1996 Florida Uçak Saldırısı Krizi
Küba, Brothers to the Rescue'e ait uçakları düşürdü; ABD ve Küba ilişkileri derin bir krize girdi.
24 Şubat 1996'da Florida Boğazı'nda iki sivil uçağa yapılan saldırı, Küba ve ABD arasında etkileri günümüze kadar süren büyük krizlerden birini tetikledi.
Küba'ya ait savaş uçakları, Miami'deki Kübalı muhaliflerin kurduğu Brothers to the Rescue (İmdada Koşan Kardeşler) örgütüne ait iki uçağı düşürdü ve içindekiler anında öldü.
Olay, uluslararası arenada sert bir şekilde kınandı. ABD'nin Fidel Castro hükümetine yaptırımlarını sıkılaştırmasına yol açtı ve dönemin ABD Başkanı Bill Clinton yönetimiyle yakınlaşma olasılığını tamamen ortadan kaldırdı.
Olay 30 yıldan fazla bir süre sonra yeniden gündeme geldi.
ABD hükümeti, o dönem silahlı kuvvetler bakanı olarak görev yapan
ABD Başsavcı Vekili Todd Blanche, Miami'de yaptığı açıklamada, Castro'nun dört cinayet suçlamasının yanı sıra, ABD vatandaşlarını öldürmek için komplo kurmak ve uçakların imhası suçlamalarıyla karşı karşıya olduğunu duyurdu.
94 yaşındaki eski Küba liderinin resmen suçlanması, Washington'un Küba yönetimi üzerindeki baskısında önemli bir tırmanışa işaret ediyor. Özellikle de eski Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro'nun suçlandıktan sonra nasıl yakalanıp ABD'ye götürüldüğü düşünüldüğünde.
Raul Castro, 2021 yılında Küba başkanlığını ve Komünist Parti liderliğini resmen şu anki Başkan Miguel Díaz-Canel'e devretti. Fakat birok kişi Castro'yu hala ülkenin en güçli ismi olarak görüyor.
Raul Castro, Küba açısından özellikle hassas bir dönemde ABD'de resmen suçlandı. Havana yönetimi Ocak ayında Maduro'nun iktidarı yitirmesiyle, Venezuela'dan gelen desteğin de kaybıyla içine sürüklendiği ekonomi ve enerji kriziyle karşı karşıya. Ayrıca, Trump'ın baskısı da giderek artıyor.
Suçlamaların yapıldığı tarih de sembolikti.
20 Mayıs 1902, Küba Cumhuriyeti'nin İspanya'dan bağımsızlığını kazanmasının sonra kurulduğu tarih. Fakat Fidel Castro yönetimi bunun aynı zamanda ülkenin ABD vesayeti altına girdiği gün olarak görüp, bu tarihi görmezden gelmişti.
Şimdi, 24 Şubat 1996'daki uçakların düşürülmesine geri dönüp, bu olayın neden 30 yıl sonra bile önemini koruduğunu anlamaya çalışacağız.
Brothers to the Rescue ne yaptı?
"Brothers to the Rescue" uçaklarının düşürülmesi, Küba'nın başlıca ekonomik destekçisi Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra 1990'larda yaşanan derin ekonomik krizi tanımlamak için kullanılan "Özel Dönem" bağlamında ele alınıyor.
Sovyetler Birliği'nin ve sosyalist bloğun geri kalanının ortadan kalkması, adayı elektrik kesintileri, gıda ve yakıt kıtlığıyla yoğun bir ekonomik krize sürükledi.
Birçok kişinin şu anda yaşanan krizle kıyasladığı bu olayda binlerce Kübalı ABD'deki akrabalarıyla yeniden biraraya gelmek için adayı denizden terk etmeye çalışmıştı ve bu da 1994'teki sal krizine neden oldu.
Kübalı tarihçi ve eski diplomat Juan Antonio Blanco, İspanyolca yayın yapan BBC Mundo'ya yaptığı açıklamada "Birdenbire herkes Florida'ya ulaşmak için yüzen bir şeyler aramaya başladı" diyor.
Jose Basulto liderliğindeki Kübalı göçmenler tarafından kurulan Hermanos al Rescate (İmdada Koşan Kardeşler) örgütü Miami'de bu koşullarda ortaya çıktı.
Grup, Kübalı göçmenleri taşırken sorun yaşayan tekneleri bulmak için Florida Boğazı üzerinde uçuşlar yaparak işe başladı.
Örgütün 85 yaşındaki kurucusu Jose Basulto, BBC Mundo'ya "Onları bulup konumlarını işaretlemeye ve ABD Sahil Güvenliği'ne bildirmeye çalışıyorduk ki kurtarabilsinler" dedi.
Sıklıkla boğaz üzerinde uçuş yapan örgüt üyeleri, ayrıca sallarda ABD'ye geçmeye çalışanlara su ve yiyecek de atıyorlardı.
