Selamlaşma, Kültürü Canlandırılıyor

Son Güncelleme:

Her yıl Ramazan ayında bir konu belirleyen Diyanet İşleri Başkanlığı, 'Selamlaşma' kültürünü ay boyunca gündeme taşımaya devam ediyor.

Her yıl Ramazan ayında bir konu belirleyerek kaybolmaya yüz tutan değerleri yeniden toplumun gündemine taşımayı hedefleyen Diyanet İşleri Başkanlığı, 'Selamlaşma' kültürünü ay boyunca gündeme taşımaya devam ediyor.


2012 yılının Ramazan ayı temasını, "İnsan İlişkilerinin En Önemli Unsuru, Medeni İletişimin Sembolü: Selam ve Selamlaşma" olarak belirleyen Diyanet İşleri Başkanlığı, tarafından aylık olarak yayımlanan Diyanet Aylık Dergi'nin aylık sayısını da selam ve selamlaşmaya ayırdı.


Dergide bir başyazı kaleme alan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, selamın, dilden kalbe, kalpten organlara; bireyden topluma ve tüm insanlığa yansıyan barış dili olduğunu ifade etti. Başkan Görmez yazısında, İslam'da insan ilişkilerinin hak, hukuk, adalet, doğruluk, eşitlik, merhamet, şefkat, sevgi, saygı, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi yüksek fazilet ve erdemler üzerine inşa edildiğini belirterek, bu erdemlere ulaşmanın en güzel yollarından birinin de selam ve barış dilini ilişkilere hakim kılmak olduğunu ifade etti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez'in başyazısından öne çıkan başlıklar şöyle: "İlişkilerimizde selam ve barış dilini hakim kılalım. İslam'da insan ilişkileri hak, hukuk, adalet, doğruluk, eşitlik, merhamet, şefkat, sevgi, saygı, dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi yüksek fazilet ve erdemler üzerine inşa edilmiştir. Söz konusu fazilet ve erdemlere ulaşmanın en güzel yollarından biri, hiç şüphesiz selam ve barış dilini ilişkilerde egemen kılmaktır. Selam, her şeyden önce insanların birbirleriyle sağlıklı iletişim kurmalarının temelidir. Dilden kalbe, kalpten organlara; bireyden topluma ve tüm insanlığa yansıyan barış dilidir. Sosyal ilişkileri barış üzerine kurmanın, güven ve huzuru gerçekleştirmenin, dostluk ve kardeşliği geliştirmenin yoludur. Sinelerdeki ağır yükleri atmanın, küskünlük ve dargınlıkları gidermenin adresidir. Müslümanın kimliğini inşa eden temel bir şiar ve semboldür. Fert ve toplum hayatında barış ve güvenin sembolü, huzur ve mutluluğun kaynağı, müminlerin birbirlerine karşı iyi niyetlerinin bir göstergesidir. Daha da önemlisi kardeşlik hukukunun bir gereğidir"


Selamlaşma gibi yüksek değerin modern zamanlarda önem ve değerini yitirmeye başladığına işaret eden Görmez, şu noktalara dikkat çekti: "Toplum hayatından fert ve aileye, kitle iletişim araçlarından sanal ortamlara kadar pek çok alanda selam ve barış dili yerine çatışma ve kavga dili egemen olmaya başladı. Tanışma ve bilişmenin en güzel yolu olan selam ve barış dili, ötekileştirme, ayrıştırma ve farklılıkları tek tipleştirme ya da yok etme girişimlerinin etkisiyle büyük yara aldı. İnsanlık selam ve barış dilinden gün geçtikçe uzaklaşmaya, esenliğe sırt çevirmeye başladı. Diğer taraftan dünyevileşme ve bireysellik giderek ön plana çıkmaya başladı. İnsanlar, kalabalıklar içinde yalnızlaştı. Mahallelerin, sokak ve caddelerin aile sıcaklığını aratmayan o dostane ilişkileri kaybolmaya yüz tuttu. İnsanlar birbirine yabancılaştı. İlişkilerde samimiyetsizlik ve güvensizlik yaygınlaştı. Selam ve selamlaşma kültürünün toplumsal hayattaki varlığı ve görünürlüğü azaldı. Artık insanlar bırakın tanımadığı insanlara selam vermeyi tanıdıklarını bile görmezden gelmeye başladı. Oysa selam; barış, esenlik, güven, emniyet, huzur ve mutluluk temelleri üzerine bina edilen İslam'ın rahmet yüklü evrensel mesajlarıyla hayat bulmaktır. Selam, Allah Teala'nın, 'Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin' emri uyarınca, müminlerin evlerine duayla girerek ailelerini ve evlerini bereketlendirmelerinin güzel bir vesilesidir. Selam, sadakadır. Öte dünyaya göçmüş kardeşlerimize de rahmet dilemektir" - AYDIN

Kaynak: İHA