Soma'daki göçükte 5 madenci ölünce Bağımsız Maden-İş iki bakana istifa çağrısı yaptı
Bağımsız Maden-İş Sendikası, Soma'daki madende 1 Ekim'de meydana gelen göçükte 5 madencinin ölmesinin ardından gerekli önlemlerin alınmadığını öne sürdü. Sendika, şirket yetkilileri ve kamu görevlilerinin yargılanmasını, Enerji ve Çalışma bakanlarının istifasını istedi.
Haber: Fatih ÖZKILINÇ/Osman BEKAR Kamera: Akın KÜÇÜKKURT
(MANİSA) - Manisa'nın Soma ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 5 madencinin hayatını kaybetmesinin ardından Bağımsız Maden İş Sendikası, olayın yaşandığı Doğu 5 Panosu'nda üretime geçilmesi için çalışmaların hızlandırıldığını ve gerekli önlemlerin alınmadığını öne sürdü. Göçükten önce ocakta denetim yapıldığını belirten sendika yöneticileri, şirket yetkilileri ile sorumluluğu bulunduğunu savundukları kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi. Sendika, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ı da sorumlu tutarak istifaya çağırdı.
Manisa'nın Soma ilçesinde faaliyet gösteren maden işletmesinde 1 Ekim'de meydana gelen göçükte 7 madenciden 5'inin ölmesi, 2 madencinin yaralanmasıyla ilgili Bağımsız Maden İş Sendikası tarafından bugün Soma'daki sendika genel merkezi önünde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında sendika yöneticileri, göçüğün meydana geldiği maden ocağındaki çalışma koşulları, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, denetimler ve olayın ardından yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"BU BİR KAZA DEĞİL, CİNAYET"
Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Merkez Hukuk ve TİS Sekreteri Volkan Çetin, 5 madencinin hayatını kaybetmesinden dolayı büyük üzüntü ve öfke yaşadıklarını belirterek, şunları söyledi:
"1 Ekim günü beş arkadaşımızı kaybettik, çok öfkeliyiz. Sendikamız Türkiye'de her yıl binlerce insanın, işçi ölümlerinin gerçekleştiğinin farkında ve bugün bir yöneticimiz, dört üyemiz olmak üzere yönetici arkadaşlarımız, üye arkadaşlarımız iş cinayetlerini önlemek için çalışıyorlardı. Fakat bugün çok acı bir tabloyla baş başayız. İş cinayetleri olmasın diye mücadele veren yöneticimiz Ramazan İnce'yi de kaybettik. Biliyoruz ki biz bu bir kaza değil. Bu cinayet ve bu cinayetin sorumlularından mutlaka hesap soracağız ama mutlaka hesap soracağız. Bu bizim baş davamız oldu. Yoldaşlarımızı toprağı gömenlerden hesabını soracağız. İmbat Madencilik, bu yörede 40 yıldır madencilik yapan bir işletme ve övündüğü noktalardan biri de iş sağlığı ve güvenliği. Fakat İmbat Madencilik artı kodlarda çalışan bir ocaktı. Son birkaç yıldan beri eksi kodlarda çalışmaya başladı. Eksi kodlarda çalıştıktan sonra bu madencilikte daha fazla tehlikeler oluşuyor. Bu tehlikelerin farkındaydı İmbat Madencilik. Farkında olmasına rağmen Doğu 3 panosunun yangından kapalı olmasından dolayı Doğu 5'i hızlı bir şekilde üretime geçmek için iş sağlığı ve güvenliğini hiçe saymıştır. Hemen bir an önce kar hırsıyla Doğu 5 panosunu bir an önce üretime geçirebilmek için alması gereken önlemleri almamıştır. Tavan taşı dediğimiz taşın göçmesi sonucuyla 5 arkadaşımızı yitirdik. Fakat tavan taşının göçmesi olağan bir durum. Her zaman olabilecek bir durum. Bu duruma karşı yeteri kadar tahkimat önlemleri almamıştır. Bu tahkimatları almamasından dolayı daha fazla hırs, daha fazla kazanç sebebiyle 5 arkadaşımızı katletmiştir. Kanları ellerindedir. Fakat biz bu kanların hesabını soracağız, muhakkak ki soracağız."
