STRATCOM 2026: Stratejik İletişimde Krizler ve Yeni Dengeler

Son Güncelleme:

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde global krizler ve iletişim stratejileri tartışıldı.

Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) 2026 kapsamında "Belirsizlik Çağında Stratejik İletişim: Krizler ve Yeni Dengeler" paneli yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen zirve kapsamında yapılan panelde Cumhurbaşkanı Güvenlik ve Dış Politika Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Emin Babacan, Malezya Kriz Yönetim Merkezi Kurucusu Nordin Abdullah ve Center for International Policy Üst Yöneticisi Dr. Nancy Okail konuşma yaptı.

Malezya Kriz Yönetim Merkezi Kurucusu Abdullah, panelde yaptığı konuşmada, geleneksel hikaye anlatıcılığındaki "çatışma ve çözüm" dengesinin bugünün küresel krizlerinde bozulduğunu ifade ederek "Çocuklarımıza anlattığımız hikayelerde bir çatışma ve sonunda bir çözüm vardır. Ancak şu an İran krizi gibi örneklerde gördüğümüz şey, çatışmanın var olduğu ama garanti edilmiş bir çözümün olmadığıdır. Çözümün ne zaman geleceğini bilmiyoruz." dedi.

Abdullah, İsrail/ABD-İran gerilimi üzerinden stratejik iletişim taktiklerini örneklendirerek İran'ın enerji tedarik zincirini hedef almada önemli adımlar attığı ancak kendisi için asıl manevranın Amerikan medyasını, ülkelerine saldırı düzenleyen Amerikan siyasetçilerine karşı kullanması olduğunu ileri sürdü.

Modern bilgi savaşlarında aktör yapısının değiştiğine işaret eden Abdullah, özel sektörün ve bireysel aktörlerin gücüne vurgu yaparak "Bu oyunun ana oyuncuları artık sadece hükümetler değil. Sürecin büyük oranda özel sektör odaklı olduğunu anlamalıyız. Dünyanın en büyük organizasyonlarından, Ukrayna'da bir evde dizüstü bilgisayarıyla çalışan üç kişiye kadar uzanan muazzam bir yetenek yelpazesiyle karşı karşıyayız." diye konuştu.

Abdullah, stratejik iletişimin tedarik zincirlerine yönelik saldırılarda kilit rol oynadığına dikkati çekerek "Gayri demokratik yapılar ve devlet dışı aktörler, belirli tedarik zincirlerine saldırmak için STK'leri ve iletişim araçlarını birer silah gibi kullanıyor. Artık sadece fiziksel saldırılara değil, zihinlerdeki bu altıncı boyut saldırılarına karşı da hazırlıklı olmalıyız." ifadelerini kullandı.

"Stratejik iletişim, dürüstlük, güvenilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerine dayanmalı"

Dünyanın farklı bölgelerindeki krizlere verilen tepkilerin adaletsizliğine dikkati çeken Center for International Policy Üst Yöneticisi Okail ise İran'daki protestoları hayranlıkla izleyen ve destek mesajları gönderen dünyanın, aynı İran'da ABD ve İsrail saldırılarında tek bir saldırıda 168 çocuğun öldürülmesine sessiz kaldığını söyledi.

Okail, askeri çözümlerin dünyayı daha güvenli hale getirmediğine işaret ederek "2024 verilerine göre dünyada askeri harcamalara 2,7 trilyon dolar harcandı. Peki bu bizi daha güvenli kıldı mı? Şu an dünyada 36 ülkeyi kapsayan 61 aktif çatışma var. Trilyonlarca dolar harcanırken insanlar kendilerini istikrarlı bir dünyada hissetmiyor. Stratejik iletişim, küresel güvenliğe hizmet etmek istiyorsa önce dürüstlük, güvenilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerine dayanmalıdır." diye konuştu.

Liderlerin oluşturduğu anlatıların hayat pahalılığı ve sivil ölümleri karşısında etkisini yitirdiğini savunan Okail, "Ne kadar zekice ve baskın bir mesaj kurgularsanız kurgulayın, bu anlatı gerçeklikle karşılaştığında bir sınıra toslar. İnsanlar artan fiyatları ve ölen sivilleri gördüklerinde, mesajın etkisi kaybolur. Tıpkı Kovid-19 dönemindeki gibi ülkeler rakamları değiştirmeye çalışsa da insanlar gerçeği kendi hayatlarında yaşayarak görüyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

"İnsanlığın yüzyıllardır biriktirdiği değerler büyük bir sınavdan geçiyor"

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Babacan da insanlığın yüzyıllardır biriktirdiği değerlerin büyük bir sınavdan geçtiğini vurgulayarak "Gazze, Ukrayna ve son olarak İran-İsrail-ABD savaşına baktığımızda demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi insanlık adına biriktirdiğimiz ne kadar pozitif değer varsa hepsinin anlamsızlaştığı bir döneme tanıklık ediyoruz. 20. yüzyıla ait bildiğimiz her şey, bugün yerini devasa bir boşluğa bırakmış durumda." dedi.

Babacan, bölge ülkelerinin ve Türkiye'nin geçmişteki iletişim yaklaşımını eleştirerek artık kendi hikayelerini anlatma vaktinin geldiğini söyledi. Prof. Dr. Babacan, şunları söyledi:

"Geçmişte kendine oryantalist bir tavırla bakan bir pozisyondaydık. Ancak tarihin ve gerçekliğin bize yüklediği misyon, artık çok daha ötesinde proaktif bir rol üstlenmemiz gerektiğini söylüyor. Kendi kavram setimizi oluşturma çabamız, sadece ulusal sınırlarımızla değil, gönül coğrafyamızın tamamına karşı olan sorumluluğumuzdur."

Dijitalleşmenin toplum tarifini de değiştirdiğini ifade eden Babacan, "Yapay zeka, genetik ve robotik teknolojilerle birlikte insanlığın bu evren içerisindeki konumu nedir gibi makro varoluşsal sorular orta yerde duruyor. Zihnimiz gerçekten çok karışık, çoğumuzun tam olarak tarif edemediği bir toplum ve insanın hikayesi var." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA