Tıp ve Adalet Sempozyumu Sarıyer'de başladı, Kerkez malpraktis artışına dikkat çekti

Son Güncelleme:

Sağlık ve Adalet Bakanlıkları işbirliğindeki 1. Tıp ve Adalet Sempozyumu Sarıyer'de başladı. Yargıtay Başkanı Kerkez, malpraktis dosyalarındaki artışın hekimleri defansif tıbba yönlendirdiğini, yargılanma tehdidinin hekimliği zorlaştırdığını söyledi.

Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı işbirliğinde düzenlenen 1. Tıp ve Adalet Sempozyumu başladı.

Sarıyer'deki bir otelde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, sağlık, tıp ve hukukun kesiştiği son derece önemli konuların ele alınacağı programda katılımcılarla bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti.

Tıbbi uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıkların, niteliğine göre adli veya idari yargıda görüldüğünü, kural ve özgürlükleri kısıtlamaya yönelik konuların da Anayasa Mahkemesinin önüne gelebildiğini aktaran Özkaya, bu nedenle sağlık ve yargı dünyasının temsilcilerini bir araya getiren buluşmayı son derece anlamlı bulduğunu ifade etti.

Özkaya, "Kamu kurumlarımızın ortak meselelerde bir araya gelmesi, birbirlerinin bilgi ve tecrübelerinden yararlanması ve çözüm yollarını birlikte değerlendirilmesi son derece önemlidir. Çünkü kamu hizmetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi, kurumlarımızın kendi görev ve yetkileri çerçevesinde uyum ve işbirliği içerisinde çalışmalarıyla mümkündür." dedi.

Bu anlayışla iki gün boyunca sürecek programın kurumlar arasındaki işbirliğini daha da güçlendireceğine ve sağlık hizmetlerinden kaynaklanan hukuki sorunların çözümüne değerli katkılar sağlayacağına inandığını dile getiren Özkaya, farklı meslek gruplarından gelen uzmanların aynı meseleleri kendi bilgi ve tecrübeleri ışığında değerlendirmelerinin de konu bağlamında yararlı olduğunu söyledi.

Özkaya, özellikle tıbbi uygulamalardan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların hem sağlık çalışanlarının hem de yargı unsurlarının bakış açısıyla ele alınmasının karşılıklı anlayışın gelişmesine ve uygulamada karşılaşılan sorunlara daha sağlıklı çözümler bulunmasına katkı sağlayacağını ifade ederek, "Tıp ve hukuk ilk bakışta birbirinden farklı iki disiplin olarak görülebilir. Tıp insan yaşamını ve sağlığını korumayı amaçlarken, hukuk insan haklarını ve adaleti korumayı hedefler. Ancak bu iki alanın ortak noktasında insan ruhu bulunmaktadır." diye konuştu.

İnsan bedeninin ve ruh sağlığının korunmasına yönelik bir sorunu çözmeye çalışan hekim ile insanın karşılaştığı bir haksızlığı gidermeye çalışan hakimin farklı alanlarda görev yaptığını ancak insan hayatının ve insan onurunun korunmasının hem tıp hem de hukuk bakımından temel bir değer olduğunu belirten Özkaya, şunları kaydetti:

"Adaletle yoğrulmuş bir hukuk sistemi de insanın değerini korumayı, uğradığı haksızlıkları gidermeyi ve insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Bu bakımdan tıp ile hukuk insan değerini koruma ortak amacında buluşmaktadırlar. Bir hekim için doğru teşhis ne kadar önemliyse, bir hakim için de maddi gerçeğin doğru tespit edilmesi o kadar önemlidir. Hekimin tedavi sürecinde gösterdiği dikkat ve özen, hakimin yargılama sürecini göstermesi gereken dikkat ve özenle benzeşmektedir. Her iki meslek de bilgi, tecrübe, vicdan ve büyük sorumluluk gerektirmektedir. Tıbbın merkezinde insan hayatı, hukukun merkezinde ise insan onuru ve adalet vardır. Bu nedenle tıp ile hukuk arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi hem sağlık hizmetlerinin kalitesine hem de adaletin gerçekleşmesine önemli katkılar sağlayacaktır."

"Hekimlik mesleğinin yargılanma tehdidi altında sağlıklı bir şekilde icrası mümkün değildir"

Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez de hekim ve hakim kavramlarının aynı kökten gelen, etimolojik olarak aktarımı olan, her ikisinin de aslında karar veren ve bir durumu çözümleyen anlamları taşıyan kavramlar olduğunu ifade etti.

Esasen bu iki kavram arasındaki ortaklığın, her iki mesleği icra edenler bakımından zorunluluk arz eden yükümlülüğe ve sorumluluğa yansıdığını dile getiren Kerkez, "Bu nedenle adını her iki meslekten alan bu sempozyumda hekimlerin, hakimlerin, akademisyenlerin ve hukukçuların ortak bir zeminde buluşturularak karşılıklı fikir alışverişine imkan kılınması, sorunların ve çözüm önerilerinin birlikte ele alınması, bu sayede sağlık ve hukuk alanında güçlü bir işbirliğine zemin hazırlayacaktır." diye konuştu.