"DENETLEMECİLER 'BU OCAK ÇALIŞABİLİR' DEDİ"
Ocağın olaydan önce denetlendiğini de belirten Çetin, denetim süreci ve ilgili bakanlıkların sorumluluğuna ilişkin şöyle konuştu:
"Daha üç gün önce bu ocaktan denetlemeciler çıktı. Denetlemeciler 'bu ocak çalışabilir' dedi. 'Bu ocak çalışabilir' diyen denetlemeciler, bunları gönderen Çalışma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı en az ama en az İmbat kadar sorumludur. Bunların hepsi yargılanmalıdır, istifa etmelidir. Bu arkadaşlarımızı bile bile katlettiler. Neden? Daha fazla kazanç uğruna. Doğu 3 panosu yangından dolayı kapalı olduğu için bir an önce üretim... Tek dertleri; bir an önce üretim, başka açıklaması yok. 'Tavan çökmesi' denilen, madenciliği bilenler bilir, olayda tahkimat yeteri kadar alınsaydı bu kasalar dayanacaktı. Bu kasalar dayanamadığından dolayı arkadaşlarımızın bugün hepsi toprak altında. Elleri kana bulaştı İmbat'çıların. Yıllardan beri onlarca yüzlerce insanı kanı var İmbat Madenciliğin elinde. İmbat Madencilik güveniyor kendine, Soma havzasında tek başına kaldı. 'Soma bana muhtaç, ben olmadım mı Soma olmaz' diyor. Bunun özgüveni, bunun gücüyle 'ne yaparsam yapayım benden hesap sorulamaz' diyor. Ama bilmediği bir şey var. Burada Bağımsız Maden-İş Sendikası var. Bunun sorumlularından tek tek hesap sorulacak. Soma'nın siyasetine, devletine, her kurumuna hükmeden İmbat Madencilik burada bir avuç insanın olduğu bağımsız Maden-İş Sendikasına hükmedemeyecek. Biz bunun sorumlarından hesabı soracağız."
"KARDEŞLERİMİZİN KANI YERDE KALMAYACAK"
Hayatını kaybeden sendika yöneticisi Ramazan İnce'nin iş cinayetlerini önlemek için mücadele ettiğini vurgulayan Çetin, sendikanın, olayın ardından bir süre açıklama yapmamasına yönelik eleştirilere şöyle yanıt verdi:
"Ramazan kardeşimiz Bağımsız Maden-İş Sendikası yöneticiliği yapıyor iş cinayetlerini önlemek için. Ne kadar manidar bir durum. İş cinayetlerini önlemek için mücadele eden arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. Şimdi biz bunun hesabını sormazsak kendimize, çoluğumuzun çocuğumuzun yüzüne, arkadaşlarımızın yüzüne bakamayız. Bunun hesabı muhakkak ki sorulacak. Bağımsız Maden-İş Sendikası 3 gündür susuyor. 'Neden susuyor?' diyenler oldu. Bilsinler ki biz arkadaşlarımızı toprağa verene, yasımızı tutana kadar sessizdik. Ama bunun hesabı muhakkak ki sorulacak. Ankara'daki, Çayırhan'daki gibi. Bir hafta hapishanede yatırıp, tamam susuldu, Bağımsız Maden-İş'te Ankara'dan çekildi, Doruk eylemi bitti, 'hadi arka kapıdan salalım.' Yok öyle bir dünya. Kim ise en altından en üstüne kadar, hesabını verecek, hesabını soracağız. Tüm Soma, tüm Türkiye bunu bilsin. Kardeşlerimizin, yoldaşlarımızın hesabı, kanı yerde kalmayacak."
ÇETİN: "EMNİYETSİZ ORTAM VARDI"
Bağımsız Maden İş Sendikası Ege 1 Nolu Şube Başkanı Süleyman Çetin de olay sırasında Doğu 4 panosunda çalıştığını, göçük haberinin ardından Doğu 5 panosuna giderek arama çalışmalarına katıldığını anlattı. Çetin, çalışma ortamının emniyetsiz olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Doğu 4 panosunda çalışıyordum ben. Olay haberi geldi. Alel acele Doğu 5 panosuna gittim. Gerçekten de çalışma arkadaşlarım, yol arkadaşlarım çok vahim bir şekilde iş kazası değil, cinayet... Orada aramalara katıldım. Arkadaşlarımıza belki sağ salim ulaşabiliriz diye ama imkansız olduğunu gördük. Orada gözlemlediğim kadarıyla emniyetsiz çalışma vardı, emniyetsiz ortam vardı. Bu emniyetsiz ortamı her gün bu iş yerine giren temsilciler görmedi mi? Bu temsilciler bu işçilerin parasını alıyor. Bu işçilerin iş sağlığı ve iş güvenliğini sağlayamıyor. Türkiye Maden İşçileri Sendikası resmen bir sarı sendikadır. İşçilerin can ve iş sağlığını sağlayamıyor. Dışarı çıktığımda arkadaşlarımızın ailelerine bir şey diyemedim Arkadaşlarımızın öldüğü bu iş yerinde bu sarı sendikacılara sendikacılık yaptırmayacağım. Yapmayın böyle sendikacılık, böyle sendikacılık olmaz. Böyle işçi savunulmaz. Lanet olsun sizin gibi sendikacılığa. İmbat Madencilik'te ben 20 yıldan beri çalışıyorum. 20 yıldan beri aynı düzen, aynı sistem değişmedi. Biri gidiyor, biri geliyor. İmbat Madencilik'te işçiler denetleyecek bundan sonra, işçiler gözlemleyecek. Kafasına takılan her şeyi işçiler bize bildirecek. Çok üzgünüz, çok öfkeliyiz, çok kızgınım. Diyecek bir şey de bulamıyorum."