Fakat zamanla daha da ileri gittiler.
Kübalı siyaset bilimci Carlos Alzugaray, Havana'dan BBC Mundo'ya yaptığı açıklamada, "Yapmak istediklerini söyledikleri şeyi, yani denizdekilere yardım etmeyi bıraktılar ve bunun yerine Küba hava sahasına girip Havana üzerine broşürler atmaya başladılar" diyor.
Küba, hava sahası ihlallerini kınamaya başladı ve örgüt üyelerini "terörist" diye nitelendirdi ve ulusal güvenliğe tehdit oluşturduklarını iddia etti.
Alzugaray, "terör eylemi yaşanmadığını" kabul etse de "kurallara aykırı olarak Küba hava sahasına girmek, pratikte terörizme yakın bir eylemdir" diyor.
Bu operasyonların birkaçını yöneten Jose Basulto ise çok farklı düşünüyor.
"Onlar için bu terördü çünkü dağıttığımız broşürlerde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi vardı ve bu Küba'da yasaktı" diyor.
ABD'li yetkililer ise Brothers to the Rescue'nun faaliyetlerinden endişe duyduklarını belirtiyor ve Basulto'nun uçuş ehliyetinin iptali gibi muhtemel önlemleri değerlendiriyorlardı.
Saldırı ve Raul Castro'nun rolü
Brothers to the Rescue'ye ait üç Cessna C-337 uçağı, 24 Şubat 1996'da Florida'dan kalkıp, boğaz üzerinde rutin bir göreve çıktı.
Bunlardan ikisi, saat 15:21 ile 15:27 arasında Küba'ya ait MiG-29 savaş uçakları tarafından düşürüldü ve uçaktaki dört kişi de hayatını kaybetti.
Jose Basulto'nun kullandığı uçak Küba savaş uçaklarının ateşinden kurtulmayı başardı.
Basulto , "Asıl düşürmek istedikleri uçak benimkiydi, çünkü grubun lideri bendim" diyor.
Ekibin lideri, havada yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
"Bir an sağa baktım ve uzakta, uçaklardan birinin düşerken çıkardığı dumanı gördüm ve hemen Sylvia Iriondo'ya (göreve katılan bir gönüllü) baktım ve ona 'Sıradaki biziz' dedim."
Küba'ya ait MiG-29'lardan atılan mermiler, küçük sivil uçakları neredeyse tamamen parçaladı ve geriye hiçbir kalıntı bırakmadı.
Basulto, saldırıya uğradıkları sırada uçakların "Havana'nın kuzeyinde, uluslararası sularda" olduğunu savunuyor.
Amerikan Ülkeleri Örgütü (OAS) ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) bu versiyonu kabul etti ve Küba'yı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Küba hükümeti en başından beri uçakları kendi hava sahasında düşürdüğünü savundu.
Olay yaşandığında Havana'daki diplomatik kanallarla temas halinde olan tarihçi Juan Antonio Blanco, olayı "Fidel Castro tarafından hazırlanmış bir pusu" diye tanımlıyor.
Blanco "Fidel Castro o gün kimin uçacağını, hangi uçakların uçacağını ve hangi rotayı izleyeceklerini önceden biliyordu" diyor.
Castro'nun istihbarat servisleri, Brothers to the Rescue'ya bir casus yerleştirmişti. Miami'de grubun güvenini kazanmayı başaran Kübalı eski asker Juan Pablo Roque.
Miami'de sahte bir kimlikle yaşayan ve hatta hayali bir evlilik sürdüren Roque, daha önce Havana'ya uçak ve o günkü uçuş planı hakkında ayrıntılı bilgi vermişti.
Uçakların düşürülmesinden bir gün önce, Küba hükümeti Roque'u Meksika üzerinden Havana'ya geri götürdü. Gizli ajan olarak yaptığı işler daha sonra ortaya çıktı ve kahraman gibi karşılandı.
Tarihçi Juan Antonio Blanco, operasyonun siyasi sorumluluğunun Fidel Castro'ya ait olduğunu, o dönem Silahlı Kuvvetler Bakanı olan Raul Castro'nun ise saldırının uygulayıcısı olduğunu savunuyor.
O döneme ait bir kayıtta, Raul Castro'nun Kübalı gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, komutası altında gerçekleştirilen operasyonun ayrıntılarını anlattığı duyuluyor.
Ses kaydında, "Onları hava sahamızda indirmemizi söyledi. Onları hava sahamızda indirmeye çalışın ama Havana'ya da girip çıkabilirler. Peki, denizde göründüklerinde indirin" deniyor.
Bu kayıt 2006'da sızdırıldı ve ABD'de sürgünde bulunan gazeteciler, uzmanlar ve eski Kübalı yetkililerin eline geçti. Kaydın doğruluğunu teyit ettiler. BBC Mundo ise bunu bağımsız olarak doğrulayamadı.
