TBMM İdare Amiri Uslu'dan Uzman Personel Sitemi
TBMM İdare Amiri AK Parti'li Salim Uslu: "Gazeteleri tarayacak, gelen şikayet mektuplarını tasnif edecek, bunlar üzerinde araştırma yapacak, tıkır tıkır çalışan, bana güçlü lojistik destek sağlayacak büro kurmak istiyorum ama bu yapıda bir büroyu bugün kurma şansım yok" "Ömründe yurt dışını, KKTC'yi görmemiş adam, KTTC'ye uzman olarak gidiyor" "Çıkarttığınız bir yasayı 3 5 kez yeniden düzeltmek zorunda kalıyorsanız, bu, teknokrat kadronuzun ya beceriksizliğinden ya da çok fazla becerikli olmasından kaynaklanıyor"
Coşkun Ergül - TBMM İdare Amiri, AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, Meclis'te, alanında uzman personel bulunmamasından yakınarak, "Gazeteleri tarayacak, gelen şikayet mektuplarını tasnif edecek, bunlar üzerinde araştırma yapacak, tıkır tıkır çalışan, bana güçlü lojistik destek sağlayacak büro kurmak istiyorum" dedi.
Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milletvekilerinin bugünkü çalışma yönteminin çok da verimli bir yöntem olmadığını söyledi.
"Milletvekileri, kendilerine tahsis edilen 3 tane sekreter ve danışmanla çalışmak konumunda değil" diyen Uslu, milletvekilerinin çok daha iyi bir uzman kadroyla çalışmayı arzu ettiğini söyledi. Bu uzman kadrosunu Meclis'in tahsis etmesi gerektiğini ancak bunun mümkün olmadığını ifade eden Uslu, "Ömründe yurtdışını, KKTC'yi görmemiş adam KTTC'ye uzman olarak gidiyor. Ben yaşadım bunu, ilk kez benimle KKTC'ye giden görevli gördüm" dedi.
Uslu, şöyle konuştu:
"Gazeteleri tarayacak, gelen şikayet mektuplarını tasnif edecek, bunlar üzerinde araştırma yapacak, ilgililerle görüşüp ilgililere cevap verecek, tıkır tıkır çalışan bir büro kurmak isterim. Bu yapıda bir büroyu bugün kurma şansım yok. Ben uzmanlarla çalışmak istiyorum, milletvekilliği uzmanlığı diye yeni bir kavram geliştirmemiz lazım. Kurumları ve işleyişleri, karar süreçlerini ve müracaat mekanizmalarını, sonuç alma süreçlerini iyi bilen, vizyonu geniş arkadaşlarla çalışmak istiyorum.
Bana güçlü lojistik destek sağlayacak bir mekanizma kurmak istiyorum. Başka arkadaşımız için rozeti takıp seçmenle daha fazla el sıkışmak yeterli olabilir ama bir milletvekilliğinin yegane ölçüsü, milletvekilinin kaç kişi ile el sıkıştığı değil. Bir taraftan oylamaya yetişeceğim, bir taraftan yazı imzalıyorum, bir taraftan sizinle konuşuyorum. Sonra da dışarıdaki adam 'benimle görüş müyorsun' diyor. O kişinin şikayetini, talebini alacak, bunu değerlendirecek, onu cep telefonundan bilgilendirecek, yol gösterecek elemana ihtiyacım var ama öyle bir elemanım yok. Şu yazıyı bile ben yazmak zorunda kalıyorsam, soyadı yazılırken 'bu büyük harfle yazılır' demek zorunda kalıyorsam, o zaman demek ki biz burada uzmanla çalışmıyoruz. Hiç olmazsa büro yönetimi mezunu bir büro elemanımın olması lazım ama yok. Falanca adam kendi kızını, dayısının kızını, yeğenini çalıştırıyor olabilir ama ben mümkün mertebe farklı meslek gruplarından elemanlarla çalışmak istiyorum. Benim şurada iki tane doğru düzgün sendika uzmanım yok. Böyle bir sorun var."
-"Bürokratlar gerektiğinde gaz veriyor, gerektiğinde fren oluyor"
"Yerine göre İş-Kur gibi, yerine göre de bakan gibi çalışmak zorundasınız" diyen Uslu, "Sizden beklentiler milletvekilliğinin ötesinde beklentiler. Bunları milletvekilliği yetkisi ile yapmak mümkün değil. Hiç olmazsa, insanların gönlünü alacak, insanları tatmin edecek, insanları hoş sözlerle gönderecek bir ekip kurmam lazım. Halkla ilişkilerin dilini anlayan, üslubu düzgün, gelenlerin şikayetlerini sabırla dinleyecek ve onlara yol gösterecek uzman elemanlar almak istiyorum" dedi.
Salim Uslu, Meclis'e gelen insanların yoğunluğundan dolayı çalışamadıklarını belirtti.
"Dünyanın hiç bir yerinde kentleri Başkent'e bu kadar muhtaç durumda tutamazsınız" diyen Uslu, şu anda Türkiye'de yaşanan sorunların Ankara'ya muhtaç olmaktan kaynaklandığını kaydetti. Uslu, şu ifadeleri kullandı:
"Ankara; dış politika, ulusal güvenlik, eğitimin merkezi planlanması, ulaşım, iletişim gibi bir kaç konuda yetkili olur, onun dışındaki olayları yerelde yaparsınız. Bütün sorunları çözme yetkisi Ankara'da tutulursa, Ankara bu işin altında kalıyor, boğuluyor. Sonra kim daha etkili ve baskın karaktere sahipse onun dediği oluyor, oradaki ihtiyacın öncelik sıralaması çok objektif kriterlere göre yapılamıyor. Sorun o. Türkiye çok büyük ve kalabalık bir ülke, tek başına Ankara'dan yönetilemiyor. Bu yeni bir sorun değil, geçmişten gelen bir sorun. Okulsuz köye lojman planlayan bir zihniyetimiz olduğunu, bürokrasinin siyasetin de ötesinde kendisine önemli roller biçtiğini, buna uygun pozisyonlar aldığını, gerektiğinde gaz vermek, gerektiğinde fren olmak gibi pozisyonlar aldığını hepimiz biliyoruz.
Çıkarttığınız bir yasayı 3-5 kez yeniden düzeltmek zorunda kalıyorsanız, bu, teknokrat kadronuzun ya beceriksizliğinden ya da çok fazla becerikli olmasından kaynaklanıyor. Çok fazla beceriklilikte de doğrusu iyi niyet aramak sözkonusu değil. Belli ki bilerek ve istenerek hata yaptırılıyor. Bismarck döneminde çıkartılan bir sosyal güvenlik yasası, hala Almanya'nın sosyal güvenlik yasası olarak kalmaya devam ediyorsa, ancak siz sosyal güvenlik yasasını 2-3 yılda bir değiştirmek zorunda kalıyorsanız, demeki sizin uzmanlık anlayışınızda sakatlık var." -