Kerkez, son yıllarda tüm dünyada tıp biliminde yaşanan gelişmelerin hekim ile hasta arasındaki iletişime de yansıdığına ve bu ilişkinin zamanla değişime uğramasına yol açtığına işaret ederek, "Tüm dünya çapında tıbbi uygulama hatalarını konu edinen veya yargıya taşınan dosya sayısında artış yaşandığı yapılan istatistiki çalışmalarla ortaya konulmuştur. Ancak bilinmelidir ki hekimlik mesleğinin yargılanma tehdidi altında sağlıklı bir şekilde icrası mümkün değildir." ifadelerini kullandı.

Malpraktis dosyalarında görülen artışın hekimleri bazen çekinik, defansif tıbbi uygulamalara yönlendirdiğini belirten Kerkez, bunun da asıl amacı hastanın şifa bulmasını sağlamak olan hekimlik mesleğinin icrasını güçleştirdiğini, hatta kimi zaman hasta zararının doğmasına yol açtığını söyledi.

"Hakim ve hekimin insan yaşamı etkisi bakımından aralarında paralellik bulunmaktadır.

Danıştay Başkanı Zeki Yiğit ise idarenin her işlem ve eyleminde olduğu gibi sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin işlem ve eylemlerin de anayasaya göre "hukuk devleti" ilkesinin gereği olarak yargı denetimine tabi olduğunu söyledi.

Sağlık ve adalet hizmetlerinin insan hayatına doğrudan temas ettiğini belirten Yiğit, "Devletin en önemli kamu hizmeti olan bu hizmetten sağlık hizmetini hekimler, adalet hizmetini ise hakimler yürütmektedir. Hekimlerimizin mesleklerini icra ederken yüksek sorumluluk bilinci ve büyük özveriyle insanların sağlığına kavuşması için çalıştıklarını biliyoruz." dedi.

Ancak insan unsurunun ana etken olduğu bu mesleklerde hatalar ve eksikliklerin olabildiğini kaydeden Yiğit, şöyle konuştu:

"Hekimlerimiz sağlık hizmetini yerine getirirken bazen hatalı kararların neticesinde, teşhis ve tedavilerindeki isabet durumuna göre insanların sağlıklı yaşamı üzerinde doğrudan etki doğuruyorken, hakimler de insanların özgürlükleri ve hakları konusundaki kararlarının isabetli olup olmamasına göre yaşamlarını dolaylı olarak etkilemektedir. Başka bir ifadeyle iki mesleği icra eden hakim ve hekimin insan yaşamı etkisi bakımından aralarında paralellik bulunmaktadır. İnsan hayatına doğrudan dokunan bu iki mesleğe mensup bilim insanları olarak bir araya gelip sorunların çözüm önerilerini konuşacak olmamızın yararlı sonuçlar doğuracağına inanıyoruz."

Yiğit, hakların varlığı kadar bu hakların ihlali halinde başvurulabilecek bağımsız, tarafsız, yetkin ve adil yargılama yapacak bir yargı merciinin bulunmasının da hukuk devletinin gereklerinden olduğunu vurgulayarak, "Bireylerin sağlık hizmetinden yararlanırken haklarının güvence altında olması, bir zarar oluştuğunda etkin bir biçimde hakkını arayabileceğinden, uyuşmazlığın bilimsel, hukuki kriterlerle değerlendirileceğine güvenmesi hukuk devletine duyulan güveni pekiştirecektir." değerlendirmesinde bulundu.

İdari yargının sağlık alanında ortaya çıkan birçok uyuşmazlığın çözümlenmesinde görevli olduğunu aktaran Yiğit, "Bu kapsamda idari yargı, kamu hastanelerinin iç işleyişinden ve sağlık hizmetlerinin sorumluluğundan kaynaklanan zararlara ilişkin tazminat davaları, sağlık personeliyle ilgili idari işlemler, inanç uyuşmazlıklarının çözümlenmesi, özel sağlık kuruluşlarının faaliyetleriyle sağlık hizmetlerini kapsayan ve ücretlendirmeden doğan ve benzeri uyuşmazlıklarda yargısal denetim yapmaktadır." bilgisini paylaştı.

Açılış konuşmalarının ardından sempozyum, "Tıbbi Uygulamaların Genel Hukuki Çerçevesi" ve "Ceza Davaları Bağlamında Tıbbi Uygulamalar" konulu oturumlarla devam edecek.

Sempozyumda yarın ise "Tıbbi Uygulamaların Tazminat Sorumluluğu" ve "Mesleki Sorumluluğun Hekimliğe Yansımaları" başlıklı oturumlar düzenlenecek.

Kaynak: AA