Her durumda, bu kaydın Raul Castro aleyhindeki açık davada önemli bir delil oluşturabileceğine inanılıyor.
Küba uçakları neden vurdu?
Otuz yıl sonra bile, Fidel Castro yönetiminin neden uçakları düşürmeye karar verdiği hala tartışma konusu.
Olayın Küba hava sahasında gerçekleştiğini iddia eden Küba'nın resmi açıklaması, "Brothers to the Rescue'nun tekrarlanan hava sahası ihlalleri nedeniyle ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu" yönünde.
Kübalı siyaset bilimci ve eski diplomat Carlos Alzugaray "Örgütün Küba hava sahasını ihlal ederek broşür atması çok ciddi sonuçlara neden olabilirdi. El Kaide, İkiz Kuleler'e saldırmak için sivil uçaklar kullandı" diyor.
Castro hükümeti bunu meşru müdafaa olarak görürken, bazı yorumlarda bu saldırının ardındaki önemli siyasi gerekçelere işaret ediliyor.
Tarihçi ve eski diplomat Juan Antonio Blanco, Fidel Castro'nun ABD'yle olası bir yakınlaşmayı engellemeye çalıştığına inanıyor.
Blanco, saldırıdan aylar önce Kübalı ve Amerikalı yetkililerin, Kasım 1996 seçimlerine aday olmaya hazırlanan Bill Clinton'ın olası ikinci döneminde ikili ilişkilerin resmileştirilmesi ihtimalini görmek üzere gizli temaslar sürdürdüğünü belirtiyor.
Blanco "Fidel Castro, Clinton başkanlığının kendisine sunduğu ilişkilerin açılması ve normalleşmesi olasılığını sabote etmek istedi" diye iddia ediyor.
Tarihçi, Küba liderinin Washington ile yakınlaşmanın adada siyasi ve ekonomik reformları teşvik edeceğinden ve bunun da mutlak iktidarını tehlikeye atacağından korktuğunu savunuyor.
Bu nedenle Blanco, küçük uçaklara yapılan saldırıyı, iki hükümet arasında herhangi bir yakınlaşmayı imkansız hale getirmek için yapılan bir "siyasi pusu" diye yorumluyor.
"Uçakların düşürülmesi, Clinton'ın daha sonra herhangi bir yakınlaşmaya girişmesini imkansız hale getirdi" diyor.
Sonuçları ne oldu?
Uçakların düşürülmesi, Soğuk Savaş'tan bu yana Küba ve Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan en büyük krizi tetikledi ve iki ülke arasındaki ilişkilerin 21. yüzyıla doğru seyrini belirledi.
Bill Clinton saldırıyı "en sert şekilde" kınadı, yakınlaşma olasılığı ortadan kalktı ve ABD Küba'ya karşı bir diplomatik saldırı başlattı.
Daha sonra BM Güvenlik Konseyi, uçuş halindeki sivil uçaklara karşı silah kullanımını kınayan 1067 sayılı kararı kabul etti.
Ancak en büyük sonuçlar ABD'nin Küba'ya yönelik politikasında görüldü.
ABD Başkanı, 1996'da Kongre'de kabul edilen ve Küba'ya karşı ambargoyu önemli ölçüde sıkılaştıran Helms-Burton Yasası'nı imzalamaya karar verdi.
Yasa, ekonomik yaptırımları sıkılaştırdı, gelecekteki başkanların bunları tek taraflı olarak kaldırma kabiliyetini sınırladı ve 1959 devriminden sonra Küba hükümeti tarafından el konulan mülklerden faydalanan yabancı şirketlere karşı ABD mahkemelerinde dava açılmasına izin verdi.
Havana, yasayı benzeri görülmemiş bir ekonomik ve diplomatik saldırı olarak değerlendirdi ve Amerikan karşıtı propaganda kampanyalarında sürekli kınamaya devam ediyor.
Blanco, Clinton'ın saldırıya askeri bir yanıt vermeyi de düşündüğünü iddia ediyor.
"Ona sunulan diğer alternatif, MiG'lerin geldiği San Antonio üssünü bombalamaktı. Fakat bunu yapmayı tercih etmedi ve ekonomik baskıyı artırmayı seçti" diyor.
Uçakların düşürülmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ihtimalini yıllarca ortadan kaldırdı.
Havana kurbanların yakınlarına herhangi bir tazminat ödemeyi reddetti. En sonunda ABD hükümeti, Küba yönetiminin dondurulmuş varlıklarından 93 milyon dolar tazminat verdi.
Her halükarda, 30 yıl sonra, Raul Castro aleyhindeki suçlamaların sonucunu beklerken, bu dava hem Küba'da hem de Miami'deki Kübalı göçmenler topluluğu içinde muazzam bir sembolik ve siyasi öneme sahip olmaya devam ediyor.