ATICI: "ONLAR PARA SAYDI, BİZLER NEFES SAYDIK"
Bağımsız Maden İş Sendikası Eğitim Sekreteri Serdar Atıcı ise hayatını kaybeden madencilerin geride bıraktığı ailelere dikkati çekerek, Ramazan İnce'nin eşyalarını ailesine teslim ettiği sırada yaşadıklarını şöyle anlattı:
"1 Ekim 2026 yılında 5 arkadaşımızı kaybettik. Aslında 5 arkadaşımızı değil, 5 anneyi, babayı, 4 eşi, Ramazan İnce kardeşimizin kız arkadaşını, 9 çocuğu ve sayısız dostlarımızı gözü yaşlı bıraktı. Bu çok ağır bir şey. Kaç zamandan beri bilinen bir şeyi bilmiyormuş gibi bir şekilde hiçe saydılar. Onlar para saydı, bizler nefes saydık. Biz nefes saymak zorunda değiliz. Bize şunu söylüyorlar: Biz olmazsak hiçbir şey olmaz, işçi olmaz. Asıl işçi olmazsa hiç kimse olamaz. İşçi olacak ki senin cebine para girecek. Sen işçinin alın terini vereceksin ama vermedin. İş sağlığı ve güvenliğinden kaçtın. Bu bir maliyet. Maliyetten kaçtın. Bir an önce para saymanın hedefine gittin. Bu yenilir, yutulur bir şey değil. Ben dün Ramazan İnce arkadaşımızın ve yöneticimizin evine eşyalarını teslim etmeye gittiğimde hiçbir şey diyemedim. Diyecek bir sözüm yoktu. Kardeşi 'kardeşimin eşyaları geldi ama kardeşim nerede' dedi. Hiçbir cevap veremedim. Veremeyiz de. Bu bir resmen cinayettir. Bilinerek ve isteyerek yapılmış gibi. Diyecek bir şey bulamıyorum. Sözün bittiği yer."
BATI: "HER TÜRLÜ MÜCADELEYİ VERECEĞİZ"
Bağımsız Maden İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı da olaydan sonra sendikanın ayrıntılı açıklama yapmamasının nedeninin hayatını kaybeden madencilerin yasını tutmak olduğunu söyledi. Hukuki sürecin takipçisi olacaklarını belirten Batı, şunları söyledi:
"Yasta olduğumuz için birkaç gündür olayın, katliamın yaşandığı günden bu yana kamuoyunu bilgilendirecek detaylı açıklamalar yapmadık. Çünkü önce bu kardeşlerimizin; başta şube yöneticimiz, burada beraber dirsek çürüttüğümüz, toplantılarda bu İmbat'ın sorunlarını nasıl çözeriz diye tartıştığımız, iş cinayetlerini nasıl engelleriz diye konuştuğumuz Ramazan İnce başta olmak üzere diğer dört üyemizle beraber burada beş madencimizin acısını yaşıyoruz. Her gün aileleriyle görüşüyoruz. Mezarları başında kendilerini son yolculuklarına uğurladık. Tüm bunlar yaşanırken bir yandan da sendika olarak hem Türkiye işçi sınıfına hem Soma halkına, Türkiye madencilerine karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek amacıyla elimizden geldiğince eline madenci kanı bulaşmış, kim varsa hesap sormak üzere çalışmaya başladık.
Acımız taze ama buradan şunu söylemekte hiçbir beis görmüyoruz: İmbat'ın en tepesinden en aşağısına en aşağısından en yukarısına kadar zerrece eline madenci kanı bulaşmış olan kim varsa hapiste çürümesi için, hayatının sonuna kadar güneşi görmemesi için bizim yerin altına koyduğumuz beş arkadaşımızın hayatlarının bir daha güneşi göremeyecekleri gerçeğiyle yüzleşerek, tek birinin bile bir daha güneşi duvarların arasından görmemesi için elimizden gelen mücadeleyi yapacağız."
