nedenle ekonominin gelecek yıl giderek istikrar kazanmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Çevre Ülkeler, Ciddi Durgunluğa Rağmen Sağlıklarını Geri Kazanmaya Başladı
Çevre ülkelerdeki reform girişimlerine bakıldığında olası olumlu sonuçların mevcut ekonomik zafiyetle maskelendiği söylenebilir. Yapısal reformların tam anlamıyla etkili olabilmesi için zaman geçmesi gerekiyor. Bunlar arasında kamu açığı, birim işgücü maliyetleri, iç talep ve işgücü verimliliği gibi göstergeler yer alıyor. Genel notlarını yükseltmeyi başaran ülkeler sadece Belçika (5,9), İspanya (5,0), Portekiz (4,1) ve Yunanistan (3,4) oldu. "Bütüne bakıldığında, toplumsal tartışmalarda genel olarak göz ardı edilmesine rağmen, Yunanistan ilerleme kaydediyor," diyor Heise. Portekiz, 2011'de 3,7 olan notunu 4,1'e çıkardı ve 2008'den bu yana en iyi notuna ulaştı. "Rekabet gücü" ve "özel ve dış borç" alanlarında ilerleme kaydedildi. Birim işgücü maliyetleri ve bütçe de iyi durumda. Geçen yıla göre bir sıra yükselen ve genel notu da 4,6'dan 5,0'a çıkan İspanya, beş göstergede ilerleme kaydetmeyi başardı. Güney Kıbrıs ilk defa genel sıralamada en sonda yer aldı; dört kategorinin üçünde ciddi bozulma görülürken geçen yıl 3,6 olan notu 3,0'a düştü.
On Euro bölgesi ülkesinin değerlendirmesi olumsuz
Yapılan sıralamada hiçbir ülke tek başına 8 veya üstü bir not alamadı; böyle bir durum genelde iyi bir performansa işaret ediyor. Almanya yine başta yer alırken (7,7) her ikisi de 7,0 puan alan Avusturya ve Lüksemburg onu takip ediyor. Zorlu ortama direnen Almanya – İrlanda ve Fransa gibi - geçen yılki notunu korumayı başardı ve 14 göstergenin 6'sında en yüksek puanı aldı. Almanya, en iyi performansını "özel sektör borçları ve net uluslararası yatırım pozisyonu" kategorisinde sergiledi. Fransa (5,6) dokuzuncu sıraya yükselirken, İtalya (4,5) bir basamak gerileyerek 13. sıraya geldi. Belçika en büyük sıçramayı gerçekleştirerek dört sıra birden ilerledi ve 5. sıraya yerleşti. Buna karşın Finlandiya (5,8) üç sıra geriledi ve 8. sırayı aldı. Geçen yıla göre notu düşen on ülke arasında Lüksemburg, Finlandiya ve Hollanda gibi kuzeydeki küçük ülkeler yer alıyor.
Ayrıntılı sonuçlara bakıldığında en zayıf göstergeler "iç talep" ve "işsizlik oranı" olarak ortaya çıkıyor. Bu durum, hükümetin kemer sıkma politikalarının ve makroekonomik gelişmelerde özel sektör kaldıracının ağır basan etkisini yansıtıyor. Kemer sıkma politikaları tek başına sıkıntı içindeki AB ekonomilerini toparlamaya yetmiyor. Heise: "Ülkelerin benimsenen yolda kararlı bir biçimde devam etmesi şart. Önlerinde hala uzun ve sıkıntılı bir yol var. Yine de Euro bölgesinde yapısal reformların meyvelerini vermeye başladığını görebiliyoruz."
AB reformu: Açık ve net hedefler gerekiyor
Aralık ortasındaki AB zirvesinde AB reformları için spesifik ve zaman kısıtlaması olan bir yol haritasının masaya yatırılması planlanıyor. Heise, siyasi düzeydeki önemli kararların öncesinde zorlukları aşma konusunda ilerleme olduğunu görüyor. "Biz şüpheciler arasında yer almıyoruz ve ilerleme var, Euro bölgesi ülkeleri daha fazla entegrasyona doğru mesafe kaydediyor. Politika belirleyiciler Euro için mücadelelerinde inisiyatifi yeniden ele aldı. Açık hedeflerle kararlı aksiyonlar almak gündemin ana maddesi olmayı sürdürüyor," diyor Heise. "Her şeyin ötesinde daha entegre bir Avrupa yönünde siyasi ilerlemenin ve sorunlu ülkelerde süregelen harici ayarlamaların borç krizini yavaş yavaş rahatlatmaya katkıda bulunacağına inanıyoruz," diye açıklıyor Heise. Yakın geçmişte yapılan değerlendirmeler, iyimserlik payı içeriyor: Tek para birimi bölgesine yönelik banka birliğinin bir parçası olarak öngörülen tek bir bankacılık denetim otoritesi, kısa süre önce uygulamaya konan ve bankacılık kriziyle artan hükümet borçları arasındaki negatif döngüyü kırmayı hedefleyen kalıcı kurtarma fonu ESM'nin bankalara doğrudan sermaye sağlamasına giden yol için zemin hazırlayacak.