Tcmb Finansal İstikrar Raporu Açıklandı

Son Güncelleme:

Rapordan: "Türk Lirası'ndaki aşırı dalgalanmaya rağmen hanehalkı tasarruflarının çok az bir kısmının YP cinsi mevduata geçmiş olması bankacılık kesimi için olumlu oldu"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Finansal İstikrar Raporu'na göre, Türk Lirası'ndaki aşırı dalgalanmaya rağmen hanehalkı tasarruflarının çok az bir kısmının yabancı para (YP) cinsi mevduata geçmiş olması bankacılık kesimi için olumlu oldu.


Merkez Bankası tarafından yılda iki kez yayımlanan "Finansal İstikrar Raporu'nun" ikincisi yayımlandı.


TCMB Finasal İstikrar Raporu'nun "Finansal İstikrara Yönelik Adımlar" bölümünde, önceki rapor tarihinden bu yana finansal istikrar açısından en önemli gelişmelerden birinin 2013 yılı mayıs ayından başlayarak uluslararası finans piyasalarında gözlenen olağanüstü dalgalanmalar olduğu belirtildi.


Rapora göre, TCMB için yılın ikinci yarısında en öncelikli amaçlardan biri küresel finansal gelişmelere karşı finansal sistemin dayanıklılığını artırmak oldu. Fed'in tahvil alımlarını azaltabileceğine


yönelik ilk sinyallerle birlikte finansal piyasalarda oluşan belirsizlik ortamı gelişmekte olan ülkeler için finansal sistemlerinin sağlamlığı ile para ve makro ihtiyati politika araç setlerinin işlevselliği açısından zorlu bir test oldu. Bu süreçte ülke risklerindeki belirgin artış, kur ve faiz oranlarındaki aşırı dalgalanma ve bono-tahvil piyasalarında derinliğin kaybolması makro finansal riskleri tetikleyebilecek gelişmeler olarak öne çıktı.


TCMB bu dönemde firma ve banka bilançoları üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle finansal istikrarı olumsuz etkileyebilecek kur ve faiz oynaklığına karşı para politikası


araçları (likidite yönetimi, faiz koridoru ve döviz satım ihaleleri) etkin bir şekilde kullandı. TCMB ilk olarak 11 Haziran 2013 tarihinde gerek görülen günlerde politika faizinden yapılan


fonlamayı ilan edilen minimum sınırın altına düşürmek suretiyle ek parasal sıkılaştırma (EPS) yapılacağını kamuoyuna duyurdu.


2013 yılı mayıs ayını takip eden süreçte ülke riskliliğine yönelik algılamalardaki bozulmaya rağmen bankalar, yurt dışından temin ettikleri borçlarını çevirmekte herhangi bir sorun yaşamadı. Ancak, yabancıların Türk Lirası cinsinden varlıklarını azaltmaya çalıştıkları bu dönemde, yabancı para cinsinden ödemelere bağlı kurumsal (Türk Lirası karşılığı) döviz talebi kurlar üzerinde bir miktar baskı oluşturdu. TCMB açtığı döviz satım ihaleleriyle döviz kurlarındaki aşırı oynaklığı sınırladı. Öte yandan, Türk Lirası likiditesinin kompozisyonundaki değişim ile birlikte koridorun yukarı doğru genişletilerek etkinliğinin artırılması, dolara yönelik spekülatif amaçlı talepleri sınırlamakta etkili oldu.


Bu süreçte en kritik ekonomik birimlerden biri de hanehalkı oldu. Türk Lirası'ndaki aşırı dalgalanmaya rağmen hanehalkı tasarruflarının çok az bir kısmının YP cinsi mevduata geçmiş olması bankacılık kesimi için olumlu oldu. Hanehalkının tercihlerindeki istikrarda bu dönemde uygulanan politikaların yanı sıra iletişim politikasının da etkili olduğu düşünüldü.


Eylül ayında faiz ve likiditede öngörülebilirliğin artmasına yönelik atılan adımlar ABD verileriyle yüksek frekanslı dalgalanmalar gösteren piyasa faizlerine görece istikrar kazandırdı. Öngörülebilirliği pekiştiren politikalar sonucunda DİBS piyasasındaki işlem hacmi tedrici olarak artmaya başladı.


Rapora göre, TCMB'nin otomatik dengeleyici bir mekanizma olarak tasarladığı Rezerv Opsiyon Mekanizmasının (ROM) kullanımında mayıs-haziran döneminde anlamlı bir değişim gözlendi.


Bu dönemde bankaların kısa süreli döviz likidite ihtiyaçlarını öngörüldüğü şekilde ROM ile karşıladıkları değerlendirilen raporda, "Bu değerlendirme doğrultusunda anılan dönemde ROM'un kurlar üzerindeki baskıyı hafifletici yönde rol oynadığı ifade edilebilir. Ancak, genel olarak yılın ikinci yarısında bankalar dış borçlarını çevirme konusunda bir sıkıntı yaşamadıklarından bu mekanizmanın kullanımında önemli bir değişiklik gözlenmemiştir" denildi.