Yıllar önce yine Soma'da yaşanan maden faciasında 301 madencinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Batı, "301'in avukatlığını yapan Selçuk Kozağaçlı cezaevinde yıllardır. Can Atalay yıllardır cezaevinde. 301'in hakkını savunan insanlar cezaevindeyken o katliamın failleri dışarıda serbest serbest dolaşıyorlar. Biz başımıza bunun gelmesi ihtimalini de daha kötüsünü d daha ağırını da başımıza gelebilecek her şeyi de göze alarak tek bir madencinin tek bir damla kanını yerde bırakmamak üzere söz verdik. Türkiye'nin her yerinde yıllardır madenciler canları içe sayıldığı için, gerekli önlemler alınmadığı için bu olayda örneğini gördüğümüz gibi bir an önce para kazanalım, bir an önce çekip gidelim, bir an önce paramızı sayalım diye katlediliyorlar. Bunun örneklerindeki gibi faillerin elinde madenci kanı bulunanların dışarıda rahat rahat gezmesine izin vermeyeceğiz. Bunun için de her türlü mücadeleyi vereceğiz."
ÇOLAK: "13 MAYIS'IN TEKRARINI YAŞADIK"
301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak da Soma'da daha önce yaşanan maden faciasını hatırlatarak iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine ilişkin eleştirilerde bulundu:
"Dünyanın ve Cumhuriyet tarihimizin en büyük iş cinayetinin yaşandığı bir şehirde 13 Mayıs'ın tekrarını yaşamış bulunmaktayız. Bu katliamlardan asla hiçbir ders almayan siyasal iktidar, sarı sendikalar ve sermaye sahipleri, Soma 13 Mayıs'tan sonra Ermenek'te 18 kişi, Şirvan'da 16 kişi, İliç'te, Amasra'da da olmak üzere işçi katliamları hala daha devam etmektedir. Bu katliamların sebepleri, sebep olanların kimler olduğu gayet net ve açıktır. Sermaye daha çok kazansın, çok daha kar yapsın ama işçi sağlığı, iş güvenliği tedbirlerini almasın diyen, bizi yöneten, bizim başımızda yıllardır işçiyi,emekçinin hakkını, emeğini sömüren insanlar... Bu işçiler asla yalnız değildir. Bu işçinin, emekçinin arkasında dağlar gibi Bağımsız Maden-İş Sendikası vardır. Bu sendika var olduğu sürece işçinin, emekçinin tüm hakları korunacaktır."
SENDİKANIN BASIN AÇIKLAMASI
Konuşmaların ardından Bağımsız Maden İş Sendikası tarafından hazırlanan basın açıklaması metni okundu. Açıklamada, geçmiş yıllarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde meydana gelen maden ve işçi ölümleri hatırlatılarak, iş sağlığı ve güvenliği, sendikal örgütlenme ve denetim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Sendikanın açıklamasında, göçüğün meydana geldiği Doğu 5 Panosu Ayak Hazırlık Bacası'ndaki çalışmalara ilişkin teknik değerlendirmeye yer verildi. Sendika, göçüğün oluşum sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Katliamın yaşandığı Doğu 5 Panosu Ayak Hazırlık Bacası, henüz üretime başlamamış, şirketin bir an önce üretime başlama hırsıyla çalıştırdığı bir ayaktır. Şirketin bir an önce hazırlık aşamasını tamamlamak için yer altında kullanılacak ekipmanları monoray ile ayağa taşıması sürecinde, ekipmanlar açıklıktan geçmediği için 'taban alma' diye tabir edilen, monorayın geçtiği tünelin tabanının kazılması ile genişletilmesi ve derinleştirilmesi işi yapılmıştır. Bu işlem neticesinde tüneli taşıyan tavan kasalarını tutan tahkimat direklerinin altları boşaltılmıştır. Direk eklemeleri hızlı ve çabuk olsun diye yeteri kadar tabana gömülmemiştir. Monoraydan geçirilen ekipmanların yarattığı düşünülen dengesizlik ve galeri sürme işleminde tahkimatın üstünün akıtılması neticesinde oluşan boşluğun oturmasıyla desteksiz kalan kasaların çökmesi göçüğü meydana getirmiştir. Orta direklerde, şapkanın üstünde olması gereken kelepçe türü değil, bu direklere uygun olmayan J kancalar kullanılmıştır. Bu uygulama orta direklerin sağlam durmasına engel olmuştur. Soma havzasında bu zamana kadar artı kotlarda çalışan şirketler, formasyonun karakteristiği gereği tavan taşının sağlamlığına güvenip