Türk-İş Asgari Ücret Karşı Oy Gerekçesini Açıkladı
Türk-İş, asgari ücret belirleme çalışmalarında savundukları temel görüşlerin Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında yeterince dikkate alınmadığını vurgulayarak, bu ilkeler temel alınmadan belirlenen asgari ücret düzeyinin yeterli ve "insan"...
Türk-İş, asgari ücret belirleme çalışmalarında savundukları temel görüşlerin Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında yeterince dikkate alınmadığını vurgulayarak, bu ilkeler temel alınmadan belirlenen asgari ücret düzeyinin yeterli ve "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi" sağlamadığının açık olduğunu bildirdi Türk-İş, asgari ücret belirleme çalışmalarında savundukları temel görüşlerin Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında yeterince dikkate alınmadığını vurgulayarak, bu ilkeler temel alınmadan belirlenen asgari ücret düzeyinin yeterli ve "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi" sağlamadığının açık olduğunu bildirdi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme yöntemi açısından katılmadıklarını ifade eden Türk-İş, işçi kesimi olarak muhalif kaldıklarını kaydetti.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında, İşveren ve Hükümet temsilcileri tarafından belirlenen asgari ücrete muhalefet şerhi koyan Türk-İş konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-devlet kesimi temsilcileri, 16 yaşını doldurmuş işçilerin bir aylık asgari ücretini 1 Ocak-30 Haziran 2013 tarihleri arasında brüt 978,60 ve net 773,97 TL (asgari geçim indirimi dahil), 1 Temmuz-31 Aralık 2013 tarihleri arasında ise brüt bin 21,50 TL ve net 804,69 TL asgari geçim indirimi dahil olarak oy çokluğuyla belirlediğine dikkat çeken Türk-İş, Komisyon'da işçi kesimi adına görev yapan Türk-İş temsilcileri karara muhalif kaldığını ve çoğunluk görüşüne katılmadığını bildirdi. Açıklamasında asgari ücretin, işçi ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak, bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle tespit edilen taban ücreti olduğuna dikkat çeken Türk-İş, şu açıklamalarda bulundu:
"Pazarlık ücreti değildir. Asgari ücretin belirlenmesinde, diğer ücret çeşitlerinin aksine işçinin emeği değil insan olma kimliği ön plandadır. Ücretin temel insan haklarının güvencesi altında bir sosyal hak niteliğini taşıması, asgari ücretin kaynağını ve temelini oluşturmaktadır. İşçiye, ailesiyle birlikte insanca yaşaması için yeterli bir ücretin garanti edilmesidir. Anayasanın 55 inci maddesinde "asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur' denilmektedir. Asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında göz önünde tutulması gereken öncelikli husus, çalışanların karşı karşıya bulundukları geçim koşullarıdır. Çalışanlara insan onurunun gerektirdiği yaşama düzeyini sağlayamaya yetecek asgari ücretin belirlenmesi, bu işle görevlendirilen Komisyonun gözetmesi gereken temel ilke ve anayasal zorunluluktur. Ancak asgari ücret belirlenirken "çalışanların" değil "işverenlerin' durumu dikkate alınmış ve talepleri belirleyici olmuştur."
Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun, geçim koşullarını hesaplaması için Türkiye İstatistik Kurumu'na (TÜİK) görev verdiğini belirten Türk-İş, devletin resmi kurumunun Kasım 2012 tarihi itibariyle tek işçi için hesapladığı tutar net bin 25,40 TL olduğunu, yapılan bu hesaplamada "çalışanın ailesinin' dikkate alınmadığını vurguladı. İşçi kesiminin, öncelikle TÜİK tarafından belirlenen net tutarın temel alınmasını, sonradan öngörülen 2013 yılı enflasyon hedefi ile refah payı ilavesi gerektiğini, sonuç itibariyle, bu yöntemle belirlenecek asgari ücretin önemli adım ve başlangıç olacağını Komisyonda ifade ve talep ettiğine dikkat çeken Türk-İş, şunları kaydetti:
"Ancak devletin resmi kurumu TÜİK tarafından belirlenen tutar bile Komisyonda görev yapan işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından pazarlık konusu yapılmış ve asgari ücret daha düşük belirlenerek, oy çokluğuyla kabul ve ilan edilmiştir. Komisyonun işveren-devlet temsilcilerinin oy çokluğuyla belirlediği günlük 25,80 TL asgari ücret tutarıyla, çalışanların aileleri ile birlikte gıda, konut (kira, elektrik, su, yakıt), giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden, minimum düzeyde bile olsa, karşılaması mümkün değildir. Günlük asgari ücrete yapılan yaklaşık 1 liralık artış sonucu çalışanlar, aileleri ile birlikte -bir kez daha- yoksulluğa, insana yakışmayan olumsuz yaşama koşullarına terk edilmiştir. Asgari ücretli çalışanlar, işveren-devlet temsilcileri tarafından sorumlusu olmadıkları ve fakat mağduru oldukları ekonomik ve sosyal politikaların bedelini yüklenmek durumunda bırakılmışlardır. Türkiye'nin, rekabet şartlarını düşük ücret politikasıyla sağlamak doğrultusunda bir anlayışı egemen kılarak ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlaması yönündeki anlayış Komisyon çalışmalarına -yine- egemen olmuştur. İşveren-devlet temsilcilerinin oy çokluğuyla belirlenen asgari ücret, G20 ülkeleri arasında yer alan ve Dünyanın 16'ıncı ekonomisi olmakla iftihar edilen ülkeye yakışmamaktadır. Komisyon çalışmalarında dile getirilen ülkenin ekonomik durumuyla ilgili olumlu gelişmeler işçilerin günlük yaşantısına ve gelirine yansımamıştır. Bu yaklaşım gelir eşitsizliğini ve adaletsizliği daha da büyütmektedir."
Türk-İş, asgari ücret ile en düşük kamu çalışanı maaşı arasında yapılacak kıyaslamanın, bu alanda yıllardır sürdürülen haksız ve yanlış uygulamaları, çalışanlar arasında yapılan ayrımcılığı ortaya koyduğunu kaydetti. Komisyona Maliye Bakanlığı'ndan gelen bilgi, verilmesi muhtemel enflasyon zammı hariç, 2013 yılı Ocak ayında en düşük brüt memur maaşının bin 836,72 TL olduğunu gösterdiğini vurgulayan Türk-İş, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Komisyonun işveren-devlet kesimi temsilcilerince belirlenen asgari ücret, bu fiili durumu da dikkate almamış, çalışanlar arasında ayırım yapılmıştır. Komisyon, toplumda adalet duygusunun zedelenmesine zemin oluşturmuştur. Komisyon tarafından alınan karar sonucu 2013 yılının ilk altı aylık döneminde asgari ücretli olarak çalışan bekar her işçi asgari geçim indirimi sonrası her ay devlete 51,38 TL gelir vergisi ödeyecektir. Asgari ücretli çalışanın üzerindeki vergi yükünün azaltılması doğrultusunda düzenleme yapması gereken siyasal iktidar "istihdamı artırmak ve işsizliği önlemek' gerekçesiyle, sigortalı çalıştıran özel sektör işverenlerinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanması yönünde teşvik uygulanmasını 5763 sayılı yasayla düzenlemiştir. Böylece işverenin yüzde 19,5 olan SGK işveren primi oranı yüzde 14,5'e indirilmiştir. Bu düzenlemeyle işveren her asgari ücretli için 48,91 TL daha az prim ödeyecektir. Diğer bir ifadeyle; asgari ücretli işçinin nafakasından kesilerek ödenen 51,38 lira vergi, devlet tarafından asgari ücretli işçi çalıştıran işverene 48,91 lira olarak geri dönmektedir. Devlet sosyal koruma görevini iktisaden zayıf olan işçiden yana kullanmamıştır."
-"BELİRLENEN ASGARİ ÜCRET, SİYASAL İKTİDARIN VE İŞVEREN ÇALIŞANLARA YAKLAŞIMININ YANSIMASI"-
Belirlenen bu asgari ücretin Türkiye'de uygulanmakta olan ekonomik ve sosyal politikaların önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Türk-İş, bunun siyasal iktidarın ve işverenlerin çalışanlara yaklaşımının yansıması olduğunu kaydetti. Asgari ücretin tanımında, "...zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek' ifadesi yer aldığına dikkat çeken Türk-İş, "Devletin resmi kurumu tarafından bilimsel, objektif yöntemler ve güvenilir verilerle belirlenen ve de pazarlık ücreti olmayan bu tutar, Komisyonda temsil edilen işveren-devlet kesimi temsilcileri tarafından pazarlık konusu olmuş ve asgari ücret, daha başlangıçta, olması gerekenden 251,43 TL daha düşük belirlenmiştir. Böylece asgari ücret, belirlendiği andan itibaren yetersiz, çelişkili ve tutarsız olmuştur. Aile unsuru dikkate alınmadan, insana yaraşır geçim koşullarını sağlamaktan uzak olarak belirlenen asgari ücret yürürlükte olduğu her ay eksik ödenmektedir. Türkiye, demokrasinin, işçi hak ve özgürlüklerinin, sosyal koruma uygulamalarının olmadığı, tartışma konusu edildiği ülkelerde uygulanan ücret politikalarını, asgari ücret düzeyini emsal alan yaklaşımları benimseyen bir ülke durumuna getirilmiştir" ifadelerini kullandı.
-TEMEL ALINMASI İSTENİLEN GÖRÜŞLER-
Türk-İş, Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarında yer alan işçi kesimi temsilcileri olarak, yapılacak çalışmalarda temel alınmasını savunduğu görüşler şöyle:
"-Anayasa'da yer alan "geçim şartları" yaklaşımının dikkate alınması.
-İşçinin ailesi ile birlikte günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir tutarın esas olması.
-İşçinin ve ailesinin harcama kalıbının esas alınması ve hesaplamalarda Türkiye İstatistik Kurumu verilerinin kullanılması.
-Bilimsel verilerle hesaplanan net tutarın işçinin eline geçmesinin sağlanması.
-Sanayi/tarım veya bölge, yaş, cinsiyet ayırımı yapılmadan asgari ücretin ulusal düzeyde tek tutar olması.
-İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınması, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal ve "insan onuruna yaraşır" bir ücret olarak kabul edilmesi.
-İşçinin satın alma gücünün ileriye dönük olarak korunabilmesi için gerekli bir iyileştirmenin ayrıca TÜİK tarafından bilimsel olarak belirlenecek tutara ilave edilmesi.
Belirleme yapılırken en düşük devlet memuru maaşının dikkate alınması.
-Gelir dağılımında adaleti sağlamaya yönelik olarak ayrıca refahtan pay içermesi."
-"İŞÇİ KESİMİ OLARAK MUHALİF KALDIK"-
Asgari ücret belirleme çalışmalarında savundukları bu görüşlerin Komisyon çalışmalarında yeterince dikkate alınmadığına işaret eden Türk-İş, bu ilkeler temel alınmadan belirlenen asgari ücret düzeyinin yeterli ve "insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi" sağlamadığının açık olduğunu vurguladı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun işveren-devlet kesimi temsilcilerinin oy çoğunluğuyla belirlenen asgari ücrete, gerek miktar ve gerek belirleme yöntemi açısından katılmadıklarını ifade eden Türk-İş, işçi kesimi olarak muhalif kaldıklarını bildirdi. - Ankara