İhracat Reeskont Kredisi ve KMH düzenlemesi



Rapora göre, uluslararası finans piyasalarında risk iştahının düştüğü 2013 yılının ikinci yarısında bir çok gelişmekte olan ülke merkez bankası gibi TCMB de piyasaya döviz satma yoluna gitti. TCMB, ihracat reeskont kredileri vasıtasıyla bir yandan ülkenin döviz gelirlerini artıran ihracatçıları desteklemekte bir yandan da oynaklık dönemlerinde makroekonomik politikalara önemli destek sağlayabilen rezervlerini artırdı.


İhracat reeskont kredilerinin cari açığın azaltılmasına ve TCMB döviz rezervlerinin güçlendirilmesine katkısı göz önünde bulundurularak, 6 milyar dolar olarak belirlenmiş olan kredi limitleri 12 milyar dolara yükseltildi. Bu limitin 11 milyar doları sevk öncesi ve sevk sonrası ihracatın finansmanı için Eximbank'a, 1 milyar doları sevk sonrası ihracatın finansmanı amacıyla bankalara tahsis edildi.


Yapılan düzenleme değişiklikleriyle maliyetlerin azaltılması, vadenin uzatılması ve limitlerin artırılması ihracat reeskont kredilerini firmalar açısından daha cazip hale getirdiğinden, kredi talebinde bulunan firma sayısında ve dolayısıyla bu kredilerin TCMB net rezervlerine katkısında belirgin bir artış sağlandı.


1 Ekim 2013 tarihinden geçerli olmak üzere kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı Türk Lirası için yüzde 2,02, aylık azami gecikme faizi oranı ise yüzde 2,52 olarak belirlenmiştir. Böylece, kredi kartlarına uygulanan faiz oranları 2006 yılından 2014 yılına kadar olan dönemde aylık yüzde 5,75'ten yüzde 2,02'ye kadar düşürüldü. Yıllık faiz oranı ise 2013 yılı ekim ayı itibarıyla yüzde 26'ya geriledi.


Kredili mevduat hesabında (KMH) uygulanacak akdi ve gecikme faiz oranlarının, kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi ve gecikme faiz oranlarını geçemeyeceği şeklinde bir düzenleme yapıldı ve 27 Mayıs 2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.


Söz konusu düzenleme ile birlikte 2013 yılı nisan ayı itibarıyla yüzde 51 olan KMH faiz oranı, 2013 yılı mayıs ayı itibarıyla yüzde 27,6, 2013 yılı eylül ayı itibarıyla da yüzde 24,9 olarak


gerçekleşti. 2013 yılı nisan ayı itibarıyla 10 milyar TL tutarında olan KMH kullanımı 2013 yılı eylül ayı itibarıyla 11,1 milyar TL'ye yükseldi.


Tacirlere verilen kurumsal kredi kartları faiz oranlarının nitelik olarak benzerlik taşıyan enstrümanların faiz oranlarından oldukça yüksek olduğu göz önüne alınarak, kurumsal kredi kartları


işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi ve gecikme faiz oranlarının, bireysel kredi kartlarında olduğu gibi Bankaca belirlenmesi hususu düzenlendi. Böylece bireysel kredi kartlarına


ilave olarak, kurumsal kredi kartı azami akdi ve gecikme faiz oranları da belirlenerek ilan edilmeye başlandı.


Düzenlemeler sonrasında, kurumsal kredi kartlarına uygulanan faiz oranları 2013 yılı temmuz ayı itibarıyla yüzde 49,6'dan, 2013 yılı ağustos ayı itibarıyla yüzde 27,8'e düştü. 2013 yılı temmuz ayı itibarıyla 1,1 milyar TL tutarında olan kurumsal kredi kartları kullanımı 2013 yılı eylül ayı itibarıyla aynı düzeyde kaldı.


Küresel finansal kriz sonrasında bankacılık sisteminin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amacıyla Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından bir dizi reform önerisi ortaya konuldu.


BDDK tarafından yapılan düzenlemelerin anlatıldığı raporda,"Kamuoyunda Basel III olarak da bilinen söz konusu reform önerileri, temel olarak sermayenin nitelik ve niceliğinin artırılması, risk kapsamının genişletilmesi, kaldıraç oranı tesis edilmesi, ekonomik döngü ve finansal göstergeler ile ilişkili sermaye yeterliliği çerçevesi oluşturulması ve uluslararası bir likidite riski ölçüm ve izleme mekanizmasının kurulması şeklinde özetlenebilir" denildi.


- İstanbul

Kaynak: AA