Seyit Aslan'dan Bahçeli'nin "Kararımız Net" Çıkışına: "Ortağıyla Bir Araya Geldiğinde Bunları Konuşmak Yerine Herhalde Çay Kahve İçip Fal Bakıyorlar"

Son Güncelleme:

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” çıkışına ilişkin “Bahçeli herhalde ortağıyla bir araya geldiğinde bu meseleleri konuşmuyorlar, tartışmıyorlar. Çay, kahve içip herhalde fal bakıyorlar. Oysaki şunun altını özellikle çizmek isteriz. Bahçeli sen Cumhur İttifakı’nın ortağısın, dayanağısın. Bugün Demirtaş içerideyse, Figen Yüksekdağ içerideyse, Ahmet Türk ve Ahmet Özer belediye başkanlıklarından alınıp yerine kayyum atandıysa, cezaevlerinde yattılarsa, Kürt halkının demokratik hak ve özgürlükleri çiğneniyorsa burada siz bu işlerden sorumlusunuz. Böyle sözler ederek sorumluluklarınızdan kurtulamazsınız” dedi.

(İSTANBUL) Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir" çıkışına ilişkin "Bahçeli herhalde ortağıyla bir araya geldiğinde bu meseleleri konuşmuyorlar, tartışmıyorlar. Çay, kahve içip herhalde fal bakıyorlar. Oysaki şunun altını özellikle çizmek isteriz. Bahçeli sen Cumhur İttifakı'nın ortağısın, dayanağısın. Bugün Demirtaş içerideyse, Figen Yüksekdağ içerideyse, Ahmet Türk ve Ahmet Özer belediye başkanlıklarından alınıp yerine kayyum atandıysa, cezaevlerinde yattılarsa, Kürt halkının demokratik hak ve özgürlükleri çiğneniyorsa burada siz bu işlerden sorumlusunuz. Böyle sözler ederek sorumluluklarınızdan kurtulamazsınız" dedi.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, partisinin Bakırköy'deki merkezinde basın toplantısı düzenledi. Siyasetten ekonomiye, dış politikadan işçi eylemlerine kadar pek çok konuya değinen Aslan, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ocak ayı enflasyon verilerine ilişkin şunları söyledi:

"TÜİK tarafından açıklanan verilerin gerçeği ifade etmediğini hepimiz biliyoruz. TÜİK'in istatistik kurumu değil, adeta algı yönetimi ofisi haline geldiği bir kez daha ortaya çıktı. Sokakta, pazarda emekçilerin hissettiği enflasyonla TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon arasında dağlar kadar farklar var. Yani sepetlerle oynanıyor, ürünlerle oynanıyor, çeşitli ölçümlerle oynanıyor ve sarayın istediği, sarayın öngördüğü enflasyon oranları TÜİK tarafından açıklanıyor. Gerçekten saklanıyor. TÜİK bilimsellikten, gerçeklikten uzaklaşmıştır. Kamuoyuyla gerçekleri paylaşmıyor, paylaşmamakta da ısrar ediyor. Bu tutumu bir kez daha kınadığımızı belirtmek isterim. Yeni yılla birlikte belirlenen asgari ücret ve onun sonuçlarını hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmesiyle birlikte işçilerde ve emekçilerde bir hak arayışı mücadelesi de başlamış durumda. Yeni yılla birlikte artan zamlar, alım gücünü giderek düşürmekte ve bunun karşısında işçiler hoşnutsuzluklarını ortaya koymaktadır. Geçtiğimiz günlerde Migros ve A101 depolarındaki eylemler, işçilerin iş bırakması, sendikal hak talebi, ücretlerinin artırılması talebi karşısında ne yazık ki güvenlik güçleri dahil olmak üzere saray rejimi, saray iktidarı taleplerin karşılanması yerine işçileri ve emekçileri gözaltına alarak, sindirmeye çalışarak, sendikacıları sürükleyerek gözaltına almaya çalışmıştır ve gözaltına alınan işçiler ve emekçiler, çıktıkları günden itibaren de mücadelelerine devam etmişlerdir."

"Zamlar enflasyon karşısında eriyip gidiyor"