tahkimatı olması gerekenden zayıf tutma inisiyatifi kullanmışlardır. Ancak biliyoruz ki eksi kotlara inildiğinde tavan taşlarında fay etkisi ve riskler çoğalmaktadır. Eksi kotlarda metan gazının ve kömürün kalorisinin artması sebebiyle yangınlarda artış gündeme gelir. İmbat Madencilik, yaklaşık 40 yıldır bu havzada çalışan bir kurum olarak bu hakikatin bilincindeydi. Fakat Doğu 3 Panosunun yangın sebepli kapalı olması dolayısıyla Doğu 5 Panosunun hızlıca üretime geçirilmesi için bu gerçekler görmezden gelindi ve tahkimat zayıf tutuldu. Yukarıda bahsedilen aşırı özgüvenin yarattığı özensizlik ve ihmallerden dolayı 5 madenci kardeşimiz katledilmiştir. Sendikamız üyesi, yöneticisi ve dostu çok fazla deneyimli madenci, tekniker ve mühendisle, hem göçüğün yaşandığı ayakta çalışan ve yaralı olarak kurtulmuş hem de arama-kurtarma çalışmalarına katılmış madencilerle kurduğumuz Değerlendirme Kurulunda yaptığımız istişareler sonucu katliama dair teknik değerlendirmemiz bu şekildedir."
BAKANLIKLARA DENETİM ELEŞTİRİSİ
Sendika açıklamasında göçüğün yaşandığı ocağın olaydan önce denetlendiğini belirtilerek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yönelik "Katliamın yaşandığı ocağın, göçükten iki gün önce denetlendiği, denetim sonucunda daha önce kapatılan bir maden panosunun tekrardan işletmeye açıldığı gerçeği, bu katliamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın da sorumlu olduğunu göstermektedir. Türkiye yeraltı madencisi, dünya madenci ücretlerinin çok daha altında çalışmakta, her geçen gün özel sektör patronları tarafından öldürülmektedir. Bakanlıklar yaratılan bu gerçekliğin doğrudan sorumlusu olup, 5 madencinin katledilmesinde de muhatabımızdırlar" denildi.
SENDİKA TALEPLERİNİ AÇIKLADI
Bağımsız Maden İş Sendikası'nın açıklamasınrda atılması gereken adımlar ve talepler şöyle sıralandı:
"Bu işçi katliamının tüm sorumluları açığa çıkarılmalı ve derhal hesap vermelidir. Başta İmbat Madencilik'in yönetim kurulu üyeleri, yetkili müdürleri ve sorumlu yöneticileri olmak üzere; denetim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmeyen, madendeki kuralsızlıklara göz yuman ve işçilerin yaşamını hiçe sayan bu düzenin sürmesine ortak olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili bakanları, MAPEG ve TKİ'nin müdürleri ve sorumlu yöneticileri hakkında derhal soruşturma başlatılmalı; sorumluluğu bulunanlar görevden el çektirilmeli, ilgili bakanlar dahil tüm sorumlular yargı önüne çıkarılmalı ve gerekli adli yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır.
Sendikamız üyesi beş işçinin yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden dört gün geçmesine rağmen, 'soruşturma başlatıldığı' yönündeki soyut beyanlar dışında kamuoyuna somut ve tatmin edici hiçbir açıklama yapılmamıştır. Olayın tüm sorumluları derhal tespit edilmeli ve yargılanmalıdır. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, MAPEG ve TKİ tarafından İmbat Madencilik işletmesinde derhal kapsamlı, hızlı ve etkili bir soruşturma ve denetim yürütülmeli; işçilerin can güvenliğini tehdit eden tüm riskler tespit edilerek ortadan kaldırılmalı, yeni iş cinayetlerinin yaşanmasını önleyecek bütün tedbirler eksiksiz biçimde uygulanmalıdır. Maden ocakları kamulaştırılmalıdır. Sorumlu şirket yönetimi görevlerinden el çektirilip tutuklanmalıdır. Sorumlu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar derhal istifa etmeli ve yargılanmalıdır. Sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan derhal istifa etmeli ve yargılanmalıdır. Yaşanan katliama dair işletmede yapılan incelemeler, bilirkişi çalışmaları, soruşturma ve açılan davalar kamuya açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmelidir."
Açıklamanın sonunda göçükte hayatını kaybeden 5 madencinin isimleri, yaşları ve ailelerine ilişkin bilgiler aktarıldı.