Geçtiğimiz bir iki gün içerisinde Kolay Gelsin kuryeleri de iş bırakarak bu taleplerini ve mücadelelerini ortaya koyuyorlar. İşçilerin taleplerini karşılamak yerine işten atmalarla tehdit eden, sendika değiştirmekle tehdit eden Migros yönetimi ve diğer perakende şirketlerinin yöneticilerine sesleniyoruz. İşçilerin talepleri karşısında baskı yerine onların taleplerini karşılayın. O taleplerin yerine gelmesi için adım atın diye buradan belirtmek istiyoruz. Migros, A101 ve Şok gibi perakende tekelleri karlarına kar katarken emekçileri sömürmeye devam ediyorlar. Yüksek fiyat ve aşırı kar uygulaması halkın yoksulluğunu derinleştiriyor. Bu sömürücü perakende tekellerine karşı işçilerin sorunlarına sahip çıkmaya ve yanlarında olmaya, birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Yeni yılla birlikte işçi emeklilerine ve kamu memurları emeklilerine dönük zamlar yapıldı. Bu zamlar enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Günlerdir emekliler sokaklarda eylemler, gösteriler yaparak ücretlerin yükseltilmesini, insan onuruna yaraşır bir ücret konusunda mücadelelerini sürdürüyorlar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan bu sorunlara gözlerini kapatırken, kulaklarını tıkarken emekliler seslerini duyurmak için her gün yeni eylemlerle ve gösterilerle mücadelelerini sürdürüyorlar.

"Halkın iradesine saygı gösterilmelidir"

Ordu'daki bir gezisinde adeta emeklilerle alay eden, emeklilerin taleplerini görmemezlikten gelen Vedat Işıkhan, aldığı bir simidi emeklilerle bölerek paylaştırdı. Bir simidi 3 tane emekliye vererek herhalde sorunu böyle çözmeye çalışıyor. Bu emeklilerle dalga geçmektir. Bu emeklilerle alay etmektir. Bu emeklilere adeta ölün demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Emekliler de kabul etmiyor. Emeklilerin mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Vedat Işıkhan'a söyleyeceğimiz şey şudur. Tekellerin kasalarına milyarları, trilyonları akıtmak yerine emeklilerin, işçilerin taleplerini karşılayın ve onların alım gücünü yükseltecek iyileştirmeler yapın.

Türkiye'de siyasal gelişmeler hızla akıp gidiyor. Geçtiğimiz yıl 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptali ve belediye başkanlarına yapılan operasyonlardan sonra belediye başkanlarının yargılanacağı duruşmalar başlamış durumda. Geçtiğimiz günlerde Silivri zindanlarında Aziz İhsan Aktaş davası görüldü ve bu ay içerisinde bu dava günlerce sürecek. Aziz İhsan Aktaş davası diye bilinen bu sürecin kendisinde aziz İhsan Aktaş korumalarla VIP salonlardan, kapılardan geçerek davaya gelirken yargılanan belediye başkanlarının kendilerinin de ifade ettiği gibi tabuta benzer ringlerle duruşma salonlarına getiriliyorlar. Bu durum asla kabul edilemez. Bu antidemokratik uygulamalar, bu antidemokratik tutuklamalar, bu keyfi tutumları asla kabul etmiyoruz. Gözaltına alınan, tutuklanan, yerine kayyum atanan DEM ve CHP belediyelerinde belediye başkanları serbest bırakılmalıdır. Halkın iradesine saygı gösterilmelidir. Atanan kayyumlar geri alınarak belediye başkanları, belediye çalışanları, meclis üyeleri görevlerine mutlaka başlamalıdırlar. Sarayın bu yargı sopası, bu operasyonları ne halkı ne bizleri ne de tutuklu belediye başkanlarını yıldırmayacaktır, yıldıramayacaktır.

"Demirtaş ve Yüksekdağ salıverilmeli"

Dün Bahçeli grup konuşmasının hemen sonunda 'Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir' diye bir ifade kullandı. Bir yıldan fazladır devam eden sürecin kendisi gerek Bahçeli'nin gerek Erdoğan'ın kürsü konuşmalarında çokça dile getirdi. Şimdi Bahçeli'nin ifade ettiği bu mesele, yani Öcalan'ın umut hakkı, Ahmet Türk ile Ahmet Özer'in belediye başkanlığına geri dönmesi, Demirtaş'ın cezaevinden çıkarak özgürlüğüne kavuşması meselesinde herhalde ortağıyla bir araya geldiklerinde bu meseleleri konuşmuyorlar, tartışmıyorlar. Çay kahve içip herhalde fal bakıyorlar. Oysaki şunun altını özellikle çizmek isteriz. Bahçeli sen Cumhur İttifakı'nın ortağısın, dayanağısın. Bugün Demirtaş içerideyse, Figen Yüksekdağ içerideyse, Ahmet Türk ve Ahmet Özer belediye başkanlıklarından alınıp yerine kayyum atandıysa, cezaevlerinde yattılarsa, Kürt halkının demokratik hak ve özgürlükleri çiğneniyorsa burada siz bu işlerden sorumlusunuz. Böyle sözler ederek sorumluluklarınızdan kurtulamazsınız. Bir an önce Ahmet Özer de Ahmet Türk de belediye başkanlıkları görevlerine dönmelidirler. Selahattin Demirtaş da Figen Yüksekdağ da AİHM kararları, Anayasa Mahkemesi kararları uygulanarak bir an önce salıverilmeli ve özgürlüklerine kavuşmalıdırlar."

Kaynak: ANKA